İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulhakim Yürek Başvurusu (B. No: 2014/8860)

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevini yaparken rahatsızlanan ve

Başvuru No2014/8860Tarih12 Temmuz 2016Okuma15 dk · 2.922 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulhakim Yürek Başvurusu

Karar tarihi
12 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/8860
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.922 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevini yaparken rahatsızlanan ve

bunun üzerine askerliğe elverişli olmadığı belirtilerek terhis edilen

başvurucunun maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın Adli Tıp

Kurumundan rapor alınmadan reddedilmesi ve aleyhe nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/6/2014 tarihinde Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 4/9/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 23/2/2010tarihinde askere sevk edilen başvurucu, er olarak

askerlik görevini yerine getirirken rahatsızlanmış, tedavi ve istirahat süresi

sonucunda Diyarbakır Asker Hastanesinin 22/3/2011 tarihli ve 1687 sayılı sağlık

kurulu raporuyla "aort yetersizliği"

tanısı konulup ''Askerliğe Elverişli

Değildir.'' kararı verilmiş ve rapor doğrultusunda terhis

edilmiştir.

8. Başvurucu, askerliğin sebep ve tesiri ile hastalandığı

iddiasıyla 21/4/2011 tarihinde idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuş, başvurusu zımnen reddedilmiştir.

9. Bunun üzerine başvurucu tarafından 150.000 TL maddi, 150.000

TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle

birlikte hükmedilmesi talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava

açılmıştır.

10. AYİM İkinci Dairesi, tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına

karar vermiş ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı

Başkanlığına dava dosyası ve davacının tedavisiyle ilgili tıbbi kayıtlar

(revir, hastane kayıtları, sağlık kurulu raporları ve tıbbi belgeler)

gönderilerek bilirkişi raporu düzenlenmesi istenmiştir.

11. 30/10/2013 tarihli bilirkişi raporunda şu hususların tespit

edildiği belirtilmiştir:

"1) Davacının

rahatsızlığı olan romatizmal aort yetmezliği sıklıkla

çocukluk çağında geçirilen romatizmal ateşe ikincil

gelişen bir durumdur.

2) Hastalık dış etkenlerden kaynaklanan, enfeksiyöz bir hastalıktır. Ancak hastalığın ilerleme hızı

ve yol açabileceği komplikasyonlar bireyden bireye değişebilir.

3) Dosyadan anlaşıldığı kadarıyla davacının

hastanedeki muayene bulguları akut romatizmal ateşle

değil, ancak onun sekeli olan aort yetmezliği ile uyumludur. Dolayısı ile

hastadaki mevcut durumdan askerlik hizmetinin sorumlu olmadığı düşünülmüştür.

Askeri hizmet sırasında içinde bulunduğu koşullar romatizmal

ateşin nüks etme riskini arttırabilse de bu durumun

gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Nüks gerçekleşmediği

için, romatizmal ateşin kalp kapaklarında bıraktığı

sekel ve bu sekelin ilerleme hızının askerlik ile ilişkisi olmadığı

düşünülmektedir.

4) Davacı romatizmal

ateşi askerliğe başlamadan geçirdiği için, askerlik hizmeti için

başvurduğundaki muayenesinde bu durumun fizik muayene ve ekokardiyografi

bulguları ile saptanabilmesi gerekir. Bu bulgularla hastanın hastalığında

askerlik hizmeti nedeniyle bir ilerleme olduğu söylenemez.

5) Dosyadaki kayıtlardan teşhis, tedavi ve

bakım hizmetlerinde herhangi bir hata, gecikme ve eksiklik olduğu

düşünülmemiştir.

6) Bu verilerden anlaşıldığı kadarıyla, mevcut

rahatsızlık davacıda askerliğe başlamadan önce de mevcuttur. Ayrıntılı bir ekokardiyografik incelemede bu rahatsızlık saptanabilse de, bir öykü ve fiziki muayenede herhangi bir belirti

vermeyebilir."

12. Söz konusu bilirkişi raporuna davacı tarafından itiraz

edilmemiş ve AYİM İkinci Dairesi 22/1/2014 tarihli ve E.2012/1081, K.2014/68

sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Dosyadaki bilgi ve

belgeler ile tıbbi bilirkişilerin yukarıda açıklanan "davacı Abdulhakim YÜREK'te mevcut "romatizmal aort yetmezliği" rahatsızlığının askerlik

hizmetine başlamadan önce geçirmiş olduğu romatizmal

ateşten kaynaklandığı, askerliğin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığı,

hastalığında askerlik hizmeti nedeniyle bir ilerleme olduğunun söylenemeyeceği,

rahatsızlığının teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinde herhangi bir hata,

gecikme ve eksiklik olmadığı" şeklindeki tıbbi mütalaaları birlikte

değerlendirildiğinde; zararlı sonucun idareye yüklenebilmesine imkân sağlayan

nedensellik bağının olmadığı, davacının rahatsızlığına neden olan bir hizmet

kusurunun veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasını

gerektirir bir idari işlem/eylemin bulunmadığı değerlendirildiğinden davalı

idareye yüklenebilecek tazmini gerektiren hukuki bir sorumluluk bulunmadığı,

davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır."

13. Kararda, başvurucunun maddi vemanevi

tazminat istemlerinin reddine, ayrıca reddedilen maddi ve manevi tazminat

miktarları üzerinden hesap edilen 15.700 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan

alınarak davalı idareye verilmesine hükmedilmiştir.

14. Söz konusu karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de

aynı Dairenin 7/5/2014 tarihli ve E.2014/793, K.2014/670 sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Bu karar 5/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 10/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Tahkim usulüne tabi

olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili

sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri,

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir."

17. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdaresi Mahkemesi Kanunu’nun 46.

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak, tam yargı davalarında dava

dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin

nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak

üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde

cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, sağlıklı bir şekilde askerliğe alınmasından sonra

askerlik hizmetini ifa ederken askerliğin sebep ve tesiri ile

rahatsızlandığını, askere alınırken daha önce herhangi bir rahatsızlık veya

hastalığı olup olmadığının sorulduğunu, daha önce hastalığının mevcut olduğuna

dair herhangi bir delil bulunmadığını, hastalığının olması durumunda bu durumu

yoklama aşamasında belirtmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz

konusu hastalığın varlığı halinde bedensel herhangi bir aktivite yapılamamasına

rağmen on üç ay boyunca askerlik hizmetini yerine getirdiğini, bu durumun

hastalığın askerlik hizmeti sırasında ortaya çıktığını gösterdiğini, hastalığın

askerlik görevinin ifası sırasında ağır şartlarda eğitim görülmesinden

kaynaklandığını, Adli Tıp Kurumu veya uzman bir hastane tarafından rapor tanzim

edilmesine ilişkin iddialarının dikkate alınmadığını; ayrıca, dava açılması

sırasında dava değerinin saklı tutulması imkânı olmadığından dava değerini

yüksek tuttuğunu, davanın reddedilmesi nedeniyle yüksek tutarda nispi vekalet

ücretine hükmedildiğini, bu durumun kendisini maddi ve manevi açıdan zarara

soktuğunu belirtilerek Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, aleyhine yüksek tutarda nispi

vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin şikayeti

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup başvurucunun

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir:

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

21. Başvurucu, askerliğin sebep ve tesiri ile hastalandığından

bahisle tazminat istemiyle açtığı davada, askerlik hizmeti öncesinde hasta

olmadığı ve hastalığının askerliğin sebep ve tesiri ile meydana geldiği hususu

Adli Tıp Kurumundan alınabilecek rapor ile belirlenebileceği hâlde bu yöndeki

iddialarının dikkate alınmadığını belirterek AYİM kararının adil olmadığını

ileri sürmüştür.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

24. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Adil yargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun, yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç,

B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

26. Somut olayda, başvurucu tarafından, askerlik hizmetinin

sebep ve tesiriyle hasta olduğu iddiasıyla tazminat istemiyle açılan davada

AYİM, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığından

aldığı bilirkişi raporu doğrultusunda başvurucunun hastalığının askerliğin

sebep ve tesiri ile meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiştir. Başvurucu hastalığının askerliğin sebep ve tesiri ile meydana

geldiği hususu Adli Tıp Kurumundan alınabilecek rapor ile belirlenebileceği

hâlde bu yöndeki iddialarının dikkate alınmadığını belirterek AYİM kararının

adil olmadığını ileri sürmüştür.

27. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve

değerlendirilmesi hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, §68). Bununla birlikte Anayasa'daki hakların etkili bir

biçimde korunması için, davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine

göre tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde

inceleme görevi vardır.

28. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Bu çerçevede mevcut yargılamada geçerli

olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesi'nin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

29. Somut olayda tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın çözümü

için AYİM başvurucunun hastalığının askerliğin sebep ve tesiri ile olup

olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırmış ve başvurucu

tarafından itiraz edilmeyen bilirkişi raporu doğrultusunda davayı reddetmiş

olup başvurucunun bireysel başvurusunda ileri sürdüğü iddiaların soyut ve kanun

yolu şikâyeti niteliğinde iddialar olduğu anlaşılmaktadır. Derece Mahkemesi tarafından

anılan iddialar değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

30. Hukuk kurallarının uygulanması ve yorumlanması derece

mahkemelerinin görevidir. Derece mahkemelerinin söz konusu koşulları

değerlendirdiği kararlarında açık keyfîlik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire bir müdahalesi söz konusu olamaz. Somut olayda

başvurucunun iddialarının esas itibarıyla AYİM tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet bulunmadığına dolayısıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

31. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmamıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, dava açılması sırasında dava değerinin saklı

tutulması imkânı olmadığından dava değerini yüksek tuttuğunu, davanın

reddedilmesi nedeniyle yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini

belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

..."

36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

37. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (Özkan Şen,§§ 61, 62).

38. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin

bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi

öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine

hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava

sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli

yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun davayı kaybetmesi

hâlinde kendisine yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir(Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

39. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

40. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı tarih itibarıyla mümkün

olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacının tazminat talebine ilişkin

miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneğinin olmadığı görülmektedir (Özkan Şen, § 56).

41. Başvuru konusu olayda da başvurucunun bu nedenle açtığı

davada, uğradığını iddia ettiği zararın tazmini amacıyla 150.000 TL maddi

150.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme, davayı

reddettikten sonra başvurucunun reddedilen tazminat talebi üzerinden davalı

idare lehine 15.700 TL nispi avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

42. Buna göre başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu,

davanın reddedilmesi sonrasında 15.700 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü

altına girdiği anlaşılmaktadır.

43. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir. Vekâlet ücretinin orantılılık incelemesi yapılırken öngörülen miktarın

ülke şartlarında ne anlam ifade ettiği, başvurucunun ödeme gücü ve davanın özel

şartları gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

44.Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde

başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına

uğramamak için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda talep edilen

ancak reddedilen tazminat talebi üzerinden 15.700 TL avukatlık ücretini davalı

idareye ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Bu durumda başvurucunun, ıslah

imkânı olmadığından davanın açıldığı sırada yüksek tazminat talebinde

bulunduğu, buna göre yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilen avukatlık

ücretinin ise ölçülü olmadığı, bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle yapılan müdahale ölçülü olmadığından

başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu maddi ve manevi zarara uğradığını belirtmiş ve

başvuruya konu kararın iptalini talep etmiştir.

48. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

49. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından yalnızca ihlalin tespiti ile giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya takdiren net

12.000 TL manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen

maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından maddi tazminata

hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

C. Başvurucuya net 12.000TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, maddi

tazminata ilişkin karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Abdulhakim YÜREK

Vekili

:

Av. Cihan

KARALDİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8860, 12 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36 maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  12. C. Başvurucuya net 12.000TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, maddi
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Altan
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Yamlı
  21. Karaldi
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8860
Tarih
12 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Şamil Camekan Başvurusu (B. No: 2014/928)
  • Delil İldan Başvurusu (B. No: 2014/2498)
  • I.ı. Başvurusu (B. No: 2014/15876)
  • Ahmet Gül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1182)
  • Veli Aydın Başvurusu (B. No: 2014/3349)
  • Osman Çakar Başvurusu (B. No: 2014/11637)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.