İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yalçın Kaplan Başvurusu (B. No: 2016/3927)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

Başvuru No2016/3927Tarih19 Şubat 2019Okuma22 dk · 4.326 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yalçın Kaplan Başvurusu

Karar tarihi
19 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2016/3927
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.326 kelime·22 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama kararının hukuka

aykırı olması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının; daha önce kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararverilen bir soruşturma dosyasının herhangi bir

şikâyet veya delil olmadan yeniden açılması, dosyadaki suçlamaların gerçekten

saptırılarak değerlendirilmesi, sadece aleyhe delillerin dikkate alınması ve

soruşturma dosyasına erişim imkânı verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Diyarbakır'da, Diyarbakır Valiliği Koordinasyonunda

Uluslararası Polis Birliği (İPA) Diyarbakır Şube Başkanlığınca yürütülen Sosyal

Destek Programı (SODES) Projesi olan "Bilinçli

Kadın Aydınlık Gelecek" adlı SBS öğrencilerinin dershanelere

gönderilmesi çalışması ile ilgili olarak yapılan bir ihalenin şartnamedeki

belirtilen şartları taşımayan bir kuruma verildiği yönündeki bir şikâyet

üzerine 21/12/2010 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.

7. Başsavcılık yaptığı soruşturma sonucunda 20/2/2013 tarihinde

başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım şüpheliler hakkında kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Şikayete konu ihalenin eğitim

döneminin başlamış olması neden ile acil olarak yapılmış bir ihale olduğu,

şikayet edilen dershanelerde şikayet dilekçesinde iddia edilenin aksin yeterli

sayıda öğretmenin bulunduğu, başarı oranının yine şikayet dilekçesinin aksine

yüksek düzeyde olduğu, ihaleye katılan ve şartları uyan dershaneler arasında öğrencilerin

dershanelerin kapasitelerine göre taksim edildiği, alınan hizmet karşılığı

ödemelerin yapıldığı, yine daha önce teklif edilen fiyatlarla alınan hizmetin

uyumlu olduğu, ihalelerde belirli kişi veya firmaların korunduğu ve de

kayrıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından KOVUŞTURMA

İCRASINA YER OLMADIĞINA ...KARAR VERİLDİ."

8. Başsavcılık ilerleyen süreçte, verilen bu kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın 14/10/2014 tarihli kararıyla kaldırılmasına ve

başvurucunun da aralarında olduğu bir kısım şüpheliler hakkında soruşturmanın

yeniden başlatılmasına karar vermiştir. Kararda kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararın kaldırılmasına ilişkin gerekçe şu şekilde ifade edilmiştir:

"...Soruşturmanın, 'Resmi İhaleye Fesat

Karıştırmak' suçu olduğu halde ihale evrakları asıllarının temin edilerek,

bilirkişi incelemesi yapılmadan dosya içerisindeki eksik evraklar üzerinden ve

emniyet fezlekesi doğrultusunda Takipsizlik kararı verildiği, halbuki dosyada yapılan

incelemede ihale işlemlerinde usulsuzluk

bulunabileceği..."

9. Yeniden soruşturma başlatılmasına karar veren Başsavcılık

öncelikle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazarak bu ihaleye ilişkin

olarak bir bilirkişi raporu aldırılması talebinde bulunmuştur. Bu talep üzerine

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı üç kişiden oluşan bir heyetten bilirkişi raporu

alarak Başsavcılığa göndermiştir. Bu raporun ilgili kısımları şöyledir:

"... Bu

çerçevede inceleme ve tespitler bölümünde ayrıntıları ile irdelendiği üzere;

Teklif veren dershanelere ait fiyat listesinde servis hariç fiyatların

incelemeye esas alındığı, dosya kapsamındaki evraklara göre; Özel S.E.

Dershanesi KDV dahil öğrenci başına 800 TL ve Özel Ö.P.A. Dershanesi KDV dahil

öğrenci başına 800 TL ve Özel D.P. SBS Dershanesi tarafından KDV dahil 800 TL

ikinci bir teklifin verildiği/alındığı görüldüğü,

İhale satın alma komisyonu tarafından

düzenlenen eğitim hizmeti satın alma teklifi, teklif veren dershanelere ilişkin

komisyon tarafından düzenlenen teklif fiyat listesi ile soruşturma dosyasına

sunulan teklif tutarlarının örtüşmediği, adı geçen 3 dershanenin verilen ilk

teklife göre daha düşük tutarlarla ikinci bir teklif verilmesi sağlanarak

hizmet temininin adı geçen dershanelerden sağlandığı anlaşılmıştır. Teklif

veren dershaneler ile ikinci bir teklif verilmesi/alınması dershaneler

arasındaki rekabeti bozucu bir uygulama olduğu değerlendirildiği,

Soruşturma dosyasına sunulan belgelerin

incelenmesinde, ihale ilanının ne kadar süre ile yayınlandığına dair herhangi

bir belgenin bulunmadığı görülmüştür. Ancak hizmet alımına ilişkin 13-14

isteklinin teklif verdiği görülmüştür. Teklif tarihlerinin örtüşmesi nedeniyle

doğrudan temin yöntemine ilişkin ilanın yapıldığı değerlendirildiği,

İhaleye daha ekonomik teklif veren istekliler

olduğu halde ihalenin daha yüksek teklif veren isteklilere verildiği hususu,

ekli tabloda ve yukarıda sunulan tabloda yer alan isteklilerin teklif edilen

birim fiyatların incelenmesinde, en ekonomik teklif veren dershanenin E.

Dershanesi olduğu verilen teklifin KDV dâhil 625,00 TL olduğu tüm istekliler

arasında en düşük teklifi verilmesi nedeni ile aşırı düşük teklif kapsamında

değerlendirilmesinin olağan olduğu,

Birinci ve ikinci en ekonomik teklif veren

dershanelerin Özel Ö.İ. ve E. Dershaneleri olduğu bu dershanelerin güvenlik

konusundaki donanımının teknik şartnamede öngörülen kriterleri taşımadığının

görüldüğü,

A. SBS Dershanesi ve Ö. Dershanesinin ise en

yüksek teklif veren istekliler olması nedeniyle tekliflerinin kabul

edilmemesinin olağan olduğu,

İstekliler tarafından Doğrudan Temin Yöntemi

ile Hizmet alımına ilişkin tekliflerin incelenmesinde; en uygun teklifi veren

ve teknik şartnamedeki koşulları sağladığı belirlenerek sözleşme imzalanmasına

karar verilen dershanelerin diğer teklif veren isteklilerle önemli ölçüde ayırt

edici niteliklere sahip olduğundan söz edilemeyeceği, bu şartlar altında

doğrudan temin yönteminin bir ihale usulü olmadığından takdiri Cumhuriyet

Başsavcılığına ait olmak üzere TCK’nın ihale ile ilgili hükümlerine bir

aykırılığın söz konusu olmayacağı bununla birlikte hizmet alımına karar verilen

isteklilere ikinci kez teklif verilme imkânının tanınmış olması, teklif veren

diğer isteklilere ise bu imkânın tanınmamış olması fırsat eşitliğini bozan ve

haksız rekabete yol açan bir uygulama olduğu değerlendirildiği..."

10. Öte yandan Başsavcılık 2/10/2015 tarihinde dosya içindeki

belgelerin incelenmesinin ve belgelerden örnek alınmasının soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürülebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmesini Diyarbakır 1.

Sulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik, benzer gerekçeyle 2/10/2015

tarihinde dosya içeriğinin incelenmesinin veya belgelerden örnek alınmasının

kısıtlanmasına karar vermiştir.

11. Başvurucu, anılan bu soruşturma kapsamında 3/10/2015

tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başsavcılık 5/10/2015 tarihinde başvurucunun da aralarında

olduğu bir kısım şüphelileri tutuklanması istemiyle Diyarbakır 2. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

5/10/2015 tarihli kararıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan tutuklanmıştır. Kararın

ilgili kısımları şöyledir:

"... Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 26/02/2015 tarihli ve 2014/28850 soruşturma sayılı talimat

yazısı ekinde bulunan bilirkişi raporunda, hizmet alımı esnasında

usulsüzlüklerin tespit edildiği, yapılan inceleme neticesinde bu

usulsüzlüklerin devletin zararına neden olduğu, IPA Diyarbakır Şube Başkanlığı

tarafından SODES projesi kapsamında hizmet alımı için kurulan kurulda bulunan

diğer polis memurları A.A., A.K. ve E.Ç.'ıın

beyanlarında, şüphelilerin karar alma sürecinde söz sahipleri olduklarını,

verilen tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında hizmet alımı yapılan dersanelerin daha düşük fiyat vermeleri için ikinci bir

teklifte bulundurularak dersanelerin düşük fiyat

vermelerini sağladıklarını beyan etmeleri, soruşturmanın çeşitli aşamalarında

ifadelerine başvurulan bilgi sahiplerinin beyanları incelendiğinde, hizmet

alımı yapılan dersanelerin şartları tam olarak

sağlamadığı, bu hususun komisyonca denetlenebilir seviyede olduğunun tespit

edildiği, hizmet alımı yapılan dersanelerin

komisyonca belirlenen kriterleri tam olarak sağlamadıkları açıkça anlaşılabilir

nitelikte olduğu, bu nedenlerle; şüpheliler hakkında 5271 Sayılı CMK’ [Ceza

Muhakemesi Kanunu] 100/1 maddesinde

belirtilen 'kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin',

Anayasanın 19/3. maddesinde belirtilen 'kuvvetli belirti' in (şüphe) ve AİHS’in [Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi] 5/3. maddesinde belirtilen 'makul şüphenin' bulunduğuna

dair hakimliğimizi ikna edebilecek bilgi ve somut deliller var olduğu...

Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 Tarih 2010/71

Esas, 2011/143 Karar ve 27.12.2012 Tarih 2012/35 Esas 2012/203 Karar sayılı

kararlarında belirtildiği üzere ölçülülükilkesi; 'elverişlilik',

'gereklilik' ve 'orantılılık' ilkelerini içerip; şüpheliye isnat edilen

suçlamanın niteliği, suçlamanın kanunda yazılı hapis cezasının alt ve üst

sınırı, İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri göz önüne

alındığında tutuklama kararının ulaşılmak istenen amaç için elverişli olduğu,

tutuklama kararının ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğu ve verilen

tutuklama kararı ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçünün

(orantı) bulunduğu, tutuk­lama zorunluluğu gerektiren nedenlerin var olduğu. Bu

itibarla tutuklama tedbirine başvurularak elde edilmesi beklenen yarar ile

şüpheliler açısından ortaya çıkacak zarar karşılaştırılarak, tutuklama

tedbirinin uygulanmasının gerekli olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenlerle

Anayasanın 13. ve 5271 Sayılı CMK nun 100/1

maddesinde bilirtilen ölçülülük ilkesine göre

tutuklama kararının ölçülü olacağı, Açıklanan tüm bu hususlar dikkate

alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı, şüpheliler hakkında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin var olduğu, bir

tutuklama nedeninin bulunduğu ve Ölçülülük ilkesinin gerçekleştiği, Anayasanın

19. maddesi, AİHS’in 5. maddesive5271 Sayılı CMK’

100. maddesinde belirtilen tutuklama nedenlerinin var olduğu. Ayrıca AİHS’in 5/1 maddesi uyarınca özgürlükten yoksun bırakmanın

yasalara uygun olup, 5271 Sayılı CMK’ 100. maddesinin de AİHS’ in tüm

maddelerinin özünde var olanhukukun üstünlüğü ilkesi

ile uyumlu olduğu anlaşılmakla; şüphelilerin CMK 100 ve devamımaddeleri

gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA, ...[karar verildi.]"

13. Başvurucu 7/10/2015 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Diyarbakır 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 12/10/2015 tarihinde itirazın kesin

olarak reddine karar verilmiştir.

14. Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/1/2016 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

15. Başvurucu; anılan tahliye kararının verilme tarihinin

29/1/2016 olduğunu, kendisinin de bu tarihte bu kararı öğrendiğini

bildirmiştir. UYAP üzerinden yapılan incelemede tahliye kararının tarihinin

29/1/2016 olduğu anlaşılmıştır.

16. Başvurucu 26/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başsavcılığın 24/5/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve silahlı terör örgütüne üye olma

suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on altı

şüpheli hakkında da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.

18. İddianamede, soruşturma konusu olaya ilişkin hukuki

değerlendirmeler özetle şöyledir:

"Soruşturma konusu olayda İPA Diyarbakır

Şube Başkanlığı tarafından yürütülen Bilinçli Kadın Aydın Gelecek isimli sodes projesinde ilköğretim öğrencilerine verilecek SBS

eğitim için yapılan hizmet alımı işinin ihale ile yapılmasında soruşturma

konusu kurumun ülkemizde dernek statüsünde bulunması nedeniyle 4734 sayılı

yasanın 2. maddesinde tahdidi olarak sayılan kurumlarından olmadığı için, yine

2010 yılı Sodes uygulama usul ve esasları

genelgesinin 13/9 maddesinde proje ile ilgili yapılacak satın alma işlemlerinde

proje yürütücü kurumun tabi olduğu mevzuat hükümleri uygulanacağı belirtildiği

için, özel hukuk tüzel kişisi konumunda olan İPA Diyarbakır Şube Başkanlığı tarafından

gerçekleştirilen hizmet alım ihalesinin, bilirkişi raporunda belirtilenin

aksine 4734 sayılı yasa hükümlerine tabi bir ihale olmadığı anlaşıldığından,

şüphelilerin eylemlerinin ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmadığı, hem

İPA Diyarbakır Şube Başkanlığı yetkilisi olan şüphelilerin, hem de hizmet satın

alınan şirket ortak ve yetkilileri ile Valilik Proje Koordinasyon Merkezi

yetkilisinin usulsüz olarak proje kapsamındaki 250 Öğrenciye SBS kursu ile 100

kadına dokuma kursu verilmesi işini tamamen Fetö/Pdy [Fetullahçı

Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması] silahlı terör örgütüne mali kaynak sağlamak amacıyla soruşturma konusu

şirketlere eksik olarak yaptırarak Diyarbakır Valiliği ve Devlet Planlama

Teşkilatından yaklaşık 350.000-TL ödenek almak suretiyle kamu kurumu zararına

dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmıştır.

...

Bu bilgiler ışığında soruşturma konusu olayda

dernek statüsündeki uluslararası polis birliğinin Türkiye temsilciliğine bağlı

Diyarbakır IPA Şube Başkanlığı tarafından 2010 yılında Diyarbakır Valiliği ve

Devlet Planlama Teşkilatı'nca gerçekleştirilen Sodes

projelerinde Bilinçli Kadın Aydın Gelecek isimli 250 öğrenciye SBS kursu

verilmesi ve 100 kadına dokuma kursu açılması konulu projenin yürütüldüğü,

burada IPA Şube Başkanlığı yetkilileri olan şüpheliler M.M.A., Yalçın Kaplan,

H.İ., A.A., E.Ç. ve A.K.'in dosyada mevcut 29/102010

tarihli komisyon karar tutanağına göre teklif veren 14 dershane arasında fiyat

avantajı olmamasına ve ihale şartlarını taşımamalarına rağmen FETÖ/PDY terör

örgütü bünyesindeki Pi Analitik, Pratik SBS ve Sur Özel Eğitim Dershanesi'nden

hizmet alımı yapılmasına karar verdikleri, şüphelilerin buradaki amacının IPA

Şube Başkanlığı tarafından yürütülecek olan projenin en iyi fiyat veren kişi

tarafından eksiksiz olarak yerine getirilmesi olmadığı, zira proje kapsamında

soruşturma konusu dershanelere giden öğrencilerin alınan ifadelerinde ihale

şartnamesinde yazılı birçok hususun dershane yetkilileri tarafından yerine

getirilmediği gibi IPA yetkilisi şüpheliler tarafından da bu konunun

araştırılmadığı, bu nedenle şüphelilerin asıl amacının dernek üzerinden

yürütülen proje için Diyarbakır Valiliği'nden alınan yaklaşık 350.000 TL'lik

ödeneğin FETÖ/PDY bünyesinde faaliyet gösteren şirketler vasıtasıyla örgüte

aktarmak olduğu, A.K., E.Ç., M.M.A. isimli şüphelilerin ikamet ve üzerlerinde

yapılan aramada ele geçirilen dijital malzemeler ile yine Yalçın Kaplan, E.Ç.,

A.A. ve A.K. hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olma suçundan yürütülen

soruşturmalara bakıldığında tüm bu hususların, şüphelilerin FETÖ/PDY terör

örgütü içerisinde hareket ettiğini ve Sodes

projesinde de örgütün kendilerine verdiği talimatla işlem yaptıklarını

gösterdiği, soruşturma konusu Pi Analitik ve Sur Özel Eğitim isimli dershanelerde,

yine dershane ortak ve yetkilileri olan E.Ö. ve İ.Y.'ın

ikamet ve üzerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital malzemelerde

yapılan incelemeler sonucu tespit edilen örgütsel dokümanlar da soruşturma

konusu projenin bilerek ve isteyerek örgüt bünyesinde faaliyet gösteren

kurumlara verildiğini gösterdiği, bu nedenlerle tüm şüphelilerin FETÖ/PDY terör

örgütü Diyarbakır il yapılanması içerisinde örgütün gerçekleştirmek istediği

nihai amaca ulaşmak için kendilerine verilen görevleri yerine getirdikleri,

örgüt içerisinde bulunma iradesi ile örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket

ettikleri anlaşılmaktadır.

...

Tüm bu anlatılanlar ışığında yukarıda açık

kimlik ve adres bilgileri yazılı şüphelilerin üzerlerine atılı kamu kurumu

zararına dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne üye olma ve özel belgede

sahtecilik suçlarını birlikte işledikleri anlaşılmakla..."

19. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame Diyarbakır 4. Ağır

Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 13/6/2017 tarihinde kabul edilmiş ve

Mahkemenin E.2017/653 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.

20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Dolandırıcılık" kenar başlıklı

157. maddesi şöyledir:

"Hileli davranışlarla bir kimseyi

aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir

yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin

güne kadar adlî para cezası verilir."

26. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli

dolandırıcılık" kenar başlıklı 158. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Dolandırıcılık suçunun;

...

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek

kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç

olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına

olarak,

...

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan on yıla kadar

hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına

hükmolunur. (Değişik cümle: 03/04/2013-6456 S.K./40.mad) Ancak, (e), (f), (j),

(k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan,

adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az

olamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 19/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, hukuka aykırı olarak gözaltına alındığını ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

31. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

32. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

33. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı kararının

hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada incelenebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması (Yargıtay 12. Ceza

Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararı; Günay Dağ ve diğerleri, § 145) da bu

kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerek

olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla gözaltına

ilişkin bir hukuka aykırılık tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir.

34. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir

hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltına almanın hukuka

aykırı olduğuna ilişkin iddiası ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; hukuka aykırı olarak tutuklandığını, üzerine

atılı suçun katalog suçlardan olmamasına rağmen tutukluluğunun devamına dair

kararlardan birisinin gerekçesinin katalog suç tanımlamasına dayandığını, atılı

suça konu projenin üzerinden beş yıl geçtiği için atılı suç bakımından

delillerin karartılma şüphesinin devam ettiği şeklindeki gerekçenin gerçekçilik

arzetmediğini ve tutuklama nedenlerinin somut olayda

mevcut olmadığını ileri sürmüştür.

37. Başvurucu ayrıca atılı suç ile ilgili beş yıl önce

Başsavcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve herhangi bir

yeni şikâyet veya delil ortaya çıkmamışken hukuka aykırı bir şekilde aynı

konudan tekrar soruşturma başlatıldığını, dosyadaki tek somut ve kuvvetli delil

olarak kabul edilen bilirkişi raporunun yanlış mevzuat hükümleri esas alınarak

düzenlendiğini, bu soruşturma ve soruşturmada uygulanan tutuklama tedbiri

nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucun tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

40. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak

genel ilkeler için bkz. Metin Evecen,

B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında 5237 sayılı

Kanun'un 158. maddesinde suç olarak düzenlenen nitelikli

dolandırıcılık suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

43. Somut olayda başvurucu, nitelikli dolandırıcılık suçundan

tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında; soruşturma dosyası

içinde mevcut delillere, alınan tanık ve şüpheli beyanları ile bir bilirkişi

raporuna dayanılarak Diyarbakır Valiliği Koordinasyonunda İPA Diyarbakır Şube

Başkanlığınca yürütülen bir proje kapsamında yapılan bir hizmet alımında bir

takım usulsüzlüklerin var olduğu, bu kapsamda bu hizmet alımı için verilen

tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında usule aykırı bir şekilde hizmet alımı

yapılan dershanelerin daha düşük fiyat vermeleri için ikinci bir teklifte

bulunmalarının sağlandığı, hizmet alımı yapılan dershanelerin komisyonca

belirlenen kriterleri tam olarak sağlamadıkları açık olmasına ve bu durumun

başvurucunun da üyesi olduğu hizmet alım komisyonunca denetlenebilmesinin

mümkün olmasına rağmen bu görevin yerine getirilmediği ifade edilmiştir.

Tutuklama kararında ayrıca yapılan bu usulsüzlükler sonucunda devletin hizmet

alımı şeklindeki gerçekleştirilen bu işlemle zarara uğratıldığı, başvurucunun

hizmet alımını yapılan komisyonda görev alması ve hizmet alımını gerçekleştiren

kişilerden biri olması nedeniyle bu usulsüzlüklerden sorumlu olduğu sonucuna

varılarak bu soruşturma açısından başvurucunun üzerine atılı suçu işlediği

yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu

sonucuna varılmıştır (bkz. § 12).

44. Anılan soruşturmanın yukarıda değinilen özellikleri,

başvurucunun hizmet alımını yapan komisyonun üyelerinden biri olması nedeniyle

bu soruşturma sürecindeki konumu ile tutuklamaya karar veren Sulh Ceza

Hâkimliğinin atıf yaptığı deliller ve bunların içeriği bir bütün olarak

değerlendirildiğinde soruşturma mercilerinin başvurucunun suç işlediğine dair

kuvvetli belirtilerin soruşturma dosyasında mevcut olduğu yönündeki

kabullerinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

45. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

46. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasına karar

verilirken suçun yasada öngörülen

cezasının alt ve üst sınırı, suçun önemi ve atılı suç yönünden başvurucunun

alabileceği ceza miktarı gözönünde bulunduruldurularak tutuklama nedenlerinin bulunduğu

sonucuna varıldığı görülmektedir (bkz. § 12).

47. Somut olayda başvurucu ile birlikte birden fazla kişi

hakkında soruşturma yürütüldüğü, bu soruşturmanın teknik bir meseleye ilişkin

olduğu ve özellikle iddianamenin ilgili kısımlarında iddia edilen eylemlerin

örgütlü bir yapı içinde işlendiğinin de ileri sürüldüğü tespit edilmiştir (bkz.

§§ 12, 18). Başvurucu ve diğer şüphelilerin örgütlü bir yapı içinde hareket ettiklerinin

iddia edilmesi karşısında bu örgütlü yapı içinde yer alan kişilerin yurt dışına

kaçması ve yurt dışında barınması diğer şüphelilere göre daha kolay olacağı

açıktır. Öte yandan tutuklama tarihinde emniyet teşkilatında emniyet müdürü

olan başvurucunun delilleri etkileme ve değiştirme imkânının diğer kişilere

göre daha fazla olduğu da kabul edilmesi gereken bir nedendir.

48. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Diyarbakır 2.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden delilleri etkileme ihtimaline ve kaçma

şüphesine ilişkin tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

49. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).

50. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı

sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Arama Kararının Hukuka

Aykırı Olması Nedeniyle Özel Hayata Saygı ve Konut Dokunulmazlığı Haklarının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

52. Başvurucu, hakkında verilen arama kararının hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, arama kararının hukuka aykırı olduğu

iddiasıdır. Bu kapsamda iddiaların Anayasa'nın 20. ve 21. maddelerinde güvence

altına alınan özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı hakları kapsamında

değerlendirilmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvuru

konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını kanıtlamak ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal

edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak

başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi

şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı,

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:

2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19).

55. Somut olayda başvurucu, soyut olarak arama kararının hukuka

aykırı olduğunu ifade etmiş ancak bu hukuka aykırılığın hangi nedenle olduğu

hususunda herhangi bir açıklama yapmamış hatta arama kararının hukuka aykırı

olması nedeniyle hangi hakkının ihlal edildiği hususunda dahi hiçbir açıklamada

bulunmamıştır.

56. Bu itibarla başvurucu, soyut olarak dile getirdiği bu

bölümdeki ihlal iddiasına ilişkin olarak delillerini sunma ve bireysel başvuru

kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddiasının

temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucu; soruşturma sürecinde lehine olan bilgi ve

belgeler değerlendirilmeden sadece aleyhe olan hususların dikkate alındığını,

basit bir mali suçtan yürütülen soruşturmanın amacından saptırılarak terör suçu

görüntüsü verildiğini, bu süreçte zorlama birtakım deliller üretilmeye

çalışıldığını, kendisine gözaltı ve tutuklama aşamalarında tehlikeli bir suçlu

muamelesi yapıldığını ve alınan gizlilik kararı nedeniyle savunma yapmasına

imkân verir bilgi ve belgelere ulaşamadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

59. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

60. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit

edilmiştir (bkz. § 20). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındaki

şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata

saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Ömer MENCİK

Başvurucu

:

Yalçın

KAPLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/3927, 19 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. İcrasına Yer Olmadığına ...karar Verildi."
  7. A. SBS Dershanesi ve Ö. Dershanesinin ise en
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. Arama Kararının Hukuka
  12. C. Adil Yargılanma Hakkının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Özgüldür
  15. Hakyemez
  16. Kaplan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/3927
Tarih
19 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Hasan Fehmi Demir Başvurusu (B. No: 2015/12369)
  • Ali Dursun ve Müslüm Demir Başvurusu (B. No: 2014/12720)
  • Mustafa Duman Başvurusu (B. No: 2015/19177)
  • S.s. Marmara Tankçıları Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2015/19458)
  • İbrahim Geçer Başvurusu (B. No: 2014/19056)
  • Ali Ekber Sultan Başvurusu (B. No: 2015/8079)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.