İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Resul Şahin Başvurusu (B. No: 2017/39057)

1. Başvuru, gözaltı sürecinde kolluğun fiziki

Başvuru No2017/39057Tarih13 Ekim 2020Okuma13 dk · 2.650 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Resul Şahin Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/39057
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.650 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sürecinde kolluğun fiziki

saldırılarına maruz kalınması ve bu eylemlerle ilgili olarak etkili bir

soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 5/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

ve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı

mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları

tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de

bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, 350).

11. 1992 doğumlu olan başvurucu, jandarma astsubay olarak

görev yapmaktayken darbe teşebbüsü sonrasında Afyonkarahisar Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen bir soruşturma kapsamında FETÖ/PDY'ye üye

olma suçundan 6/9/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 6/9/2016-19/9/2016 tarihleri arasında

gözaltında kalmıştır. Gözaltı giriş ve çıkışında başvurucu hakkında düzenlenen

sağlık raporlarına göre başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya cebir

bulgusuna rastlanmamıştır.

13. Başvurucu gözaltındayken 9/9/2016 tarihinde müdafii

huzurunda ifadesini vermiştir.

14. 19/9/2016 tarihinde Afyonkarahisar Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu

hakkında açılan kamu davası sonucunda Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

27/12/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.

Başvurucu hakkındaki bu hüküm kesinleşmiştir. Başvurucu hükümle birlikte

serbest bırakılmıştır.

15. Başvurucu müdafii tutukluluğa itiraz için vermiş

olduğu 13/10/2016 tarihli dilekçesinde başvurucunun gözaltında işkence

gördüğünden bahsetmiş ve tutukluluk hâlinin sona erdirilmesini talep etmiştir.

Bu dilekçe içeriğinde toplanması gereken herhangi bir delilden söz edilmemiş ve

ekinde herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu dilekçeye istinaden ceza

soruşturması başlatıldığına dair bir kayıt da mevcut değildir.

16. Başvurucu; gözaltına alındığı tarihten yaklaşık yedi

ay sonra 31/5/2017 tarihinde Savcılığa suç duyurusunda bulunarak gözaltında

tutulduğu sırada kolluk personeli tarafından darbedildiğini, hakaret ve

tehditlere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Savcılık bu dilekçeye istinaden

soruşturma işlemlerine başlamıştır. Bununla birlikte başvurucu 17/8/2017

tarihinde aynı iddialarla bir kez daha suç duyurusunda bulunmuştur. Savcılık

soruşturma dosyalarını birleştirerek tek dosya üzerinden soruşturmaya devam

etmiştir.

17. Başvurucu şikayet dilekçelerinde özetle 6/9/2016

tarihinde gözaltına alındığını, gözaltındayken Terörle Mücadele Şubesinde

görevli üç polis memuru ve bir başkomiser tarafından suçlamaları kabul etmesi

için darbedildiğini, jopla dövüldüğünü, üstünün çıkarıldığını, cinsel uzuvlarına

vurulduğunu, bu durumun kötü muamelede bulunan kişilerce telefonla kayıt altına

alındığını, bu kişilerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldığını ileri

sürmüştür.

18. Savcılıkça başvurucunun gözaltında tutulduğu

nezarethane/kapalı spor salonundaki kamera kayıtlarının temini için 6/6/2017

tarihinde müzekkere yazılmıştır. Bu müzekkereye Afyonkarahisar İl Emniyet

Müdürlüğü 7/6/2017 tarihli yazıyla cevap vermiştir. Söz konusu yazıda

başvurucunun gözaltında bulunduğu İl Emniyet Müdürlüğü binasında bulunan nezarethane

kamera kayıtlarının takip eden yedi gün içinde silinmiş olmasından ve kapalı

spor salonunda kamera sistemi bulunmadığından kamera kayıtlarının temin

edilemediği belirtilmiştir.

19. Soruşturma kapsamında Savcılıkça başvurucuya ait

gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporları ile ifade ve sorgu tutanaklarının

dosyaya dâhil edildiği görülmüştür. Başvurucunun müdafii huzurunda vermiş

olduğu ifadede ve sorgusu sırasında kolluk tarafından kendisine kötü muamelede

bulunulduğuna dair bir beyanının mevcut olmadığı anlaşılmıştır.

20. Savcılık, soruşturma sonucunda görevi kötüye kullanma

ve işkence yapma suçlarından 20/9/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına

dair karar vermiştir. Savcılık ayrıca başvurucu hakkında iftira suçundan

soruşturma yapılmak üzere dosyanın bir suretini Müracaat Savcılığına

göndermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Müşteki Resul ŞAHİN'in gözaltına

alındığı 06.09.2016 tarihinde iddia ettiği şekilde insanlık dışı hareketlere

maruz kalması nedeniyle durumunu ifade aşamasında avukatına, rapor aldırılmak

üzere götürüldüğü Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde muayenesini yapan doktora,

mevcutlu olarak getirildiği gün Cumhuriyet Başsavcılığımıza veya çıkartıldığı

Sulh Ceza Hakimliğinde Hakime açıklamamış olması, bu durumu yaklaşık 9 ay sonra

31.05.2017 ve 17.08.2017 tarihlerinde şikayet konusu yapmasının hayatın olağan

akışına aykırı olduğu, alınan doktor raporlarında dar[p] cebir izine rastlanılmamış

olması, yapılan araştırma ve inceleme sonucunda müştekinin iddialarının ciddi

bulgu ve belgelere dayanmadığı, soyut iddiada kaldığı,

Resul Şahin'in FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgüt üyelerince insan haklarının ihlal edildiği propagandası yapılarak

Devletimizi Uluslararası kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak, Terör Örgütü

soruşturmalarını sulandırmak ve Terörle Mücadele edilmesinin önüne geçmek için

örgütsel faaliyetler çerçevesinde şikayetçi olduğu kanaatine Resul Şahin'in

iddiaları hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,

..."

21. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Afyonkarahisar

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 6/11/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

22. Başvurucu 7/11/2017 tarihinde tebliğ edilen karara

karşı 5/12/2017 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Başvurucu hakkında iftira suçundan açılan kamu davası

inceleme tarihi itibarıyla Afyonkarahisar 4. Asliye Ceza Mahkemesinde devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi"

kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar"

25. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, soruşturma

evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verir..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu 9/9/2016 günü saat 03.00 sıralarında

gözaltına alındığından tutuklanıp ceza infaz kurumuna konulduğu tarihe kadar

sistematik olarak ileri derecede işkenceye maruz kaldığını ileri sürmüştür.

Başvurucu; şüphelilerin ifadelerine ve bildirdiği tanıkların beyanlarına

başvurulmaması nedeniyle şikâyetleri hakkında yürütülen soruşturmanın etkili

olmadığını iddia etmiştir.

28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun tutuklandıktan dokuz

ay sonra, özen yükümlülüğüne aykırı olarak suç duyurusunda bulunduğu, gözaltında

bulunduğu sırada 9/9/2016 tarihinde avukatla görüşmesinin temin edilmesine,

kolluk ifadesinin avukat eşliğinde alınmasına, Sulh Ceza Hâkimliği sorgusunun

da avukat eşliğinde yapılmasına rağmen kötü muamele iddiasına ilişkin herhangi

bir beyanda bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen sağlık

raporları içeriğinde başvurucunun muayenesinde herhangi bir darp ve cebir izine

rastlanmadığı ifade edilmiş; meydana geldiği iddia edilen kötü muamele eylemine

ilişkin iddiaların gerçekliğini ortaya çıkarabilecek soruşturma işleminin

yerine getirildiği ancak herhangi bir emareye ulaşılamadığı, bu nedenle

başvurucunun şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu görüşü

bildirilmiştir.

29. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu vekili;

i. Başvurucunun iftira suçundan yargılanmakta olduğu

davada tanık sıfatıyla dinlenilen M.S., M.D. ve F.Ö.nün beyanlarını dosyaya

sunmuştur. Söz konusu tanıklar işkence eylemini görmediklerini fakat

başvurucudan polisler tarafından darbedildiğini öğrendiklerini ve ifade sonrası

başvurucunun yüzünün ve gözünün kızarmış vaziyette olmasından işkenceye

uğradığını anladıklarını beyan etmiştir.

ii. Olay tarihinde sadece başvurucuya değil -tanık olarak

ifade veren M.S., M.D. ve F.Ö. ifadelerinden anlaşılacağı üzere- birçok kişiye

gözaltında işkence ve kötü muamelede bulunulduğunu, olağanüstü hâl sebebiyle

hakları ağır şekilde ihlal edilen başvurucunun ve diğer şahısların ağır insan

hakkı ihlalini ne kendisini muayene eden doktora ne savcıya ne de hâkime

söyleyebildiğini belirtmiştir.

iii. İşkenceye ilişkin ifadeler dikkate alındığında

işkence uygulayan kamu görevlilerinin yukarıda belirtilen makamlara başvurucu

ile birlikte geldiklerini, bu nedenle başına aynı onur kırıcı durumların

gelmemesi için başvurucunun işkence ve kötü muameleyi yetkililere beyan

edemediğini ifade etmiştir.

iv. Soruşturma kapsamında alınan raporların İstanbul

Protokolü'ne uygun düzenlenmediğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30. Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî ve manevî

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;

kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

31. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri,

(...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

32. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 80).

33. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

34. Anayasa’nın 17. maddesi Anayasa'nın 5. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde devlete ayrıca kişilerin işkence ve eziyete ya da

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Anılan yükümlülük, devletin

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla

koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır.

35. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu

çerçevesinde bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve

Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir

soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

110; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

36. Bir şikâyet söz konusu olmadığında bile kötü

muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

37. Bu noktada kişinin sağlıklı hâldeyken gözaltına

alındığı ancak salıverildiği anda ya da salıverilmeden önce vücudunda yaralanma

tespit edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda

makul bir açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak

kanıtları sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğunu, özellikle ilgili

iddiaların doktor raporları ile doğrulandığı hâllerde kötü muamele yasağı

bağlamında açık sorunların ortaya çıkacağını ifade etmek gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 94).

38. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın

5. maddesiyle birlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması

beklenemez. Bu bağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut

iddiaya dayanan şüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki

bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat

edilmemiş birtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar

değerlendirilirken ilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 95).

39. Bir soruşturmanın başlatılabilmesi için öncelikle

işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.

İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü makul şüpheden

uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık

ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir soruşturma

yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394,

6/3/2014, § 28).

40. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın

somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin

süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu gibi faktörler önem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç

dikkate alınmalıdır. Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu

bir anda meydana gelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir

ve diğerleri, § 83; Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218,

19/4/2018, § 49; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §

56).

41. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarında öncelikle bu konudaki kanıtlama sorununu

ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu

ileri süren kişilerin -ispat külfetinin devlete geçtiği durumlar istisna olmak

üzere- kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele görmüş

olabileceklerini gösteren emare ve delil sunmaları gerektiğini belirtmek

gerekir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426, 12/12/2018, § 45).

42. Mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara dayanmayan

yetersiz açıklamaları, iddialarının deliller ile desteklenmemesi hatta kimi

zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman ve diğer

konulardaki çelişkili ifadeleri, müdafilerinden farklı iddiaları ileri

sürmeleri gibi hususlar kötü muamelenin gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu

durumda iddiaların savunabilir olduğundan ve dolayısıyla bu iddialara ilişkin

derhâl bir soruşturma başlatılması gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi

durumlar -iddiaların güçlü bir dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde

dile getirilmemesi- söz konusu olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin

etkili bir soruşturma yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye

girebileceklerini söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, § 46).

43. Kişilerin iddialarını desteklemek için yetkili

makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek için bu konuda

haklı bir neden ileri sürüldüğünde kişilerin iddialarını desteklemek için

kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine getirdiğine kanaat getirmek

durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz konusu iddialar savunabilir

düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin incelenebilmesi

mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir

(Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

45. Adil yargılanma hakkı ilkelerinden biri olan müdafi

yardımından yararlanma hakkının şüpheli veya sanığın gözaltında bulunduğu

durumlarda bu kişilerin kötü muameleye uğramalarına karşı temel güvencelerden

birisini oluşturduğu şüphesizdir. Somut olayda başvurucunun 9/9/2016 tarihinde

müdafi yardımından yararlandığı, başka bir ifadeyle ileri sürdüğü kötü muamele

iddialarını delillendirme imkânı bulduğu görülmektedir. Başvurucu gözaltında

görüştüğü müdafiine kolluk kuvvetleri tarafından darbedildiği iddiasını

anlatmadığını kabul etmektedir. Bununla birlikte başvurucu, aynı tutumunu

kolluk ifadesi sırasında ve 19/9/2016 tarihinde çıkarıldığı sulh ceza hâkimi

önünde de sürdürmüş; kötü muameleye uğradığına yönelik her hangi bir beyanda

bulunmamıştır (bkz. §§ 13, 14).

46. Gözaltı giriş ve çıkışta başvurucu hakkında

düzenlenen sağlık raporlarında başvurucunun vücudunda herhangi bir darp veya

cebir izinin yer almadığı görülmektedir. Başvurucu gözaltı çıkışında kendisini

muayene eden doktora herhangi bir şikâyetinin olmadığını dile getirmiştir.

Başvurucu böylelikle kötü muameleye karşı temel güvencelerden başka biri olan

doktora muayene olma hakkından yararlanmayarak iddiasını delillendirme

imkânından faydalanmamıştır.

47. Başvurucu kötü muameleye maruz kaldığı iddiasını ilk

olarak olayların gerçekleştiğini iddia ettiği tarihten bir ay sonra müdafii

aracılığıyla tutukluluğa itiraz için vermiş olduğu 13/10/2016 tarihli

dilekçesinde dile getirmiştir. Bu dilekçede herhangi bir kolluk personeli

adından, rütbesinden ya da olaya tanıklık etmesi muhtemel kimselerden

bahsetmemiştir. Kamu makamları tarafından bu dilekçeye istinaden herhangi bir

soruşturma başlatılıp başlatılmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ceza

soruşturmasının başvurucunun 31/5/2017 tarihli suç duyurusuyla başladığı

görülmektedir.

48. Tüm bu tespitlere göre iddiaya konu kötü muamele

olayına ilişkin olarak gözaltı tarihinden yaklaşık bir ay sonra ileri sürülen,

dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olmayan iddialar, kötü muamele

iddialarını desteklemeyen sağlık raporları, başvurucunun bu sağlık raporlarına

ilişkin olarak hiçbir aşamada bir itiraz ileri sürmemiş olması hususları

birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya koyamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

49. Etkili soruşturma yükümlülüğünün ancak kötü muameleye

ilişkin savunulabilir bir iddia ortaya konulması hâlinde söz konusu olacağına

ilişkin ilkeler hatırlandığında başvurucunun hiçbir aşamada itiraz etmediği

sağlık raporlarının iddiaları doğrulamadığı soruşturma makamları tarafından

dikkate alınarak başkaca delil toplanmamış olması ya da soruşturmaya geç

başlanmış olması etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlali olarak

değerlendirilemeyecektir.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Mustafa EKİM Başvurucu : Resul ŞAHİN Vekili : Av. Cafer YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/39057, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  16. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/39057
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Murat Şanlı Başvurusu (B. No: 2018/4962)
  • Mahir Birgül Başvurusu (B. No: 2017/37181)
  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2017/34087)
  • İsmet Dündar Başvurusu (B. No: 2018/32750)
  • Ertuğrul Tunca Başvurusu (B. No: 2018/24620)
  • İlhan Akıllı Başvurusu (B. No: 2017/5223)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.