İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

A. S. Başvurusu (B. No: 2016/5688)

(Başvuru Numarası: 2016/5688)

Başvuru No2016/5688Tarih26 Ekim 2017Okuma17 dk · 3.471 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2016/5688
Karar tarihi
26 Ekim 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.471 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

A. S. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/5688)

Karar Tarihi: 26/10/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele

yasağının, geri gönderme merkezinin fiziki koşullarının gayriinsani ve onur

kırıcı olması nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonca tedbir talebinin Bölüm tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün 73.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından İçtüzük'ün 73.

maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu -beyanına göre- 1987 doğumlu olup Çin Halk

Cumhuriyeti vatandaşıdır.

10. Başvurucu, H.A. adına düzenlenmiş sahte pasaportla

31/10/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmış ve hakkında resmî belgede sahtecilik

suçundan soruşturma başlatılmıştır.

11. Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından 31/12/2014

tarihinde alınan ifadesinde Çin'de yaşam şartları zorlaştığı için kaçak

yollardan Vietnam, Kamboçya ve Tayland üzerinden Malezya'ya geçtiğini, burada

1.000 Amerikan doları karşılığında temin ettiği pasaportla Türkiye'ye geldiğini

beyan etmiştir.

12. Başvurucu, daha sonra E.D. adına düzenlenmiş pasaport ile

2/7/2015 tarihinde Tayland'dan gelerek Türkiye'yegiriş

yapmaya çalışırken pasaport kontrolünde yakalanmıştır.

13. Başvurucunun parmak izi kayıtlarından 31/10/2014 tarihinde

hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan işlem başlatılan kişi olduğu

anlaşılmıştır. Başvurucu hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini

kullanma suçundan soruşturma başlatılmıştır.

14. Başvurucu İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından 2/7/2015

tarihinde alınan ifadesinde, 2014 yılında Türkiye'ye giriş yaptıktan yaklaşık

on gün sonra 2.000 Amerikan Doları karşılığında E.D. adına düzenlenmiş bir

nüfus cüzdanı temin ettiğini ve söz konusu nüfus cüzdanı ile resmî makamlara

başvuruda bulunarak E.D. adına pasaport düzenlenmesini sağladığını beyan

etmiştir.

15. Başvurucu ifadesinde ayrıca, yaklaşık üç yıl önce ülkesinden

kaçarak Tayland'a gittiğini, burada eşiyle tanıştığını, eşi hamile olduğu için

2014 yılında kendisiyle birlikte Türkiye'ye gelemediğini ve bu nedenle söz

konusu pasaportla eşini getirmeye gittiğini belirtmiştir.

16. Başvurucu, İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün

7/7/2015 tarihli kararıyla idari gözetim altına alınmış ve İstanbul Kumkapı

Geri Gönderme Merkezine (Kumkapı GGM) yerleştirilmiştir.

17. Anılan idari gözetim kararı, İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 11/9/2015 tarihli kararıyla sonlandırılmış ve başvurucu aynı gün

serbest bırakılmıştır.

18. Daha sonra Kayseri Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğünün

31/12/2015 tarihli kararıyla başvurucunun kamu güvenliği bakımından tehdit

oluşturduğu gerekçesiyle idari gözetim altına alınmasına ve sınır dışı

edilmesine karar verilmiştir.

19. Başvurucu söz konusu idari gözetim kararı kapsamında

Tekirdağ Geri Gönderme Merkezine yerleştirilmiştir.

20. Başvurucu tarafından sınır dışı etme kararının iptali

istemiyle 5/1/2016 tarihinde Kayseri 1. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava

açılmıştır.

21. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun Türkiye'de bulunduğu

süre içinde yasal düzenlemelere uygun davrandığı, herhangi bir suça karışmadığı

ve kural ihlali yapmadığı ileri sürülmüştür.

22. Dava dilekçesinde ayrıca başvurucunun Doğu Türkistan kökenli

ve Müslüman olduğu, ülkesinde dinî kimliği nedeniyle kendisinin ve yakınlarının

işkence gördüğü, geri gönderilmesi hâlinde öldürülebileceği ya da işkence

görebileceği iddia edilmiştir.

23. İdare Mahkemesi, başvurucu vekili tarafından davanın vekâletnamesiz açılması nedeniyle başvurucunun dava

açılmasına ilişkin yazılı muvafakatini almıştır.

24. Anılan dava, İdare Mahkemesinin 19/2/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dava

dosyasının incelenmesinden, Çin uyruklu olduğu anlaşılan davacının ilk olarak

31.10.2014 tarihinde [H. A.] adına düzenlenen pasaportla Türkiye'ye giriş

yaptığı, bu eylemi ile ilgili olarak "Resmi belgede sahtecilik"

suçundan hakkında işlem başlatıldığı, kendi beyanına göre Türkiye'ye giriş

yaptıktan yaklaşık 10 gün sonra *** Lokantasında tanıştığı [M.] isimli bir

şahıstan 2000 Dolar karşılığında [E.D.] adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını

temin ettiği, bu nüfus cüzdanına dayalı olarak yine [E.D.] adına pasaport

aldığı, aldığı bu pasaportla yurt dışına çıktığı, 02.7.2015 tarihinde

Tayland'dan gelerek Türkiye'ye giriş yaptığı esnada pasaport kontrolünde

aranıyor kaydının tespit edilmesi üzerine, hakkında gerekli işlemlerin

başlatıldığı, bu işlemler kapsamında alınan ifadesinde gerçek adının [A.S.]

olduğunu, [E.D.] adına düzenlenen nüfus cüzdanının kendisine ait olmadığını

beyan ettiği, yapılan parmak izi kontrolü neticesinde daha önce hakkında

"Resmi belgede sahtecilik" suçundanişlem

yapılan [A.S.] isimli şahısla parmak izlerinin aynıolduğunun

tespit edildiği ve "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini

kullanmak" suçundan şüpheli sıfatıyla ifadesi alınarak hakkında adli ve

idari yönden işlem başlatılarak, İstanbul Geri Gönderme Merkezine teslim

edildiği, hakkında idari gözetim kararı alındığı, Göç İdaresi Genel

Müdürlüğünün 14.9.2015 tarih ve 10477 sayılı yazısı uyarınca Kayseri iline sevk

edildiği, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 29.12.2015 tarih ve 6261sayılı yazısı

doğrultusunda da sınır dışı edilmek üzere hakkında idari gözetim kararı

alınarak Tekirdağ iline sevk edildiği, davacı vekili tarafından davacının sınırdışı edilmesine yönelik işlemin iptali istemiyle

bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

...

Davacının ilk olarak [H.A.] adına düzenlenen

pasaportla Türkiye'ye giriş yaptığı, bu eylemi ile ilgili olarak "Resmi belgede sahtecilik" suçundan hakkında işlem

başlatıldığı, Türkiye'ye giriş yaptıktan kısa bir süre sonra [E.D.] adına

düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını temin ettiği, bu nüfus cüzdanına dayalı

olarak yine [E.D.] adına pasaport aldığı, bu eylemi ile ilgili olarak da

"Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak" suçundan

hakkında işlem başlatıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından başkasına ait nüfus

cüzdanının yaşadışı olarak kullanıldığı kabul

edilmektedir.

Bir şahsa ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin

başkası tarafından yasadışı olarak kullanılmasının, bilhassa bu kimlikle bir

suç işlenmesi halinde kimliğin gerçek sahibini çok zor durumlara düşürebileceği

göz önüne alındığında, "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini

kullanmak" suçunun kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından bir tehdit

oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin öncelikli

görevi kendi vatandaşlarının güvenliğini ve huzurunu sağlamak olup, bu kapsamda

kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan yabancı uyruklu

şahısları sınır dışı edebileceği açıktır.

Bu duruma göre, Türkiye'de bulunduğu süre

içerisinde [E.D.] adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını temin ettiği ve bu

nüfus cüzdanına dayalı olarak yine [E.D.] adına pasaport aldığı sabit olan

davacının kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından bir tehdit oluşturduğugerekçesiyle 6458 Sayılı Yabancılar ve

Uluslararası Koruma Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca

sınır dışı edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır."

25. Bu karar, başvurucu tarafından 29/2/2016 tarihinde

öğrenilmiş olup 23/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

26. Başvuru formunda, idari dava dilekçesinde belirtilenlerden

farklı olarak başvurucunun ülkesindeki istikrarsız durum, iç savaş ortamı ile

"etnik, dinî ve siyasî" nedenlerle ülkesini terk ederek Türkiye'ye

sığınmak zorunda kaldığı, başvurucu idari gözetim altında olduğu için

vekâletname düzenlenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"(1) Bu Kanun,

yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da

Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak

uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve

kitlesel olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici korumayı,

Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını

kapsar.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin

taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."

28. 6458 sayılı Kanun’un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki

hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti

veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında

bulunacağı bir yere gönderilemez."

29. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.

maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme

kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş

olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma

süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü

maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası

kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez.”

30. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle

değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”

kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan

sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona

ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on

günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları reddedilenlerden,

on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve

(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru

sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası

koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”

31. 6458 sayılı Kanun'un

"Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar"

kenar başlıklı 55. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır

dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı

konusunda ciddi emare bulunanlar"

32. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu

Yönetmelik kapsamında hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı

ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir

toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya

hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası

Mevzuat

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam

hakkı" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"1.

Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı

bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi

dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

34. Sözleşme'nin "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

35. Mültecilerin hukuki durumuna dair 28/7/1951 tarihli

Sözleşme'nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,

29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun'la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir):

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,

dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir

tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep

edemez.”

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı

ile kötü muamele yasağının ihlal edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili

ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir (referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88,

7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:

30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],

B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):

“AİHM'e göre

yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden

çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine

ilişkin olup Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir

başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler

bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya

çıkmaktadır. Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü içermektedir.

AİHM, Sözleşme'nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.

maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerde kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde

yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak

incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi

doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli

değildir.

AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği

bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğunun ve hatta

uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu yükümlülüğe bir

istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.

AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü

muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde

bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine

dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden

bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız

bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)

durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için

işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk

düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri

gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu

araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin

hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.

AİHM'e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri

ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama

ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin

iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Sınır Dışı İşlemi

Yönünden

38. Başvurucu, Çin Halk Cumhuriyetine

sınır dışı edilmesi hâlinde etnik, dinî ve siyasî nedenlerle öldürüleceğini ya

da kötü muameleye maruz kalacağını veya kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edileceğini ileri sürmüştür.

39. Başvurucu ayrıca sınır dışı işleminin durdurulması, kamuya

açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması ve tazminat taleplerinde

bulunmuştur.

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde

öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine veya özgürlüğünden

yoksun bırakılacağına ilişkin iddiaları kötü muamele yasağı kapsamında

değerlendirilmiştir.

41. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,

devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin

bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],

B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

42. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama hakkının

yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence altına

alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve

eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer

verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada

genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü

fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

43. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence

altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması

yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve

üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması

gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

44. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri, uluslararası hukuk ve

özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri

ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).

45. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı

çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara

sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek

mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,

§ 60).

46. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu

kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul

güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.

ve A.A., § 61).

47. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı

işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir

(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir

iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var

olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde

açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu

iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir

iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık gösterebileceğinden

her olayda ayrıcadeğerlendirme yapılmalıdır (AA.A. ve A.A., § 63).

48. Bu kapsamda öncelikli olarak başvurucunun iddialarının

savunulabilir nitelikte olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılacaktır.

49. Somut olayda başvurucu, İdare Mahkemesinde görülen davada,

Müslüman olması nedeniyle ülkesinde takibe uğradığını, gözaltına alındığını,

işkence gördüğünü veyakınlarının tutuklandığını

belirtmiş; bireysel başvuru formunda ise etnik, dinî ve siyasî nedenlerle

ülkesinde kötü muamele riski altında olduğunu ifade etmiştir.

50. Başvurucunun kişisel durumu hakkında yukarıdaki paragrafta

belirtilenler dışında başka bilgi verilmemiştir. Başvurucuyu ülkesinden

ayrılmaya zorlayan olayın hikâyesi anlatılmamış, buna ilişkin somut bilgiler ve

(varsa) belgeler ortaya konulmamıştır.Başvurucunun

ülkesinde hangi tarihte kim tarafından gözaltına alındığı, nerede işkence

gördüğü, tutuklanan yakınlarının kimler olduğu belirtilmemiştir.

51. Dolayısıyla başvurucunun ülkesinin koşullarına ve kişisel

durumuna ilişkin araştırma yapmaya elverişli nitelikte bilgiler vermediği

açıktır. Geri gönderilen ülkenin koşullarının kamu makamları tarafından resen

araştırılması gerektiğine ilişkin kural, başvurucunun bu konuda açıklamada

bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B. No: 2016/7458,

20/4/2017,§ 51).

52. Öte yandan başvurucunun 31/10/2014 tarihinde H.A. adına

düzenlenmiş pasaportla Türkiye'ye giriş yaptığı, sonrasında E.D. adına

düzenlenmiş pasaportla Türkiye'den ayrıldığı ve 2/7/2015 tarihinde tekrar giriş

yaptığı görülmektedir. Başvurucu, ülkesinde kötü muameleye maruz kalma riski

altında olduğunu daha önce resmî makamlara iletme imkânı olmasına rağmen ilk

kez İdare Mahkemesinde sınır dışı etme kararının iptali için düzenlenen dava

dilekçesinde (5/1/2016) ileri sürmüştür.

53. Başvurucunun iddialarını dile getirme konusunda aceleci

davranmadığı, hatta bir kez Türkiye'den ayrılıp yine Türkiye'ye geldiği

anlaşılmaktadır. Bu durum, başvurucunun öldürülme ya da kötü muameleye kalma

tehlikesi altında olduğu için ülkesini terk ederek Türkiye'ye sığınmak zorunda

kaldığına ilişkin iddialarının inandırıcılığını zayıflatmaktadır.

54. Sonuç olarak başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde

kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin iddialarını makul şekilde açıklamadığı,

bu iddialarını destekleyen somut bilgi ve belge sunmadığı anlaşılmaktadır.

55. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İdari Gözetim İşlemi

Yönünden

56. Başvurucu, Kumkapı GGM'nin fiziki

koşullarının gayriinsani ve onur kırıcı olması nedeniyle Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunulması gerekir.

58. Somut olayda, idari gözetim kararı kaldırılarak başvurucunun

serbest bırakıldığı 11/9/2015 tarihinden itibaren otuz günlük başvuru süresi

geçtikten sonra 23/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşılmıştır.

59. Açıklanan nedenlerle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasının süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

D. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mahmut

Serhat MAHMUTOĞLU

Başvurucu

:

A.S.

Vekili

:

Av. Engin

KARTAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/5688, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. A. S. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Sınır Dışı İşlemi
  14. B. İdari Gözetim İşlemi
  15. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Kartal
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/5688
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Ö. E. B. Başvurusu (B. No: 2014/20005)
  • Kamile Can ve Kenan Can Başvurusu (B. No: 2014/14328)
  • Asiye Eleftoz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3094)
  • Kenan Burukanlı Başvurusu (B. No: 2014/2620)
  • Arkan Tareq Alı Alı Başvurusu (B. No: 2016/9485)
  • Z. A. Başvurusu (B. No: 2013/2928)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.