İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/80630)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/80630Tarih12 Şubat 2020Okuma20 dk · 4.022 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
12 Şubat 2020
Başvuru Numarası
2016/80630
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.022 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul

edilemez olduğuna, adli yardım talebinin kabulüne ve tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiası bakımından başvurunun Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde

olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde

yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

10. Adli yargıda hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu,

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma ve anayasal düzeni

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından hakkında yürütülen bir soruşturma

kapsamında 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. İfadenin ilgili kısımları şöyledir:

"Ben ilk orta ve lise tahsilimi Van

İlinde bulunan Başkale YİBO, Lütfiye Binnaz Saçlı İlk Öğretim Okulu ve

Cumhuriyet Lisesinde tamamladım. İlköğretim tahsili boyunca ailemle birlikte

evimizde kaldık. Üniversite sınavları hazırlık için Van İlinde bulunan Çağlayan

Dershanesine 1,5-2 yıl boyunca gittim. 2004 yılında girdiğim Ankara

Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2009 yılında mezun oldum. Üniversite hayatımın

başlarında yaklaşık 1,5-2 sene boyunca Fethullahçıların Batıkentte bulunan

evlerinde isimlerini hatırlamadığım 3-4 arkadaşım ile birlikte kaldım.

Üniversite hayatım boyunca ailemin yanına gidip 1-2 ay gidip dönmediğim

zamanlarda oldu. 1,5-2 senenin sonunda Van İlinden tanıdığım Artuklu

Üniversitesinde Yardımcı Doçent Doktor [A.A.] ile birlikte Cebecide birlikte kaldım. Evin

masraflarını aile yardımlarıyla ve burslarla karşılıyordum. Üniversite

hayatımın sonuna kadar Akif ile birlikte kaldıktan sonra Hakimlik-Savcılık

sınavlarına hazırlandım. 2010 yılında yapılan Adli Yargı Hakim Savcı adaylığı

sınavını ve aynı yıl yapılan İdari Yargı Hakimlik sınavını kazandım. Sadece

İdari Yargı Hakimlik mülakatına girdim, mülakatı kazandım. 2011 yılında İdari

Yargı Ankara Hakim Adayı olarak göreve başladım. Staj dönemi boyunca eşim [E.Ş.] ile birlikte Ankara Dikmen'de ve Demetevlerde ikamet

ettik. Görev süresince HSYK tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4

günlük gezi için götürüldük, bunun haricinde Yurt İçin Yurt dışında gezi,

eğitime katılmadım. Bunun haricinde de yurt dışına hiç çıkmadım. Meslek hayatım

boyunca bir defa o da geçen sene Aksaray'da teftiş geçirdim. ... Benim Ziraat

Bankası ve Vakıfbank haricinde hiç bir bankada hesabım olmadı. Herhangi bir

banka veya kurum vasıtasıyla para transferide yapmadım. Benim ve ailemin maddi

durumu iyi olmadığı için yardımda bulunmadım, zaten maddi durumumda iyi olsaydı

da yardımda bulunmazdım. Benim eşim ev hanımıdır ... Benim ailemin ve yakın

çevremin bu yapılanmayla herhangi bir ilgisi yoktur, bu yapıyıda sevmezler.

Benim 25 aylık ve 4 aylık olmak üzere bir kızım bir oğlum bulunmaktadır. Eşim

Aksaray Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünden bu sene mezun oldu. Kendisi

çocukluk arkadaşım olur. Eşiminde bu yapıyla herhangi bir bağlantısı yoktur.

Benim Facebook ve Tweteer hesabım vardır, tweteer hesabımı hiç kullanmadım, bir

kez bile tweet atmadım, facebook hesabımı ise 2-3 ayda bir kullanırım.

Üniversitenin ilk yıllarında Batıkentte kaldığım evde zaman zaman bu tür

sohbetler oluyordu, sohbetlerin konusu Peygamberimizin hayatı ve dini

konulardı, bunun haricinde ülke siyasetine ve devlete ilişkin sohbetler

yapılmazdı. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu evlerde çok fazla kalmadığım için

çok fazla bilgim de yoktur. Ben dünya görüşü olarak da kendimi o yapıya yakın

hissetmediğim için onlarla fazla bir birliktelik yaşamadım. Darbe teşebbüsünden

15 Temmuz gecesi eşim ve eşimin üniversiteden soyismini hatırlayamadığım hocası

İsmail Bey ile birlikte Aksaray'da bulunduğum cafetaryada İsmail beyin

birarkadaşının İsmail Beyi telefonla aramasıyla haberdar olduk. Ben ilk başta

olayın bir terör eylemi olduğunu düşündüm. Bir kaç saat sonra eve vardığımda

olayları darbe teşebbüsü olduğunu anladım. Bana darbeye teşebbüs sonrasında

herhangi bir görev teklifinde bulunulmadı. Ben örgüt üyesi olmadığım için ve

örgütle ilgili bilgim olmadığı için etkinlik pişmanlık hükümlerinden

faydalanmak istemiyorum. ... Benim kesinlikle herhangi bir terör örgütüyle

ilişkim yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim FETÖ/PDY'nin

taraf olduğu davalarda verdiğim kararlar bellidir, bu kararlar gerektiğinde

ilgili mahkemeden de talep edilebilir, örneği son bir yıl içeresinde Emniyet

Personellerinin performans değerlendirme (sicil) kararlarında idarenin takdir

yetkisi olduğunu gerekçe göstererek red kararı verdiğim bir çok dosya

bulunmaktadır. Dershane, yurt, okul davalarında da verdiğim kararlar bellidir.

Emniyet mensuplarının il içi ve il dışı atamalarla ilgili davalar ve resen

emekliye sevkedilme işlemlerine karşı verdiğim kararlarda ortadadır. Ben

herhangi bir yerden emir alarak herhangi bir işlem yapmadım. Karar vermedim bu

yapıya mensup olsaydım bu şekilde kararlar vermezdim. Üzerime atılı suçlamayı

kabul etmiyorum ..."

12. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğine

(Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından 20/7/2016

tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur.

13. Başvurucu; sorgu sırasındaki ifadesinde özetle darbe

girişimi ile hiçbir alakasının olmadığını, FETÖ/PDY ile ilişkisine dair somut

bir delil bulunmadığını, görev yaptığı dönemde örgüt aleyhine birçok karara

imza attığını ve tutuksuz olarak yargılanması gerektiğini belirtmiştir.

14. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 20/7/2016 tarihinde tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

"... şüpheliller ... A. Ş.nin atılı suçu

işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin

bulunduğu, şüphelilere isnat edilen suçun CMK'nın 100/3-amaddesinde sayılan

katalog suçlardan olması ve atılı suçlara ilişkin olarak kanunda öngürülen ceza

miktarı dikkate alındığında şüpheliller hakkında adlikontrol uygulamasının

yetersiz kalacağı ve şüpheliler hakkındaki tutuklama kararının ölçülü olduğu

anlaşıldığından şüphelilerin 5271 sayılı CMK'nın 100 vd. maddeleri gereğince

tutuklanmalarına... [karar verildi]."

15. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Şanlıurfa 3. Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularak

28/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

16. Başvurucu 2/11/2016 tarihli dilekçe ile tahliye talebinde

bulunmuş, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihli karar ile tahliye

talebini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... [A.Ş.] ... şüphelilerin kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması, üzerine atılı suçun vasıf

ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi

dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 108/1 maddesi uyarınca şüphelilerin ayrı

ayrı tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

17. Başvurucu tahliye talebinin reddine dair verilen karara

itiraz etmiş; Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliği, kararı yerinde bularak itirazı

29/11/2016 tarihinde reddedilmiştir.

18. Başvurucu, anılan kararı 9/12/2016 tarihinde öğrendiğini

beyan etmiş ve 14/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2017 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek soruşturmayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına

(Savcılık) devretmiştir.

20. Savcılık 5/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin

genel açıklamaların yer aldığı iddianamede; ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna

ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet

gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hukuka aykırı hangi tür eylemlerde

bulunduğuna değinilmiştir.

21. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri

bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu

suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve

Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesinin 10/8/2016 tarihli kararıyla

başvurucunun meslekten uzaklaştırılmasına karar verildiği, HSYK Genel Kurulunun

24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği, ihraç kararının

29/11/2016 günü kesinleştiği belirtilmiştir.

ii. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren Ş.I.ya 2011 yılında

1.000 TL para gönderdiğinin tespiti.

iii. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren M.Y.ye 2015 yılında

3.000 TL para gönderdiğinin tespiti.

iv. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren A.K.ya 2014 yılında

800 TL para gönderdiğinin tespiti.

v. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren K.S.ye 2015 yılında

1.500 TL para gönderdiğinin tespiti.

vi. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren A.M.ye 2015 yılında

1.500 TL para gönderdiğinin tespiti.

vii. Başvurucunun evinde yapılan aramada örgüt liderine ait bir

ses kaydının bulunduğunun tespiti.

viii. Hâkimlik adaylığından başvurucunun dönem arkadaşı olan ve

örgüt üyeliğinden şüpheli olarak soruşturma geçiren U.E.nin "Ayrıca ben bizim dönemden bu yapıya müzahir olduğunu

bildiğim diğer şahısların isimlerinde söylemek istiyorum. Bunlardan İ.G., C.D.,

M.O., M.B ve Ş.Y. Emek Mahallesinde aynı evde oturmaktaydı. N. S. ile Ö. F.S.,

Y.K., H. A. ve A.Ş.[başvurucu] Emek

Mahallesinde aynı evde oturmaktaydı." şeklindeki beyanı.

22. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"... Şüphelinin dijital incelemesinde

bilgisayarında Silahlı Terör Örgütü elebaşına ait 1 adet 'Fethullah Gülen -

Deli Sanır (Reşit Muhtar)' isimli ses dosyasının tespit edildiği,hakkında

verilen beyanlara göre ve ikrar içeren ifadesinde FETÖ/PDY Terör Örgütü

mensupları tarafından kullanılan ve örgüt üyelerinin kaldığı evlerde kaldığı,

Masak inceleme raporuna göre hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma bulunan

şahıslarla para transfer işlemlerinin bulunduğu, bu suretle şüphelinin silahlı

terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır..."

23. Başvurucu soruşturma aşamasındaki savunmasında; hakkındaki

iddiaları kabul etmediğini, örgütle ilişkisi olmadığını, hakkındaki tanık

beyanının gerçeği yansıtmadığını ifade etmiştir.

24. Başvurucu hakkında yargılamaya Gaziantep 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/71 sayılı dosyasında başlanmış ve yargılamanın

12/10/2017 tarihli birinci celsesinde başvurucunun tahliyesine karar

verilmiştir.

25. Mahkeme kovuşturma aşamasında toplanan belgeler arasında

bulunan, 96741 - 379377 ID (kimlik numarası) numaralı ByLock kullanıcıları

arasında geçen: "Abi yarın Ürgüp'teki

arkadaş da gelecek.", "bi

de A. bey var bizim grupta, onla tanışacak mısınız?", "Ürgüp'teki arkadaş ile tanışacak mısınız?"

şeklindeki görüşme tutanağında başvurucudan bahsedildiğini değerlendirmiştir.

26. Mahkeme 14/2/2019 tarihli ve E.2017/71 ve K.2019/57 sayılı

kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

"... Her ne kadar sanıkhakkında silahlı

terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında iddianame

düzenlenmiş ve mahkememizde kamu davası açılmış ise de; sanığın, son olarak

Şanlıurfa Mahkemesi Hâkimi olarak görev yaptığı sırada FETÖ/PDY silahlı terör

örgütü ile irtibatı sebebi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci

Dairesinin 16/07/2016 tarih ve 2016/345 sayılı kararı ile görevden

uzaklaştırıldığı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24/08/2016 tarih ve

2016/426 sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verildiği, sanığın

yeniden inceleme talebinin Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29/11/2016 tarih

ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedildiğinin anlaşıldığı, sanığın mahrem

nitelikte olan örgüt çalışma ve staj evlerinde kaldığına, örgütün gizli

haberleşme programı olan bylocku kullandığına, örgüte himmet verdiğine ve

yardım ettiğine,sanığın hâkim olarak görev yaptığı süre zarfında örgütün emir

ve talimatı doğrultusunda karar verdiğine ve 2014 HSYK seçiminde örgütün

desteklediği sözde bağımsızlar adına çalışmalar yürüttüğüne, kısacası; sanığın

örgütün yapısında bulunup hiyerarşisine dahil olduğuna ve örgütle organik bağ

kurarak örgüt üyesi olduğuna dair dosyada her türlü şüpheden uzak, inandırıcı,

somut delillerin de bulunmadığı, yukarıda detaylı bir şekilde izah edilen

gerekçelerle sanık hakkında iddia olunan eylemlerin ve yapılan tespitlerin,

mahkemece sanık aleyhine silahlı terör örgütüne üyelik suçunun sübutu açısından

her türlü şüpheden uzak, somut delil olarak itibar edilmediği,HSK tarafından

667 sayılı KHK 3/1 maddesi uyarınca FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü ile irtibat

veya iltisakı nedeniyle mesleğinden çıkarılmış olması ile aynı irtibat veya

iltisak nedeniyle 2802 sayılı yasanın 82. maddesi uyarıncahakkında soruşturma

izni verilmiş olmasının sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma

suçunun oluşması için yeterli nitelikte olmadığı, bu eylemlerin sanığın örgüt

üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden ve sanığın

organik bağ ile örgüte bağlı olduğunu açıkça gösteren eylemlerden ve

faaliyetlerden olmadığı, sanığın örgütün hiyerarşisinde yer alarak süreklilik,

çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemleri gerçekleştirmek suretiyle üzerine atılı

suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil

elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı

kanaatine varılmış ve yukarıda izah edilen gerekçelerle sanığınberaatine karar

verilmiştir."

27. Savcılık, başvurucu hakkındaki tanık beyanında başvurucunun

hâkimlik stajı sırasında örgüt evinde sorumlu kişi olduğunun ifade edildiğini

belirterek karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur.

28. Başvurucu hakkında yürütülen yargılama bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi

önünde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

29. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 12/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu; hakkında hiçbir somut delil olmadan

tutuklandığını, tutuklanması yönünde verilen kararın usul ve yasaya aykırı

olduğunu, darbe girişimi ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiçbir ilgisi

olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; aramalarda çıkan başvurucuya ait

deliller, para transferleri, HSYK tarafından uygulanan uzaklaştırma kararı,

başvurucunun üyesi olduğu iddia edilen örgütün özellikleri, yapılanmasının ve

faaliyetlerinin niteliği, bu türdeki soruşturmaları yürütmenin zorluğu ile bu

tipteki soruşturmalarda toplanması güç delillerin bulunması hep birlikte

dikkate alındığında tutuklamanın hukuki olduğu değerlendirilmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında tutuklamanın

yapıldığı dönemde HSYK kararı dışında hiçbir somut delilin olmadığını ve bu

kararın da tutuklanma için yeterli olmadığını, aramada bulunan ses kaydının

tarafına ait olmadığını, para transferlerinin arkadaşları ile arasında yapılan

gün parası olduğunu, hakkındaki tanık beyanın tamamen soyut olduğunu belirtmiş

ve son olarak ilk derece mahkemesinin yargılamasının sonunda beraat ettiğini

hatırlatmıştır.

B. Değerlendirme

34. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

35. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

36. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

37. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da,

savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

38. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın

olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,

B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).

39. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

40. İlgili genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

42. Diğer taraftan başvurucu bir hâkim olarak mesleğinden

kaynaklanan güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin tutuklandığını iddia

etmektedir.

43. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden sonraki dönemde bu

teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan yürütülen soruşturmalar kapsamında yargı mensupları hakkında

uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin bireysel başvuruları

incelediği birçok kararında, başvurucu yargı mensuplarının mesleklerinden veya

görevlerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları ve bu

nedenle tutuklamanın kanuni dayanağının bulunmadığı iddialarını incelemiştir.

Anayasa Mahkemesi bu inceleme sonucunda gerek Yüksek Mahkeme üyeleri gerekse

diğer yargı mensupları bakımından tutuklamaya konu olaylara ilişkin olarak

soruşturma mercilerince veya tutuklamaya karar veren yargı organlarınca isnat

edilen ve tutuklamaya konu olan suçların kişisel suç olduğu, ayrıca ağır cezayı

gerektiren suçüstü hâlinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin olgusal ve

hukuki temellerinin bulunduğu, dolayısıyla tutuklama tedbirlerinin kanuni

dayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varmıştır (diğerleri

arasından bkz. Adem Türkel, §§

52-59; Erdem Doğan, B. No:

2017/25955, 7/3/2019 §§ 50-57). Kaldı ki -Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı

olarak- hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine

giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma

yürütülmesi için bir izin şartı bulunmadığı yargısal içtihatlarda

belirtilmiştir (Mustafa Özterzi [GK],

B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 93). Somut başvuruda anılan kararlardan yer

alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

44. Başvurucunun 15 Temmuz 2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün

de devam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında gözaltına alınıp

darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı

makamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi

olma suçundan tutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma

mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve

keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (Mustafa

Özterzi, § 94).

45. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkim

olması nedeniyle Anayasa veya 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanunu'ndan kaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın, kanuna aykırı

olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

46. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

47. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama ve

tutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak

dosyada somut delillerin olduğu ifade edilmiş (bkz. § 13) fakat buna ilişkin

herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.

48. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

evinde yapılan aramada örgüt liderinin ses kaydının çıkması, başvurucunun örgüt

üyesi olduğu yönünde tanık beyanı, üniversite döneminde örgüt evlerinde kaldığı

yönünde başvurucunun kendi beyanı, şüpheli para transferleri ve HSYK'nın

meslekten çıkarma kararına dayanılmıştır (bkz. §§ 20-22).

49. Soruşturma dosyasında; hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan soruşturma yürütülen bir yargı mensubu olan U.E. ifadesinde bu yapıya

müzahir olduğunu bildiği dönem arkadaşlarının isimlerini sayarken başvurucunun

da adını vermiştir (bkz. § 21). Tanık kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde

de başvurucunun hâkimlik staj döneminde (2011 yılı) FETÖ/PDY ile bağlantılı

evlerde kaldığını bildiğini, arada bir sohbet toplantılarında başvurucuyu

gördüğünü ifade etmiştir. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini

doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa

Mahkemesi Selçuk Özdemir başvurusunda

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak

görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu

yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç

şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karar

için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, § 58).

50. Savcılık makamı soruşturma kapsamında başvurucuyla ilgili

olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından gönderilen para

transferlerinde, transferin yapıldığı kişilerin de örgüt üyeliği

soruşturmasından yargılandıklarını belirtmiştir. Her ne kadar haklarında

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma geçiren kişilerle yoğun para

transferi yapmış olmak, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar bakımından -tek başına-

kuvvetli belirti olarak kabul edilebilecek bir olgu olmamakla birlikte bu

transferlerin kişilerin FETÖ/PDY'ye finansal destek olabilecekleri hususunda

hiçbir anlam taşımadığını söylemek de mümkün değildir. Nitekim Savcılık para

transferlerinin örgüt üyeliğinden soruşturma geçiren kişiler ile yapılmasının

altını çizerek bu hususu kuvvetli belirti değerlendirmesinde dikkate almıştır.

51. Öte yandan kovuşturma sırasında toplanan belgelerde de

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan mahkûm olan iki kişinin ByLock görüşmelerinde, başvurucunun

isminin geçtiği tespit edilmiştir. Bu bağlamda kovuşturma mercilerinin

tespitlerine göre bunlardan biri FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan mahkûm olan

bir yargı mensubu, diğeri ise FETÖ/PDY ile bağlantılı eğitim alanındaki bir

işyerinde çalışan ve büyük bölgeci

vasfıyla örgütsel faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan bir kişidir. Bu kapsamda

yargı mensubu olan ByLock

kullanıcısının diğer örgüt üyesine gönderdiği mesajların "Abi yarın ürgüpteki arkadaş da gelecek",

"Bi de A. Bey var bizim grupta, onla

tanışacak mısınız", "Ürgüpteki

arkadaşa tablet getirecek misiniz?" şeklinde ibareler

mevcuttur. Yargı mercileri de bu mesajlarda ismi geçen A. Beyin başvurucu olduğu

kanaatindedirler.

52. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında başvurucu hakkındaki

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran

tanık anlatımı, şüpheli para transferleri ve ByLock tutanaklarının somut olayın

koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul

edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

53. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

54. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 33; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 148).

56. Somut olayda Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, kanunda suça

ilişkin olarak öngörülen yaptırımın ağırlığına göre adli kontrolün yetersiz

kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Şanlıurfa 2.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

58. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser

Yıldırım (2), § 151).

59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda

örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde

hareket etme) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza

soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

60. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Şanlıurfa 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

62. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : A.Ş.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/80630, 12 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Aydın
  13. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  14. B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
  15. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/80630
Tarih
12 Şubat 2020

İlgili Kararlar

  • Alaattin Akdemir Başvurusu (B. No: 2018/33588)
  • M.ç. Başvurusu (B. No: 2017/34600)
  • Mahmut Macit Başvurusu (B. No: 2017/27177)
  • Ayşe Adanalı Başvurusu (B. No: 2016/76401)
  • Dursun Sarı Başvurusu (B. No: 2017/19448)
  • Halil Özer ve Mehmet Mansur Emen Başvurusu (B. No: 2017/33990)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.