İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Gül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1182)

1. Başvuru, sigorta primine esas kazanç tutarının tespiti

Başvuru No2014/1182Tarih22 Eylül 2016Okuma23 dk · 4.574 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkincibölüm Ahmet Gül Ve Diğerleri Başvurusu İkinci Bölüm

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/1182
R.G. Tarih ve Sayı
16/12/2016-29920
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.574 kelime·23 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sigorta primine esas kazanç tutarının tespiti

davasında Yargıtay bozma ilamına uyan Mahkemenin mevzuat hükümlerine aykırı

değerlendirme yaparak ve benzer davalarda verilen kararlarla çelişir biçimde

davayı reddetmesi nedeniyle hukuk devleti, eşitlik ilkesi ile çalışma ve sosyal

güvenlik hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 28/1/2014 tarihinde

Tekirdağ İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Yukarıda isimleri bulunan başvuruculara ait 2014/1183,

2014/1185, 2014/1187, 2014/1188 sayılı başvuruların konu bakımından aynı

nitelikte olması nedeniyle 2014/1182 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/2/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, farklı dönemlerde A. Petrol isimli iş yerinde

işçi olarak çalışmışlardır.

8. Başvurucuların iş sözleşmeleri 1/7/2003

ile 15/4/2004 tarihleri arasında farklı zamanlarda feshedilmiştir.

9. Başvurucular, Tekirdağ İş Mahkemesinin E.2003/131,

E.2006/58-59- 209-222-734 ve E.2007/118-120-327 sayılı dosyalarında işçilik

alacağından kaynaklanan tazminat davası açmışlardır.

10. Mahkeme, değişik tarihli ve sayılı kararlarla başvurucuların

fazla mesai, yıllık izin ücreti, genel tatil ve hafta sonu ücreti, kıdem ve

ihbar tazminatı taleplerini kabul etmiş; kararlar farklı tarihlerde

kesinleşmiştir.

11. Başvurucular, bu defa A. Petrol

isimli iş yerinde asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştıklarını, iş yerinin

Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK/Kurum)sigorta primine esas kazançlarını asgari

ücret düzeyinde bildirmek suretiyle eksik bildirimde bulunduğunu, bu durumun

yaşlılık aylığının düşük seviyede kalmasına neden olacağını belirterek eksik

bildirilen ücret, fazla çalışma ücreti ve diğer prime esas kazançların tespiti

istemiyle Tekirdağ İş Mahkemesinin E.2007/177-180-182-183-185 sayılı

dosyalarında dava açmışlardır.

12. Mahkeme, değişik tarihli ve sayılı kararlarla davaların

kabulüne; başvurucuların prime esas fark kazançlarının olduğunun tespitine

karar vermiştir. Kararların ortak gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Dosya ... bilirkişi raporu aldırılmak üzere Kocaeli nöbetçi iş mahkemesine

gönderilmiş, Bilirkişi Av. E.S. hazırlamış olduğu ../07/2010

havale tarihli raporunda özetle; davacının açmış olduğu ve dosya içerisinde

bulunan işçi alacakları davalarındaki ücretleri de değerlendirilmek sureti ile

davacının aylık ücretleri ile fazla mesai ve genel tatil ücretleri hesaplanarak

SGK ya bildirilmesi gereken prime esas kazanç tutarları dönemler halinde tespit

edilmiştir.

Bilirkişi raporu mahkememizce yasal ve dosya

kapsamına uygun bulunmuştur.

Yapılan yargılama, iddia, savunma sigorta

kayıtları, bilirkişi raporu , Mahkememizin ... karar sayılı dosyaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğindedavalı işverenler tarafından davacının

çalıştığı dönemdeki prime esas kazançlarının davalı SGK ya eksik bildirildiği

anlaşılmak ile Davacının talebi haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kabulüne

kararverilmesi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki hüküm

kurulmuştur.

..."

13. Davalıların temyizi üzerine kararlar, Yargıtay 10. Hukuk

Dairesinin 2/12/2012 tarihli ilamları ile bozulmuştur.

Bozma ilamlarının ortak gerekçesi şöyledir:

"...

Davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işverenin

Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı

kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren (mülga) 506

sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77/I. maddesidir.

Anılan maddede prime esas kazançlar üç bent

halinde gösterilmiştir. Buna göre; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödiyecekleri primlerin hesabında:

a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,

b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,

c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar

gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere

sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, Brüt toplamı esas alınır.”

Yasa gereğince, maddenin 2. fıkrasındaki

istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü

gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.

506 sayılı Kanunda ücretin tanımı

yapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl

ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve

genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu

ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için

tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dahil

edilmesi için yeterlidir.

Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve

ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri

aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas

tutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b).

İdare veya kaza mercileri tarafından verilen

karar uyarınca sigortalılara yapılan ödemeler (a) ve (b) bentlerinde öngörülen

ücret türlerinden ayrımsızdır. Fark, bunların yönetim ve yargı mercilerince

verilmiş kararlardan kaynaklanmalarıdır. İşveren ile sigortalı işçi arasında

“fazla çalışma ücreti” veya “prim, ikramiye” gibi konularda uyuşmazlık çıkar ve

mahkemece, bu işçilik haklarının ödenmesine karar verilir ve sigorta

primlerinin ödeneceği ay içinde bu paralar sigortalıya verilirse, bu ödemelerde

prim matrahına dahil edilerek, prim hesabında göz

önünde tutulur. Bu tür kazançlara salt hak kazanmak, bu kazançların prime esas

alınması için yeterli bulunmamaktadır (Mustafa Çemberci,

Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1985 Baskı, s.439).

Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, davalı

işverenlere ait işyerinde çalıştığı, emekli olması nedeniyle bu işyerinden ayrıldığını

belirterek, fazla çalışma ücreti de dahil olmak üzere

bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemli olarak açtığı davada, fazla

çalışma ücreti belirlenerek, istemin kısmen kabulüne karar verildiği, neticeten

hükmün Yargıtay 9. HD’nce onanarak kesinleştiği;

eldeki davada ise, davalı işverenlerin, fazla çalışma ücretini SSK’ya

bildirilen prime esas kazanca dahil etmediklerini belirterek, “davalı

işyerinden hak ettiği fazla çalışma ücretlerinin de bildirilen kazancına

katılarak prime esas kazançlarının tespitini” istemekte olup, mahkemece,

kesinleşen yargı kararıyla hak kazanılan fazla çalışma, genel tatil ücretlerini

dikkate alarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna dayalı olarak, dönemler

halinde prime esas fark kazancın hüküm altına alındığı görülmektedir.

Yargı kararı ile hak kazanılan ücret

niteliğindeki kazançların hak kazanıldığı dönemlerin prime esas kazançlarına dahil edilmesi isabetsiz olup, ödenmesi koşuluyla, ödemenin

yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dahil edilmesi; hizmet akdinin daha

önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise, yapılan ödemelerin

çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekir.

Kabule göre; prime esas fark kazancın, hak

kazanılan ayın matrahına dahil edilmesi gerekirken,

dönemler halinde hesaplama yapılmış olması da isabetsizdir.

Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular

dikkate alınarak yapılacak inceleme ile hüküm kurulması gerekirken, yazılı

şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri

amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.

..."

14. Bozma üzerine dosyalar, Mahkemenin E.2012/54-55-56-57-59

sıralarına kaydedilmiş; bozma ilamlarına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.

15. Mahkeme 8/3/2013 tarihli kararları

ile davaları reddetmiştir. Kararların ortak gerekçesi şöyledir:

"...

...tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde, davacının çalıştığı döneme ilişkin fazla mesai

ücretlerinin davalı işverenler tarafından diğer davalı SGK kurumuna eksik

bildirildiği, bilahare davacının mahkememize açtığı dava sonucunda fazla mesai,

bayram genel tatil ücretlerine hak kazandığı, 506 sayılı yasanın 77/1. maddesi

gereğince ay içinde hak edilen ücretlerin prim, ikramiye ve bu nitelikteki her

çeşit istikhaktan sigortalıya o ay içerisinde ödenen

tutarların prim esas kazanç matrahına dahil olduğu.

77. maddenin 1 fıkrasının c bendi gereğince ise, a ve b fıkralarında belirtilen

ücretler ile prim ve ikramiyelerin ve bu arada ücrete dahil

olan bayram genel tatil, hafta tatili, fazla mesai ücreti gibi ücret

niteliğindeki kazançların bir mahkeme kararı ile hak kazanılması halinde

ödenmesi koşuluyla ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dahil

edilmesi hizmet akdinin daha önceden sona ermesi ise yapılan ödemenin

çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dahil edilmesi mümkün olup söz

konusu, ücret niteliğindeki bu kazançların matraha dahil edilebilmesi için hak

kazanılmış olması yeterli olmayıp fiilen ödenmesi de şarttır. Somut olayda

davacının mahkeme kararı ile hak ettiği ücretlerin davacıya ödendiği hususu

davacı tarafça verilen kesin mehile rağmen ispat edilmediğinden dolayısıyla

yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki fazla mesai, hafta tatili

niteliğindeki kazançlar fiilen davacıya ödenmediğinden, 506 sayılı yasanın

77/1-c bendi gereğince prime esas kazanç matrahına dahil

edilmesi mümkün olmadığından, davacı tarafın talebi haklı ve yerinde

görülmediğinden, davanın reddine karar verilmesi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki

hüküm kurulmuştur."

16. Temyiz üzerine kararlar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 7/11/2013 tarihli ilamları ile onanmıştır.

17. Onama ilamları 15/1/2014 tarihinde

başvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular tarafından 28/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı

mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77. maddesinin birinci ve ikinci fıkrası

şöyledir:

"Sigortalılarla işverenlerin bir ay için

ödeyecekleri primlerin hesabında:

a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,

b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,

c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar

gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara

o ay içinde yapılan ödemelerin,

Brüt toplamı esas alınır.

Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme

yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle

belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas

tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların

dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi

tutulur."

19. 506 sayılı mülga Kanun'un 80. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı

sigortalıların sigorta primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu

Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve

kendilerine ait primler tutarını da bu miktara ekliyerek

en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur."

20. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 80. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde

belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit

istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından

sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine

ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar

gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar

niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,

brüt toplamı esas alınır.

...

d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek

suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın

kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu

ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan

kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek

üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve

edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu

idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen

ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu

bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de

nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda

belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna

kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.

.."

21. 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin birinci ve ikinci

fıkrası şöyledir:

"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)

bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde

çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı

üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi primtutarlarını

ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek

en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder.

Hak edilen ancak, ödenmemiş olan ücretler

üzerinden hesaplanacak primler hakkında da birinci fıkradaki hüküm

uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucuların İddiaları

23. Başvurucular uzun yıllar A. Petrol isimli iş yerinde

sigortalı olarak çalıştıklarını, Tekirdağ İş Mahkemesine açtıkları davalarda

hüküm altına alınan işçilik alacaklarının sigorta primine esas sayılması için

ayrıca tespit davası açtıklarını, bu davaların mevzuat hükümlerine aykırı

olarak reddedildiğini, sigorta primlerinin ödenmesinden işverenin sorumlu

olduğunu, SGK'nın primleri ödemeyen, bildirimde

bulunmayan veya eksik bildirimde bulunan işverenler hakkında Kanun hükümleri

doğrultusunda gerekli müeyyideyi uygulayarak cebri icra yoluyla prim borçlarını

tahsil etmesi gerektiğini, Mahkemece hak ettikleri ücretlerin tespit edilmesiyle

prim miktarlarının da belirlenmiş olduğunu, tazminat davasına bağlı olarak

açılan tespit davasında Mahkemenin ilk aşamada eksik de olsa son beş yıllık

döneme ilişkin işverence ödenmesi gereken sigorta prim miktarını belirlediğini

ancak Yargıtayın Anayasa'nın sosyal güvenlik hakkına

ilişkin kurallarına aykırı biçimde değerlendirme yaparak kararı bozduğunu,

kendileri ile aynı iş yerinde, aynı sürede çalışarak işten çıkarılan kişilerin

açtığı davalarda Mahkemece verilen kabul kararlarının Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

tarafından onandığını, aynı konuda farklı karar verilmesinin eşitlik ilkesini

zedelediğini, hukuk devletinin temel ilkelerinden birinin hukuk güvenliği

ilkesi olduğunu, bu ilke uyarınca benzer davalarda çelişkili kararların

verilmemesi gerektiğini, kanun hükümlerine aykırı verilen karar nedeniyle maddi

ve manevi zarara uğradıklarını belirterek Anayasa'nın 2.,

10., 48., 49., 60. ve 61. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile mağduriyetin giderilmesine karar verilmesini

talep etmişlerdir..

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucuların Anayasa'nın 2., 10., 48., 49., 60. ve 61. maddelerinde düzenlenen

haklarının ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

25. Başvurucuların şikâyetleri, Yargıtay Dairelerinin aynı

olaydan kaynaklanan davalarda farklı sonuçlara ulaşması ve bozma ilamına uyan

Mahkemenin de bu nitelikteki dosyalarda farklı kararlar vermesi ile ilgilidir.

Bu bakımdan Yargıtay ve Mahkeme kararlarındaki farklılaşmanın adil yargılanma

hakkını zedeleyip zedelemediğinin incelenmesi gerekmektedir.

26. Başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvuruda diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru

hakkında kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

2. Esas Yönünden

27. Başvurucular aynı nitelikte olan davalarda Mahkemece verilen

tespit kararlarının bir kısmının Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından

onandığını, kendi davalarının ise Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma kararı

doğrultusunda reddedildiğini, bu açıdan benzer davalarda farklı kararlar

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli

olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetinin

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

29. Diğer yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının koruma alanına dâhil edilen ilke

ve hakları Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında kabul etmektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

30. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk

güvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010

ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). AİHM de benzer biçimde adil yargılanma

hakkının, hukuk devletinin Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu

belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini

belirtmektedir. Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki

belirlilik veya güvenlik ilkesi ise hukuki durumlarda belirli bir istikrarı

temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle

uyuşmayan mahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine güveni azaltarak

yargısal bir belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

31. Bununla birlikte farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış

olması, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pinto/Portekiz, B. No: 39005/04, 20/5/2008,

§ 41; Tudor Tudor/Romanya,

B. No: 21911/03, 24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, §

92). Değişik yönlerde kararlar verilmesi ihtimali Yargıtay, Danıştay, Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi gibi çeşitli yüksek mahkemelerden oluşan yargı

sistemimizin kaçınılmaz bir özelliği olarak kabul edilmelidir (Türkan Bal [GK] , B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §

53).

32. Diğer yandan bireylerin makul güvenlerinin korunması ve

hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak

bahşetmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008,

§ 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58).

Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve gelişen bir yaklaşımın sürdürülememesi

reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi

idaresine aykırılık teşkil etmez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

33. Mahkeme içtihatlarındaki değişme yargı organlarının takdir

yetkisi kapsamında kalmakta olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki

çözümün tatminkar bulunmaması anlamına gelir (Benzer yöndeki AİHM kararı için

bkz. S.S. Balıklıçeşme

Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:

3573/05 … 17293/05, 30/11/2010,

§ 28). Ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm

kurulması hâlinde mahkemelerce, bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama

getirilmesi gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stoilkovska/ Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

34. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargı kararlarında

doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununla birlikte

yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerde

içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zaman gerektireceği açıktır

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Zielinski ve Pradal ve Gonzalez

ve diğerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94 …

34173/96, 28/10/1999, § 59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti

(k.k.), B. No: 42162/02, 2/12/2008).

35. İhtilaf konusu davalardaki uyuşmazlık veya olayların

birbirinden farklılık göstermesi, iki karardaki farklılaşan değerlendirmeleri

haklı gösterir. Bu durumda aynı konuda verilmiş çelişen hükümlerden

bahsedilemez (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Erol Uçar/Türkiye (k.k.), B. No:

12960/05, 29/9/2009).

36. Yüksek mahkemelerin ya da nihai merci olarak bir uyuşmazlığı

çözüme bağlayan mahkemelerin aynı konuya ilişkin kararlarında, davaların

içeriğinden kaynaklanmayan farklı kabullerin bulunması hâlinde ise hareket

noktası, derece mahkemelerinin değerlendirme veya yorumlarından hangisinin

doğru olduğu ve tercih edilmesi gerektiğinin tespit edilmesi olmayacaktır.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, kararlarda yaşanan değişimin hukuki bir

belirsizliğe yol açıp açmadığına ve başvurucu bakımından öngörülebilir olup

olmadığına yönelik bir inceleme yapabilir (Türkan

Bal, § 58).

a. Kararlar

Arasında Çelişkinin Varlığı

37. Başvurucular; kendileri ile aynı

durumda olan işçilerle ilgili açılan davalarda Mahkemenin tespit kararlarının

bir kısmını Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onadığını, kararların diğer kısmını

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozduğunu, bozma ilamına uyan Mahkemenin de ret

kararları verdiğini, kararlar arasındaki çelişkinin hukuki güvenlik ilkesi

bağlamında adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu iddia

etmişlerdir.

38. Başvurucuların iddialarının değerlendirilmesi açısından

öncelikle başvuru konusu olaylar ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2/2/2012 tarihli bozmailamları ile

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama ilamlarının gerekçesinde dayanılan

vakıaların incelenmesi gerektiği açıktır.

39. Başvurucuların aynı iş yerinde

farklı dönemlerde işçi olarak çalıştıkları, Tekirdağ İş Mahkemesinde işçilik

alacağından kaynaklanan tazminat davası açtıkları, Mahkemenin değişik tarihli

ve sayılı kararlarla başvurucuların fazla mesai, yıllık izin ücreti, genel

tatil ve hafta sonu ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı taleplerini kabul ettiği

ve kararların farklı tarihlerde kesinleştiği anlaşılmıştır.

40. Başvurucular, bu defa iş yerinde

asgari ücretin üzerinde maaşla çalıştıklarını, iş yerinin SGK sigorta primine

esas kazançlarını asgari ücret düzeyinde bildirmek suretiyle eksik bildirimde

bulunduğunu, bu durumun yaşlılık aylığının düşük seviyede kalmasına neden

olacağını belirterek eksik bildirilen ücret, fazla çalışma ücreti ve diğer

prime esas kazançların tespiti istemiyle Tekirdağ İş Mahkemesine başvuru konusu

davaları açmışlar; Mahkeme aynı gerekçelerle (bkz. § 11) davaların kabulüne

karar vermiştir.

41. Temyiz üzerine Yargıtay 10. Hukuk

Dairesinin, davacıların çalıştıkları döneme ilişkin fazla mesai ücretlerinin

davalı işverenler tarafından diğer davalı SGK'ya

eksik bildirildiğini, bilahare davacıların işçilik alacağına dayanarak

açtıkları davalar sonucunda fazla mesai, bayram, genel tatil ücretlerine hak

kazandıklarını, 506 sayılı mülga Kanun'un 77. maddesinin birinci fıkrası

gereğince ay içinde hak edilen ücretlerin prim, ikramiye ve bu nitelikteki her

çeşit istihkaktan sigortalıya o ay içinde ödenen tutarların prim esas kazanç

matrahına dâhil olduğunu, Kanun'un 77. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi

gereğince ise (a) ve (b)fıkralarında belirtilen ücretler ile prim ve

ikramiyelerin ve bu arada ücrete dâhil olan bayram, genel tatil, hafta tatili,

fazla mesai ücreti gibi ücret niteliğindeki kazançların bir mahkeme kararı ile

hak kazanılması hâlinde ödenmesi koşuluyla ödemenin yapıldığı ayın prime esas

kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdinin daha önce sona ermesi hâlinde

ise yapılan ödemenin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına dâhil

edilmesinin mümkün olduğunu, söz konusu ücret niteliğindeki bu kazançların

matraha dâhil edilebilmesi için hak kazanılmış olmasının yeterli olmadığını,

fiilen ödenmesinin de şart olduğunu belirterek hükümleri bozduğu, Mahkemenin de

bozma ilamına uyarak davaların reddine karar verdiği anlaşılmıştır.

42. Başvurucular ile birlikte iş akdi sonlandırılan diğer

işçilerin açtığı davalarda verilen tespit kararları ve bu kararları onayan

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin ilamları UYAP sisteminden sorgulanmıştır.

43. Başvurucuların başvuru formuna ekli olarak sundukları

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama kararları ile Mahkemenin tespit

kararlarının başvurucularla birlikte aynı iş yerinde çalışan ve iş akdi

sonlandırılan işçilerin daha önce hüküm altına alınan işçilik alacaklarınınsigorta primine esas kazanç tutarı olarak

tespiti istemiyle açtıkları davalara ilişkin olduğu, davaların konusunun

başvuru konusu dava dosyalarıyla aynı nitelikte olduğu, Mahkemece başvuru

konusu davalardaki benzer gerekçelerle davaların kabulüne karar verildiği,

kararların birbirine yakın tarihlerde Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından

onandığı anlaşılmıştır (Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11/10/2012

tarihli ve E.2011/1004, K.2012/17227 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihli ve

E.2010/12860, K.2012/8891 sayılı ilamı; 7/6/2012 tarihli ve E.2010/13161,

K.2012/10474 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihli ve E.2010/12861, K.2012/8892

sayılı ilamı; 21/5/2012 tarihli ve E.2010/12865, K.2012/8626 sayılı ilamı;

21/5/2012 tarihli ve E.2010/12866, K.2012/8627 sayılı ilamı; 22/5/2012 tarihli

ve E.2010/12859, K.2012/8890 sayılı ilamı; 21/5/2012 tarihli ve E.2010/12864,

K.2012/8628 sayılı ilamı; 31/5/2010 tarihli ve E.2009/8408, K.2010/6200 sayılı

ilamı).

44. Yine başvuru formuna ekli sunulan karar suretinden tarafları

farklı olan, benzer konuda Tekirdağ İş Mahkemesi tarafından verilen tespit

kararının Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onandığı anlaşılmıştır (Yargıtay 21.

Hukuk Dairesinin 14/3/2013 tarihli ve E.2011/5130,

K.2013/4661 sayılı ilamı).

45. Bu itibarla benzer konularda verilen Yargıtay 10. Hukuk

Dairesinin bozma, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin onama ilamları ve bu ilamlara

konu Mahkeme kararları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.

b. Hukuki

Belirlilik İlkesi Yönünde Değerlendirme

46. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin somut başvurulara konu

kararlarının, başvurucularla aynı iş yerinde çalışan diğer işçilerle ilgili

davaların yargılamalarıyla birliktedeğerlendirilmesi

gerekmektedir. Benzer olaylar çerçevesinde verilen mahkeme kararlarında

görülebilecek tutarsızlıklar, hukuki belirsizlik oluşturmaları nedeniyle

Anayasa Mahkemesinin yapacağı incelemede dikkate alınacaktır.

47. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve

mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini

yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamaları

beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatmin

edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları, bir kararın

belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından ele

alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları

ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine ters

düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin

yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir

(Semra Bekiroğlu ve diğerleri, B.

No: 2013/6717, 16/12/2015, § 69).

48. Aynı hukuki metne ilişkin olarak aynı derecedeki yargı

mercileri arasındaki yorum ve içtihat farklılıkları ile temyiz mercilerinin

uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri arasındaki

yorum farklılıkları, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde

kabul edilemeyeceği gibi (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 45) mahkemelerce hukuk

kurallarının yorumlanması ve delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar

meydana gelmesi ya da önceki çözümün tatminkâr bulunmaması, yeni kabul edilmiş

bir yasanın yorumlanmasında içtihadın müstakar olması için belli bir zamana

ihtiyaç duyulmasıgibi çeşitli nedenlerle içtihat

değişikliğine gidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (Mehmet Emin Yılmaz,

B. No: 2014/3928, 15/12/2015,§ 58).

49. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, aynı iş yerinde çalışan diğer

işçilerle ilgili daha önce hüküm altına alınan işçilik alacakları nedeniyle SGK'ya bildirilmesi gereken prime esas kazanç tutarlarını

dönemler hâlinde tespit eden Tekirdağ İş Mahkemesinin kararlarını, gerekçelere

atıf yapmak suretiyle onamıştır. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesi ışığında

başvurucuların kendi davalarında verilecek karara ilişkin makul bir güvenin

oluştuğunun kabulü gerekir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma ilamında farklı

bir yorum yapması her ne kadar takdir yetkisi kapsamında kabul edilebilirse de

birbirlerine yakın tarihlerde davaları kabul edilen diğer işçilerin dava süreci

dikkate alınarak yargısal sistemin aynı olayda ortaya koyduğu farklı sonuçlar

çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesi gerekir.

50. Buna göre birlikte aynı iş yerinde

çalışan, yakın tarihlerdeişten çıkarılan ve aynı

Mahkemede aynı nitelikte tespit davası açan işçilerle ilgili benzer

gerekçelerle verilen kararların bir kısmının Yargıtay 10. Hukuk Dairesince

bozularak neticede davalar reddedilirken bir kısım işçiyle ilgili kabul

kararlarının Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onanması ve davaların bu şekilde

kesinleşmesi nedeniyle benzer durumda bulunan kişiler arasında yargısal

sistemin işleyişinden kaynaklanan nedenlerle farklı hukuki statüler meydana

getirildiği, başvurucular açısından bu durumun öngörülebilirlik sınırları

içinde değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Başvurucuların davalarının ne şekilde sonuçlanması

gerektiğine dair herhangi bir çıkarım yapmak Anayasa Mahkemesinin değerlendirme

yetkisi dışında kalmakla birlikte nihai yargılama makamını oluşturan Yargıtay

daireleri arasındaki yorum farklılıklarının benzer nitelikteki davaların karara

bağlanması sürecinde hukuki belirsizliğe yol açtığı ve başvurucular için

öngörülemez nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

52. Bu kapsamda başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

54. Başvurucular, ihlalin tespitine karar verilmesini talep

etmişlerdir.

55. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak amacıyla dava dosyasının ilgili Yargıtay Dairesine

gönderilmek üzere Tekirdağ İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen toplam 1.030,50 TL harç

ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan 2.830,50 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için

dava dosyasının ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere Tekirdağ İş

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 1.030,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.830,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 22/9/2016 tarihinde OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Sigorta primine esas kazançlarının tesbiti

amacıyla dava açan başvurucuların davalarının reddedilmesi sebebiyle yaptıkları

bireysel başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Başvurucuların, aynı nitelikte olan

davalarda mahkemece verilen tespit kararlarının bir kısmının Yargıtay 21. Hukuk

Dairesince onandığı, kendi davalarının ise 10. Hukuk Dairesinin bozma kararları

doğrultusunda reddedildiği, Yargıtay kararlarındaki bu farklılaşma sebebiyle aynı

nitelikteki davalarda farklı sonuçlara ulaşıldığı yönündeki başvurularında,

kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi birinin bulunmadığı belirtilerek kabul

edilebilirlik kararı verilmiştir.

Kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, aynı mahkemeden farklı

kararlar çıkmış olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına

gelmemekte; yargı kararlarındaki değişiklikler hukukun dinamizmini ve

gelişmelere uyum sağlama kabiliyetini yansıtmaktadır. Esasen hukuk sistemimizde

bu tür farklılaşmaları değerlendirerek gerektiğinde düzeltecek mekanizmalar da

bulunmaktadır.

Somut olayda Yargıtayın iki dairesinin

kararları arasında farklılık bulunduğu görülmekte ise de, bireysel başvuruya

konu bozma kararlarının gerekçeleri incelendiğinde bu farklılaşmaya ilişkin

olarak makul açıklamaların getirildiği anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin veya başka bir

dairenin kararlarının yerleşik bir içtihat niteliği taşımadığı ve 10. Hukuk

Dairesinin benzer olaylarda aynı yönde başka kararlarının da bulunduğu

görülmektedir.

Bu itibarla, başvuruya konu Yargıtay

bozma kararları ile ilk derece mahkemesince verilen red

kararlarının hukukî bir belirsizliğe yol açtığından ve başvurucular bakımından

öngörülemez nitelikte olduğundan söz edilemeyeceği ve mezkûr kararlarda yer

alan yorum ve değerlendirmelerde bariz takdir hatası veya açık keyfiliğin de

bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun açıkça dayanaktan olması sebebiyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, çoğunluğun kabul

edilebilirlik ve ihlal kararına katılmıyorum.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Ahmet GÜL

2. Essin

KÖSE

3. Şakir

ŞAHİN

4. Ayhan

AKIN

5. Mümin

BOZOT

Vekili

:

Av.

Fahrettin KANER

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1182, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 45) mahkemelerce hukuk
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Köse
  21. Şahin
  22. Akın
  23. Bozot
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1182
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Veli Aydın Başvurusu (B. No: 2014/3349)
  • Osman Çakar Başvurusu (B. No: 2014/11637)
  • Ömer Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/14915)
  • Yavuz Özgenç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5006)
  • Sabri Oruç Başvurusu (B. No: 2014/4863)
  • Ferhat Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/2493)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.