Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/498 E. , 2025/260 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1827-402 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62,
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/498 E. , 2025/260 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1827-402 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/A-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, müsadereye ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesince 12.05.2014 tarih ve 128-231 sayı ile verilen kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Yalova 3. Asliye Ceza Mahkemesince 20.05.2019 tarih ve 876-425 sayı ile CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması suretiyle sanığın 556 sayılı KHK'nın 61/A-1, TCK'nın 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 27.05.2021 tarih ve 6111-1477 sayı ile; sanığın mahkûmiyetine ilişkin gerekçe ve hüküm fıkralarının çıkartılarak yerine "Sanık ...'a yüklenen marka hakkına tecavüz suçunu işlediği sabit olmadığından müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine..." ibarelerinin eklenilmesi sureti ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. Hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 11.05.2023 tarih ve 3355-4643 sayı ile; "...Usûlüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda; bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, sanığın arama sonucunda ele geçen eşyaların kendisine ait olduğuna ve iş yerinden ele geçirildiğine ilişkin ikrarının mevcut olduğu, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 Esas numaralı (Jakop Gabriel) bireysel başvuru kararında belirtildiği üzere; her ne kadar o yer ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişi hazır bulundurulmadan arama yapılması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de; sanığın ikrarının bulunması ve arama işleminin icrasına yönelik bir itirazının bulunmaması karşısında; usûle ilişkin bu eksikliğin, arama işleminin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hâle getirmediği, usûlüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil' sayılmalarının ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabul edilemeyeceği gözetilerek; sanığın üzerine atılı suçtan mahkûmiyeti gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi ise 29.01.2024 tarih ve 1827-402 sayı ile; "Sanığın '... İletişim' isimli iş yerinde Yalova 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.11.2013 tarih ve 2013/796 değ. iş sayılı arama kararı kapsamında, yalnızca polis memurları, katılan vekili ve sanığın hazır bulunması ile yapılan arama işlemi neticesinde toplam 229 adet muhtelif ... marka cep telefonu aksesuarı ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.02.2020 tarih, 2016/18-1146 Esas ve 2020/68 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, (benzer yönde Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21.11.2022 tarih, 2021/17416 Esas ve 2022/16506 Karar sayılı onamı ilamı) CMK'nın 119/4. maddesinin 'Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.' açık amir hükmüne aykırı olarak aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğu, CMK'nın 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun’un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı, Bu durum karşısında, Yalova 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.11.2013 tarih ve 2013/796 değ. iş sayılı arama kararı gereği yapılan aramanın CMK'nın 119/4. maddesinin amir hükmüne aykırı olarak o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı yapılan bu arama sonucu elde edilen diğer delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğu, sanık tarafından tüm aşamalarda inkara yönelen savunmada bulunulduğu, dosya kapsamında hükme esas alınacak başkaca bir delil bulunmadığı, ele geçen eşyanın taklit olmasının durumu değiştirmeyeceği, sanığın katılan şirketin marka hakkına sahip olduğu ürünleri izinsiz şekilde satmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin sabit olmadığı..." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Bu hükmün de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2024 tarihli ve 37009 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 10.09.2024 tarih ve 4060-6636 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; marka hakkına tecavüz suçuna ilişkin olarak gerçekleştirilen arama işlemi sırasında, CMK’nın 119. maddesinin 4. fıkrası uyarınca o yer ihtiyar heyetinden veya komşularından iki kişi hazır bulundurulmamasının arama işlemini hukuka aykırı hâle getirip getirmediğinin ve arama neticesinde ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka uygun yöntem ile elde edilip edilmediğinin, buna bağlı olarak dosyadaki diğer deliller kapsamında sanığa isnat olunan suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; ... Electronics Co Ltd şirketinin vekili aracılığıyla verdiği 20.11.2013 tarihli şikâyet dilekçesi ile; Yalova il merkezinde bulunan sanığa ait ... İletişim isimli iş yerinden ... marka ve logolu bir adet cep telefonu kulaklığı satın aldıklarını belirtip bu ürünü savcılığa teslim ettikleri, ayrıca ürüne ait fişi de dilekçeye ekledikleri, hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği veya satıldığı iddiasıyla arama yapılmasını talep ettikleri, Yalova (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2013 tarihli ve 796 değişik iş numaralı karar doğrultusunda 21.11.2013 tarihinde yapılan arama sonucu düzenlenen tutanağa göre; söz konusu iş yerinin girişine göre sol tarafta bulunan raflarda satışa hazır hâlde ... marka 156 adet batarya, 43 adet kılıf, 16 adet şarj cihazı, 14 adet kulaklık olmak üzere toplamda 229 adet taklit markalı ve logolu ürün ele geçirildiği, iki polis memuru, katılan vekili ve sanık tarafından imzalanan arama tutanağına göre, yapılan arama işlemine sanığın herhangi bir itirazının bulunmadığı, gerçekleştirilen arama işlemi sırasında CMK’nın 119. maddesinin 4. fıkrası uyarınca o yer ihtiyar heyetinden veya komşularından iki kişinin hazır bulundurulmadığı, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2014 tarihli ve 672-274 sayılı iddianamesi ile sanığın iş yerinde yapılan arama sonucu 229 adet taklit ürün ele geçtiğinden bahisle sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. Sanık aşamalarda; ... marka ürünleri İstanbul ili Tahtakale semtindeki bir dükkândan ucuz olduğu için alıp iş yerinde sattığını, ürünlerin taklit olduğunu bilmediğini, bilmesi durumunda satın almayacağını, bu ürünleri satmanın suç olduğunu da bilmediğini, pişman olduğunu savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2024 tarihli ve 457-171; 12.06.2024 tarihli ve 455-191 ile 576-192 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Arama; "Arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113). Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Diğer bir ifade ile bu durumda yapılmış bir arama olmadığından bu koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi de gerekmez. Ne var ki bu gibi durumlarda, yani suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış ise bunların elde edilmesi anılan kanunun 123. maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Burada iki ihtimal vardır ve farklı usullere tabi tutulmuştur: Birinci ihtimalde; ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, ilgilinin/şüphelinin (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde muhafaza altına alınır (CMK madde 123/1). Rızaen teslim olgusunun; "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." şeklindeki Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 148. maddesinde ve Adli ve Önleme Araması Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki "Rızaen arama" hükmünün iptaline ilişkin Danıştay'ın 13.03.2007 tarihli ve 6392-948 sayılı kararında belirlenen parametreler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak; şüphelinin ve sanığın beyanı/rızası özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılmamalı, kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemelidir. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İlgilinin/şüphelinin, tadat olunan şeyleri, (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde elkoyma değil ve fakat muhafaza altına alma hâli olduğundan bir el koyma kararı da gerekmez. Ancak; suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeylerler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise yanında bulunduran kişinin (sözde) rızasıyla teslim etmesi, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü; her şeyden önce bu durumda çoğunlukla arama kararı olmadan yapılan arama ile bu eşyaya ulaşılmakta bunun üzerine zilyed eşyayı sözde rızaen teslim etmektedir. Oysa Anayasa'nın 20 ve 21. maddelerinde yer verilen "özel hayatın gizliliği" ve "konut dokunulmazlığı" hakları dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasa'da bu hakların hangi hâllerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların vazgeçilmez niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde "ilgilinin rızası"na yer verilmemiştir. Keza gerek Anayasa'nın zikredilen maddelerinde gerekse 5271 sayılı CMK'da, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkı ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmaya çalışılırken, birey ile kolluk arasındaki güç dengesizliğinin, ilgilinin rızasını sakatlayabileceği endişesiyle, bu hakların, mümkün olduğunca yargı yerlerince verilen kararlarla sınırlanması esası benimsenmiştir. (Danıştay Onuncu Dairesi'nin 13.03.2007 günlü, E:2005/6392, K:2007/948 sayılı kararını onayan Danıştay İDDK., E. 2007/2257 K. 20 Zira, öncelikle bu şeylerlere/nesnelere bir arama kararı olmadan, aranarak ulaşılmış olmaktadır. 12/1117 T. 14.9.2012 sy ilamına bknz.) Bu nedenlerle suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeylerler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Aksi hâlde özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkı (Anayasa madde 35) ile adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 38) özü ile bağdaşmayan ve keyfi muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılan bir sonuca ulaşılır. Diğer taraftan yasa koyucu arama işleminde karar koşulu açısından kişinin konutu ile iş yerini bir tutmak suretiyle, konuta göre daha açık bir alan olması nedeniyle iş yerini konut dokunulmazlığını ihlal suçundaki rızayla karıştırmamış; ceza muhakemesi hukukunda arama koruma tedbiri açısından özgürlük yararına bir düzenleme yapmıştır. Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun düzenlendiği Türk Ceza Kanunu’nun 116/2. maddesine göre, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerleri ve eklentilerine girilmesinde konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşmaz. Fakat bu husus, bu yerlerde arama işlemi yapabilmek için karar veya yazılı emir koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz (Keskin-Kiziroğlu adı geçen makale syf 152). Keza, kamuya açık kapalı alanların, kamuya açık olmayan kısımlarında yapılacak aramanın da hâkim kararı ya da şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile mümkün olacağının kabulü gerekir. İkinci ihtimalde; yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği hâllerde bu tür eşyaya elkonulabilir (CMK madde 123/2). Ancak el koyma işlemi arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3). Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b). B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Katılanın, vekili aracılığıyla sanığa ait iş yerinden satın alındığı ileri sürülen bir adet cep telefonu kulaklığı ve fişi ibraz ederek şikâyetçi olup hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği veya satıldığı iddiasıyla arama yapılmasını talep ettiği, mahkemeden alınan adli arama kararı ile sanığın iş yerinde yapılan aramada; söz konusu iş yerinin girişine göre sol tarafta bulunan raflarda satışa hazır hâlde ... marka 156 adet batarya, 43 adet kılıf, 16 adet şarj cihazı ve 14 adet kulaklık olmak üzere toplamda 229 adet taklit markalı ve logolu ürün ele geçirildiğinden bahisle sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açıldığı anlaşılan dosya kapsamında; Teslime konu olup suç delili, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan taklit ürünlerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerindeki raflarda açıkta ve gözle görülür şekilde dizili olduğu, suça konu eşyanın görevlilerce muhafaza altına alınması işleminin gizlenmiş bir şeyi bulmaya çalışma ve araştırma anlamına gelen arama olarak değerlendirilemeyeceği, kolluk görevlilerince gerçekleştirilen işlemlere yönelik sanığın bir itirazının bulunmadığı, özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut/iş yeri dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılacak biçimde ve hukuken geçerli olmayan rızaya dayalı bir teslim olgusu da söz konusu olmadığından, suçun delili ve konusunu oluşturan, açıkta ve gözle görülür şekildeki taklit ürünlerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasına yönelik yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle yapılan işlemlerin CMK’nın 119. maddesinin 4. fıkrası uyarınca o yer ihtiyar heyetinden veya komşularından iki kişi hazır bulundurulmasını da gerektirmediğinden ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka uygun yöntem ile elde edildiği ve sanığa isnat olunan suçun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu beraat hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntem ile elde edildiğinden sanığa isnat olunan suçun sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 29.01.2024 tarihli ve 1827-402 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, suça konu eşyanın hukuka uygun yöntem ile elde edildiğinden sanığa isnat olunan suçun sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.