KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5394 E., 2025/4916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3049 E., 2024/1988 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/194 E., 2022/28 K.
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ile davalı ... ve dahili davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 1477 parsel sayılı 4200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 115 ada 3 parsel numarasıyla 4.458,08 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ...; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait eski 1477 (yeni 115 ada 3) parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı eski 1890 (yeni 116 ada 13) parsel sayılı taşınmaz arasına yeni bir yol ihdas edildiğini ve taşınmazının sınır hattında bulunan duvarının yola tecavüzlü duruma geldiğini ileri sürerek, taşınmaz sınırının eski haline getirilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...harita mühendisi bilirkişinin uygulama kadastrosu paftası ile tesis kadastrosu paftasını, ortofoto ve hava fotoğrafları üzerinde yöntemine uygun şekilde çakıştırdığı,
davalı taşınmaz sınırı ile davacı parsel arasındaki müşterek sınırın zeminde duvarla ayrılmış sabit sınır olduğu ve bu sabit sınırların parçalı değil bir bütün olarak uzayarak devam ettiği, fen bilirkişisi raporunun, teknik bilirkişiler tarafından incelenen hususların denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.09.2021 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle ve mavi renk ile taralı olarak gösterilen 22,64 metrekarelik kısmın davacıya ait 115 ada 3 parsel sayılı taşınmaza eklenerek tapuya bu şekilde tesciline karar verilmiş;
hükme karşı, davacı vekili ile davalı ... ve dahili davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...bilirkişi raporunda yer alan orjinal 1/5000 ölçekli fotogrometrik paftaya göre dava konusu eski 1477 parsel ile 1890 parsel arasında yol bulunmadığı, yine 1970 hava fotoğrafında açık şekilde bir yol gözükmediği, 1890 parselin yer aldığı 1/1000 ölçekli takeometrik pafta da her iki parsel arasında yol bulunmadığı,
her ne kadar mahalli bilirkişilerce 30-40 yıl önce taşınmazlar arasında patika yolun bulunduğu belirtilmiş ise de, teknik belgelerde bu yolun yer almadığı, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davacıya ait eski 1477 yeni 115 ada 3 parsele ait iken yapılan uygulama kadastro çalışmalarında yol olarak bırakıldığı, zeminde yol olmadığı ve davacının bahçe duvarı ile çevrili alan içerisinde kaldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısım, uygulama kadastro çalışmalarında yol olarak gösterildiğinden,
yasal hasım konumundaki davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir olunmamasının da usul ve kanuna uygun olduğu..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalı ... ve dahili davalı ... vekili
tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... ve dahili davalı ... vekili nin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5394, K. 2025/4916, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama