İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kübra Sertkaya Başvurusu (B. No: 2018/22373)

1. Başvuru, disiplin cezasına yönelik itirazın idarece

Başvuru No2018/22373Tarih14 Ekim 2020Okuma14 dk · 2.880 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Kübra Sertkaya Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/22373
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.880 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, disiplin cezasına yönelik itirazın idarece

zımnen reddi üzerine açılan davanın idari davaya konu olabilecek icrai bir

işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/7/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuruya Konu Dava Süreci

6. Başvurucu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı

(İdare) Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Kadın Hizmetleri daire başkanı olarak

görevini sürdürmekteyken hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda

17/6/2016 tarihinde uyarma disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.

7. Başvurucu 21/6/2016 tarihinde İdare bünyesindeki

Merkez Disiplin Kuruluna uyarma cezasının kaldırılması talebiyle itiraz

etmiştir.

8. Başvurucu, itiraz başvurusuna cevap verilmemesi

sebebiyle başvurunun 20/8/2016 tarihinde zımnen reddedilmiş sayıldığı

gerekçesiyle 13/10/2016 tarihinde uyarma cezasının iptali talebiyle Ankara 15.

İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 31/5/2017 tarihli kararı

ile davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

9. Başvurucu, mahkeme kararına karşı Ankara Bölge İdare

Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinde (Bölge İdare Mahkemesi) istinaf başvurusunda

bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi 7/11/2017 tarihli kararıyla dava konusu

işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte bulunmaması sebebiyle reddedilmesi

gerektiğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile dosyanın mahkemesine

iadesine karar vermiştir. İstinaf gerekçesinde, başvurucunun uyarma cezasına

yönelik 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 135.

maddesi gereğince yaptığı itirazın dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir

olma özelliğini ortadan kaldırdığı, idare tarafından başvurucunun itirazının

reddine karar verilmesi durumunda işlemin kesinleşeceği belirtilmiştir. Bölge

İdare Mahkemesi itirazın reddine ilişkin kararının başvurucuya tebliğinden

itibaren altmış gün içinde dava açılabileceğini vurgulamıştır.

10. Mahkeme 15/2/2018 tarihli kararıyla Bölge İdare

Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin kesin ve

yürütülebilir bir işlem niteliğinde bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar

vermiştir.

11. Başvurucunun Mahkemenin ret kararına karşı yaptığı

istinaf başvurusu Bölge İdare Mahkemesinin 31/5/2018 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

12. Nihai karar başvurucuya 28/6/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 27/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Üçüncü Kişi

M.A. Hakkındaki Yargılama Süreci

14. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü

Genel Müdürlüğü bünyesinde sosyal çalışmacı olarak görev yapan M.A., hakkında

yapılan disiplin soruşturması neticesinde kınama cezası ile cezalandırılmıştır.

M.A. işlemin iptali talebiyle Ankara 10. İdare Mahkemesinde (10. İdare

Mahkemesi) dava açmıştır.

15. 10. İdare Mahkemesi 7/11/2017 tarihli kararıyla dava

konusu disiplin işleminin iptaline karar vermiştir.

16. Anılan karara karşı davalı İdare tarafından dava

konusu disiplin cezasına itiraz edildiği ancak itirazın sonucu beklenmeden

davanın açıldığı, ortada kesinleşmiş bir disiplin cezasının bulunmadığı gerekçesiyle

Bölge İdare Mahkemesine istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi

gerekçesinde M.A. tarafından disiplin cezasına karşı yapılan itirazın davanın

10. İdare Mahkemesi tarafından karar verilmesinden önce neticelendiğinden dava

konusu işlemin kesinleştiğini belirtmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

17. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" kenar başlıklı

14. maddesinin ilgili kısmı:

"...

3. Dilekçeler, ...:

d) İdari davaya konu olacak kesin ve

yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

...

Yönlerinden sırasıyla incelenir."

18. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerine

verilecek karar" kenar başlıklı 15. maddesi (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"1. Danıştay veya idare ve vergi

mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna

aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

...

b) ... 3/d ve ... bentlerinde yazılı hallerde

davanın reddine,

...

Karar verilir."

19. 657 sayılı Kanun'un 135. maddesi şöyledir:

"Disiplin amirleri tarafından

verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna,

kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna

itiraz edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği

tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin

cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile

karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde

kararlarını vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin

amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen

kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı

yoluna başvurulabilir."

2. Danıştay

İçtihadı

20. Danıştay Onikinci Dairesinin 23/12/2013 tarihli ve

E.2013/10983, K.2013/12389 sayılı kararı şöyledir:

"...

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

135. maddesi ile disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama, aylıktan

kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına karşı yapılacak itiraz ve

tabi olacağı süre yönlerinden özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerin

özel niteliğinden dolayı, davacının disiplin cezasına karşı yaptığı itiraza

kadar geçen sürenin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında düşünülerek

değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Çünkü itiraz edilen disiplin

cezası, Kanun'un özel hükmü gereği kesinleşmeyecektir. Ancak disiplin cezasına

anılan 135. madde kapsamında itiraz edilmesi durumunda idare tarafından verilen

cevap üzerine; veya 60 gün içerisinde cevap verilmemesi durumunda zımni ret

işlemi üzerine dava açma süresi bakımından, 657 sayılı Kanun'da hüküm

bulunmaması nedeniyle, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uygulanarak, (idarece

cevap verilmesi üzerine veya cevap verilmemesi durumunda, 60 günlük zımni ret

işleminden sonra) 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlayacaktır.

Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 135.

maddesinde idareye tanınan 30 günlük cevap verme süresi, idarenin iç işleyişine

ilişkin olup, zımni reddin 60 gün içerisinde idarece cevap verilmemesi üzerine

oluşacağı da açıktır.

..."

21. Danıştay Onikinci Dairesinin 31/1/2019 tarihli ve

E.2016/9998, K.2019/549 sayılı kararı şöyledir:

"...

Davacının aylıktan kesme cezası ile

cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir

işlem niteliğinin, davacının süresi içinde 657 sayılı Kanun'un 135. maddesi

uyarınca yaptığı itiraz nedeniyle ortadan kalktığı, davacının

cezalandırılmasına ilişkin işlemin, ancak davalı idarenin yetkili Disiplin

Kurulu'nun "ret" niteliğinde "olumsuz" kararının davacıya

tebliği ile kesinleşeceği ve olumsuz işlem niteliğinde ret kararının davacıya

tebliği üzerine 60 gün içinde dava açabileceği hususları dikkate alındığında;

dava konusu işlemin davacının itirazı nedeniyle kesin ve yürütülebilir

nitelikte, tek başına hukuksal etkileri olan bir işlem olarak kabulüne olanak

bulunmadığından, davanın incelenmeksizin reddi gerekirken Mahkemece

uyuşmazlığın esasına girilerek verilen davanın reddine dair kararda hukuki

isabet görülmemiştir.

..."

22. Danıştay Onikinci Dairesinin 10/4/2019 tarihli ve

E.2016/2600, K.2019/2650 sayılı kararı şöyledir:

"...

Dosyanın incelenmesinden, davacının

Araklı Halk Eğitim Merkezi'nde müdür yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde

İlçe Milli Eğitim Müdürüne hakaret ettiği iddiasıyla hakkında başlatılan

soruşturma sonucunda getirilen öneri doğrultusunda, Milli Eğitim Bakanlığı

Yüksek Disiplin Kurulu'nun 19/3/2015 tarih ve 2015/5 sayılı kararı ile, 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/D-(l) maddesi uyarınca “bir yıl kademe

ilerlemesinin durdurulması cezası'' ile cezalandırılmasına karar verildiği,

davacı tarafından söz konusu kararın kaldırılması talebiyle süresi içinde

itiraz dilekçesi verildiği, ancak itirazı hakkında henüz karar verilmemişken

5/6/2015 tarihinde itiraza konu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan

davanın açıldığı, dava devam ederken, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin

Kurulu'nun 21/7/2015 tarih ve 7395391 sayılı kararı ile davacının itirazının

kabulüne karar verildiği görülmüştür.

...

657 sayılı Kanun'un 135. maddesinde yer

alan disiplin cezalarına itiraz, itiraz merci ve itirazın tâbi olacağı süre

yönlerinden ''özel'' bir düzenleme yapılmış ve söz konusu disiplin cezalarının

usule ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla, yasal süresi içerisinde doğrudan

doğruya dava açmak veya yetkili merciye itirazda bulunmak seçenekleri

tanınmıştır.

657 sayılı Kanun'un 135. maddesinde yer

alan ''özel'' düzenleme gereği, maddede belirtilen cezalara karşı idari aşamada

tanınan itiraz hakkının kullanılmasının tercih edilmesi halinde, itiraz

mercileri tarafından değerlendirme yapılarak tesis edilen işlemin cezalar

hakkında nihai işlem niteliğinde olduğu, söz konusu maddede itiraz

mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden

itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorunda oldukları yolundaki

düzenleme uyarınca, itiraz mercileri tarafından itiraz dilekçesi incelenmek

suretiyle bir değerlendirme yapılmaması halinde ise ceza kesinleşmeyecek,

uygulanabilirlik özelliği taşımayacaktır.

Bakılan olayda, davacı tarafından, dava

konusu kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

disiplin kurulu kararına süresi içinde itiraz edildiği, bu nedenle itiraza konu

disiplin cezasının kesinleşmediği, bu cezanın yetkili Yüksek Disiplin

Kurulu'nun 'ret' niteliğinde 'olumsuz' kararının davacıya tebliği ile

kesinleşeceği ve olumsuz işlem niteliğinde ret kararının davacıya tebliği üzerine

60 gün içinde dava açılabileceği hususları dikkate alındığında; dava konusu

işlemin davacının itirazı nedeniyle kesin ve yürütülebilir nitelikte, tek

başına hukuksal etkileri olan bir işlem olarak kabulüne olanak bulunmadığından,

davanın incelenmeksizin reddi gerekirken mahkemece uyuşmazlığın esasının

incelenmesi suretiyle verilen davanın reddine ilişkin kararda hukuki isabet

görülmemiştir.

..."

23. Danıştay Beşinci Dairesinin 26/12/2017 tarihli ve

E.2016/24958, K.2017/24936 sayılı kararı şöyledir:

"...

657 sayılı Kanunu'nun 135. maddesinde

yer alan ''özel'' düzenleme gereği, maddede belirtilen cezalara karşı idari

aşamada tanınan itiraz hakkının kullanılmasının tercih edilmesi halinde, itiraz

mercileri tarafından değerlendirme yapılarak tesis edilen işlemin, cezalar

hakkında nihai işlem niteliğinde olduğu ve bu nihai işlemin, tebliğ tarihini

izleyen 60 günlük süre içinde dava konusu edilebileceği açık olup; söz konusu

maddede itiraz mercilerinin, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin

kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorunda

oldukları yolundaki düzenleme uyarınca itiraz mercileri tarafından itiraz

dilekçesi incelenmek suretiyle bir değerlendirme yapılmaması halinde ise ceza

kesinleşmeyecek, uygulanabilirlik özelliği taşımayacaktır."

24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/5/2019

tarihli E.2018/2451, K.2019/2669 sayılı kararı şöyledir:

"...

Daire kararında da belirtildiği üzere,

TCDD Personel Yönetmeliği'nin 124. maddesiyle, disiplin cezalarına karşı

itirazın tabi olacağı süre yönünden özel bir düzenleme getirilmiş, davacı da

kendisine verilen cezaya karşı bu özel düzenlemenin öngördüğü 7 günlük süre

içerisinde itirazda bulunmuş olup, cezanın, itiraz başvurusunun

sonuçlandırılması ile kesinleşeceğinin kabulü gerekir.

Bu durumda; uyuşmazlıkta, idarece

itirazın sonuçlandırılmasıyla disiplin cezası kesinleşmiş olup, dava açma

süresi de, cezanın kesinleşmesine yol açacak olan itirazın reddine dair kararın

tebliği tarihinden itibaren başlatılacağından, bu tarihten itibaren altmış gün

içinde açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

26. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

için bkz. Ali Diren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, §§ 26-28.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında

davayı açtığı, disiplin cezasına yaptığı itirazın itiraz tarihinden itibaren

altmış gün içinde İdare tarafından cevap verilmemesi sebebiyle zımnen

reddedilmiş olduğu, Danıştay içtihatlarının da bu yönde olduğu, kendisi ile

aynı durumda olan M.A. tarafından açılan davanın esastan incelenmek suretiyle

karar verildiği gerekçeleriyle adil yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun diğer haklarla bağlantı kurarak ileri sürdüğü iddialarının

adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan

Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;

herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal

sonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence

altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.

maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye

Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği

belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenin

eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal

güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No:

2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin AİHM

içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

33. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri

sürebileceği tüm hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını

güvenceye almamaktadır. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının

esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı

bu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan

Solmaz, § 23).

34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı suç isnadına bağlı yargılamaların yanında bir kimsenin medeni

hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanmasıyla ilgili yargılamalarda da

uygulanır. Anayasa'nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrasının medeni

meselelerde uygulanabilmesi için ortada hukuk düzeni tarafından kişiye tanınmış

veya en azından savunulabilir temeli bulunan bir hakkın bulunması gerekir.

Bu hakkın Anayasa'da doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanan ve güvence altına

alınan bir hakka ilişkin olması zorunlu değildir. Bu bakımdan kanunla kişilere

tanınan hak ve ayrıcalıklar da -mahkemelerde ileri sürülebilmesi koşuluyla-

Anayasa'nın 36. maddesi bağlamında hak kavramına dâhildir. İkinci olarak bu

hakla ilgili olarak ilgili kişinin menfaatini etkileyen bir uyuşmazlık mevcut

olmalıdır. Öte yandan bu uyuşmazlık ihtilaf konusu hakkın tespiti ve bu haktan

yararlanılması bakımından belirleyici bir nitelik arz etmelidir (Mehmet

Güçlü ve Ramazan Erdem, B. No: 2015/7942, 28/5/2019, § 28).

35. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgili

bir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığın

bulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmail

Taşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).

36. Bireysel başvuruya konu olayda, idari işlemin iptali

istemiyle açılan davanın ortada idari davaya konu olabilecek nitelikte bir

işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.

37. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre icrailik niteliği

taşımayan işlemler idari davaya konu edilememekte ve bu nitelikteki işlemlere

karşı açılan davaların esas incelemesine geçilmeksizin usulden reddedilmesi

öngörülmektedir. Yerleşik idari yargı içtihadında; ilgilisi üzerinde herhangi

bir etki göstermeyen, bir başka ifadeyle hukuksal sonuç doğurmayan idari

işlemlerin icrailik niteliği taşımadığı kabul edilmektedir (bkz. § 22). Bu

itibarla söz konusu idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığa sebebiyet

verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğu söylenebilir (Ali

Diren, § 40).

38. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın

bulunup bulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesinin

uygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.

39. Bir idari işlemin icrailik niteliği taşıyıp

taşımadığı yönündeki değerlendirmeden hareketle dava konusu edilip edilemeyeceğinin

bu husustaki kanun hükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından

tespit edileceği açıktır. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargı

merciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit ve

değerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortada bir uyuşmazlığın

bulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvuru

kapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesinin

uygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkin

olarak iç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının da

değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerel

mahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğinin

kabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesi

önemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum ve

uygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (Ali

Diren, §42).

40. Başvurucu, disiplin cezasına karşı süresinde yaptığı

itiraza İdare tarafından altmış gün içinde cevap verilmemiş olması sebebiyle

Danıştay içtihadına göre (bkz. § 20) başvurunun zımnen reddedilmiş sayılması

gerektiğinden davanın esasına girilerek karar verilmesi gerektiğini ileri

sürmüştür. Danıştay Onikinci Dairesince itirazın İdare tarafından

cevaplandırılmaması sebebiyle zımnen reddedilmiş sayılacağına ilişkin

içtihattan dönülmüş olduğu (bkz. §§ 21, 22) ve aynı Daire tarafından kararın

istikrarlı bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Anılan içtihatlara göre 657

sayılı Kanun'un 135. maddesinde disiplin cezalarına yapılan itirazın disiplin

cezası işleminin kesinleşmesini engellediği, söz konusu işlemin İdarenin

yetkili Disiplin Kurulu tarafından reddedilmesi üzerine kesinleşeceği, ret

kararının ilgilisine tebliği üzerine altmış gün içinde davanın açılabileceği

ifade edilmektedir. Daire itiraz edilen kararların kesin ve yürütülebilir

nitelikte olmadığını, tek başına hukuksal etkileri bulunmadığını

belirtmektedir.

41. Bu durumda Danıştay Onikinci Dairesinin istikrarlı

son içtihadına göre kamu görevlilerinin haklarında tesis edilen disiplin

cezalarına itiraz etmeleri üzerine İdare tarafından karar verilmemesi durumunda

kesin ve icrai niteliği bulunan bir işlem bulunmaması sebebiyle idari davaya

konu edilemeyeceğinin kabul edildiği ve bu nitelikteki işlemlerden doğan

uyuşmazlıkların esasının incelenmediği görülmektedir.

42. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve Danıştay

Beşinci Dairesi içtihatlarında da görüldüğü (§§ 23, 24) üzere disiplin

cezalarına itiraz üzerine cevap verilmeyen hâllerde dava konusu işlemin

uygulanabilirliğinin bulunmadığı değerlendirilmektedir. Yargısal içtihatlarda

uyuşmazlık bulunmadığına ilişkin tespitlerin yanı sıra başvurucunun uyarı

cezasına karşı yaptığı itiraza İdare tarafından cevap verilmemesine rağmen söz

konusu cezanın kendisine uygulandığı, başka deyişle kesin ve uygulanabilir

nitelikte bir etkisini gösterdiği konusunda iddiası bulunmamaktadır.

43. Başvurucunun kendisi ile aynı durumda bulunan M.A. hakkında

10. İdare Mahkemesi tarafından davanın esasına girilmek suretiyle karar

verildiğine yönelik iddiasına gelince yargılamanın devamı sırasında M.A.

tarafından yapılan itirazının reddedildiğinin tespit edilmesi üzerine Bölge

İdare Mahkemesi tarafından davaya konu işlemin kesinleştiği

değerlendirilmiştir. Başvurucunun istinaf başvurusunda ve bireysel başvuru

formunda yargılama aşamasında benzer yönde bir karar (itirazın reddedilmesine

ilişkin bir karar verildiği yönünde) bulunduğuna ilişkin beyanı görülememiştir.

44. Bu durumda somut başvuruda iç hukukta en azından

savunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek bir

uyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılamadığından ihlal iddialarının konusunun

Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer almadığı

değerlendirilmiştir.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : Kübra SERTKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/22373, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvuruya Konu Dava Süreci
  10. B. Üçüncü Kişi
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/22373
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • S.y. Başvurusu (B. No: 2018/3089)
  • Resul Şahin Başvurusu (B. No: 2017/39057)
  • Murat Şanlı Başvurusu (B. No: 2018/4962)
  • Mahir Birgül Başvurusu (B. No: 2017/37181)
  • Meral Danış Beştaş Başvurusu (B. No: 2017/34087)
  • İsmet Dündar Başvurusu (B. No: 2018/32750)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.