İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulaziz Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18941)

1. Başvuru kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

Başvuru No2015/18941Tarih29 Kasım 2018Okuma21 dk · 4.266 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulaziz Çelik Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/18941
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.266 kelime·21 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular sırasıyla 2/12/2015, 4/12/2015 ve 7/12/2015

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Anayasa Mahkemesince 2015/18947, 2015/18951, 2015/18953,

2015/18955, 2015/18958, 2015/18959, 2015/18962, 2015/18963 ve 2015/19381

numaralı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle

2015/18941 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından Ilısu

Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında baraj gölü alanında kalan,

başvuruculara ait Siirt ili Merkez ilçesine bağlı Yazlıca

köyünde bulunan 199, 212, 225, 227, 229, 294, 296, 300, 314 ve 315 parsel

sayılı taşınmazlar hakkında kamulaştırma kararı alınmıştır.

10. Tarafların kamulaştırma bedelinde anlaşamamaları üzerine DSİ

tarafından 29/4/2013 tarihinde Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ve Siirt 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları

açılmıştır.

11. Mahkeme 27/4/2013 tarihinde iki mülk ve üç ziraat uzmanı

teknik bilirkişi ile kadastro uzmanı teknik bilirkişi eşliğinde keşif

yapmıştır. Keşif sırasında Mahkeme gözlemi olarak şu ifadelere yer verilmiştir:

"Dava konusu taşınmazın sürülü olduğu, 3

tarafı tel ile çevrili olduğu, taşınmazda 4x5 düzenli aralıklarla dikilmiş 4-5

yaşlarında nar fidanları olduğu, Dicle Nehrine 300-350 metre uzaklıkta olduğu,

taşınmazda sulama sisteminin bulunduğu, taşınmazın yarısının %

5-10 eğimli; kalan diğer yarısının ise %15-20 eğimli olduğu

gözlemlendi."

12. Ziraat ve mülk uzmanı teknik bilirkişi kurulunun 20/5/2013

tarihli raporunda, taşınmazın sulu tarla olduğu belirtilerek net gelir

yöntemine göre kamulaştırma bedeli hesaplanmıştır. Taşınmazın bedeline,

üzerindeki yapı bedelleri ve diğer ağaçların bedelinin yanında nar fidanlarının

değeri de eklenmiştir. Buna göre;

i. 199 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 4-5

yaşında olduğu, değerinin ise 391.750 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora göre

toplam kamulaştırma bedeli 842.016,13 TL'dir.

ii. 212 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 3-5

yaşında olduğu, değerinin ise 171.210 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora göre

toplam kamulaştırma bedeli 603.643,95 TL'dir.

iii. 225 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının

3-5 yaşında olduğu, değerinin ise 43.095 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 176.837,21 TL'dir.

iv. 227 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 4-6

yaşında olduğu, değerinin ise 103.125 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora göre

toplam kamulaştırma bedeli 334.232,11 TL'dir.

v. 229 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 3-5

yaşında olduğu, değerinin ise 79.235 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora göre

toplam kamulaştırma bedeli 281.659,67 TL'dir.

vi. 294 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 3-4

yaşlarında olduğu, değerinin ise 34.190 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 114.518,19 TL'dir.

vii. 296 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının

3-5 yaşında olduğu, değerinin ise 20.280 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 87.655 TL'dir.

viii. 300 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının

3-5 yaşlarında olduğu, değerinin ise 24.765 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 86.790,56 TL'dir.

ix. 314 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 3-5

yaşlarında olduğu, değerinin ise 93.730 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 243.703,71 TL'dir.

x. 315 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki nar fidanlarının 3-5

yaşlarında olduğu, değerinin ise 135.720 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora

göre toplam kamulaştırma bedeli 397.446,09 TL'dir.

13. İlk derece mahkemeleri 23/12/2014 tarihinde davaların kabulü

ile bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak kamulaştırma bedellerinin belirlenmesine,

ayrıca kamulaştırılan taşınmazların -tapu kaydının iptali baraj gölü sahasında

kalması nedeniyle- tapudan terkinine karar vermiştir.

14. Temyiz edilen kararlar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesince

26/6/2014 tarihinde bozulmuştur. Bozma kararlarında arazi niteliğindeki

taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik

görülmediği vurgulanmıştır. Ancak Daire dava konusu taşınmazlar üzerinde

bulunan nar ağaçlarının "dosya içerisindeki fotoğraflarına göre dava

tarihi itibari ile 2 yaşında olduğunu" belirtmiştir. Daireye göre bu sebeple, belirtilen

yaştaki ağaçların dava tarihi itibarıyla değerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık

İl Müdürlüğünden öğrenilerek hüküm verilmesi gerekmektedir. Ayrıca kamulaştırma

bedeline dava tarihinden dört ay sonrasından, karar tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz yürütülmesi gerektiği de belirtilmiştir.

15. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemeleri Gıda, Tarım ve

Hayvancılık İl Müdürlüğünden iki yaşındaki fidanların maktu bedelini sormuş ve

23/12/2014 tarihinde gelen cevap yazısındaki bilgilere göre kamulaştırma

bedeline hükmetmiştir. Buna göre kamulaştırma bedelleri;

i. 199 parsel sayılı taşınmaz yönünden 469.087,13 TL

ii. 212 parsel sayılı taşınmaz yönünden 503.551,95 TL

iii. 225 parsel sayılı taşınmaz yönünden 151.643,21 TL

iv. 227 parsel sayılı taşınmaz yönünden 268.232,11 TL

v. 229 parsel sayılı taşınmaz yönünden 235.337,67 TL

vi. 294 parsel sayılı taşınmaz yönünden 94.530,19 TL

vii. 296 parsel sayılı taşınmaz yönünden 75.799 TL

viii. 300 parsel sayılı taşınmaz yönünden 72.316,56 TL

ix. 314 parsel sayılı taşınmaz yönünden 219.907,71 TL

x. 315 parsel sayılı taşınmaz yönünden 318.102,09 TL

olarak belirlenmiştir. Kararlarda ayrıca

bu bedellere 30/8/2013 tarihinden ilk karar tarihine kadar olmak üzere kanuni

faiz işletilmiştir. Taraflarca temyiz edilen kararlar Daire tarafından

1/10/2015 tarihinde onanmıştır.

16. Nihai kararlar, başvurucuların vekillerine sırasıyla

2/11/2015 ve 4/11/2015 tarihlerinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular sırasıyla 2/12/2015 ve 4/12/2015 tarihlerinde

bireysel başvurularda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve

taşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile

yapılamaması halinde idare, ... asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz

malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, ... idare adına tesciline karar

verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, ... taşınmaz malın

malikine ... bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

...

Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada

hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları

anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim,

taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve ...

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde

keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede

sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın

değerini tespit için mahallinde keşif yapar ...

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya

vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi

raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı

beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde

gerektiğinde hakim tarafından onbeş

gün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve

hakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından

yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.

Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının

kamulaştırılma bedelidir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına . dair makbuzun

ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma

bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve

paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların

bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek

fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan

davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu

sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.

..."

19. 2942 sayılı Kanun'un

"Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları" kenar başlıklı

11. maddesi şöyledir:

"15 inci madde uyarınca oluşturulacak

bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere

mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten

sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü.

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın

kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması

halinde getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (.) resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve

hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen

kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.

..."

B. Uluslararası Hukuk

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) taşınmazın değerine

uygun makul bir bedel ödenmeksizin mülkiyetten yoksun bırakmanın mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılacağını vurgulamıştır (Yıltaş Yıldız Turistik Tesisleri A.Ş./Türkiye,

B. No: 30502/96, 24/4/2003, § 38).

22. Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye (B. No: 37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararında

AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı taşınmazın gerçek

değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemenin Yargıtay içtihadından

hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ile sınırlandırdığına işaret

etmiştir. AİHM, Yargıtayın farklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayan katı yorumu nedeniyle

başvurucuların taşınmaz değerinin %7'sine tekabül eden zararlarının

karşılanamadığını belirtmiştir. AİHM ayrıca özellikle ulusal mahkemelerin

başvurucuların iddialarını hangi sebeplerle reddettiklerini ve tazminat

miktarını taşınmazın değerinin %2’si ile sınırlandırmalarının gerekçelerini

açıklamadıklarına vurgu yapmışlardır. AİHM bu sebeple müdahalenin kamu yararı

ile mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek

mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).

23. Halil Göçmen/Türkiye

(B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar veren AİHM, derece mahkemelerince hükmedilen

tazminatın yeterliliğini de ölçülülük bağlamında tartışmıştır.AİHM bu bağlamda öncelikle ulusal

mahkemelerin yerine geçerek kamulaştırma bedelini belirleme gibi bir görevinin

bulunmadığını ancak mahkemelerin adil veya makul olmayan kararlar verilmesini

sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. AİHM somut olayda kamulaştırmasız el

atma tazminatına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğuna dikkat çekmiş ve

derece mahkemelerince yeterli bir gerekçe gösterilmeden daha az bir bedel

öngören raporun hükme esas alınmasının müdahaleyi ölçüsüz kıldığını

belirtmiştir (Halil Göçmen/Türkiye, §§

37-43).

24. Son alarak bu bağlamda Kutlu

ve diğerleri/Türkiye (B. No: 51861/11, 13/12/2016) kararına da

değinmek gerekir. Somut olayda bilirkişilerin taşınmazın kullanımını etkileyen

kısıtlamaları dikkate alarak değer kaybı oranını %40 olarak belirlediklerini

ifade eden AİHM, bilirkişi raporunun derece mahkemelerini bağlamadığını kabul

etmiş ancak bilirkişi raporunun sonuçlarının bertaraf edilmesi nedenlerinin mahkemelerce

açıklanması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM, mahkemelerce gözönünde

bulundurulacak ölçütlerin basit bir anlatımıyla değer düşüklüğünün %25 ile

sınırlandırılmasının ise yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini

belirtmiştir. AİHM bu sebeple tazminat miktarının belirlenme şekli nedeniyle

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna karar vermiştir (Kutlu ve diğerleri/Türkiye,§§ 70-76).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucular Salih

Demirel, Ali Demirel ile Halime Afşin Tarafından Yapılan Başvurular Yönünden

26. Başvurucular Salih Demirel, Ali Demirel ile Halime Afşin'in

22/2/2016, 4/10/2017 ve 18/11/2017 tarihlerinde vefat ettikleri tespit

edilmiştir.

27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması, temel hakların kapsamının ve

sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı

hâllerde başvurunun incelenmesine devam edilebileceği öngörülmüştür.

28. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucuların mirasçılarının

makul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönündeki iradelerini Anayasa

Mahkemesine bildirmemeleri hâlinde anılan İçtüzük hükümleri uyarınca başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılabilir (İskender Kaya ve diğerleri,

B. No: 2014/7674, 23/3/2017, §§ 18-21). Somut olayda başvurucular Salih

Demirel, Ali Demirel ile Halime Afşin başvuru tarihinden sonra sırasıyla

22/2/2016, 4/10/2017 ve 18/11/2017 tarihlerinde vefat etmiş ancak mirasçıları

makul bir süre içinde başvuruya devam etme yönündeki iradelerini bildirmemişlerdir.

Anılan başvurucular yönünden başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerekli

kılan ve İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında öngörülen nedenlerden biri de bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Salih Demirel, Ali Demirel

ile Halime Afşin' tarafından başvurular yönünden başvuruların düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Tarafından Yapılan Başvurular Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucular kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğinden

yakınmaktadır. Başvuruculara göre Yargıtay Dairesi dosya içindeki

fotoğraflardan hareketle bilirkişilerin yerine geçerek fidanların yaşını tespit

etmemelidir. Başvurucular esas itibarıyla Yargıtayın

bilirkişilerin yerine geçerek fidanların iki yaşında olduğunu kabul etmesi

nedeniyle bedelin düşük hesaplandığını şikâyet etmişlerdir. Başvurucular bu

gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiası yanında adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun

yargılama yapılmadığını da ileri sürmektedirler. Bununla birlikte

başvurucuların kamulaştırma bedeline ilişkin belirtilen şikâyetlerinin esas

itibarıyla ilgili olduğu mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Mülkün ve Müdahalenin

Varlığı ile Türü

34. Somut olayda başvurucuların taşınmazları kamulaştırılmıştır.

Taşınmaz mal varlığının Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının

kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Başvurucuların taşınmazlarının

baraj yapımı çerçevesinde tapudan terkin edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale

teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararında da

belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkiyetten yoksun bırakma

niteliği taşımaktadır (benzer yöndeki karar için bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013).

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın,

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.

(1) Kanunilik

37. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda başvurucuların taşınmazlarının Ilısu Barajı ve

Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında baraj gölü yapımı amacıyla idare

kararıyla kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre

sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksun

bırakmanın kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

(2) Meşru

Amaç

38. Somut olayda başvurucunun taşınmazı baraj amacıyla

kamulaştırılmıştır. Baraj yapılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır.

(3) Ölçülülük

(a)

Genel İlkeler

39. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın

gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

40. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek

değerini yansıtmadığı yönündeki şikâyetleri daha önce çeşitli kararlarında

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü çerçevesinde incelemiştir. Buna

göre Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine göre bireylerin mülkiyet hakları ve

müdahale ile elde edilmek istenen kamu yararı amacı arasında adil bir denge

kurulmalıdır. Mülkten yoksun bırakmanın söz konusu olduğu kamulaştırma yoluyla

yapılan müdahaleler ise doğası gereği kamulaştırılan taşınmazın değeriyle

orantılı bir tazminat ödenmesini zorunlu kılmaktadır. Bunun yanında Anayasa’nın

46. maddesine göre de kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak

taşınmaz malikine ödenmesi gerekmektedir (çok sayıda karar arasından bkz. Selma Arıcan, B. No: 2013/7841, 21/5/2015,

§§ 35-63; Mukadder Sağlam ve diğerleri,

B. No: 2013/2511, 22/1/2015, §§ 45-55; Saadet

Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, §§ 34-50; Celal Afşin ve diğerleri, B. No:

2015/18943, 19/9/2018, 35-51; Aysel Kırali ve diğerleri, B. No: 2015/13946,

19/9/2018, §§ 30-34).

41. Kamulaştırma bedelinin veya değer düşüklüğü karşılığının

tespiti uzman mahkemeler ile Yargıtayın bu konudaki

uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda

uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi mülkiyet hakkı kapsamında yapılan

bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin bedel veya değer düşüklüğü

karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin

mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden

yapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 49). Bu

çerçevede gerçek karşılığa ulaşmayı engelleyen düzenleme ve uygulamaların

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılacağı açıktır.

42. Diğer taraftan mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri

hem özel kişiler arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan

birinin kamu gücü olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının

korunmasının söz konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut

olayda yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin

kararlarında konu ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

43. Başvurucular, Yargıtay Dairesinin dosya içindeki

fotoğraflardan hareketle bilirkişilerin yerine geçerek fidanların yaşını tespit

etmesi nedeniyle taşınmazın gerçek değerinin kamulaştırma bedeli olarak

ödenmediğinden yakınmaktadırlar.

44. Nitekim ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi

raporlarında kamulaştırılan taşınmazların üzerinde hâlihazırda farklı

aralıklarla yerleştirilmiş 3-6 yaşında nar fidanlarının dikili olduğu

belirtilerek buna göre kamulaştırma bedelleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporu ekinde yer alan fotoğraflardan yola

çıkarak fidanların belirtilen yaşlarda olmayıp iki yaşında olduğunu belirterek

buna göre kamulaştırma bedellerinin hesaplanması gerektiğinden bahisle temyiz

edilen hükümlerin bozulmasına karar vermiştir. İlk derece mahkemesi de Yargıtay

bozma kararına uymuştur.

45.Buna göre kesinleşen kararlar ile başvuruculara bozma

kararlarından önce tespit edilen bedellere kıyasla daha düşük kamulaştırma

bedelleri ödenmiştir. Bu bedel farklarının ise -kamulaştırma işlemine konu 199

parsel sayılı taşınmaz örneğinde olduğu gibi- kimi zaman yaklaşık iki katına

kadar çıktığı tespit edilmiştir.

46. Hâkimin hukuki bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve

teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerde mahkemeyi

bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman kişi olan bilirkişi görüşünün

mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur. Bilirkişi raporu, hâkimin uyuşmazlığı

çözerken dikkate alacağı takdiri bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi

görüşünü içeren raporun yeterliliğini, raporda açıklanan görüş ve kanaatin

itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları gözönünde

bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir

eder. Bu bağlamda hâkim, bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili

bulduğu bilirkişi raporlarını hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum,

karar verme ve hüküm kurma yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur.

Aksi takdirde şekil olarak hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi

tarafından verilmiş olur ki bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir (Saadet Esin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017,§ 46).

47. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık

gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı

meselelerde görüş beyan ettiği durumlarda ise bilirkişi raporunu yetersiz bulan

mahkemeden bunun gerekçesini makul bir biçimde ortaya koyması beklenir. Derece

mahkemelerince bu gerekliliğe uyulmaması yargılama adaletini olumsuz yönde

etkileyebileceği gibi esas itibarıyla yargılamanın ilgili olduğu kamulaştırma

yoluyla yapılan müdahaleler yönünden taşınmazın gerçek bedelinin tespit

edilmesini engeller. Bu bağlamda taşınmazın değerini etkileyen unsurların her

somut taşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

48. Somut olayda ise Yargıtay Dairesi kararlarında bozmadan

önceki bilirkişi raporlarında yer alan ve her taşınmaz için farklı

değerlendirme yapıldığı izlenimi veren nar fidanlarına ilişkin farklı yaş

aralıklarına ilişkin subjektif bulgulara yönelik

olarak somut bir eleştiriye yer verilmemiştir. Dairenin bu şekilde somut

taşınmazlarla ilgili fotoğraf izlenimleri dışında bir değerlendirme yapmadan

nar fidanlarının yaşlarını iki ile sınırlaması ise kamulaştırılan taşınmazların

gerçek değerlerinin ve buna bağlı olarak müdahale nedeniyle taşınmazların

değerlerinde meydana gelen azalmaların tam olarak tespit edilmesini

engellemiştir.

49. Sonuç olarak Yargıtay Dairesince bilirkişi raporlarındaki

somut tespitlere yönelik olarak her bir taşınmaz için ayrı, öznel koşulları

karşılar mahiyette somut bir eleştiri getirilmeden ve yalnızca fotoğraf

üzerinden yapmış olduğu tespitlerden hareketle başvurucuların taşınmazları

üzerindeki fidanların yaşlarının iki ile sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. İlk

derece mahkemesi de bozma kararına uyarak kamulaştırma bedelini bu çerçevede belirlemiştir.

Dolayısıyla kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin yargısal süreçte

derece mahkemelerinin kararlarının konu ile ilgili ve yeterli bir gerekçe

içermediği ve mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin yerine

getirilemediği değerlendirilmiştir. Bu durumun ise kamulaştırılan taşınmazın

gerçek değerinin belirlenmesini engellediği anlaşılmaktadır. Bu durumda

kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin başvuruculara

şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediği ve kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkı

arasında olması gereken adil dengenin kurulamadığı, başvurucular aleyhine

bozulduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir...

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna göre ihlal

idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

54. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).

55. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

56. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır

(Mehmet Doğan, § 60).

57. Başvurucular, yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

58. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince uzman bilirkişi

raporlarında belirtilen gerekçelerden niçin ayrıldıklarının makul bir biçimde

açıklanmaması sonucu kamulaştırma bedelinin belirlenmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

yargı kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

59. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ile

Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 453,80 TL tutarındaki

harç bedelinin başvurucular Süleyman Aydın, Ramazan Aydın ve Kasım Aydın'a

müştereken ödenmesine, 226,90 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucu Faris Tay'a ödenmesine, 453,80 TL tutarındaki harç

bedelinin başvurucu Mustafa Demirel'e ödenmesine, 226,90 TL tutarındaki harç

bedelinin başvurucu Abdulaziz Çelik'e ödenmesine,

226,90 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucular Muhsin Afşin, Ayşe Afşin ve

Abdurrahman Afşin'e müştereken ödenmesine, 226,90 TL tutarındaki harç bedelinin

başvurucu Süleyman Aydın'a ödenmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca 1.980 TL

tutarındaki vekâlet ücretinin başvurucular Abdulaziz

Çelik, Abdurrahman Afşin, Ayşe Afşin, Faris Tay,

Kasım Aydın, Muhsin Afşin, Mustafa Demirel, Ramazan Aydın, Süleyman Aydın'a

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Salih Demirel, Ali Demirel ile Halime

Afşin'in başvuruları yönünden başvuruların DÜŞMESİNE,

2. Diğer başvurucular yönünden mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

(E.2014/975) ile Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2014/729, E.2014/730,

E.2014/733, E.2014/738, E.2014/739, E.2014/740, E.2014/741, E.2014/742,

E.2014/748) GÖNDERİLMESİNE,

D. 1. Başvurucular Salih Demirel, Ali Demirel ile Halime Afşin

tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,

2. 453,80 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucular Süleyman

Aydın, Ramazan Aydın ve Kasım Aydın'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, 226,90 TL

tutarındaki harç bedelinin başvurucu Faris Tay'a

ÖDENMESİNE, 453,80 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucu Mustafa Demirel'e

ÖDENMESİNE, 226,90 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucu Abdulaziz

Çelik'e ÖDENMESİNE, 226,90 TL tutarındaki harç bedelinin başvurucular Muhsin

Afşin, Ayşe Afşin ve Abdurrahman Afşin'e MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, 226,90

tutarındaki harç bedelinin başvurucu Süleyman Aydın'a ÖDENMESİNE,

3. 1.980 TL tutarındaki vekâlet ücretinin başvurucular Abdulaziz Çelik, Abdurrahman Afşin, Ayşe Afşin, Faris Tay, Kasım Aydın, Muhsin Afşin, Mustafa Demirel,

Ramazan Aydın, Süleyman Aydın'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

M. Emin

ŞAHİNER

Başvurucular

:

1. Abdulaziz ÇELİK

2.

Abdurrahman AFŞİN

3. Ali

DEMİREL

4. Ayşe

AFŞİN

5. Faris TAY

6. Halime

AFŞİN

7. Kasım

AYDIN

8. Muhsin

AFŞİN

9. Mustafa

DEMİREL

10. Ramazan

AYDIN

11. Salih DEMİREL

12. Süleyman

AYDIN

Vekili : Av. Abdullah Murat SARAÇOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18941, 29 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucular Salih
  11. B. Diğer Başvurucular
  12. B. No: 2013/2511, 22/1/2015, §§ 45-55; Saadet
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  15. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. M. Emin
  21. Şahiner
  22. Demirel
  23. Afşin
  24. Afşin
  25. Aydın
  26. Afşin
  27. Demirel
  28. Aydın
  29. Aydın
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18941
Tarih
29 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Ahu Yürüyen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9698)
  • Cihat Ünal Başvurusu (B. No: 2016/77795)
  • Eylem Onuk Başvurusu (B. No: 2015/8018)
  • Doğa Taahhüt İnşaat Turizm Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/19973)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2017/6293)
  • A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/17204)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.