KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2010/9652 E., 2012/16643 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2012
- Dava
- Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin, fazla mesai, hafta tatili, ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
813 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ile davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait restoranda baş aşçı olarak çalışırken işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkarıldığını belirterek, kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve son aya ait ödenmeyen ücret alacaklarının, fesih tarihi olan 27.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek mevduat faiziyle birlikte ödetilmesini istemiştir. 26.03.2009 tarihli ıslah dilekçesinde, bilirkişi raporunda belirlenen alacaklarına fesih tarihinden itibaren mevduat faizi uygulanmasını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının işi bırakıp gittiğini ve alacağı bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işverence feshin haklı nedenle yapıldığının ispat edilemediği ve dava dilekçesinde istenen alacakların ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında, fazla çalışma ücretinde yapılan hakkaniyet indirimi miktarı konusunda uyuşmazlık vardır.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9. HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Dairemiz önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9. HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K).
Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır.
Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır.
Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma asıl alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi.
Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma asıl alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davacının fazla çalışmaları tanık beyanlarına göre hesaplanmıştır.
Bilirkişi yaptığı hesaplamada, fazla çalışma ücreti miktarını indirimli olarak hesaplamış, buna rağmen mahkemece bu tutardan tekrar indirim yapılarak % 70 oranında hakkaniyet indirimi yaparak hüküm vermiştir.
Mahkemece, davacının fazla çalışma ücreti alacağında gerekçesi dahi açıklanmadan hakkın özünü etkileyecek oranda fazla indirim yapılması hatalıdır.
3- Taraflar arasında, işçilik alacaklarına uygulanan faiz türü ve faiz başlangıcı noktasında uyuşmazlık vardır.
Davacı, dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde, tüm alacakları için fesih tarihi olan 27.08.2007 tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi uygulanmasını istemiştir.
Mahkemece, kıdem tazminatı alacağı için fesih tarihinden geçerli olmak üzere en yüksek mevduat faizi uygulanmasına, diğer alacaklar için dava dilekçesinde istenen miktarlar için fesih tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde istenen miktarlar için ıslah tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; alacağın ne kadarlık kısmı için fesih tarihinden, ne kadarlık kısmı için ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanacağı açıklanmamıştır. Ayrıca davacı, dava açmadan önce davalıya tebliğ edilen temerrüt ihtarı ile davalıyı 11.09.2007 günü temerrüde düşürmüştür.
Mahkemece, temerrüt ihtarı dikkate alınmadan, faiz türleri ve başlangıç tarihleri ile miktarları denetime olanaklı şekilde açıklanmadan talep aşılarak hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, kıdem tazminatı yönünden kurulan hüküm doğru ise de, diğer alacaklarda uygulanan faiz türü ve faiz başlangıç tarihleri hatalıdır.
Mahkemece, yukarıdaki 2 no'lu bende göre fazla çalışma ücreti alacağı miktarı belirlendikten sonra, kıdem tazminatı alacağı yönünden önceki karar gibi, diğer alacaklar için faiz başlangıcı olarak dava dilekçesinde istenen miktarlar yönünden temerrüt tarihi, ıslah dilekçesinde istenen miktarlar yönünden ise ıslah tarihi faiz başlangıcı olarak belirlenmelidir. Ayrıca, izin ücreti ve ihbar tazminatı alacağı için yasal faiz, diğer alacaklar için ise bankalarca bir yıllık mevduata fiilen uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmalıdır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2010/9652, K. 2012/16643, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama