İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulsamed Pak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14410)

1. Başvuru, kavga sırasında ateşli silahla yaralanma sonucu

Başvuru No2015/14410Tarih6 Şubat 2019Okuma11 dk · 2.251 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulsamed Pak Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/14410
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.251 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kavga sırasında ateşli silahla yaralanma sonucu

meydana gelen ölüm dolayısıyla açılan tam yargı davasının reddedilmesi ve

yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Yerel seçimlerde farklı aday çıkarılması ve arazi

anlaşmazlığı nedeniyle aralarında husumet bulunan akrabalar arasında 3/3/2009

tarihinde tehdit ve hakaretlerden dolayı Horasan Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Cumhuriyet Başsavcılığı) tarafların ifadeleri alınarak serbest bırakılmıştır.

7. 29/3/2009 tarihinde gerçekleşen yerel seçimler sonrasında,

31/3/2009 tarihinde saat 09.40 sıralarında Horasan İlçe Emniyet Müdürlüğüne

(Emniyet Müdürlüğü) gelen M.Y. ve Z.Y. isimli şahıslarca Aliceyrek

köyünde yapılmış olan muhtarlık seçimi nedeniyle kavga çıkabileceği beyan

edilmiştir. Emniyet Müdürlüğünce bu husus aynı anda tutanağa bağlanmıştır.

8. Emniyet Müdürlüğü tarafından saat 09.45'te tutulan tutanağa

göre, bu ihbardan hemen sonra yapılan isimsiz bir ihbarla silahlı kavga

çıktığının bildirilmesi üzerine polis ekipleri olay yerine intikal ederek olaya

müdahale etmiştir.

9. Aralarında husumet bulunan kalabalık iki grup arasında çıkan

silahlı kavga sırasında kavgayla ilgisi bulunmayan N.P. işyerindeyken kendisine

isabet eden kaza kurşunu sonucu yaralanmış, ilk müdahalesi Horasan Devlet

Hastanesinde (Hastane) yapıldıktan sonra aynı gün Erzurum Bölge Eğitim

Hastanesine sevk edilmiş ve orada vefat etmiştir.

A. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç

10. Olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/9/2009

tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede birden çok kişiye isnat edilen

birçok suç ile birlikte N.P.nin ölümü ile sonuçlanan

eylemin faili olarak tespit edilen N.Y.nin de olası

kasıtla öldürme suçundan cezalandırılması talebinde bulunulmuştur.

11. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/4/2012 tarihli

kararıyla, başvurucuların yakını olan N.P.ye karşı işlediği olası kasıtla

öldürme suçundan N.Y.nin neticeten 20 yıl hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

12. Karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26/3/2013 tarihli

kararıyla N.Y.nin olası kasıtla öldürme suçuna

ilişkin mahkûmiyeti yönünden onanarak kesinleşmiştir.

B. Tam Yargı Davasına

İlişkin Süreç

13. Başvurucular 16/2/2010 kayıt tarihli dilekçeyle, ilçede daha

önceki seçimler nedeniyle kavgalar yaşandığını ve daha önce tehdit

edildiklerini emniyet güçlerine bildirdiklerini, en son olay gününde de emniyet

güçlerine kavga çıkabileceğine dair ihbarda bulunulduğu hâlde kavgayı önlemek

amacıyla tedbir alınmadığını, emniyet görevlilerince olaya müdahale etmede

yetersiz kalındığını, bu nedenle birçok kişinin yaralandığını, yakınlarının da

öldüğünü, ayrıca yaralıların tedavi gördüğü hastanede kavganın taraflarının

olay çıkararak doktorların çalışmasını zorlaştırmalarına emniyet güçlerince

engel olunamadığını iddia ederek İçişleri Bakanlığından (İdare) yakınlarının

ölümünde İdarenin kusuru bulunması nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi

talebinde bulunmuşlardır.

14.Talebin 31/3/2010 tarihinde İdarece reddedilmesi üzerine

başvurucular 5/4/2010 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde

yakınlarının ölümünde İdarenin hizmet kusuru olduğunu ileri sürerek maddi ve

manevi tazminat ödenmesi talebiyle dava açmışlardır.

15. Emniyet Müdürlüğü tarafından Mahkemeye sunulan 25/5/2010

tarihli savunmada, 29/3/2009 tarihinde ülke genelinde olduğu üzere seçimler

için ilçede gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı, devriye hizmetinin

artırıldığı ve Aliceyrek köyünde de İlçe Jandarma

Komutanlığı tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı belirtilmiştir.

Buna göre, alınan bu tedbirler seçim sonrasında da devam ettirilmiş; Emniyet

Müdürlüğü Haber Merkezinin saat 09.45 sıralarında Dörtyol mevkiinde silahlı

kavga olduğunu telsizden anons etmesi üzerine mıntıkada devriye hâlinde bulunan

iki ekip olay yerine intikal etmiş ve olay yerinin ilçenin tam merkezinde

olması sebebi ile aşırı kalabalık olduğu görülerek telsizle takviye kuvvet ve

112 Acil sağlık ekibi istenmiştir. Olay esnasında istirahatte bulunan tüm

personel ivedi olarak göreve çağrılmış, olayın önemine istinaden ayrıca Horasan

İlçe Jandarma Komutanlığından ve Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünden takviye

kuvvet talebinde bulunulmuştur. Savunmaya göre, başvurucuların yakını olan N.P.

olay yerine yakın olan işyerinin kapısının arkasından kavgayı izlerken kavganın

tarafı olan şahıslardan birinin işyerinin bulunduğu tarafa doğru kaçmasıyla

arkasından atılan mermi çekirdeğinin işyerinin kapısından girerek kendisine

isabet etmesi nedeniyle vefat etmiştir.

16.Aynı savunmaya göre hastanedeki kargaşa, yaralı yakınlarının

yaralıları görmek için hastaneye gelmeleri ancak alınan tedbirler nedeniyle

içeri girmelerinin engellenmesinden sonraki bağırışmalarla

ağlamalardan kaynaklanmış ve kargaşanın doktorların müdahalesini engelleyecek

boyutta olmadığı doktorların beyanlarından anlaşılmıştır. Kavganın

taraflarından bir kısmının 3/3/2009 tarihinde tehdit edildiğine yönelik

şikâyetlerine ilişkin olarak da Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yedi kişi

hakkında soruşturma açılmış ve şahıslar gerekli işlemler yapıldıktan sonra

serbest bırakılmıştır (bkz.§ 6). Savunmada olayın idare açısından beklenmeyen

hal niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.

17. Başvuru ekinde sunulan, Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme

ve Kimlik Tespiti Grup Amirliği tarafından düzenlenen 31/3/2009 tarihli olay

yeri inceleme raporunda kavga olayının bildiriliş saati 09.45; olay yerine

varış saati ise 09.48 olarak belirtilmiştir.

18.Mahkeme 28/1/2011 tarihli ara kararıyla davalı İdareden,

meydana gelen silahlı çatışmaya ilişkin olarak olay gününde ve olay gününden

önceki tarihlerde herhangi bir ihbar alınıp alınmadığına, ihbar alındıysa buna

ilişkin olarak hangi güvenlik önlemlerinin alındığına ve N.P.nin

ölümüyle sonuçlanan silahlı kavgaya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin

iletilmesini istemiştir. İdarece 4/3/2011 tarihli yazı ile, 25/5/2010 tarihli

savunmadakine (bkz. §§ 15, 16) benzer bilgiler ihtiva eden bilgi ve belgeler

Mahkemeye sunulmuştur.

19. Mahkeme 25/7/2011 tarihli kararıyla tazminat talebinin

reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Uyuşmazlık konusu olayda Mahkememizin

28.01.2011 tarihli ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerin

incelenmesinden; Erzurum ili, Horasan ilçesinde 31.03.2009 günü husumeti

bulunan iki gurup arasında çıkan silahlı çatışma olayına ilişkin olarak, saat

09:45'te 155 Polis İmdat hattına ihbar geldiği, ihbar üzerine dört polis

ekibinin olay yerine yönlendirildiği, olay yerinin kalabalık olması ve olay

dışı insanların da olay yerinde bulunması nedeniyle müdahaleye giden ekiplerce

takviye kuvvet istenildiği ve 112 ekipleri de çağrılmak suretiyle olaya

gecikmeksizin müdahale edildiği, ayrıca olay sırasında istirahatte bulunan

Horasan İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı tüm personelin istirahatlerinin

kaldırılarak göreve çağrıldıkları, öte yandan, Horasan İlçe Jandarma Komutanlığı

ve Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü'nden de takviye kuvvet talebinde bulunulduğu

görülmüştür.

Öte yandan, aynı tarihte saat 23:10

sıralarında yapılan ihbar üzerine belirtilen adreste arama yapıldığı, ancak

ihbarın asılsız çıktığı, ayrıca davacılar tarafından iddia edilen 31.03.2009

tarihinde meydana gelen olaydan önce, husumeti bulunan aynı taraflara ilişkin

olarak davalı idareye ait birimlere herhangi bir ihbarda bulunulmadığı

anlaşılmıştır.

Bu durumda, yukarıda yer alan açıklamaların ve

yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, [N.P.nin] ölümüyle

sonuçlanan 31.03.2009 günü saat 09:45 sıralarında gerçekleşen olaya ilişkin

olarak; davalı idarece gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığı, gerekli

müdahalelerin zamanında yapıldığı ve gerekli işlemlerin gerçekleştirildiği,

dolayısıyla söz konusu olaya ilişkin olarak ihmali bulunmayan vegörev ve sorumluluklarını eksiksiz şekilde yerine getiren

davalı idareye yüklenecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, Mahkememizce davalı idareye

yüklenecek bir hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığından, ayrıca,

beklenmeyen hal şeklinde gerçekleşen olayın niteliği gereği davalı idareye

kusursuz sorumluluk da yüklenemeyeceğinden, davacıların maddi ve manevi

tazminat istemlerinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır..."

20.Başvurucular bireysel başvuru formundaki iddialar ile

İdarenin olayda kusursuz sorumluluğu olduğunu ileri sürerek kararı 23/8/2011

tarihinde temyiz etmişlerdir.

21. Karar Danıştay Onuncu Dairesinin 28/5/2015 tarihli kararıyla

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen

nedenlerin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle onanmıştır.

22. Nihai karar 3/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiş

olup başvurucular18/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular, önceki seçimler nedeniyle de birçok kez kavga çıktığı

ve bu seçimlerden sonra da kavga çıkabileceği bildirildiği hâlde kolluk güçleri

tarafından yeterli önlem alınmadığı ve olaya geç müdahale edildiği için

yakınlarının hayatını kaybettiğini, ayrıca tam yargı davasının yeterli inceleme

yapılmadan haksız olarak reddedildiğini belirterek yaşam ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

a. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular esas olarak yakınlarının

yaşamının korunmadığını, açılan tam yargı davasının yeterli inceleme

yapılmadan, haksız olarak reddedildiğini ve makul sürede tamamlanmadığını iddia

etmektedir. Bu sebeple başvurucuların diğer haklar ile bağlantı kurarak ileri

sürdükleri makul sürede yargılanma hakkı dışındaki iddiaları Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

27. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî

varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddîve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir."

28. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

29. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin olay nedeniyle mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucularmüteveffanın

eşi ve çocuklarıdır. Bu nedenle başvruruda, başvuru

ehliyeti yönünden bir eksiklik bulunmamaktadır.

30. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

32. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§

51). Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı

ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek gerekli idari

tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü tehlike, tehdit

ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (İpek

Deniz ve diğerleri, B. No: 2013/1595, 21/4/2016, § 149).

33. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamdaki yasal ve idari tedbirler, yaşama

hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşama

hakkının tehlikeye girebileceği her durum için geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

34. Bu kapsamda devletin egemenlik alanında bulunan bireylerin

yaşamını korumak için önleyici genel güvenlik tedbirleri alma yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bu gereklilik daha ziyade bireylerin üçüncü kişilerin suç

niteliğindeki eylemleri nedeniyle yaşamlarının tehdit altında olduğu durumlarda

ortaya çıkmaktadır (Mehmet Çetinkaya ve

Maide Çetinkaya, B. No: 2013/1280, 28/5/2014, § 59).

35. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda

makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

53).

36. Başvuru dosyasının incelenmesinden, Cumhuriyet

Başsavcılığınca taraflar arasında gerçekleşen tehdit olayının somut, açık bir

çatışma riskine işaret etmediği, kavga gününden önce kamu makamlarına

bildirilmiş belli bir yerde ve saatte kavga çıkabileceğine yönelik bir ihbarın

olmadığı, olaydan hemen önce yapılan ihbardan üç ila beş dakika içinde olayın

gerçekleştiği, aniden gelişen olaya makul sayılabilecek bir süre içinde

güvenlik güçlerince müdahale edildiği, tarafların kalabalık olması üzerine

ivedilikle emniyet ve jandarma birimlerinden takviye kuvvet istendiği, ayrıca

sağlık ekiplerine haber verildiği, istirahatteki kolluk personelinin de görev

başına çağırıldığı (bkz. § 15) görülmüştür. Ayrıca müteveffanın kavganın

taraflarından olmadığı, olay yerine yakın bir yerde bulunduğu sırada kaza

kurşununun isabet etmesi nedeniyle vefat ettiği de gözetildiğinde

başvurucuların şikâyetleri yönünden yaşam hakkı kapsamında bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucular, açtıkları tam yargı davasının makul sürede

sonuçlanmadığını iddia etmektedirler.

39. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,

yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

40. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

41. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 6/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M.Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Abdulsamed PAK

2. Elif PAK

3. Fatma PAK

4. Hanım PAK

5. Melisa

PAK

6. Muhammed

Sena PAK

7. Songül

PAK

Vekili : Av. Mustafa Zinnur KARA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14410, 6 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Soruşturmasına İlişkin Süreç
  7. B. Tam Yargı Davasına
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Adli Yardım Talebi
  10. B. Kabul Edilebilirlik
  11. C. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Pak
  16. Pak
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14410
Tarih
6 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Arif İbiş Başvurusu (B. No: 2015/7796)
  • Yalçın Kaplan Başvurusu (B. No: 2016/3927)
  • Hasan Fehmi Demir Başvurusu (B. No: 2015/12369)
  • Ali Dursun ve Müslüm Demir Başvurusu (B. No: 2014/12720)
  • Mustafa Duman Başvurusu (B. No: 2015/19177)
  • S.s. Marmara Tankçıları Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2015/19458)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.