KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/17847 E., 2024/10135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/134 E., 2016/287 K.
- Suç
- Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Suça sürüklenen çocuk müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi.
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle görevsiz Mahkemenin karar verdiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe kanun değerlendirmesi yapılmasına, mağdurenin çelişkili beyanda bulunduğuna, beraat kararı verilmesine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Özetle eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve tanık anlatımları ile örtüşmeyen beyanları, savunmalar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ... ve üye ...'ın muhalefeti ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.11.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğunca suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de;
Suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdure ... ile SSÇ ... ...'ın birkaç ay öncesinden beri duygusal yakınlık içinde oldukları, olay tarihinde SSÇ ... ...'ın mağdure ile birlikte Sincan Fatih'te bulunan halasının evine yanlarında SSÇ ... ...'ın arkadaşı ... da olduğu halde gittikleri, tanık ...'ın bilgisayarda oyun oynamak için başka bir odaya geçtiği, SSÇ ... ...'ın evin salon kısmında soyunarak cinsel organını çıkardığı ve mağdureden dokunmasını istediği, mağdurenin kabul etmemesi üzerine saçından tutup koltuğa yatırarak cinsel organını mağdurenin ağzına soktuğu, mağdurenin bağırıp ağlaması üzerine eylemine son verdiği,
daha sonra birlikte evden çıktıkları, olaydan sonra mağdurenin rahatsızlıklar yaşamaya ve kusmaya başlaması üzerine tedavi için gittiği Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinde psikiyatrik muayenesi esnasında yaşadıklarını anlatması üzerine Doç.
Dr. ... ... ... ve çocuk ve ergen psikiyatristi Dr. ... ... tarafından bu durumun tutanağa bağlandığı, mağdurenin çocuk izleme merkezinde alınan ifadesinde olayı anlattığı ve olayın bu şekilde ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
Daire çoğunluğunca bozma gerekçesinde mağdurenin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu belirtilmişse de mağdurenin beyanları aşamalarda genel hatları ve olay örgüsü bakımından tutarlı olup çelişki bulunmamaktadır. Kaldı ki mağdure ilk ifadesinde olayı ayrıntılarıyla anlatmış ve herkesin hata yapabileceğini belirterek SSÇ'den şikayetçi olmadığını ve onu affettiğini beyan etmiştir. Bu hususta beyanlarında samimi olduğunu göstermektedir.
Yine bozma gerekçesinde mağdur beyanının tanık anlatımları ile örtüşmediği belirtilmişse de SSÇ ... ...'ın arkadaşı olan tanık ... soruşturma aşamasındaki ilk ifadesinde olay günü mağdure ve SSÇ ile birlikte SSÇ'nin halasının köpeğini gezdirmek için SSÇ'nin halasının evine gittiklerinde kendisinin bilgisayar odasında beklediğini, 15-20 dakika sonra evden çıktıklarını, mağdure ile SSÇ'nin olayını görmediğini ve ses duymadığını beyan etmesine rağmen savcılık ve mahkemedeki ifadelerinde beyanını kısmen değiştirerek eve gittiklerinde SSÇ'nin köpeğin tasmasını takarken mağdure ile birlikte SSÇ'nin yanında beklediklerini, ikisinin hiç yalnız kalmadığını beyan ettiği görülmüş, bu tanığın arkadaşı olan SSÇ ... ...'ı korumak amacıyla çelişkili ifade verdiği anlaşılmıştır.
Somut olayda mağdurenin baştan itibaren samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, SSÇ ile aralarında iftira atmaya neden olabilecek bir husumet bulunmadığı gibi mağdurenin ilk ifadesinde herkesin hata yapabileceğini belirterek SSÇ'den şikayetçi olmadığını ve onu affettiğini belirtmesi nedeniyle beyanının samimi olduğu, adli mercilere intikalin de mağdurenin tedavisini yapan doktorların olayı öğrenerek tutanağa bağlamaları üzerine gerçekleştiği, mağdurenin iftira atmak gibi bir düşüncesi olsa doğrudan adli mercilere intikal ettirmesinin mümkün olduğu, tanık ...'ın beyanlarının çelişkili olduğu ve mağdurenin beyanlarını çürütmediği,
duruşmada tarafları bizzat dinleyen ve gözlemleyen mahkeme heyetinin de mağdurenin beyanlarında samimi olduğu kanaatine vararak mahkumiyet hükmü kurduğu hususları birlikte dikkate alındığında mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/17847, K. 2024/10135, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama