İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2024/2683 Karar: 2024/6380 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2024/2683 K.2024/6380

9. Ceza Dairesi 2024/2683 E. , 2024/6380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararı ile Yargıtay kapatılan 14. Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/10489 Esas, 2019/9621 Karar sayılı bozma kararına karşı veril

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2024/2683 E. , 2024/6380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararı ile Yargıtay kapatılan 14. Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/10489 Esas, 2019/9621 Karar sayılı bozma kararına karşı veril

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2024/2683 E. , 2024/6380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararı ile Yargıtay kapatılan 14. Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/10489 Esas, 2019/9621 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307. maddesine, 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen, 3. fıkrası ve aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca doğrudan temyiz yoluna tabi olduğu belirlenmekle; Mahkemece verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286/1.maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin sürelerinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1.Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1 1. cümle, 43/1. maddelerinden açılan kamu davasında İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.07.2018 tarihli ve 2017/289 Esas, 2018/316 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun'un 103/1, 3. cümle, 103/3-d, 43/1,62/1 maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2018/2917 Esas, 2018/1587 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/10489 Esas, 2019/9621 Karar sayılı kararı ile mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ve olaya ilişkin görüntüler ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın eylemlerini cinsel saikle gerçekleştirdiği hususunda şüphe oluşması karşısında ilk derece mahkemesinin gerekçesinde yer alan sübuta ilişkin deliller ile dosya içeriğinin çelişmesi sebebiyle 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi, nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4.İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca direnilmesi ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanunun 103/1 3. cümle, 103/3-d, 43/1, 62/1 maddeleri uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5.İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/4892 Esas, 2021/3951 Karar sayılı kararı ile bozma kararı usul ve kanuna uygun görülerek direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden reddiyle direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2023 tarihli ve 2021/(Kapatılan) 14-193 Esas, 2023/600 Karar sayılı kararı kararında, İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/305 Esas, 2019/479 Karar sayılı direnme kararının katılan Bakanlık vekiline tebliğinin sağlanmasına, katılan Bakanlık vekilince temyiz edilmemesi halinde dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, temyiz edilmesi durumunda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesinden sonra temyiz istemlerinin birlikte incelenerek sonuçlandırılması gerekliliği ve direnme kararının katılan Bakanlık vekiline tebliği için dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, direnme kararının hukuka aykırı olduğuna, eksik araştırmayla karar verildiğine, silahların eşitliği ilkesine aykırı davranıldığına, savunma hakkının kısıtlandığına, iş yeri güvenlik kamera kayıtlarının istetilmediğine, benzer dosyalarda anayasa mahkemesi kararlarıyla hak ihlalleri kararları verildiğine, adil yargılanma haklarının kısıtlandığına, görüntülerin eğitim sınırları içerisinde kaldığına, mağduru beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, herkesin gözleri önünde cinsel saikle davranılmayacağına, Yargıtay Dairesinin bozma kararının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle direnme kararının ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkindir. B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Özetle, eylemin sanık tarafından cinsel saikle gerçekleştiğinin sabit olduğuna, olayın intikalinin doğal olduğuna, tanık anlatımlarının olayın gerçekleştiğini doğruladığına, zincirleme suç hükümlerinin olayda uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna, sanık hakkında teşdiden hüküm kurulması gerektiğine, takdiri indirimlerin uygulanmaması ile teşdiden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ve olaya ilişkin görüntüler ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın eylemlerini cinsel saikle gerçekleştirdiği şüphede kaldığından cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilememesi nedeniyle mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.05.2019 tarihli ve 2018/10489 Esas, 2019/9621 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,26.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla