İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/30241)

1. Başvuru, kamudaki görevlerinden çıkarılan hukukçuların

Başvuru No2018/30241Tarih14 Ekim 2020Okuma14 dk · 2.816 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm A.K. Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/30241
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.816 kelime·14 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kamudaki görevlerinden çıkarılan hukukçuların

baro levhasına/staj listesine yazılmalarına ilişkin verilen kararların

mahkemelerce iptal edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Ekli tabloda sıralanan başvurular, başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun B

sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı

satırında yer alan 2018/30241 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık bir kısım başvurular için görüş

bildirmiştir.

7. Bir kısım başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

başvuru tarihi itibarıyla mevcut olan olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler, Olağanüstü Hâl İlanı ve Bu Süreçte Uygulanan Tedbirler

9. Başvuruya konu olaylara ilişkin genel bilgiler ile

olağanüstü hâl ilanı ve bu süreçte uygulanan tedbirler için bkz. Tamer

Mahmutoğlu [GK], B. No: 2017/38953, 23/7/2020, §§ 11-19.

B. Somut

Başvurulara İlişkin Olay ve Olgular

10. Başvurucular, kamu görevlisi (hâkim-savcı/devlet

memuru) olarak görev yaptıkları sırada Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile irtibat ya da iltisak içinde oldukları

gerekçesiyle ilgili olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerine (OHAL

KHK'ları) dayanılarak kamu görevinden çıkarılmıştır.

11. Kamu görevinden çıkarılmalarının akabinde

başvurucular, baro levhasına/staj listesine avukat/avukat stajyeri olarak

yazılma talebiyle ilgili barolara başvurmuştur. Başvurucuların talebi, baro

levhasına/staj listesine kaydedilebilmek için aranan kanuni şartların bulunduğu

gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından kabul edilmiştir.

12. Söz konusu kararlar, Bakanlık tarafından uygun

bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere TBB'ye geri gönderilmiştir (geri

gönderme kararının gerekçesi için bkz. Tamer Mahmutoğlu, § 26).

13. TBB Yönetim Kurulu, önceki kararlarında ısrar ederek

başvurucuların baro levhasına/staj listesine yazılmasına karar vermiştir (ısrar

kararının gerekçesi için Tamer Mahmutoğlu, bkz. 27).

14. Bakanlık, başvurucuların baro levhasına/staj

listesine yeniden yazılmalarına ilişkin TBB kararının kesinleşmesi üzerine

Ankara İdare Mahkemelerinde (Mahkeme) TBB'ye karşı iptal davaları açmıştır.

Başvurucular, davalı TBB yanında iptal davasında müdahil olarak yer almıştır.

15. Mahkemeler, dava konusu işlemlerin iptaline karar

vermiştir. Derece mahkemelerinin birbirine yakın olan gerekçelerinde özetle:

i. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve sair düzenlemeler dikkate

alındığında avukatlık mesleğinin kamu hizmeti yönünün güçlendirildiği ve idare

hukuku anlamında kamu hizmeti veren diğer serbest mesleklerden önemli ve farklı

bir konuma taşındığının görüldüğü ifade edilmiştir.

ii. OHAL KHK'ları gereğince kamu görevinden çıkarılan

kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, meslek adlarını

ve sıfatlarını kullanamayacakları, bu unvan, sıfat ve meslek adlarına bağlı

olarak sağlanan haklardan yararlanamayacakları vurgulanmıştır. Söz konusu

düzenlemeler gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin avukat olarak baro

levhasına/staj listesine yazılmalarına ve avukat unvanını kullanmalarına imkân

bulunmadığı belirtilmiştir.

16. İstinaf başvuruları, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12.

İdari Dava Dairesi tarafından kesin olarak reddedilmiştir.

17. Başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. İlgili hukuk (ulusal mevzuat, Anayasa Mahkemesince

ve idari yargı mercilerince verilen yargı kararları, uluslararası düzenlemeler

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları) için bkz. Tamer Mahmutoğlu,

§§ 37-67.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

20. Bazı başvurucular bireysel başvuru harç ve

masraflarını karşılama imkânlarının olmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Başvuruyu

İnceleme Usulü

22. İlkeleri ve gerekçesi Anayasa Mahkemesinin Tamer

Mahmutoğlu (aynı kararda bkz. §§ 71-76) kararında açıklandığı üzere

Anayasa'nın 15. maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence

rejimi mevcut başvuru koşullarında dikkate alınmayacaktır.

C. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucular; OHAL KHK'larına dayanılarak bir daha

kamu görevinde istihdam edilmemek üzere kamu görevlerinden çıkarılmış

olmalarının serbest avukatlık mesleğini yapabilmeleri yönünden engel

oluşturmadığını, buna rağmen Bakanlık tarafından açılan iptal davalarında

hukuka aykırı şekilde aleyhlerine karar verildiğini, derece mahkemelerince

taleplerinin dikkate alınmadığını ileri sürmüşlerdir. Başvurucular; söz konusu

uygulamalar ve kararlar nedeniyle özel sektörde dahi çalışmalarının

engellendiğini, kendilerinin ve ailelerinin geçimlerini sağlayabilecek bir işte

çalışma ve asgari insan onuruna yakışır şekilde yaşama haklarının ellerinden

alındığını, OHAL KHK'larının amacının ve kapsamının ötesine geçilerek idari

işlemler tesis edildiğini ve kararlar verildiğini, hukuk fakültesi mezunu

olmalarına rağmen elde ettikleri ve yapmaya hak kazandıkları avukatlık

mesleğini icra edemediklerini, gelir elde etme imkânından mahrum

bırakıldıklarını belirtmişler ve özel hayata saygı hakkı ile diğer anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

24. Bakanlık görüşlerinde; OHAL KHK'ları kapsamında

alınan somut tedbirin avukatlık mesleğinin önem ve özelliği, kamu hizmeti

niteliği ve avukatın hak ve yetkileri ile işlevsel olarak kamu görevi ifa

ettiği hususları gözardı edilerek bir daha "kamu hizmetinde

çalışamamak" yerine dar yorumlanmak suretiyle idare hukuku esaslarına

göre "kamu görevlisi olarak çalışamamak" şeklinde

değerlendirilmesinin OHAL KHK'larının amacıyla bağdaşmayacağı belirtilmiş ve

müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olduğu iddia edilmiştir.

25. Bakanlık görüşüne karşı cevap veren bir kısım

başvurucular, başvuru formlarında yer alan beyanlarını yinelemiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği"

kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

28. Başvurucuların iddialarının baro levhasına/staj

listesine yazılma taleplerinin TBB tarafından uygun bulunmasına ilişkin verilen

kararın İdare Mahkemesince iptal edilmesine, dolayısıyla serbest avukatlık

yapmalarının engellenmesine ilişkin olduğu görülmektedir. Tamer Mahmutoğlu

kararında; ihlal edildiği ileri sürülen özel hayata saygı hakkının

uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılması durumunda başvurucuların iddialarının

anılan hak bağlamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Tamer

Mahmutoğlu, §§ 82, 83). Somut başvurular yönünden de bu yaklaşımdan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

29. Mesleki hayata yönelik bu tür tedbirlerin ya da

müdahalelerin hangi durumlarda özel hayat bağlamında uygulanabilir

olduğu hususunda belirlenen ölçütler Tamer Mahmutoğlu (aynı kararda bkz.

§§ 84-96) kararında açıklanmıştır. Söz konusu kararda kabul edildiği şekilde,

somut başvuruların sonuca dayalı nedenlerle özel hayata saygı hakkı

kapsamında incelenebilir nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.

b. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

31. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruda uygulanacak genel

ilkeleri, başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Tamer Mahmutoğlu (aynı

kararda bkz. §§ 103-108) kararında ortaya koymuştur. Buna göre, Anayasa

uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların kanunla öngörülmüş

olması gerektiği hatırlatılmış ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre

de Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan kanunilik ölçütünün karşılanması için

müdahalenin öncelikle şeklî anlamda bir kanuna dayanması gerektiği

belirtilmiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,

19/12/2013, § 31; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 75;

Fatih Saraman [GK], B. No: 2014/7256, 27/2/2019, § 65; Turgut Duman,

B. No: 2014/15365, 29/5/2019, § 66; Tamer Mahmutoğlu, § 103).

32. Bununla birlikte temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olmasının yeterli olmayacağı,

kanunilik ölçütünün aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirmekte olduğu, bu

noktada kanunun niteliğinin önem kazandığı vurgulanmıştır. Kanunla sınırlama

ölçütünün sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini

ifade ettiği, böylece uygulayıcının keyfî davranışlarının önüne geçildiği gibi

kişinin hukuku bilmesine de yardımcı olduğu, bu yönüyle hukuk güvenliğini

teminat altına aldığı belirtilmiştir (Halime Sare Aysal [GK], B. No:

2013/1789, 11/11/2015, § 62; Fatih Saraman, § 66; Turgut Duman, §

67; Tamer Mahmutoğlu, § 104).

33. Kararda, kanunun bu gerekliliklere uygun olduğunun

söylenebilmesi için yeterince ulaşılabilir olması, vatandaşların belirli bir

olaya uygulanabilir nitelikteki hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli

bilgiye sahip olabilmesi, ayrıca ilgili normun keyfîliğe karşı uygun bir koruma

sağlaması, yetkili makamlara verilen yetkinin genişliğini ve icra edilme

biçimlerini yeterli bir netlikte tanımlaması gerektiği ifade edilmiştir (Halime

Sare Aysal, § 63; Fatih Saraman, § 67; Turgut Duman, § 68; Tamer

Mahmutoğlu, § 105).

34. Hukukun kendisinin -beraberinde getireceği idari

pratiğin dışında- söz konusu işlemin meşru amacını da gözönünde tutarak keyfî

müdahalelere karşı bireyi korumak için yetkili makamlara bırakılan takdir

yetkisinin kapsamını yeterince açık bir şekilde göstermesi gerektiği

hatırlatılmıştır. Başka bir anlatımla hukuk sisteminin kamu makamlarına hangi

koşullarda ve hangi sınırlar içinde müdahalelerde bulunma yetkisinin

verildiğini açık ifadelerle ortaya koyacak nitelikte olması ve bu bağlamda

ilgili müdahalenin muhataplarına müdahaleye zemin hazırlayan koşullar ile

müdahalenin sonuçları açısından bir öngörüde bulunabilmelerine imkânı tanıması

gerektiği belirtilmiştir (Halime Sare Aysal, § 64; Fatih Saraman, §

68; Turgut Duman, § 69; Tamer Mahmutoğlu, § 106).

35. Öte yandan her ihtimale çözüm getiremeyecek olan

yasal mevzuatın sağladığı koruma seviyesinin büyük ölçüde ilgili metnin

düzenlediği alan ve içeriğiyle birlikte muhataplarının niteliği ve sayısıyla

yakından bağlantılı olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle kuralın karmaşık

olmasının ya da belirli ölçülerde soyutluk içermesinin ve buna bağlı olarak

hukuki yardım ile tam olarak anlaşılabilir hâle gelmesinin tek başına hukuken

öngörülebilirlik ilkesine aykırı görülemeyeceği, bu kapsamda hak ya da

özgürlüğe müdahale eden kuralın belirli ölçülerdeki takdir alanını elbette

uygulayıcıya bırakabileceği vurgulanmıştır. Ancak bu takdir alanının

sınırlarının da yeterli açıklıkta belirlenmesinin ve kuralın

öngörülebilirliğini sağlayacak şekilde asgari bir kesinlik içermesinin zaruri

olduğuna dikkat çekilmiştir (Halime Sare Aysal, § 65; Fatih Saraman, §

69; Turgut Duman, § 70; Tamer Mahmutoğlu, § 107).

36. Ayrıca söz konusu koşulların yerine getirilip

getirilmediğini denetleyecek merci olan yargı organlarının müdahalelere dayanak

olarak gösterilen kanuni düzenlemelerin erişilebilir, öngörülebilir ve kesin

nitelikte olup olmadığını irdelemekle, en başta da ilgili kanuni düzenlemeleri

önlerine gelen davalarda anılan çerçevede kalarak uygulamakla yükümlü olduğuna

vurgu yapılmıştır (Tamer Mahmutoğlu, § 108).

37. Bu çerçevede ele alınan Tamer Mahmutoğlu kararında

derece mahkemelerince verilen iptal kararına dayanak olarak kabul edilen

olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerinin dava sürecinde kanunlaştığı

belirlenmiş ancak temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına dayanak

gösterilen kanunların şeklen var olmasının kanunilik ölçütünün karşılandığının

kabulü için tek başına yeterli olmayacağı ifade edilmiştir. Belirtildiği üzere

kanunun müdahaleye imkân sağlayacak şekilde maddi içeriğinin bulunması,

sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini içermesi

gerekmektedir.

38. Kararda -söz konusu genel ilkeler doğrultusunda- TBB

tarafından tesis edilen işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi suretiyle

başvurucunun özel hayatına saygı hakkına müdahalede bulunulduğu tespit edilmiş

ve müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi

amacıyla kamu hizmeti kapsamında olduğu açık olan avukatlığın istihdam

boyutuyla da ele alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvuruya konu olayda da

idari, ticari veya sınai bir sözleşme ile çalıştırılma durumunun mevcut

olmadığı, kamu görevlisi olmayan, bir idari sözleşmeyle veya ticari ya da sınai

nitelikteki bir özel hukuk sözleşmesiyle kamu hizmetinde çalıştırılmayan ve

mesleklerini serbest şekilde icra eden avukatların kamu hizmetinde istihdam

edildiklerinin kabulünün mümkün olmayacağı değerlendirilmiştir. Bu bakımdan

serbest avukatlık mesleğinin nitelikleri ve ilgili OHAL KHK'larında istihdam

edilmeme yasağının söz konusu olduğu dikkate alınmış ve derece mahkemelerince

verilen iptal kararına dayanak olarak gösterilen hükümlerin müdahalenin kanuni

dayanağı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır (Tamer

Mahmutoğlu, §§ 114-116).

39. Bu gerekçelerle başvurucunun idari, ticari ya da

sınai bir sözleşme kapsamında kamu hizmetinde çalıştırılma durumunun olmadığı,

başvurucunun istihdam edilmesinden bahsedilemeyeceği ve serbest avukatlığın bir

istihdam ilişkisine dayanmadığı dikkate alınarak serbest avukatlık faaliyetini

kamu hizmetinde istihdam edilme yasağı kapsamında kabul eden derece

mahkemelerince anılan düzenlemelerin makul olmayacak biçimde genişletici ve

öngörülemez bir yoruma tabi tutulduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu doğrultuda da

başvurucunun baro levhasına yazılmamasına yönelik olarak gerçekleştirilen

müdahalelerin kanuni dayanağının bulunmadığına ve Anayasa'nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar

verilmiştir (Tamer Mahmutoğlu, §§ 117-119).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

40. Somut başvurularda da kamu görevinden çıkarılan

başvurucuların baro levhasına/staj listesine kaydedilmelerine ilişkin işlemlerin

Mahkemeler tarafından avukatlık mesleğinin kamu görevi olduğu ve ilgili OHAL

KHK'ları gereği kamu görevinden ihraç edilen başvurucuların bir daha kamu

görevinde istihdam edilemeyecekleri gerekçesiyle iptal edildiği görülmektedir.

Dolayısıyla başvurucuların özel hayata saygı haklarına müdahalede

bulunulmuştur.

41. Yukarıda anılan Tamer Mahmutoğlu kararında

ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmadığından -aynı

gerekçelerle- başvurucuların özel hayata saygı haklarına yönelen müdahalelerin

kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

42. Başvurulara konu müdahalelerin kanunilik koşulunu

sağlamadığı anlaşıldığından söz konusu müdahaleler açısından diğer güvence

ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır.

d. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

45. Başvurucular; ihlalin tespit edilmesini, yargılamanın

yenilenmesine ve lehlerine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

46. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

47. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

48. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

49. İncelenen başvurularda, serbest avukatlık mesleğini

icra etmekten alıkoyan müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunmadığı

gerekçesiyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Söz konusu ihlallerin, mevcut düzenlemelerin derece mahkemelerince öngörülemez

şekilde yorumlanmasından, dolayısıyla doğrudan derece mahkemelerinin

kararlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun şekilde yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ekli tablonun D sütununda belirtilen

Mahkemelere gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

51. Öte yandan somut başvurularda bireysel başvuru tarihi

itibarıyla mevcut olan koşullar dikkate alınarak karar verildiğini hatırlatmak

gerekir. Dolayısıyla bireysel başvuru tarihinden sonra ortaya çıkan yeni hukuki

durumların değerlendirilmesi konusunda Baro Yönetim Kurullarının takdir

yetkisinin olduğu açıktır.

52. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

53. Ekli tablonun F sütununda isimleri yer alan avukatlar

tarafından temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin ayrı ayrı

ödenmesine karar verilmesi gerekir. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve ekli

tablonun E sütununda belirtilen yargılama giderlerinin ilgili satırda

gösterilen başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin

gizli tutulması taleplerinin KABULÜNE,

B. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım

taleplerinin KABULÜNE,

C. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

D. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

E. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ekli tablonun D sütunundaki ilgili mahkemelere GÖNDERİLMESİNE,

F. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

G. Ekli tablonun F sütununda isimleri yer alan avukatlar

tarafından temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin AYRI AYRI

ÖDENMESİNE, ekli tablonun E sütununda belirtilen yargılama giderinin ilgili

satırda gösterilen başvuruculara ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatih ALKAN Başvurucular : A.K. ve Diğerleri (bkz. ekli tablo) Başvurucular Vekilleri : bkz. Ekli Tablonun F Sütunu

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/30241, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Somut
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Başvuruyu
  17. C. Özel Hayata
  18. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin
  19. B. Talepte bulunan başvurucuların adli yardım
  20. C. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  21. D. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  22. E. Kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere
  23. H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  24. İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/30241
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Kübra Sertkaya Başvurusu (B. No: 2018/22373)
  • S.y. Başvurusu (B. No: 2018/3089)
  • Resul Şahin Başvurusu (B. No: 2017/39057)
  • Murat Şanlı Başvurusu (B. No: 2018/4962)
  • Mahir Birgül Başvurusu (B. No: 2017/37181)
  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2017/34087)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.