İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulhakim Akay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3160)

1. Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili bir

Başvuru No2015/3160Tarih6 Şubat 2019Okuma16 dk · 3.207 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulhakim Akay Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/3160
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.207 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 17/2/2015 ve 24/6/2015 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle

2016/12422 numaralı başvuru dosyasının 2015/3160 numaralı başvuru dosyasıyla

birleştirilmesine, bu dosyanın kapatılmasına ve incelemenin 2015/3160 numaralı

başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerine göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucular Mukaddes Akay, Metin Akay, Evin Akay, Ayşe Akay

ve Abdulhakim Akay, 7/11/1995 tarihinde cesedi

bulunan L.A.nın sırasıyla eş

ve çocuklarıdır.

10. 7/11/1995 tarihinde saat 09.00 sıralarında Şırnak'ın İdil

ilçesinden Cizre ilçesine gitmekte olan güvenlik güçleri, İdil-Cizre arasındaki

kara yolunu Deştadara köyü yoluna bağlayan yerde ana

yol kenarında yüzüstü duran bir erkek cesedi görüp durumu İdil Cumhuriyet

Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) bildirmişlerdir.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı, ölüm olayı hakkında derhâl

soruşturma başlatmıştır.

12. İdil Jandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı)

görevlilerince aynı gün düzenlenen tutanakta; cesedin gözlerinin siyah bir

ceketle bağlandığı, cesette sol kulak üzerinde iki, boyun bölgesinde bir ve sağ

bacakta bir olmak üzere toplam beş ateşli silah yarası bulunduğu, cesedin

çevresinde 7,62 mm çapında uzun namlulu bir tüfeğe ait dokuz boş kovan

bulunduğu ve bu kovanların Cumhuriyet Başsavcılığınca muhafaza altına alındığı

belirtilmiştir.

13. Jandarma Komutanlığı görevlilerince olay yerinin basit bir

krokisi çizilmiştir.

14. Ölü muayenesi işlemi, olay yerinde Cumhuriyet savcısının

huzurunda bir hekimce yapılmıştır. Bu işleme dair tutanakta cesedin sol

kulağındaki, boynundaki, göğsündeki ve bacağındaki ateşli silah yaraları tarif

edilmiş; ölü muayenesi yapılan kişinin tahminen 4-6 saat kadar önce öldürüldüğü

belirtilmiş ve ölümün baş bölgesindeki ateşli silah yarasına bağlı sebeplerle

gerçekleştiği açıklanarak kesin ölüm nedeninin tespit edilmesi nedeniyle ölü

muayenesi işlemine son verildiği ifade edilmiştir. Tutanağa göre ölü muayenesi

işlemi sırasında cesedin fotoğrafları çekilmiştir.

15. Komutanlık görevlilerince ceset yoldan geçen kişilere ve köy

halkına gösterilmiş ancak cesedin kime ait olduğu saptanamamıştır. Cesedi gören

Cizre Emniyet Amirliğinde görevli polisler, cesedin Cizre'de lokanta işleten L.A.ya ait olduğunu

söylemişlerdir. Bu hususu, L.A.nın

akrabaları olan H.D. ile S.A. da doğrulamıştır.

16. Cumhuriyet Başsavcılığının istinabe talebi üzerine Cizre

Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre Jandarma Komutanlığına bir müzekkere yazarak

6/11/1995 tarihinde ölenin veya şüpheli kişilerin araçla gece geç saatlerde Düzova köyünden geçip geçmediğinin öğrenilerek sonucun

bildirilmesini istemiştir.

17. Bu müzekkereye verilen cevaptan, güvenlik nedeniyle Düzova köyünden geçişlerin akşam 17.00'den sabah 06.00'ya

kadar engellendiği ve bildirilen tarihte herhangi bir aracın geçmediği

öğrenilmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine İdil Emniyet

Amirliğince yapılan araştırmada, ölenin ilçe halkından herhangi biriyle ticari

ilişki içinde bulunmadığı ve ilçe merkezinde, öleni tanıyan bulunmadığı gibi

ölenin herhangi bir yakının da ikamet etmediği tespit edilmiştir.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı, istinabe yoluyla ölenin babası Ş.A.nın, kardeşi İ.A.nın ve birlikte çalıştığı A.V.nin

ifadesini almıştır.

i. Ş.A. ifadesinde, oğlunun her gün saat 15.00 sıralarında

işyerinden çıkıp eve geldiğini, cesedin bulunmasından bir gün önce oğlu eve

gelmeyince V.A.yı telefonla

aradıklarını, oğlunun saat 15.00 sıralarında işyerinden çıktığını V.A.dan öğrendiklerini, Cizre'de oğlunu aradıklarını ancak

bulamadıklarını, oğlunun kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğini

söylemiştir.

ii. A.V., L.A.nın

olaydan bir gün önce saat 15.00 sıralarında işyerinden ayrılarak eve gittiğini,

saat 20.00 sıralarında kendisini telefonla arayan L.A.nınannesinin

L.A.nın eve gelmediğini söylediğini, durumu Emniyet

Müdürlüğüne haber verdiklerini, ayrıca Cizre'de L.A.yı

aradıklarını, en son saat 16.00 sıralarında Cizre Belediye Parkı'nda elinde bir

ilaç torbası ile görüldüğünü tespit ettiklerini ve L.A.nın

kimseylehusumet içinde olmadığını beyan etmiştir.

iii. İ.A. "durumun

Emniyet Müdürlüğüne bildirildiği" kısmı hariç A.V. ile aynı

yönde beyanda bulunmuştur.

20. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine, olay yerinden

elde edilen sekiz boş kovanı inceleyen Diyarbakır Kriminal

Polis Laboratuvarı Müdürlüğü (Kriminal Laboratuvar)

düzenlediği 28/11/1995 tarihli uzmanlık raporunda, tek bir silahtan atıldığı

tespit edilen inceleme konusu kovanların faili meçhul olaylar arşivi sırasına

kaydedilerek geçici olarak alıkonulduğunu belirtmiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine ölenin Deştadara köyü veya Elcani

mezrasıyla herhangi bir ilişkisinin olup olmadığını araştıran Jandarma Komutanlığıgörevlileri,L.A.nın

Sulak köyü Elcani mezrasında tanınmadığını tespit

etmiştir.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı, fail/faillerin tespit edilemediği

gerekçesiyle 2/4/1996 tarihinde daimî arama kararı vermiştir. Bu kararda dava

zamanaşımı süresinin 7/11/2015 tarihinde dolacağı belirtilmiştir.

23. Daimî arama kararının Jandarma Komutanlığına gönderilmesi

sonrasında zamanaşımı süresi doluncaya kadar geçen süreçte belli aralıklarla

düzenlenen faillerin tespit edilemediğine ve araştırmaların devam ettiğine dair

tutanaklar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan incelelemede

farklı tarihlerde dört farklı olay yerinden elde edilen kovanları olay yerinden

ele edilen kovanlarla karşılaştıran Kriminal

Laboratuvar 14/9/1998 tarihli uzmanlık raporuyla kovanlar arasında herhangi bir

irtibat kurulamadığını bildirmiştir.

25. Başvurucular 7/6/2005 tarihinde vekilleri aracılığıyla

soruşturma evrakının bir fotokopisini almışlardır.

26. 25/3/2009 tarihinde L.A.nın ölümü

ile ilgili olarak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe veren başvurucu

Mukaddes Akay, eşinin ölmeden önce anlattığına göre Jandarma İstihbarat Terörle

Mücadele (JİTEM) mensuplarınca çevreden soruşturulduğunu, öğrendiğine göre

eşinin 6/11/1995 tarihinde dört kişi tarafından beyaz renkli bir araçla Cizre

Jandarma Komutanlığına götürüldüğünü, bir süre sonra Cizre Jandarma Komutanlığındançıkarken görüldüğünü ancak Cizre Belediye

Parkı civarında yeniden aynı araca bindirildiğini, kaybolduğunun aynı akşam

kolluk birimlerine bildirildiğini, cesedinin bulunmasından sonra eşinin ortağı

olan ve siyasi olaylara karışan V.A.nın yurt dışına

kaçtığını, İdil'e kadar iki askerî arama noktası olduğunu ve kimlik kaydı

yaptırmadan eşinin bu arama noktalarından geçemeyeceğini, olay tarihinde Cizre

ilçe jandarma komutanının C.T. olduğunu, eşinin ölümünden C.T. ve onun

emrindeki kişilerin sorumlu olduğunu iddia etmiştir.

27. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2009 tarihinde 2009/430

sayılı soruşturma kapsamında başvurucu Mukaddes Akay'ın beyanını almıştır.

Başvurucu Mukaddes Akay ifadesinde, eşinin kimler tarafından götürüldüğüne dair

elinde kesin bir delil bulunmadığını, taziyeye gelen insanlardan dilekçede

yazılı hususları duyduğunu ve bu nedenle C.T.den

şüphelendiğini söylemiştir.

28. Başvurucular vekili 22/7/2014 tarihinde soruşturma evrakının

fotokopisini almıştır.

29. Başvurucular vekili Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği

25/11/2014 tarihli dilekçede L.A.nın

ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın özensiz ve etkisiz olduğunu belirterek

soruşturmadaki bazı eksikliklere dikkat çekmiş ve bazı taleplerde bulunmuştur.

Bu talepler şunlardır:

i. Ölü muayenesinde çekildiği belirtilen fotoğrafların dosya

arasına alınması

ii. Olay yerinde bulunan kovanların Kriminal

Laboratuvarca arşivdeki tüm kovanlarla karşılaştırılması

iii. 1995 yılı Kasım ayında Cizre-İdil arasında kaç kontrol

noktası olduğunun ve geçişlerin nasıl kontrol edildiğinin araştırılması

iv. İ.A. ve A.V.nin beyanlarının

yeniden alınması

v. Eski soruşturma numarası 2009/430 olan soruşturma dosyasında

yer alan L.A. ile ilgili belgelerin istenmesi ve bu soruşturma dosyasının

akıbetinin öğrenilmesi

30. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 ve 13/1/2015 tarihlerinde

Kriminal Laboratuvara bir müzekkere yazıp daha önce

incelenen kovanların yeniden incelenerek söz konusu kovanları ateşleyen silahın

başka olaylarda da kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesini istemiştir.

31. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/11/2014 tarihinde Cizre

Cumhuriyet Başsavcılığına bir müzekkere yazarak L.A.nın ölümüyle ilgili herhangi bir soruşturmanın

bulunup bulunmadığını sormuş ve ilgili soruşturma evrakının bir suretini

istemiştir. Bu müzekkereye verilen cevaptan Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında L.A.nın ölümü ile ilgili herhangi

bir kayda rastlanmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan soruşturma evrakı arasında

başvurucu Mukaddes Akay'ın Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçe ile

başvurucu Mukaddes Akay'ın beyanlarını içerir tutanağın bulunduğu görülmüştür.

32. Kriminal Laboratuvar 13/1/2015

tarihli raporunda olay yerinden elde edilen kovanlar ile silahı tespit

edilemeyen olaylar arşivinde kayıtlı kovanlar arasında irtibat bulunmadığı ve

irtibat kurulması hâlinde bilgi verileceği belirtilmiştir.

33. Vekilleri aracılığıyla Kriminal

Laboratuvarı raporunun bir örneğini 30/1/2015 tarihinde alan başvurucular, ilk

bireysel başvurularını 17/2/2015 tarihinde yapmışlardır.

34. Soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan A.V.nin kendisine mektup gönderdiğini iddia eden

başvurucular vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 8/4/2015 tarihli

dilekçeyle mektupta bahsi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesini

ve bu kişilerin dinlenilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekilinin dilekçesine

eklediği mektupta; A.V.nin kamu görevlilerinin kötü

muamelelerine maruz kaldığı ve Almanya'ya kaçtığı,L.A.nın

ölümünden sonra lokantanın eski müşterisi olup bir siyasi partinin Uludere ilçe

teşkilatı başkanı olan Ö.A.nın kaymakam, emniyet

müdürü, yüzbaşı ve ilçe emniyet amiriyle birlikte A.V.den

yemek yapmasını istediği ve yüzbaşı olan kişinin A.V.ye "L.A. nerede? L.A.yı

öldürdüler. Sana 15 gün mühlet... O şimdi bulutlarda senin için yer arıyor.

Yakında seni bulutlarda yüzdüreceğiz..." dediği iddia

edilmiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/6/2015 tarihinde Ö.A.nın tanık sıfatıyla ifadesini

almıştır. Ö.A. ifadesinde, L.A.nın

kim tarafından öldürüldüğünü bilmediğini, onu ve A.V.yi

tanımadığını, 1996 yılında Albay S.D. ile iki kez görüştüğünü ancak bu

görüşmelerin faili meçhul olaylarla bir ilgisinin olmadığını beyanetmiştir.

36. Cumhuriyet Başsavcılığı, kasten

öldürme suçu için suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve kim

olduğu tespit edilemeyen şüpheli/şüphelilerin lehine olan 1/3/1626 tarihli ve

765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen 20 yıllık dava zamanaşımı

süresinin 7/11/2015 tarihinde dolduğu gerekçesiyle 10/12/2015 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar (KYO kararı) vermiştir.

37. Başvurucular; etkili soruşturma yürütülmediğini, suç

failleri ile delillerin doğru bir şekilde tespit edilemediğini ve Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri ile suç tarihinden uzun yıllar

sonra yürürlüğe giren 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

uyarınca insanlığa karşı işlenen suçların dava zamanaşımı süresine tabi

olmadığını belirterek vekilleri aracılığıyla KYO kararına itiraz etmişlerdir.

38. Başvurucuların itirazı Midyat Sulh Ceza Hâkimliğinin

3/5/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

39. Bu karar 26/5/216 tarihinde tebliğ edilmiş ve 24/6/2016 tarihindebaşvurucular ikinci defa bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

40. İlgili hukuk için bkz. Sultani

Acar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

41. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

42. Başvurucular; yakınlarının ölü olarak bulunmasından önce

soruşturma makamlarına başvurmalarına rağmen soruşturma başlatılmadığını,

yakınlarının cesedinin bulunmasından sonra ise etkili bir soruşturma

yürütülmediğini iddia etmişlerdir. Bu kapsamda başvurucular;

i. İlk tanık ifadelerinin olaydan yaklaşık iki ay sonra istinabe

yoluyla alındığını,

ii. Cumhuriyet savcısının olay yerine gitmediğini ve görgü tanıklarını

tespit etmediğini,

iii. Başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesinin olaydan ancak on altı

yıl sonra kendi başvurusu üzerine alındığını,

iv. Klasik otopsi işlemi yapılmadığını,

v. İdil-Cizre kara yolu üzerinde bulunan kontrol noktalarının

tespit edilerek bu noktalardan bilgi alınmadığını,

vi. Başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesinde -var olduğu ileri

sürülen- JİTEMJİTEM mensuplarını göstermesine rağmen bu konuda araştırma

yapılmadığını,

vii. On dokuz yıllık soruşturma süresinin çok uzun olduğunu

belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

43. Ayrıca başvurucular; olayın faillerinin tespit

edilememesinden, soruşturma sürecine etkili katılamamaktan ve soruşturmanın

etkisiz yürütülmesi nedeniyle uygun bir tazminat elde etmek amacıyla başka iç

hukuk yollarına erişmekten de mahrum kalmaktan yakınarak etkili başvuru

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

44. Başvurucu Mukaddes Akay'ın olaydan JİTEM'in

sorumlu olabileceğine dair iddiası sonrasında ortaya çıkan verilerin etkili

soruşturma yükümlülüğünü yeniden canlandırdığını öne süren başvurucular,

başvuru tarihinden daha önce bireysel başvuru yapamamalarını 2002 yılına kadar

devam eden olağanüstü hâle, ekonomik zorluklara, cehalete, 2014 yılına

kendilerini vekille temsil ettirme imkânlarının bulunmayışına ve soruşturmanın

etkisizliğini 22/1/2015 tarihinde fark etmelerine bağlamışlardır.

B. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özünün

yakınlarının ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkin

olduğu ve başvurunun kendine özgü koşulları -bu koşullar etkili soruşturma

yükümlülüğü kapsamında yapılacak incelemede açıklanacaktır- dikkate alındığında

başvurucuların iddiaları yalnızca yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

46. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

47. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular, ölenin eş ve çocuklarıdır. Bu nedenle

başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik bulunmamaktadır.

49. Bununla birlikte başvurunun başvuru

yollarının tüketilmesi ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan başvuru süresi kuralı bakımından da ayrı

bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

50. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

52. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

53. Yaşam hakkı kapsamındaki bir olayla ilgili soruşturmanın

etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli

olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili

kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel

başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır

(Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

54. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,

11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren

süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucuların

etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her

başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B.

No: 2014/15732, 24/1/2018, § 87; Sultani Acar,§ 84).

55. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde

dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun

farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde

bireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, § 85).

56. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun

zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata

hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların

tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde

sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya

karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı

rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 89; Sultani Acar, §

86).

57. Somut olayda başvurucu Mukaddes Akay 25/3/2009 tarihli

dilekçesinde ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 9/12/2009 tarihli

ifadesinde -somut bir veri ortaya koymadan- faillerin JİITEM mensupları

olduğunu ileri sürse de daimî arama kararının verildiği 2/4/1996 tarihinden

25/11/2014 tarihine kadar Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı herhangi bir işlem yapılmamıştır. Nitekim 22/7/2014 tarihinde

soruşturma evrakının fotokopisini alan başvurucular vekili Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği 25/11/2014 tarihli dilekçesinde soruşturmanın etkisiz

yürütüldüğünü iddia edip birtakım taleplerde bulunmuştur. O hâlde soruşturmanın

etkisiz yürütüldüğünün farkında olduklarını açıkça ifade etmeleri nedeniyle

bireysel başvuru yapmak için soruşturmanın sonuçlanmasını beklemeleri

gerekmeyen başvurucuların 17/2/2015 ve 24/6/2015 tarihlerinde yaptıkları

başvuruların süresinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için öncelikle

25/11/2014 tarihinde sonra soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir

tedbirin alınıp alınmadığı ve soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut

verici gelişmelerin ve gerçekçi varsayımların bulunup bulunmadığının

belirlenmesi gerekir.

58. Başvurucular vekili 25/11/2014 tarihli dilekçe ile birtakım

taleplerde bulunsa da talep konusu hususların ölüm olayını çevreleyen

koşulların ve faillerin tespitine imkân verecek nitelikte olmadığı

değerlendirilmiştir. Zira;

-İ.A. ve A.V.nin yeniden ifadelerinin

alınmasını gerektirecek bir neden ileri sürülmemiştir.

-Ölüm nedeninin tespit edilmesi ve olay yerinde bulunan boş

kovanların muhafaza altına alınması nedeniyle ölü muayenesi işlemi sırasında

çekilen fotoğrafların soruşturma evrakı arasında yer alınmasının soruşturmanın

ilerlemesine katkıda bulunacağını söylemek güçtür.

-Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre'den cesedin bulunduğu yere

araçla gitmek için Düzova köyünden geçen İdil-Cizre

kara yolunu kullanmanın gerekliliğinden hareket ederek Düzova

Jandarma Komutanlığından anılan yoldan gece geç saatlerde herhangi bir araç

geçmediğini zaten öğrenmiştir. Nitekim A.V. ve İ.A., cesedinin bulunmasından

bir gün önce ölenin saat 16.00 sıralarında Cizre ilçe merkezinde görüldüğünü

beyan etmiştir (bkz. § 19). O hâlde Cizre ile İdil arasında kaç kontrol noktası

olduğunun tespitinin soruşturmanın ilerlemesine katkı sağlayacağı söylenemez.

-Başvuru formunda, 28/11/1995 tarihli uzmanlık raporunda olay

yerinden elde edilen boş kovanların faili meçhul olaylar arşiv sırasına

kaydedildiğinin belirtildiği ancak herhangi bir karşılaştırmaya yer

verilmediği, bu nedenle soruşturmada ilerleme sağlanmayacağının Kriminal Laboratuvarın 13/1/2015 tarihli raporuyla

anlaşıldığı iddia edilmiştir. Ancak boş kovanların Kriminal

Laboratuvarca incelenmesinin sebebi boş kovanların kaç farklı ateşli silahtan

atıldığını ve bu kovanlar ile faili meçhul olaylar arşivinde kayıtlı kovan ve

silahlar arasında irtibat bulunup bulunmadığını saptamaktır. Olay yerinden elde

edilen kovanların arşiv kaydına alınarak alıkonulması da arşivde kayıtlı kovanlar

ile incelenen kovanlar arasında irtibat bulunmadığına ancak inceleme tarihinden

sonra arşive kaydedilecek kovan ve silahlarla da karşılaştırma yapılacağına

işaret etmektedir. Nitekim 13/1/2015 tarihli raporda kovanlar ile Silahı Tespit

Edilemeyen Olaylar Arşivinde kayıtlı kovanlar arasında irtibat bulunmadığı ve

irtibat kurulması hâlinde bilgi verileceği belirtilmiştir. O hâlde Kriminal Laboratuvarının 13/1/2015 tarihli uzmanlık

raporunun soruşturmaya herhangi bir katkısı yoktur.

-Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430 sayılı soruşturması

kapsamında başvurucu Mukaddes Akay'ın ifadesi alınmış olsa da başvuru formuna

göre anılan soruşturma kapsamında başvurucunun iddiaları ile ilgili bir

araştırma yapılmamıştır. Bu durumda Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/430

sayılı soruşturmasında esasen başvurucunun ifadesi dışında L.A.nın ölümüyle ilgili herhangi bir soruşturma evrakı

bulunmamaktadır.

59. Soruşturma kapsamında daha önce ifadesi alınan A.V.nin kendisine mektup gönderdiğini iddia eden başvurucular

vekili, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 8/4/2015 tarihli dilekçeyle mektupta

bahsi geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmesini ve bu kişilerin

dinlenilmelerini talep etmiş ise de mektubu gönderenin kim olduğunun tespiti

mümkün olmadığı gibi mektupta bahsi geçen hususlar başvurucuların yakınlarının

ölüm olayının nasıl ve kimler tarafından gerçekleştiğine dair somut bir bilgi

içermemektedir. Nitekim ifadesi alınan Ö.A., L.A. ve A.V.yi tanımadığını beyan etmiştir.

60. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi zaman bakımında yetkisinin

başladığı 23/9/2012 tarihinden sonra başvurucuların kendilerine göre etkisiz

bir biçimde yürütülen soruşturmanın artık etkili yürütüleceğine, soruşturmada

ilerleme sağlanacağına veya soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin

alınacağına dair haklı bir beklenti içine girmelerini gerektirecek herhangi bir

umut verici gelişme yaşanmadığı, soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi

bir tedbir alınmadığı gibi bu hususlara ilişkin gerçekçi bir varsayımın da bulunmadığı

ve dava zamanaşımı süresinin dolmasına bir yıldan daha az bir süre kala

25/11/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan talebin başvuru süresini

canlandırmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

61. Başvurucular daha önce bireysel başvuru yapamamalarını 2002

yılına kadar devam eden olağanüstü hâle, ekonomik zorluklara, cehalete, 2014

yılında kendilerini vekille temsil ettirme imkânlarının bulunmayışına

bağlamışlardır. Ancak başvurucuların soruşturma evrakının bir örneğini 7/6/2005

tarihinde vekilleri aracılığıyla aldıkları, başvurucu Mukaddes Akay'ın 2009

yılında Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetini içerir bir dilekçe verdiği

ve bireysel başvuru yaparken adli yardım talebinde bulunma imkânının olduğu

dikkate alındığında, başvurucular tarafından ileri sürülen bu hususların

gerçekçi ve inandırıcı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple 25/3//2009

tarihinden itibaren soruşturma makamlarına şikâyetlerini iletebilen (bkz. § 26)

başvurucuların Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı

tarihten makul kabul edilemeyecek bir süre sonra yaptıkları 17/2/2015 ve

24/6/2016 tarihli başvurular,süresinde

yapılmış başvurular olarak kabul edilemez.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1. Abdulhakim AKAY

2. Ayşe AKAY

3. Evin AKAY

4. Metin

AKAY

5. Mukaddes

AKAY

Vekili

:

Av. Veysel

VESEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3160, 6 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. M. Emin KUZ
  14. Deveci
  15. Akay
  16. Akay
  17. Vesek
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3160
Tarih
6 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Halim Tatlıtürk Başvurusu (B. No: 2015/10670)
  • S.a. Başvurusu (B. No: 2015/19664)
  • Abdulsamed Pak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14410)
  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2015/7796)
  • Yalçın Kaplan Başvurusu (B. No: 2016/3927)
  • Hasan Fehmi Demir Başvurusu (B. No: 2015/12369)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.