İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdolghafoor Rezaeı Başvurusu (B. No: 2015/17762)

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

Başvuru No2015/17762Tarih6 Aralık 2017Okuma18 dk · 3.572 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdolghafoor Rezaeı Başvurusu

Karar tarihi
6 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2015/17762
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.572 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski

bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağı

ile özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) 73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

4. Komisyonca, tedbir talebinin Bölüm tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden İçtüzük'ün 73.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından 1/12/2015 tarihinde İçtüzük'ün

73. maddesi uyarınca sınır dışı işleminin durdurulmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1971 doğumlu olup Afganistan vatandaşıdır.

10. Başvurucu yaşadığı ekonomik sorunlar nedeniyle 2004 yılında

ailesiyle birlikte ülkesinden ayrılarak yasa dışı yollardan İran'a gitmiştir.

11. Başvurucu, İran'da yaşadığı bölgede mezhep farklılıkları

nedeniyle bazı sorunlarla karşılaşması üzerine bu kez 2013 yılında ailesiyle

birlikte yasa dışı yollardan Türkiye'ye giriş yapmıştır.

12. Başvurucu 24/10/2013 tarihinde yukarıda belirtilen

gerekçelerle ülkesine geri dönmek istemediğini belirterek Birleşmiş Milletler

Mülteciler Yüksek Kuruluna (BMMYK) başvurmuş ve sığınma talebinde bulunmuştur.

13. Başvurucu, sığınma başvurusu değerlendirilmek üzere Erzincan

Valiliği Yabancılar Şube Müdürlüğüne yönlendirilmiş; başvurucuya, belirli

aralıklarla imza atma ve Erzincan ilinde ikamet etme koşuluyla başvurusu

sonuçlanıncaya kadar geçici ikamet izni verilmiştir.

14. Başvurucu, imza yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve ikamet

ilini izinsiz olarak terk etmiştir. Erzincan Valiliği İl Göç İdaresi

Müdürlüğünün 30/4/2015 tarihli kararıyla, anılan gerekçelerle başvurucunun

geçici sığınmacı statüsünün kaldırılmasına ve sınır dışı edilmesine karar

verilmiştir.

15. Başvurucu tarafından, anılan kararın iptali için Sivas İdare

Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açılmıştır.

16. Dava dilekçesinde özetle başvurucunun Erzincan'da bakıma

muhtaç beş çocuğuyla birlikte ikamet ettiği,herhangi

bir adli veya idari tahkikata karışmadığı, ülkesinde Taliban terör örgütünün

faaliyetlerinin devam ediyor olması nedeniyle can ve mal güvenliğinin

bulunmadığı, sınır dışı edilmesi hâlinde aile bütünlüğünün bozulacağı

bilgilerine yer verilmiştir.

17. Anılan dava İdare Mahkemesinin 9/10/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Somut olayda davacının,yukarıda belirtilen tarihlerde imza

bildiriminde bulunmadığı, bu durumun anılan tarihi içerir polis memurunca

imzalı tutanak ile somut belgeye bağlandığı, il dışına izinsiz çıktığını dava

dilekçesinde davacının da açıkça ikrar ettiği görülmektedir.

Diğer taraftan, idarece hakkında tatbik edilen

sınır dışı kararı alınmasının davacının dilekçesindeki iddiasının aksine şahsın

sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur

kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddî hiç bir emarenin

bulunmadığı, bu hususun davalı idarece gönderilen ve davacı beyanları üzerine

doldurulan ve imzasını havi 25.10.2013 tarihli sığınma müracaat formunda da

açıkça yer aldığı görülmektedir.Şöyle ki; söz konusu

beyanında davacının hayatı boyunca kötü muamaleye

maruz kalmadığını ve aile üyelerinden herhangi birisinin de yetkililerle bir

sorun yaşamadığını, her hangi bir siyasi,dini bir

grupla bağı olmadığını, ekonomik sıkıntılardan dolayı ülkesini terk ettiği ve

ardından9 yıl tabiyetinde olduğu ülke dışında(İran)yaşadığı,ailesinin eşiyle olan mezhep farklılığı

bulunduğundan anılan ülkeyi deterk ettiğini ifade

etmektedir.

Tüm bu tespit ve değerlendirmeler gereği, dava

dilekçesindeki iddialarının şahsın yurda girişte verdiği beyanlarla açık

çelişki taşıdığı ve somut belgeye dayanmadığı hususu da dikkate alınmakla, 6458

sayılı Kanunun 77/ç maddesine açıkça aykırı hareket etmek suretiyle ikamet

yerini izinsiz terk etmesine bağlı imza bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiği

açık olan davacının, anılan yasa maddesi gereği uluslararası başvurusunun

idarece geri çekilmiş sayılmasında ve ardından hakkında sınır dışı kararı

verilmesine yönelik tesis edilen ihtilaf konusu davalı idare işleminde mevzuata

aykırılık bulunmamaktadır."

18. Bu karar, başvurucuya 2/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve

18/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

19. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 20/11/2015 tarihinde

başvurucunun sığınma başvurusuna ve hakkında alınan sınır dışı kararına ilişkin

belgeler Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası

Koruma Kanunu’nun "Kapsam"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

" (1) Bu Kanun,

yabancılarla ilgili iş ve işlemleri; sınırlarda, sınır kapılarında ya da

Türkiye içinde yabancıların münferit koruma talepleri üzerine sağlanacak

uluslararası korumayı, ayrılmaya zorlandıkları ülkeye geri dönemeyen ve kitlesel

olarak Türkiye’ye gelen yabancılara acil olarak sağlanacak geçici korumayı, Göç

İdaresi Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını kapsar.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin

taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar ile özel kanunlardaki hükümler saklıdır."

21. 6458 sayılı Kanun’un "Geri

gönderme yasağı" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun kapsamındaki

hiç kimse, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi

tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti

veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında

bulunacağı bir yere gönderilemez."

22. 6458 sayılı Kanun’un 29/10/2016 tarihli ve 676 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin (676 sayılı KHK) 35. maddesiyle değişik “Sınır dışı etme kararı” kenar başlıklı 53.

maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme

kararı, Genel Müdürlüğün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar, gerekçeleriyle birlikte hakkında

sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya yasal temsilcisine ya da avukatına

tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancı, bir avukat

tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya yasal temsilcisi, kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da

avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş

gün içinde idare mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı

etme kararını veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan

başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş

olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma

süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde ‘54 üncü

maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası

kapsamındakiler hariç’ yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez.”

23. 6458 sayılı Kanun’un 676 sayılı KHK’nın 36. maddesiyle

değişik “Sınır dışı etme kararı alınacaklar”

kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan

yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi

kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,

destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya

destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri

için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan

sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu

sağlığı açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden

fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona

ermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on

günden fazla ihlal edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den

yasal çıkış hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı

bulunmasına rağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,

uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak

değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,

uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında

verilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma

hakkı bulunmayanlar

j) İkamet izni uzatma başvuruları

reddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar

k) Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından

tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler

(2) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve

(k) bentleri kapsamında oldukları değerlendirilen uluslararası koruma başvuru

sahibi veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler hakkında uluslararası

koruma işlemlerinin her aşamasında sınır dışı etme kararı alınabilir. ”

24. 6458 sayılı Kanun'un "Sınır

dışı etme kararı alınmayacaklar" kenar başlıklı 55. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) 54

üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır

dışı etme kararı alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı

konusunda ciddi emare bulunanlar"

25. 22/10/2014 tarihli ve 29153 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu Yönetmelik kapsamında hiç kimse,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı

veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir

yere gönderilemez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece

hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son

verilemez.

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

c) Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun

olarak bastırılması"

27. Sözleşme'nin "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da

onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

28. Sözleşme'nin "Özel

ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

"1. Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir. "

29. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 28/7/1951 tarihli

Sözleşme'nin (Cenevre Sözleşmesi) 33. maddesi şöyledir (Cenevre Sözleşmesi,

29/8/1961 tarihli ve 359 sayılı Kanun'la onaylanmış; 5/9/1961 tarihli ve 10898

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir):

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı,

dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri

dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına,

her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade ("refouler") etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir

tehlike oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep

edemez.”

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Uygulaması

30. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) sınır

dışı kararının uygulanması hâlinde yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal

edileceğine ilişkin şikâyetlerle ilgili ilkesel yaklaşımı özetle şöyledir

(referans alınan AİHM kararları için bkz. Soering/Birleşik Krallık, B. No: 14038/88, 7/7/1989; Saadi/İtalya [BD], B. No: 37201/06, 28/2/2008; M.S.S./Belçika ve Yunanistan [BD], B. No:

30696/09, 21/1/2011; J.K. ve diğerleri/İsveç

[BD], B. No: 59166/12, 23/8/2016; Ghorbanov ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 28127/09, 3/12/2013; Mamatkulov ve Aksarov/Türkiye [BD],

B. No: 46827/99, 4/2/2005; Babajanov/Türkiye, B. No: 49867/08, 10/5/2016):

AİHM'e göre yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet edişleri ve ülkeden

çıkarılmalarına ilişkin konular doğrudan o ülkenin ulusal egemenlik yetkisine

ilişkin olup Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bir

başka deyişle bu tür konularda alınan kararların medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgisi bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bir yabancının sınır dışı

edilmesi hâlinde işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair ciddi emareler

bulunması durumunda taraf devletin Sözleşme kapsamında sorumluluğu ortaya

çıkmaktadır. Sözleşme, işkence ve kötü muameleye maruz kalma riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünü içermektedir.

AİHM, Sözleşme'nin 2. (yaşam hakkı) ve 3.

maddelerinin (işkence ve kötü muamele yasağı) birlikte ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerde kural olarak işkence ve kötü muamelenin mutlak şekilde

yasaklandığı gerçeğinden hareketle başvuruları 3. maddeyle sınırlı olarak

incelemektedir. Bu kural geri gönderilen ülkede idam cezası uygulanacağı gibi

doğrudan yaşam hakkının konusunu oluşturan şikâyetler bakımından geçerli

değildir.

AİHM, işkence ve kötü muamele riski bulunan

ülkeye sınır dışı etmeme yükümlülüğünün kamu düzeni veya kamu güvenliği

bakımından risk oluşturanlar bakımından da geçerli olduğununun

ve hatta uluslararası terörizm tehlikesinin bulunduğu hâllerde bile bu

yükümlülüğe bir istisna getirilemeyeceğinin altını çizmektedir.

AİHM, geri gönderilen ülkede işkence ve kötü

muamele riskinin varlığını haklı gösteren önemli gerekçelerin bulunması hâlinde

bu iddiaların kapsamlı ve titiz (etkili) bir şekilde incelenmesi gerektiğine

dikkat çekmektedir.

AİHM, söz konusu incelemenin etkililiğinden

bahsedebilmek için sınır dışı kararı uygulanmadan önce ilgili kişiye bağımsız

bir mercie başvuruda bulunma imkânı sunulması ve inceleme sonuçlanıncaya kadar

sınır dışı kararının uygulamasının kendiliğinden (otomatik olarak)

durdurulmasının önemine vurgu yapmaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlaline karar verilebilmesi için

işkence ve kötü muamele iddiasının bir olasılığın ötesinde gerçek bir risk

düzeyine ulaşması gerekmektedir. Söz konusu riskin ciddiliği incelenirken geri

gönderilecek ülkeyle ilgili koşullar taraf devletçe resen araştırılmalıdır. Bu

araştırma yapılırken bağımsız insan hakları örgütlerinin ve hükûmetlerin

hazırladığı ülke raporlarından yararlanılması mümkündür.

AİHM'e göre başvurucuların kişisel durumlarına ve geri gönderilecekleri

ülkede karşılaşacakları risklere ilişkin iddialarını ayrıntılı şekilde açıklama

ve (varsa) iddialarını destekleyen belgeleri sunma yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bir başka deyişle başvurucuların kişisel durumlarına ilişkin

iddialarını ispat külfeti kendilerine aittir.

3. Afganistan'ın Genel Güvenlik Durumuna

İlişkin Bilgiler

31. AİHM'in yakın tarihli birçok kararında

Afganistan'ın genel güvenlik durumuna ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir

(A.W.Q. ve D.H./Hollanda, B. No:

25077/06, 12/01/2016; S.D.M. ve

diğerleri/Hollanda, B. No: 8161/07, 12/01/2016; S.S./Hollanda, B. No: 39575/06,

12/01/2016). Söz konusu kararlarda BMMYK'nın 2015

yılı Afganistan raporunun bazı kısımlarına da atıf yapılmaktadır. İlgili

kısımlar şöyledir:

Yeni kurulan ulusal birlik hükümetinin

sürdürülebilir geri dönüşler için uygun bir ortam yaratma taahhüdünü

göstereceği öngörülmektedir. Bununla birlikte, uluslararası güvenlik güçlerinin

geri çekilmesi ve karmaşık bir ekonomik geçiş Afganistan'daki barış, güvenlik

ve gelişmeyi etkilemektedir. İnsani yardım ihtiyaçlarının 2015 yılında azalması

beklenmemektedir. Daha istikrarlı bir gelişime doğru geçiş için uluslararası

toplumun desteği ve yardımına ihtiyaç duyulmaktadır.

Afgan Mülteciler İçin Çözüm Stratejisi (SSAR),

Afganistan'a dönenlerin yeniden entegrasyonunun sürdürülmesi için ana politika

çerçevesi olmayı sürdürüyor. 2014 yılında kurulan Ulusal Yönlendirme Komitesi, SSAR'ın girişimlerinin uygulanmasını ve izlenmesini kolaylaştırmyı amaçlamaktadır.

Geri dönen bir çok

kişi kasaba ve kasabalara göç ederek ülkenin hızlı kentleşmesine katkıda

bulunmuştur. Kentsel merkezlerde yükselen yoksulluk ve işsizlik toplumun

yeniden bütünleşmesini engellediğinden, birçok kişinin temel yardıma ihtiyacı

olacaktır.

Ayaklanma, güney Afganistan'dan kuzeyin ve

merkezin geniş alanlarına yayılmaya devam ediyor ve 2015'te istikrar için

tehdit oluşturmaya devam edecek gibi görünüyor. Şiddet daha fazla insanın

yerini alabilirken, güvensizliğin insani erişimi kısıtlamaya devam etmesi

muhtemeldir. Ekonomik güvensizlik ve Hükümetin temel hizmetleri sunma

kapasitesi sınırlıdır.

2002'den bu yana, 5.8

milyondan fazla Afgan mülteci eve döndü, 4.7 milyonu BMMYK tarafından

desteklendi. Afganistan nüfusunun yüzde 20'sini temsil eden geri dönenler,

BMMYK için kilit bir nüfus grubu olmaya devam ediyor. Mülteci dönüşleri, son

beş yıl içinde azalmış ve güvensizlik ve zor bir sosyo-ekonomik

durum nedeniyle 2014 yılının ilk yedi ayında sadece 10.000 mülteci geri döndü.

Haziran 2014'te Pakistan'daki askeri

operasyonlar sonrasında 13.000'den fazla aile (yaklaşık 100.000 kişi) Afghanistan'ın güneydoğusundaki Khost

ve Paktika illerine geçti. Birçoğu ev sahibi

topluluklar arasında yerleşti ancak yaklaşık 3,300 aile, Khost

eyaletindeki Gulan kampında ikamet ediyor. Erken

dönmenin muhtemel olabileceği beklentilerine rağmen Afganistan'da önemli bir

sayı kalabilir.

2014 yılının ortalarına kadar, 34 Afgan

eyaletinin 30'unu etkileyen çatışmalar 683.000 kişinin yerinden edilmesine

neden oldu. Afganistan'da yerinden edilmiş insanların yarısından fazlası

kentsel alanlarda yaşamaya devam ediyor.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

33. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun

olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Başvurucu; Afganistan'a geri gönderilmesi hâlinde Taliban

terör örgütünün faaliyetleri nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının,

bakıma muhtaç beş çocuğu bulunması nedeniyle de özel hayata ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkınınihlal edileceğini

ileri sürmüştür.

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı edilmesi hâlinde

öldürülebileceğine ya da kötü muameleye maruz kalabileceğine ilişkin iddiaları

ve diğer şikâyetleri kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.

36. Diğer taraftan başvurucu, bakıma muhtaç beş çocuğu

bulunduğunu ve sınır dışı edilmesi hâlinde aile bütünlüğünün bozulacağını ileri

sürmüşse de başvuru formunda sunulan bilgilerden başvurucunun çocuklarıyla

birlikte sınır dışı edileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvuru kapsamında

özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı bakımından ayrıca

bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

37. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,

devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin

bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],

B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

38. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yaşama

hakkının yanında maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı da güvence

altına alınmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence ve

eziyet" yapılamayacağı, kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı hükmüne yer

verilmiştir. Maddenin sistematiğinden de anlaşılacağı üzere birinci fıkrada

genel olarak güvence altına alınan bireyin maddi ve manevi varlığı, üçüncü

fıkrada kötü muamelelere karşı özel olarak korunmuştur (A.A. ve A.A., § 55).

39. Anılan maddede, devlete getirilen kötü muamelede bulunmama

(negatif) yükümlülüğünün herhangi bir istisnasına yer verilmemiştir. Temel hak

ve özgürlüklerin savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde

kullanılmasının durdurulmasına imkân veren Anayasa'nın 15. maddesinde de maddi

ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, kötü

muamele yasağının mutlak nitelikte olduğunun açık göstergesidir (A.A. ve A.A., § 56).

40. Ancak bu yasakla korunan hakların gerçek anlamda güvence

altına alındığından bahsedilebilmesi için devletin kötü muamelede bulunmaması

yeterli değildir. Devletin aynı zamanda bireyleri kendi görevlilerinin ve

üçüncü kişilerin kötü muamele oluşturabilecek eylemlerine karşı da koruması

gerekir (A.A. ve A.A., § 57).

41. Nitekim Anayasa'nın 5. maddesinde "insanın maddi ve manevi

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" devletin temel amaç ve görevleri arasında

sayılmıştır. Anayasa'nın 5. ve 17. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde

devletin bireyi işkence ve kötü muamele yasağına karşı koruma (pozitif)

yükümlülüğünün de bulunduğu anlaşılmaktadır (A.A.

ve A.A., § 58).

42. Anayasa'nın 5., 16. ve 17. maddeleri uluslararası hukuk ve

özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri

ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup

gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi

ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif

yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir (A.A. ve A.A., § 59).

43. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında sınır dışı edilecek

kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma

sağlanabilmesi için bu kişiye sınır dışı kararına karşı etkili bir "karşı

çıkma imkânı" tanınması gerekir. Aksi hâlde sınır dışı edildiğinde kötü

muameleye maruz kalma riski altında olduğunu iddia eden ve bu iddiasını delillendirme konusunda devlete göre daha kısıtlı imkânlara

sahip olan yabancıya gerçek anlamda bir koruma sağlanabildiğinden bahsetmek

mümkün olmayacaktır (A.A. ve A.A.,

§ 60).

44. Dolayısıyla kötü muameleye karşı koruma pozitif

yükümlülüğünün -anılan yasağın koruduğu hakların doğası gereği- hakkında sınır

dışı kararı verilen bir yabancıya "iddialarını araştırtma" ve bu

kararı "adil bir şekilde inceletme" imkânı sağlayan usul

güvencelerini de içerdiği kuşkusuzdur (A.A.

ve A.A., § 61).

45.Bu çerçevede sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının

gönderileceği ülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi

hâlinde idari ve yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir

ihlal riskinin bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan

usul güvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır

dışı kararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetim

süresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecine

tarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A., § 62).

46. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı

işleminde yukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Bu

yükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir

(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) bir

iddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu, geri gönderileceği ülkede var

olduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekilde

açıklamalı; (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı; bu

iddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabilir

iddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılık

gösterebileceğinden her olayda ayrıcadeğerlendirme

yapılmalıdır (AA.A. ve A.A., §

63).

47. Somut olayda başvurucu; İdare Mahkemesine sunduğu dava

dilekçesinde ve bireysel başvuru formunda Taliban terör örgütünün faaliyetleri

nedeniyle ülkesinde can ve mal güvenliğinin bulunmadığını, sınır dışı edilmesi

hâlinde kendisinin ve bakıma muhtaç çocuklarının güvenliğinden endişe duyduğunu

dile getirmiştir. Buna karşılık sığınma başvurusunda, ekonomik sorunlar

nedeniyle ayrıldığı ülkesine geri dönmek istemediğini ifade etmiştir.

48. Başvurucu, ülkesinde Taliban terör örgütünün faaliyetlerini

devam ettirdiğini genel olarak dile getirmiş ancak söz konusu durumun kendisini

ve ailesini nasıl etkilediğini açıklamamıştır. Dahası başvurucunun

Afganistan'ın hangi bölgesinden olduğu ya da geri gönderilmesi hâlinde hangi

bölgesinde yaşamak zorunda kalacağı konusunda da herhangi bir bilgi

sunulmamıştır.

49. Dolayısıyla başvurucunun geri gönderileceği ülkenin koşullarına

ilişkin araştırma yapmaya elverişli nitelikte bilgiler vermediği açıktır. Geri

gönderilen ülkenin koşullarınınkamu makamları

tarafından resen araştırılması gerektiğine ilişkin kural, başvurucunun bu

konuda açıklamada bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Yryskul Beishenaliev, B.

No: 2016/7458, 20/4/2017,§ 51).

50. Öte yandan başvurucunun ülkeye giriş aşamasında

Afganistan'dan ekonomik nedenlerle ayrıldığını dile getirmiş olması ülkesinde

kötü muameleye uğrayabileceğine ilişkin iddialarının inandırıcılığı konusunda

tereddüt oluşturmaktadır.

51. Sonuç olarak başvurucunun ülkesine geri gönderilmesi hâlinde

kötü muameleye maruz kalacağına ilişkin genel nitelikteki iddialarının

araştırmaya değer nitelikte ve yeterlilikte olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim

İdare Mahkemesinin kararında da başvurucunun iddialarının ülkeye girişte

verdiği bilgilerle örtüşmediğine ve somut verilere dayanmadığına vurgu

yapılmıştır (bkz. § 17). İdare Mahkemesinin yapmış olduğu değerlendirme ve

ulaştığı sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır.

52. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddiasının savunulabilir nitelikte olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Tedbir kararının SONLANDIRILMASINA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

E. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 6/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

M. Serhat

MAHMUTOĞLU

Başvurucu : Abdolghafoor REZAEI Vekili : Av. Muhammed Hatip DURSUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17762, 6 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adli Yardım Talebi
  11. B. Kabul Edilebilirlik
  12. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. M. Serhat
  18. Mahmutoğlu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17762
Tarih
6 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • N.t.u. ve N.t. Başvurusu (B. No: 2014/4372)
  • Lokman Ayva Başvurusu (B. No: 2014/19301)
  • Özgül Avlanmaz Başvurusu (B. No: 2014/702)
  • Galip Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/15854)
  • Mehmet Koca Başvurusu (B. No: 2014/19791)
  • A.z.ö. Başvurusu (B. No: 2014/546)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.