Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/8058 E. , 2025/585 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/569 E. 2024/1149 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/8058 E. , 2025/585 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/569 E. 2024/1149 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından direnme kararı verilmiş ise de, verilen kararın direnme niteliğinde olmayıp yeni hüküm mahiyeti taşıdığı belirlenmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2016 tarihli kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde, sanıkların atılı suçlardan beraatlerine dair hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle sanık ...'ın zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı, sanık ...'in nitelikli cinsel saldırı suçlarından mahkumiyetlerine yönelik kararın temyiz incelemesinde bozulmasına dair Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.01.2018 tarihli bozma ilamına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. 2. Direnme kararına konu hükmün temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 04.03.2019 tarihli ilamı ile dosya kendisine gönderilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun usulüne uygun bir direnme olmaması nedeniyle Daireye gönderdiği dosya hakkında; Dairemizin 12.12.2023 tarihli kararı ile hükmün usul yönünden bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Dairemizin 12.12.2023 tarihli ilamına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnildiği belirtilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle Yargıtay (kapatılan) 14. Ceza Dairesinin kararının usul ve kanuna uygun olduğuna, olaydan on dokuz saat sonra gerçekleşen intikalin hayatın olağan akışına aykırı olup katılan mağdurenin ifadelerinin çelişkili olduğuna, savunmalarda ise çelişki bulunmadığına, pedlerin olay tarihine ait olup olmadığının bilinmediğine, bozma ilamı sonrası son söz hakkının verilmediğine, eksik araştırma ile karar verildiğine, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte ve zincirleme şekilde gerçekleşmediğine ve dilekçesinde yer alan diğer hususlar ile kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle olaydan on dokuz sonra gerçekleşen intikalin geç olup iddia çelişkili iken savunmanın istikrarlı olduğuna, katılan mağdure ile aralarında husumet bulunduğuna, teslim edilen pedlerin olay tarihine ait olup olmadıklarının belirlenmediğine, son söz hakkı verilmeyip eksik araştırma ile verilen kararın belirttiği diğer nedenlerle bozulması talebine ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayini edildiğine, iyi hal indirimi uygulanmaması gerektiğine, vekalet ücretine hükmedilmesi ve hükümlerin bozulması taleplerine ilişkindir. D. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Özetle İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken anılan karara direnilerek mahkumiyet kararları verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılan mağdurenin kovuşturma aşamasında 06.06.2017 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, ölüm nedeniyle vekalet ilişkisi sona erdiğinden, bozma üzerine istinaf yargılamasında mirasçılardan vekalet alınarak sunulacağı belirtilmesine rağmen bu yönde bir vekalete dosya içerisinde rastlanmaması karşısında temyiz kanun yoluna başvuran katılan mağdure vekilinin buna hakkı bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. Gerekçeli karar başlığında karar tarihinin "20.05.2024" yerine sehven "19.03.2018" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür. 2. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesinde de hukuka aykırı bulunmamıştır. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1. Tüm dosya kapsamına göre suç tarihi olan 30.07.2015 günü sanıklar... ve...'in katılan mağdureye karşı birbirlerini takiben nitelikli cinsel saldırıda bulundukları, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 102/3-d maddesi gereğince cezalarında artırım yapıldığı halde mükerrer cezalandırma oluşturacak şekilde 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 3-d. maddeleri gereğince tayin edilen cezasının aynı Kanun'un 43/1. maddesiyle artırılması suretiyle fazla ceza tayini, 2. Gerekçeli karar başlığında karar tarihinin "20.05.2024" yerine "19.03.2018" olarak gösterilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ile bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemizin Sayın çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf; olay günü mağdure ile sanık ... arasında vuku bulan nitelikli cinsel ilişki eyleminde katılan mağdurenin rızası bulunup bulunmadığı ve sanık ...'in katılan mağdureye karşı nitelikli cinsel saldırı suçunu işleyip işlemediğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat kararı verirken özetle; katılan mağdurenin zorla ve tehdit ile cinsel saldırıya uğradığına dair mahkumiyete yeterli delil bulunmadığını belirtmişken, istinaf yargılamasında Bölge Adliye Mahkemesince bu karar kaldırılarak ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuş, temyiz incelememizin "I-Hukuki Süreç" başlığında anlatıldığı gibi sonuç olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin mahkumiyet kararı temyiz incelemesi için dairemize gelmiştir. Dosyada mevcut deliller incelendiğinde, sanıkların olay günü mağdureye karşı cinsel saldırı suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter derecede her türlü şüpheyi ortadan kaldırır delil bulunmadığı kanaatindeyim. Şöyle ki; 1. Olayın intikal şekli ve zamanı şüphe uyandırmıştır. Katılan mağdure olayların yaşandığı sanık ...'ın evinden 06:00 civarında ayrılarak aynı mahalledeki kendi evine dönmüş, ifadesine göre babasından korktuğu için şikayetçi olmamış, banyo yapıp kıyafetlerini yıkamıştır. Annesinin mağdure kızından öğrendiği iddiaları eşine aktarması üzerine, anne ve babasının yönlendirmesi ve zorlamasıyla kolluğa giderek sanıklar hakkında şikayetçi olmuştur. Kolluk tutanağına göre şikayet, olaydan yaklaşık 17 saat sonra, 23:15'te yapılmıştır. Yargılama aşamalarında katılan mağdurenin anne ve babası dinlenmemiş, bilgilerine başvurulamamış, mağdurenin eylemden sonraki fiziksel ve ruhsal durumuna ilişkin kanaat oluşturacak bir bilgi de edinilememiştir. 2. Katılan mağdure, kollukta gece evinin önünde bulunduğu sırada çağırmasına rağmen sanık ...'ın yanına gitmediğini, bunun üzerine sanığın evlerinin kapısını çalacağına dair mesaj göndermesi üzerine, kapısı çalınırsa babasının bir şey yapacağından korkarak sanığın evine gittiğini beyan etmişken, kovuşturma aşamasında, sanığın kendisini çekiştirerek zorla aracına bindirip, kendisine ait eve götürdüğünü beyan etmiştir. İfadeler arasındaki çelişki sorulduğunda ise, evin kapısını çalarım diye korkutulduktan sonra, çekiştirilip dövülerek zorla araca bindirildiğini beyan etmiştir. Soruşturmadaki ilk ifadesinde, mahkemede dile getirdiği kendisine gönderilen mesajdan bahsetmediği gibi, çekiştirilerek, hatta dövülerek araca götürülme iddiası da yer almamıştır. Gece 03:00-04:00 saatlerinde çekiştirilme ve tartaklanma gibi bir saldıra olayında yardım istenilmesi halinde, bunun çevreden rahatlıkla duyulmasının mümkün olmasına ve yardım isteme koşullarının mevcudiyetine karşın, bu yönde bir girişimde bulunulmadığı bilindiğinden, mağdurenin sanık ...'ın ikametine rızası dışında götürüldüğüne ilişkin iddiasına yönelik şüphe giderilememiştir. 3. Katılan mağdure, olayların yaşandığı sanık ...'a ait evde, cinsel ilişki teklifini kabul etmemesi üzerine bu sanığın kendisini çıplak şekilde sokağa atmakla tehdit edip, saçını çekip tokat atarak zorla ilişkiye girdiğini, bu sırada sanığın göğsünü ısırdığını iddia etmişsede, sanık ...'ın adli muayene raporunda iddiasını doğrulayacak bir bulgu saptanmamıştır. Gece 04:00-06:00 arasında gerçekleştiği iddia edilen saldırı esnasında yardım istenildiğinde, aradaki mesafe dikkate alındığında çevre konutlarda ikamet edenlerce duyulması ve yardım edilmesi veya kolluğa ihbarda bulunulması mümkün olmasına karşın, katılan mağdure; yardım isteme, kaçmaya çalışma gibi, kendisine yönelen cinsel saldırıyı bertaraf etmek için herhangi bir davranışta bulunmamıştır. Katılan mağdurenin boynunda tespit edilen kızarıklık ile sol kol ve kulak memesindeki ekimozlar ise, hoyrat bir ilişki sırasında meydana gelebileceği gibi, mağdurenin iddia ettiği tokat atma ve saç çekme eylemleri ile uyumlu görülmemiştir. 4. Sanık ... yönünden ise; katılan mağdure sanık ...'ın eyleminden sonra ikamete gelen sanık ...'in kendisi ile ilişkiye girmek isteğini kabul etmediğini, ancak...'la girdiği ilişkide yaşananlar yüzünden çok fazla direnç gösteremediğini beyan etmiştir. Olay yerinde, katılan mağdurece teslim edilen ped üzerinde veya bir başka yerde ve şekilde, sanık ...'in katılan mağdura yönelik cinsel saldırıda bulunduğuna veya kendisiyle bir cinsel ilişki yaşadığına dair, katılan mağdurenin soyut beyanları dışında herhangi bir delil elde edilememiştir. 5. Sanıkların katılan mağdurenin alkol ve uyuşturucu kullandığı, mahallede bir çok erkekle ilişkiye girdiğine ilişkin anlatımları, sanık ...'ın olaydan önce de katılan mağdure ile cinsel ilişkiye girdiğine ilişkin savunmasının mağdure tarafından da doğrulanması, olay günü gece 03:00-04:00 saatlerinde ikametinden ayrılıp sabah 06:00 civarında ailesi ile yaşadığı ikamete dönmesi, katılan mağdurenin olaydan sonra intihara teşebbüs etmesi nedeniyle tedavi gördüğü belirlenmiş ise de, vaki intihara teşebbüsün olay ile bağlantısının kurulamaması ve ispatlanmaması, aşamalarda özellikle olay yerine götürülüş şekline ve olay yerinde maruz kaldığı cebir ve tehdit ile şikayete ilişkin bir öncekinden farklılaşan, süreçte gelişen ve bu nedenle çelişki ve şüphe yaratan beyanları nazara alındığında, sanık ...'ın eyleminin katılan mağdurenin rızası dışında gerçekleştirildiğine, sanık ...'in ise mağdura yönelik bir cinsel saldırıda bulunduğuna yönelik, mahkumiyete yeter derecede her türlü şüpheyi giderir ölçüde delil bulunmadığı kanaatinde olduğumdan, sanıkların beraatına yönelik hüküm kurulması için kararın bozulması gerektiği düşüncesiyle, Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.