İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

A.v. Başvurusu (B. No: 2013/216)

1. Başvurucu, yargılamanın

Başvuru No2013/216Tarih11 Aralık 2014Okuma16 dk · 3.165 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm A.V. Başvurusu I.başvurunun Konusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/216
R.G. Tarih-Sayı
12/5/2015-29353
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.165 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

1. Başvurucu, yargılamanın

hakkaniyete uygun yürütülmemesi ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/12/2012

tarihinde Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 9/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 7/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 7/1/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına

bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı 20/1/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmasına gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile aynı yerde

ikamet eden diğer bir kişi hakkında, apartman yöneticiliğinden kaynaklanan ve

daha önce var olan husumet nedeniyle 7/4/2006

tarihinde karşılıklı yaralama suçunu işledikleri isnadıyla Gaziosmanpaşa

Cumhuriyet Başsavcılığının 22/8/2006 tarihli iddianamesiyle Gaziosmanpaşa 2.

Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

8. Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza

Mahkemesi 30/4/2008 tarih ve E.2006/1069, K.2008/505

sayılı kararıyla eylemlerin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturacağı gerekçesiyle

görevsizliğine ve dosyanın Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

9. Görevsizlik kararına ilişkin

gerekçede, müşteki sanıklarla ilgili Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 20/7/2007 ve 25/7/2007 tarihli raporlarında yer alan

yaralanmaların oluşuna ve niteliğine dair değerlendirmelerin esas alındığı

görülmektedir.

10. Bakırköy 12. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2008/486 sayılı dosyasında devam eden yargılamada Mahkemenin 12/10/2010 tarih ve E.2008/486, K.2010/391 sayılı kararıyla

başvurucu ve diğer müşteki/sanık karşılıklı olarak öldürmeye teşebbüs suçunu

işledikleri ve ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığının tespit

edilemediği gerekçesiyle ayrı ayrı 5 yıl 10 ay hapis cezasına mahkûm

edilmiştir.

11. İlk derece mahkemesinin

gerekçeli kararında “Özel A. Ş. Hastanesine

ait İ.D.'nin doktor epikriz

formu, İ.D.'a ait film, Özel G. Hastanesinde çekilmiş

A. V.'a ait filmler, şikâyet dilekçeleri, olay yeri

inceleme raporu ve krokisi, Özel A. Ş. Hastanesinin İ. D.'a

ait geçici adli rapor formu, 07.04.2006 tarihli tutanak, Özel G. Hastanesinin

A. V.'a vermiş olduğu geçici adli rapor, 10.06.2006

tarihli ekspertiz raporu, 07.07.2006 tarihli ekspertiz raporu, Adli tıp kurumu

Gaziosmanpaşa şube müdürlüğünün 08.05.2006 ve 16.05.2006 tarihli raporları,

Adli tıp kurumu 2. İhtisas Kurulunun 20.07.2007 ve 21.01.2008 tarihli

raporları, Adli tıp kurumu 1. İhtisas Kurulunun 25.07.2007 tarihli raporu,

görevsizlik kararı, nüfus sabıka kaydı, emanet eşya makbuzları, tanıkların

beyanları, katılan sanıkların savunmaları” deliller başlığı altında

belirtilmiştir.

12. İlk derece mahkemesinin

gerekçeli kararında, adli raporlar, olay yeri inceleme raporu ve diğer ilgili

belgeler yanında, müşteki sanıklar ile tanıklar İ.K, E.K.,

Y.G. ve E.B.’nin anlatımları yer almaktadır.

Müşteki/sanık (başvurucu) A.V., "diğer

müşteki sanık ile aramızda apartman yönetimi nedeni ile sorun vardı ben eski

yöneticiydim eylem tarihinde İbrahim kendi normal kapısından dairesine

çıkabilecekken beni görmüş ve sabah ben işe giderken bulunduğum iki blok un

arasındaki tarafa doğru gelip küfürler ederek bana saldırdı. Seni geberteceğim

gibi laflar ediyordu. Ben de git bırak işe gideceğim dedim buna rağmen

saldırısına devam etti. Ve elinde bulunan bıçak ile bana vurmaya başladı ben

yaralandım aynı zamanda küfürler ediyordu kaç kez vurdu hatırlamıyorum bu arada

gasp olayları nedeni ile arabamda taşıdığım bıçak aklıma geldi. Bıçağı almaya

gittiğimde yine saldırdı. Bana vururken kolumu kaldırdım yapma dedim ben de

vururum dedim. Kolumdan da yaralandım. Ondan sonra ben de kendisine vurmaya

başladım kaç kez vurduğunu hatırlamıyorum ayrıca ben bu bıçağın suç olduğunu

bilmiyorum seyyar satıcıdan almıştım. Ben diğer müşteki sanıktan şikâyetçiyim

katılma talebimde vardır"

Diğer müşteki/sanık İ. D., Yönetici

olmamız nedeni ile diğer müşteki sanık ile aramazı da

husumet vardı benim yönetici olduğum dönemde sanık da aidat ödememişti o olay

nedeni ile Müşteki sanık A. ile iki akrabası beni dövmüşlerdi. O dosya

numarasını daha sonra bildireceğim olay günü de sanık A. bana küfür ederek

yaklaştı vurdu. Karşılıklı yumruklaştık bu sırada çenemden dudağımdan kan

geldiği fark ettim baktığımda ayağımdan aşağıya kan akıyordu kasığımdan

yaralandığımı anladım. Hem kasığından hem ağzımdan yaralanmıştım. Bunun üzerine

arabama doğru koştum. Balık yakalama sırasında kullandığım çakı bıçağını aldım.

Bu arada sanık beni kovaladı. Kan izleri arabamın yanında da vardı tutanaklar

da bu bellidir. Bu sırada ben de çakı bıçağını alıp diğer müşteki sanığa vurdum

iki kez vurdum karnından yaralandığını fark ettim. Daha sonra yere düştüm ben

yerde iken de müşteki sanık A. bıçak ile vurmaya devam etti ben kavga sırasında

oraya gelenlere bıçağı vermiştim ancak A. vermemiş. Ben yerde iken de vurmaya

devam etti. Daha sonra H. isimli tanık A.’ya vurarak

elindeki bıçağı almış, bende diğer müşteki sanık tan şikâyetçiyim katılma

talebim vardır.

Tanık İ.K, “Ben söz konusu apartman da

zemin katta oturuyorum müşteki sanıkların ikisi de komşum olur olay tarihinde

normalde çalıştığım halde o gün işe gitmemiştim bir ara sesler duydum mutfak

camından baktığımda kavga vardı İ. Bey in elinde bıçak vardı ve A. bey

kendisini savunuyordu yapma işe gidecektim gibi şeyler söylüyordu, bunun

üzerine polisi aradım tekrar döndüğümde mutfak camından değil salon

penceresinden baktığımda benim pencerenin yanında idiler ve A. beyin

pantolonundan kan akıyordu. Tekrar

polise telefon ettim insanlar ölünce mi geleceksiniz dedim tekrar baktığımda

benim camın önünden gitmişlerdi. İ. Bey i arabaya koyuyorlardı. A. bey de kendi

arabasının yanına geldi. Apartmana yukarıya doğru bakıp kimse yok mu yahu

diyordu bilgim bundan ibarettir, A. Blok Zemin katta oturuyorum. A blok ve B

blok arasında 50 metre mesafe vardı. İlk gördüğümde benim mutfağın camının

önünde idiler daha sonra benim salonun tarafına geçtiler ikinci kez telefon

açtığımda B blok un arasına geçmişlerdi. Ben A Blok dayım onlar B tarafına

geçmişlerdi olayda orada bitti A. V.’ın arabası benim

mutfağın tam karşısına park eder o gün İ. bey in arabası nereye park etmişlerdi

hatırlamıyorum B blok un önünde İ. beyi araca bindirdiler.”

Tanık E.K., "Ben

olay tarihinde balkonda çay içiyordum baktığımda aşağıda A. bey in arabasının

yanında müşteki sanıklar A. ve i.’ in yumruklaştığını gördüm yukarıdan yapmayın

diye bağırdım ancak durmadılar ben sesimi duyuramadım yumruklaşırken İ., A. bey

i bıraktı sol eli ile arka cebinden bıçak çıkardığını gördüm ben orayı seyir

mahallinin terk edene kadar A.’nin elinde bıçak

yoktu. Ben 6. katta B blok da oturuyorum onlar A Blok

civarında kavga ediyorlardı ben asansör çağırıp inene kadar zaman geçti bizim B

blok un köşesinde yerde ikisi de yaralı vaziyette perişan idi ikisinin elinde

de bıçak vardı ellerinden bıçakları aldık gençler polis çağıralım dediler ben

de yaralı oldukları için hastaneye götürelim dedik ikisini de kendi arabalarına

atarak hastaneye götürdük "

Tanık Y.G., "Olay

günü ikamet ettiğim A blok un otoparkında camın önünde kahvaltı yaparken

otoparkta A. V. ile İ.D.’nin kavga ettiklerini İ.D.’nin yerde A.V.’ın da İ.’ in

boğazını sıkarken gördüm yanlarında bir şahıs daha vardı. O da İ.D.ye

vuruyordu. A. V.’ın eşi ve kızı da yanındaydı olaya

müdahale etmiyorlardı. Ellerinde bıçak görmedim bu arada İ.D. un oğlu gelerek

onu yerden kaldırdı. İ.D. yerden kalkarken A. V.’ın

eli hala boğazındaydı. "demiş Sanık A.V.’ın müdafiinin talebi ile huzurdaki tanıktan sorulduğunda

"benim bulunduğum blokda aynı hizada Zemin katta

oturmaktadır. Ben bıçaklanma olayını görmedim ben o sırada banyoda idim "

Tanık E.B., "ben o

dönemde söz konusu apartmanda apartman görevlisi idim çocuğum hastaneden

getiriyordum bir bayan sanırım kavga var dedi. Apartmana geldiğimde bahçede her

iki katılan sanığı yerde yaralı vaziyette yatarken gördüm. Kavga nasıl çıktı

görmedim. Çevreden bağrışmalar olduğunu duydum öyle söylediler, ellerinde

bıçakta görmedim" şeklindedir.

Gerekçeli

kararda tanık H.K.’nin beyanı bulunmamaktadır. 28/1/2010 tarihli celsede bu tanığın daha önceki ifadeleri

okunmuştur.

13. İlk derece mahkemesi,

“Dosya

içerisindeki bütün bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; katılan

sanıkların komşu oldukları, olay günü aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın

kavgaya dönüştüğü ve bu kavga esnasında katılan sanıkların birbirlerini bıçak

ile öldürmeye kalkıştıkları anlaşılmıştır.

Her

iki katılan sanığın aralarında olaydan önceye dayalı oturdukları apartmanın

yöneticiliği ve aidat borçları yüzünden husumet bulunduğu, bu husumet sebebi

ile dönem dönem aralarında kavga çıktığı, olay günü

de her iki katılan sanığın bıçak gibi etkin bir silahla birbirlerini toraksa

nafiz ve yaşamsal tehlike yaratacak şekilde birden çok bıçak darbesi ile

yaraladıkları, hedef aldıkları vücut nahiyeleri ve hâsıl olan harabiyet nazara alındığında; kasıtlarının öldürmeye

yönelik olduğu olay yerine gelen tanıklar ve özellikle H. K.'nın müdahalesi ve bıçağı alması nedeniyle her iki sanığın

eylemlerini tamamlayamadığı anlaşılmış ve bu nedenle öldürmeye teşebbüs

suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Katılan sanıklardan

hangisinin ilk olayı başlattığı açık olarak belirlenemediğinden eylemlerini

haksız tahrik altında işledikleri kabul edilmiştir.” gerekçesine dayalı olarak

müşteki/sanıkların mahkûmiyetlerine karar vermiştir.

14. Bu karar Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 16/10/2012 tarih ve E.2011/6554,

K.2012/7598 sayılı ilamıyla onanmıştır. Onama kararı 22/11/2012

tarihinde başvurucu tarafından öğrenilmiştir.

15. Başvurucu 24/12/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 81. maddesi şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

17. 5237 sayılı Kanun’un 35.

maddesi şöyledir:

“(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu

elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan

nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.

(2)

Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına

göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç

yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer

hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

18. Aynı Kanun’un 29. maddesi

şöyledir:

“Haksız

bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç

işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve

müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde

verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun

24/12/2012 tarih ve 2013/216 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu yaklaşık yedi yıl süren yargılamada makul sürenin

aşıldığını, taraflar arasında daha önce yaşanan başka bir olayın kanıtlarının

davanın kanıtıymış gibi değerlendirildiğini, sunulan delillerin gerekçesiz

olarak reddedildiğini, tanıklar Y.G. ve H.K.’nin

beyanlarının açıkça hatalı değerlendirildiğini, gerçekte olmayan tanık

ifadeleri esas alınarak hüküm verildiğini belirterek Anayasa’nın kişi hürriyeti

ve güvenliği ile adil yargılanma hakkına ilişkin 19. ve 36. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasına ve tazminata karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvurucunun iddiaları,

yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmediği, mahkûmiyet kararının somut

gerekçeye dayanmadığı ve yargılamada makul sürenin aşıldığına ilişkindir.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı değildir (B. No: 2012/695, 12/2/2013, § 15).

Bu şikâyet temelinde yapılan başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Derece mahkemeleri,

kararların yapısı ve içeriği ile ilgili olarak geniş bir takdir hakkına

sahiptirler. Özellikle taraflarca ileri sürülen kanıtların kabulü ve

değerlendirilmesi öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu nedenle, açık

keyfilik veya bariz takdir hatası olmadıkça, belirli bir kanıt türünün kabul

edilebilir olup olmadığına, değerlendirme şekline veya aslında başvurucunun

suçlu olup olmadığına karar vermek, Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (B.No. 2013/7800, 18/6/2014, § 33).

26. Buna karşın mahkemeler, “kararlarını hangi temele dayandırdıklarını yeterince

açık olarak belirtme” yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olması yanı sıra,

tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun

bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir

toplumda, toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini

öğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir (B.No.

2013/7800, 18/6/2014, § 34).

27. Mahkemelerin bu yükümlülüğü,

yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde

ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, bir kararda

tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine ve

koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte muhakeme sırasında açık ve somut bir

biçimde öne sürülen iddia ve savunmalar davanın sonucuna etkili olması, başka

bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması halinde, davayla

doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt

verilmesi zorunluluktur (B.No. 2013/7800, 18/6/2014, § 35).

28. Başvuru konusu olayda, daha önce taraflar

arasında yaşanan olayların dava konusu yargılamayla karıştırıldığı ve lehe olan

hususlar dikkate alınmadan mahkûmiyete karar verildiği belirtilmekte

olup, başvurucunun iddialarının özünün esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. İlk derece mahkemesinin

kararına esas gerekçe dikkate alındığında, yargılamada ulaşılan sonuç

bakımından taraflar arasında gerçekleşen önceki olayların yargılama konusu

olayla karıştırıldığının ve ulaşılan sonucun açık biçimde gerçekte olmayan

olgulara dayandırıldığının kabulü mümkün görülmemiştir. Başvuru kapsamında

ileri sürülen iddiaların dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

31. Başvurucunun, makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının dayanaktan yoksun

olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı

görüldüğünden bu iddia bakımından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, hakkında

yürütülen yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

33. Anayasa ve AİHS’ nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasına ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). AİHS ile

AİHM içtihadından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının görünümleri olan

ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı, AİHS’ nin 6. maddesinde yer alması nedeniyle

adil yargılanma hakkı kapsamındadır. Ayrıca, davaların en az giderle ve mümkün

olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın

141. maddesi de, Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38, 39).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 41-45).

35. Anayasa’nın 36. ve AİHS’ nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç

isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç

isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı

niteliğinde olup olmadığının tespitinde, iddia olunan suçun pozitif

düzenlemelerdeki yerinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın

niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil,

ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılamada ceza hukuku

kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın,

adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

36. Başvuru konusu olayda, 7/4/2006

tarihinde başvurucu ve diğer sanık hakkında karşılıklı yaralama suçunu

işledikleri iddiasıyla 22/8/2006 tarihli iddianameyle Gaziosmanpaşa 2. Asliye

Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Bu mahkemenin 30/4/2008

tarihli görevsizlik kararıyla dava Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesince

yürütülmüştür. Mahkemenin 12/10/2010 tarihli ve

E.2008/486, K.2010/391 sayılı kararıyla başvurucu öldürmeye teşebbüs suçunu

işlediği gerekçesiyle sonuç olarak 5 yıl 10 ay hapis cezasına mahkûm

edilmiştir. Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16/10/2012

tarihli kararıyla onanmıştır. Kesinleşen mahkûmiyetle başvurucu hakkında hapis

cezası verilmiştir. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §

32).

37. Ceza muhakemesinde yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye

suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan

ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması

anıdır. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadına ilişkin

nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 32).

38. Bununla birlikte, suç

isnadının tarihi ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile

ilgili zaman bakımından yetkisinin başladığı tarih farklı olabilir. Anayasa

Mahkemesince verilen birçok kararda, ceza muhakemesinde yargılama süresinin

makul olmadığı yönündeki şikâyetlerde, 23/9/2012

tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veya

devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihe

kadar geçen sürenin dikkate alınacağına hükmedilmiştir (Birçok karar arasında bkz: B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 36; B. No: 2013/13,

2/7/2013, § 51).

39. Somut yargılama açısından

olayın gerçekleştiği 7/4/2006 tarihi itibarıyla

başvurucu hakkında şüpheli sıfatıyla soruşturma kapsamında işlem yapılmıştır.

Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının kesinleştiği 16/10/2012

tarihinde yargılama sona ermiştir.

40. Başvuruya konu yargılama

sürecinde ilk olarak Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan kamu

davasında yaklaşık 2 yıllık süre sonunda görevsizlik kararı verilmiştir. Bu

karar üzerine dava dosyası Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Bakırköy

12. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen dava yaklaşık 2 yıl sonra sonuçlanmıştır.

Temyiz aşamasındaki inceleme de yaklaşık 2 yıl sürmüştür.

41. 5271 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemelerde yargılamaların makul sürede

sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 22-45).

42. Başvuruya konu davada yer

alan sanık/müşteki sayısı, suçlamaların niteliği ile yargılama kapsamında

icrası gereken usul işlemleri dikkate alındığında yargılamanın karmaşık

olmadığı açıktır. Dava sürecinin bütününe bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve olayla

birlikte başlayan soruşturmadan itibaren kesin hükmün verildiği tarihe kadar geçen

6 yıl 6 ayı aşan yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanunun 50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

45. Başvuruda, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Başvurucu 500.000,00 TL

manevi tazminat talep etmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına

yönelik müdahale ve yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki

manevi zararın varlığı nedeniyle somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucuya takdiren net 5.000,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun,

1. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

Başvurucuya takdiren net 5.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

D.

Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E.

Ödemenin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak başvurudan

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması halinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

11/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Muharrem İlhan KOÇ Başvurucu : A. V. Vekili : Av. Cansın Özlem ŞAFFAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/216, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. Başvuru
  4. Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. A. V.'a ait filmler, şikâyet dilekçeleri, olay yeri
  9. A. V.'a vermiş olduğu geçici adli rapor, 10.06.2006
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. V. Hüküm
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/216
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Necmiye Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1301)
  • Mehmet Hasan Altan Başvurusu (B. No: 2013/6947)
  • Ali Rıza Telek Başvurusu (B. No: 2013/2630)
  • İsmail Ediş Başvurusu (B. No: 2012/354)
  • Korkut Bahadır Başvurusu (B. No: 2014/4025)
  • Cafer Karataş Başvurusu (B. No: 2014/2369)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.