KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5291 E., 2025/7040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/609 E., 2025/973 K.
- Dava tarihi
- 19.12.2023
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/457 E., 2024/355 K.
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Sendikanın ...Şubesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığını, Sendika ... Disiplin Kurulunun 12.10.2023 tarihli ve 2023/35 sayılı karar ile davacıya kınama cezası verildiğini, ancak disiplin soruşturması sırasında davacıya usulüne uygun tebligat yapılmadığını ve bu nedenle kınama cezasının kesinleşmediğini, davalı Sendika ...
Yönetim Kurulunca söz konusu kınama cezasının kesinleştiğinden bahisle ve bu cezaya dayalı olarak müvekkilinin İstanbul Şube Başkan Yardımcılığı görevinden kesin olarak uzaklaştırılmasına dair 13.11.2023 tarihli ve 121 sayılı kararı verdiğini, müvekkilin görevden alınmasına karar veren Sendika Yönetim Kurulunun ve Sendika ... Disiplin Kurulunun usul ve yasaya, Sendika Tüzüğü'ne uygun olarak oluşturulmadığını beyanla Sendikanın ...
Yönetim Kurulunun 13.11.2023 tarihli ve 121 sayılı kararının hukuka uygun olmaması sebebi ile davacının görevden alınmasının hukuka aykırılığının ve geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını, davacının disiplin soruşturması, disiplin cezası ve görevden alınmasına ilişkin olarak kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkili Sendikanın İstanbul Şube Başkan Yardımcısı olan davacının sosyal medyada Sendikanın Yönetim Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulunun aldığı kararlar hakkında bir şube yöneticisine yakışmayan üslupla yaptığı paylaşımların eleştiri sınırlarını aşarak genel ahlaka ve adaba aykırılık teşkil ettiğini, bu hususun davacının disiplin soruşturması neticesinde aldığı kınama cezası ile de sabit olduğunu,
Sendika Tüzüğü'nün 27. maddesi ve Sendika Disiplin Yönetmeliği'nin 30. maddesi uyarınca bir yönetici veya temsilci için verilen uyarma ve kınama cezasının kesinleşmesinden sonra ...
Yönetim Kurulu tarafından Sendikanın salahiyeti için cezası kesinleşen yönetici veya temsilcinin görevden kesin olarak uzaklaştırılmasına karar verebileceğinin düzenlendiğini, davacının bu kapsamda Sendikanın salahiyeti için Genel Kurula kadar görevinden kesin olarak uzaklaştırılmasına karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Sendika ... Disiplin Kurulunun 12.10.2023 tarihli kararı ile davacı hakkında kınama cezası verildiği, Sendika Tüzüğü'nün 27. maddesi uyarınca söz konusu kınama cezasının Sendika ...
Disiplin Kurulu tarafından yapılan soruşturma sonucunda Sendika Başkanlığına önerilerek davacı hakkındaki cezanın Sendika Başkanlığı tarafından verilmesi gerektiği, ancak 12.10.2023 tarihli karara göre davacı hakkında kınama cezasının Sendika ... Disiplin Kurulunca verildiği, bu kararın Sendika Tüzüğü'nün 27. maddesine uygun olmadığı dolayısıyla ...
Yönetim Kurulunca alınan 13.11.2023 tarihli görevden uzaklaştırma kararının usulüne uygun alınmadığı, davacı hakkında usulünce ve yetkili organca verilmiş bir kınama cezası bulunmadığından kesin olarak görevden uzaklaştırma yönünde verilen kararın temeli bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar veirlmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yürürlükte bulunan Tüzük hükümlerine göre, şube başkan yardımcısı olan davacıya Disiplin Kurulunun önerisi üzerine Yönetim Kurulu tarafından ceza verilmesi gerekirken doğrudan ... Disiplin Kurulu tarafından ceza verilmesinin hatalı olduğu, tüzükte düzenlenmeyen bir yetkinin yönetmelik ile kazanılması mümkün olmadığından Disiplin Yönetmeliği'nin iptaline ilişkin açılan davanın bekletici mesele yapılmasının da davanın sonucuna etki etmeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, kınama cezasının Sendika Tüzüğü ve Yönetmeliği'nde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak verildiğini, kınama cezasının itiraz edilmeksizin kesinleştiğini ve eldeki davanın konusu olmadığını beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Sendika Yönetim Kurulu Kararı iptaline ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın "Sendika kurma hakkı" kenar başlıklı 51. maddesinin son fıkrası uyarınca "Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz."
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun "Genel kurulda yapılacak seçimlerde uyulacak esaslar" kenar başlıklı 14/1 hükmü "(1) Genel kurulda yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruluna üye seçimi ile delege seçimi, yargı gözetimi altında serbest, eşit, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına ve tüzük hükümlerine göre yapılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı Sendika ... Yönetim Kurulunun dava konusu 13.11.2023 tarihli ve 121 sayılı kararı "... Disiplin Kurulu tarafından, sosyal medyada genel ahlaka ve adaba aykırı paylaşımlarda bulunması sebebiyle hakkında kınama cezası ile tecziyesine karar verilen ...
İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Dr....'un, görevde kalmasının sendikanın salahiyeti açısından olumsuz sonuçlar doğuracağı gözetilerek Sendika Tüzüğünün 27. Maddesi ile Sendika Disiplin Yönetmeliği'nin Uygulanacak Tedbirler başlıklı 30. Maddesinin 2 fıkrasındaki: "Yönetici veya temsilci için verilen uyarma ve kınama cezasının kesinleşmesinden sonra ... Yönetim Kurulu.
Sendikanın salahiyeti için cezası kesinleşen yönetici veya temsilcinin görevden kesin olarak uzaklaştırılmasına karar verebilir. Hakkında kesin olarak görevden uzaklaştırılmasına karar verilen kişi, Genel Kurula kadar sendikanın hiçbir yönetim veya temsilcilik organında görev alamaz" hükmü gereği yukarıda sayılan nedenlerle sendikanın salahiyeti için ...
İstanbul Şube Başkan Yardımcısı olan Dr....'un Genel Kurula kadar görevinden kesin olarak uzaklaştırılmasına karar verilmiştir." şeklindedir. Davacı, hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile anılan kararın iptalini talep etmektedir.
Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda. Sendika Disiplin Yönetmeliği'nin 30/2 hükmünde yer alan “Yönetici veya temsilci için verilen uyarma ve kınama cezasının kesinleşmesinden sonra ...
Yönetim Kurulu; sendikanın salahiyeti için cezası kesinleşen yönetici veya temsilcinin görevden kesin olarak uzaklaştırılmasına karar verebilir.” düzenlemesine dayalı olarak verilen davaya konu kararın; süresi belirli olmayan şekilde ve kesin nitelikte görevden uzaklaştırma öngörmesi sebebiyle demokratik esaslara aykırı ve uygulanamaz nitelikte olduğunun anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın bu gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacı hakkında usulünce ve yetkili organca verilmiş bir kınama cezası bulunmadığından Sendika ... Yönetim Kurulunun dava konusu 13.11.2023 tarihli ve 121 sayılı görevden uzaklaştırma kararının usulüne uygun alınmadığı ve temeli bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5291, K. 2025/7040, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama