Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/210 E. , 2025/239 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 361-170 I. HUKUKÎ SÜREÇ Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılması amacıyla açılan kamu davasında Karadeniz Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesince 21.02.2012 tarih
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/210 E. , 2025/239 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 361-170 I. HUKUKÎ SÜREÇ Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan cezalandırılması amacıyla açılan kamu davasında Karadeniz Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesince 21.02.2012 tarih ve 82-127 sayı ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine yargılamayı yapan Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesince 21.11.2014 tarih ve 194-271 sayı ile; sanığın katılan ...'ye yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis; katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/1-a-son, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve her iki hüküm bakımından da aynı Kanun'un 53, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. Hükümlerin, sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.01.2018 tarih ve 5791-342 sayı ile; "...a) Sanık ...'nin katılan ...'ye yönelik eylemi yönünden; aa) 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, sanığın müdafiinin bulunmaması hâlinde, istemi olmasa dahi müdafi görevlendirilmesi gerektiği, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddelerindeki suçun da bu kapsamda olması nedeniyle sanığa zorunlu müdafi görevlendirilerek müdafii huzurunda savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, bb) Sanığa isnat edilen 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 8 yıl hapis cezası olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesi gereği alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezasının gerektiren suçlarda sanığın savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek istinabe yoluyla aldırılması sureti ile 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesine muhalefet edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, cc) Katılanın meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak alınan ilk raporunda hayati tehlikesinin bulunduğunun belirtildiği, Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.04.2010 tarihli kesin raporda yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine neden olacak nitelikte olmadığının belirtilmesi karşısında katılana ait tüm geçici ve kesin doktor raporları ile hastane tedavi belgeleri Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesine gönderilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve yaralanmalarının 5237 sayılı TCK'nın 86 ve 87. maddelerindeki unsurları kapsayacak ve özellikle yaşamsal tehlikeye neden olup olmadığına ilişkin kesin rapor alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, dd) 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre TCK'nın 86/1. maddesi uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ee) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas - 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, b) Sanık ...'nin katılan ...'a yönelik eylemi yönünden; aa) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e ve 87/1-a-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle savunmasının ve ek savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek istinabe yoluyla aldırılması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesine muhalefet edilmesi, bb) 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığına göre TCK'nın 86/1. maddesi uyarınca temel cezanın sonuç cezaya etki edecek düzeyde asgari had aşılarak tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, cc) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas - 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirilen hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 30.03.2022 tarih ve 305-119 sayı ile; sanığın, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkı saklı tutularak bozmadan önceki gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir. Bu hükümlerin de sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.06.2023 tarih, 524-3920 sayı ve oy çokluğu ile; "...1. Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle somut olayda av tüfeğiyle yakın mesafeden toplu saçma girişi meydana getirecek şekilde atış yapılması hâlinde muhakkak olan ölüm neticesinin gerçekleşeceğinin sanık tarafından bilinmesi gerektiği, nitekim yapılan atışlar sonucu katılan ...'nin sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları hem de organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak, katılan ...'ın sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları hem de duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak niteliklikte yaralandıkları, kullanılan silahın öldürmeye elverişli olması, atış sayısı, katılanlardaki yara yerlerinden hareketle hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen zararların ağırlığı, kastın bölünmezliği dikkate alındığında sanığın katılanları öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması yerine suç vasfında hataya düşülerek nitelikli kasten yaralama suçlarından cezalandırılması, 2.Sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas sabıkası olmadığı gözetildiğinde, tekerrüre esas alınan Alaplı Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2006 tarihli ve 2005/101 Esas 2006/77 Karar sayılı ilamı ile 765 sayılı Kanun'un 516 ncı maddesinin ilk cümlesinde düzenlenen suçun 'nası ısrar suçu' olduğu, bu suçun 5237 sayılı Kanun'da karşılığının 151 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'mala zarar verme suçu' olup anılan suçun 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 2 nci ve 7 nci maddeleri de gözetilerek tekerürre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Av tüfeği ile gerçekleştirilen eylemlerde Yüksek Daire içtihadına göre mağdurun/mağdurların bacak bölgesinde toplu saçma girişi olması hâlinde 'geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana gelebileceği' bilinen bir gerçek olduğundan özellikle bacağın diz üstünden başlayıp kasık bölgesine yaklaştıkça yoğunlaşan ana damarların hasar görmesi 'muhakkak' ise kastın yaralama değil, öldürme olduğu kabul edilmekte, başka bir ifadeyle av tüfeği ile gerçekleştirilen ve doku kaybına yol açan toplu saçma girişlerinde ana damar ve toplu sinir paketinin isabet alması mutlak, ölümün ise kaçınılmaz olduğu bilinen bir gerçek olduğundan bu durumdan fail sorumlu tutulmaktadır. Somut olayda sanık ...'nin açıkça katılanların diz altı bölgesini hedef alması, diz altı bölgesinden isabet hâlinde toplu saçma girişi de olsa ölüm sonucunun çok istisnai gerçekleşmesi, her iki katılanın da hayati tehlike geçirmemesi dikkate alınarak kanaatimce ölüm sonucunun alınması 'muhakkak' olarak değerlendirilmemelidir." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yerel Mahkeme ise 10.05.2024 tarih ve 361-170 ile; bozma nedenine direnerek önceki hükümler gibi sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de sanık müdafii ve katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.11.2024 tarihli ve 69500 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.03.2025 tarih, 7362-2395 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürmeye teşebbüs etme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; direnme kararı verilmeden önce 13.02.2023 tarihinde öldüğü anlaşılan katılan ...'ın mirasçılarına gerekçeli kararın tebliğinin gerekip gerekmediği değerlendirilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan ...'ın 18.01.2013 tarihinde istinabe yoluyla alınan beyanında sanıktan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirttiği, bunun üzerine Yerel Mahkemece 06.03.2013 tarihli celsenin bir numaralı ara kararıyla katılma talebinin kabul edildiği, UYAP'tan alınan nüfus kayıt örneğine göre direnme kararı verilmeden önce 13.02.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Hak arama hürriyeti, kararların açıklanması ve tebliği, davaya katılma ve kanun yollarına başvurma hakkına ilişkin olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.01.2020 tarihli ve 778-20 sayılı kararında belirtildiği üzere; Katılan ...'ın hüküm verilmeden önce öldüğü ve gerekçeli kararın tebliğ edilemediği nazara alındığında CMK'nın 243. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakkındaki katılma kararının hükümsüz kaldığı, katılanın yasal haklarını takip etmek üzere mirasçıların davaya katılma haklarının bulunduğu, açıklanan nedenle de mirasçılarının belirlenerek davaya katılma ve kararı temyiz etme hakkına sahip oldukları hususunu içeren açıklamalı davetiye ile gerekçeli kararın kendilerine tebliğ edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Buna göre, gerekçeli kararın mirasçılara tebliğ edilerek yasal temyiz süresinin başlatılması, kararın mirasçılar tarafından temyiz edilmemesi durumunda dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, temyiz edilmesi durumunda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlendikten sonra tüm temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek davanın sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu itibarla, gerekçeli kararın katılan ...'ın mirasçılarına tebliğ edilmesi için dosyanın Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; Dosyanın, 10.05.2024 tarihli gerekçeli kararın katılan ...'in mirasçılarına tebliğ edilmesi için Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.