Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/5385 E. , 2023/5586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/322 E., 2023/258 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/5385 E. , 2023/5586 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/322 E., 2023/258 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2022 tarihli ve 2022/2352 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında zincirleme şekilde on iki yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır. 2. Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2022 tarihli ve 2022/392 Esas, 2022/607 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı on iki yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesi ve 62 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi gereğince hakkında hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda 16.02.2023 tarihli ve 2023/322 Esas, 2023/258 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. 4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.04.2023 tarihli ve 9-2023/33105 sayılı Tebliğnamesi ile onama görüşlü olarak Dairemize gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Sanığın kendisine izafe edilen eylemler açısından kastının cinsel amaçlı olmadığını, eylemlerinde samimiyet sınırını aştığından pişmanlığını ifade ettiğini, eylemin sarkıntılık düzeyinde kaldığı husunun yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, sanığın eylemlerinin ani ve hafif nitelikte olduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığı dikkate alınarak sanığa üst sınırdan ceza verilmesi gerekirken gerekçe gösterilmeden alt sınırdan hüküm kurulduğunu, gerekçe gösterilmeden sanık hakkında takdiri indirim hükmünün uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin kanuna aykırı olduğunu ve diğer temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; "... her ne kadar sanık aşamalarda katılana yönelik gerçekleştirdiği eylemleri mağdur ile olan yakınlığından sevme amacıyla gerçekleştirdiği savunmasında bulunmuş ise de; sanığın katılan ile aralarında herhangi bir husumetin bulunduğunu gösterir delil olmaması, katılanın onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmaması, katılanın sanığın kendisine yönelik gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle rahatsız olduğunu ve sanığı iteklediğini beyan etmesi, kamera görüntülerinden ve tanık beyanlarından sanığın eylemini katılanın arkasından kalçasına doğru eğilip gerçekleştirdiğinin anlaşılması, katılan sanıktan rahatsız olmasına karşılık sanığın eylemini yaklaşık 1 dakika sürecek şekilde gerçekleştirmesi ve katılanın yanından ayrılıp tekrar döndükten sonra da bu eylemlerine devam etmesi karşısında sanığın bu yöndeki savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik olarak değerlendirilmiş ve itibar edilmemiş sanığın katılana yönelik gerçekleştirdiği eylemleri cinsel amaçla gerçekleştirdiğine kanaat getirilmiştir. Sanığın katılana yönelik gerçekleştirdiği, katılanın arkasına geçip dizlerini bükerek katılana sarılma, katılanı öpme şeklindeki fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili olmayıp belli bir süre devam eder şekilde ve süreklilik niteliğine haiz olması nedeniyle fiilin sarkıntılık düzeyinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Sanığın gerçekleştirdiği eylemlerde cinsel amaçla hareket ettiğine yönelik Mahkememiz kanaati, mağdur beyanları, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı çocukların cinsel istismarı eylemini, cinsel amaçla hareket ederek, nüfus kayıtlarına göre olay tarihinde 9 yaşında olan katılan ...'ın istememesine ve direnmesine rağmen arkasına geçip dizlerini bükerek katılana arkasından sarılmak, katılanı öpmek suretiyle gerçekleştirdiğine, sanığın bu eylemine uyan, 5237 sayılı TCK'nın 103/1-1, 3.cümle maddesindeki 'çocukların cinsel istismarı" suçunun sanık yönünden sübut bulduğuna kanaat getirilmiştir..." gerekçeleriyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi dosya üzerinden yaptığı inceleme sonunda 16.02.2023 tarihli ve 2023/322 Esas, 2023/258 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. IV. GEREKÇE 1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır. 2. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde belirttiği nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 16.02.2023 tarihli ve 2023/322 Esas, 2023/258 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2023 tarihinde karar verildi.