İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ömer Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/14915)

1. Başvuru, kasten öldürme suçlarından gözaltına alındığı ve

Başvuru No2014/14915Tarih21 Eylül 2016Okuma21 dk · 4.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ömer Aktaş Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/14915
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.128 kelime·21 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kasten öldürme suçlarından gözaltına alındığı ve

tutuklu kalındığı süreçte kötü muamele görüldüğü, haksız olarak üç buçuk yıl

tutuklu kalındığı, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ileri

sürülerek işkence ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/9/2014 tarihinde Didim 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru hakkında herhangi bir görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. 1971 doğumlu olan başvurucu hakkında Antalya Cumhuriyet

Başsavcılığının 1999/7363 Hazırlık sayılı dosyasında 18/3/1999 tarihinde

taammüden iki kişiyi öldürmeye iştirakten soruşturma başlatılmıştır.

8. Kolluk güçleri tarafından 18/3/1999 tarihinde saat 11.35'da

hazırlanan görgü tespit tutanağına göre maktuller S.Y. ile başvurucunun yengesi

G.A.nın bulundukları eve gidilmiş, her iki maktul

yatak odasında boğazları kesilmiş hâlde bulunmuş, yerlerde, yatak üzerinde

bulunan yastıkta ve duvarlarda bol miktarda kan izinin olduğu görülmüş ve olay

yeri krokisi çizilmiştir.

9. Kolluk tarafından 18/3/1999 tarihinde saat 24.00'da

düzenlenen tutanaktaki bilgilere göre Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube

Müdür Vekili ile aynı gün saat 16.00’da yapılan telefon görüşmesinde Antalya

Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinden gelen telefonda Sorgun nüfusuna

kayıtlı S.Y. ile G.A.nın boğazları kesilerek

öldürülmelerinin namus cinayeti olabileceği, maktule G.A.nın

resmî nikâhlı eşi A.A.nın olaya karışabilecek

yakınlarının araştırılması istenmiş; başvurucu evinde ve babasına ait iş

yerinde aranmış ancak bulunamamış, saat 23.30 sıralarında evi ile yapılan

telefon görüşmesi sonucunda polis merkezine getirilmesi sağlanarak gözaltına

alınmıştır.

10. Başvurucu ve diğer şüphelilerden Z.Y. ve A.A.nın

gözaltı süreleri Sorgun Sulh Ceza Mahkemesinin 19/3/1999 tarihli ve 1999/15

Müteferrik, 22/3/1999 tarihli ve 1999/16 Müteferrik sayılı kararları ile üçer

gün uzatılmıştır.

11. 24/3/1999 tarihli zapt etme tutanağına göre şüpheli A.Y. ile

E.K. Ankara’da yakalanmışlar, E.K.nin ayağında

bulunan sarı renkli yarım bot şeklindeki ayakkabısında kan lekelerinin

bulunduğu tespit edilerek bot zapt edilmiştir.

12. 24/3/1999 tarihinde saat 22.00'de düzenlenen zapt etme

tutanağına göre şüpheliler A.Y. ile E.K. yakalandıklarında suç aletlerinin yeri

sorulmuş, A.Y. kullandıkları suç aletleri ve giydikleri kıyafetlerini üzeri ...

yazılı bir poşete doldurup Burdur-Antalya kara yolu üzerinde bir su kanalının

içine attığını söylemesi üzerine şüphelinin yer göstermesi sonucunda şehir

çıkışında sağ tarafta bulunan K. Benzin İstasyonu'nun tahminen 5 km ilerisinde

yolun 5 m kadar içinde ormanlık alanda betonarme su kanalı içinde bu poşet

bulunmuş; poşet içinde bir adet çizgili kanlı gömlek, koli bandı, maket bıçağı

ve çeşitli giyecek eşyaları ele geçirilerek zapt edilmiş; süreç video kaydına

alınmıştır.

13. 25/3/1999 tarihinde saat 10.00'da tanzim edilen olay

tutanağına göre olayla ilgili olarak Yozgat ili Sorgun ilçesine gidilerek A.A.

ve başvurucu yakalanmış; başvurucu beyanında ağabeyi H.A.nın

telefonla talimat vermesi üzerine Antalya’ya gittiğini, maktullerin adreslerini

tespit edip ağabeyi H.A.ya bildirdiğini, yine H.A.nın talimatıyla Antalya’da A.Y. ve E.K.ye 100 Alman

markı verdiğini söylemiş; ayrıca A.Y. ve E.K.nin

Ankara’da yakalandıkları ve olayı kendilerinin yaptıklarını beyan ettikleri

belirtilmiştir.

14. Başvurucu 25/3/1999 tarihinde kollukta müdafi huzurunda

verdiği beyanında özetle yengesi G.A. ile S.Y.nin

Ramazan Bayramı’ndan bir hafta kadar önce birlikte kaçtıklarını öğrendiğini,

ağabeyleri A.A. ve H.A.nın da köyde bulunduklarını,

yengesinin kaçmasına çok üzüldüklerini, ağabeyi A.A.nın

durumdan çok etkilendiğini, bir hafta kendisine gelemediğini, yengesinin

kaçarken üç çocuğunu da alıp götürdüğünü, olaydan bir hafta kadar sonra

çocukları kimliğini bilmedikleri bir kişi vasıtasıyla kendi babasının evine

bıraktığını, yengesinin kaçtığı yeri çocuklarından öğrenmeye çalıştıklarını,

ancak çocuklarını da kandırıp Ankara’da olduklarını söylediklerini

anladıklarını, yengesi kaçarken 5.000 Alman markı ve 10 tane bilezik götürdüğü

için Cumhuriyet savcılığına başvurduklarını, daha sonra ağabeyinin yengesinden

umudunu keserek boşanma davası açıp resmî olarak ayrıldıklarını, ayrıldıktan

sonra ağabeyi A.A.nın amcasının kızı ile

nişanlandığını, Almanya’da bulunan ağabeyi H.A.nın

isteği üzerine yengesi G.A. ile S.Y.nin yerini

öğrenmek amacıyla 3/3/1999 tarihinde Antalya’ya geldiğini, orada B... Pansiyonu'nda kaldığını, daha önceden tanıdıkları hemşehrileri R.Y.nin evinin

kaldığı pansiyona yakın olduğunu, ağabeyi H.A.nın

kendisinden R.Y.nin evine giderek adresi öğrenmeye

çalışmasını istediğini, Pansiyonda kaldığı süreçte başvurucunun yengesinin

birlikte kaçtığı S.Y.nin aracını bir sokakta

gördüğünü, Almanya’da bulunan ağabeyinin bir gün kendisine telefon açarak "Akdeniz Sanayi Sitesi girişinde seni birisi

bekleyecek ona 100 mark para ver." dediğini, orada sanıklar

A.Y. ve E.K. ile karşılaştığını, 100 markı E.K.ye verdiğini, yengesinin ağabeyi

A.A.nın 5.000 markını ve 10 bileziğini de alarak

kaçtıklarını söylediğini, onların öldürülmeleri konusunda bir bilgiye sahip

olmadığını, ağabeyinin parasını kurtarmak amacıyla aradığını düşündüğünü,

yengesinin öldürüldüğünü polisler tarafından gözaltına alınınca öğrendiğini,

öldürülmeleri konusunda aile meclisi tarafından bir karar alınmadığını, alınsaydı

bundan haberinin olacağını, kimseyi öldürmek için bir plan yapmadığını, ağabeyi

H.A.nın bir plan kurup kurmadığını bilmediğini

söylemiştir. Başvurucunun ifadesinde işkence ve kötü muamele ile ilgili bir

açıklama bulunmamaktadır.

15. Başvurucu Antalya Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinde 25/3/1999

tarihinde müdafi huzurunda verdiği ifadesinde; Antalya’ya iş aramak için

gittiğini, Almanya’da bulunan ağabeyi H.A.nın

Antalya’da bulunduğu sırada kendisini arayarak yengesi G.A.ya

100 mark borcunu ödemesi için sanık A.Y.ye vermesini istediğini, A.Y.yi daha önceden tanımadığını, 100 markı ona verdiğini,

iş bulamayınca memleketine geri döndüğünü söylemiş, poliste verdiği ifadesiyle

çelişkiler sorulduğunda ise şimdi verdiği ifadesinin doğru olduğunu, polisteki

ifadesinin bazı kısımlarının doğru olmadığını söylemiştir. Yapılan sorgu

sonucunda başvurucu ile birlikte sanıklar A.Y., E.K. ve A.A.nın

tutuklanmalarına, Almanya’da bulunan sanık H.A.nın

ise gıyaben tutuklanmasına karar verilmiştir.

16. Başvurucu; yargılandığı Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde

18/5/1999 günlü celsede müdafi ile birlikte yaptığı savunmasında; camcılık

yaptığını, sanıklardan A.Y.yi ismen tanıdığını ancak

ilk kez Antalya’da gördüğünü, E.K.yi ise ilk kez

soruşturma sırasında Ankara’da gözaltına alındıklarında gördüğünü, Antalya’ya

yengesi ve dostunun adresini öğrenmek amacıyla değil iş bulmak için geldiğini,

bir hafta kadar B... Oteli'nde kaldığını, ancak Antalya’da iş bulamayınca

memleketine geri döndüğünü, ağabeyi H.A.nın

Antalya’ya gitmesi için talimat vermediğini, yengesi ve dostunun yerini öğrenip

ona bildirmediğini sanıklar A.Y. ve E.K.ye para vermediğini söylemiştir.

Başvurucu; polisteki ifadesinin zorla imzalattırıldığını, korktuğu için ifadesi

sırasında yanında bulunan avukatına bir şey söyleyemediğini, sulh ceza

mahkemesinde verdiği ifadesini de kabul etmediğini, kendisini polislerin

sorguya getirdiğini, polislerden bir an önce kurtulmak için o şekilde anlatımda

bulunduğunu söylemiştir.

17. Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25/3/1999 tarihli 1999/1410

sayılı raporuna göre gözaltından çıkarılırken başvurucunun vücudunda darp cebir

izine rastlanmadığı kayıtlıdır.

18. Başvurucu ile birlikte toplam altı sanık hakkında Antalya

Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/1999 tarihli ve 1999/7363 hazırlık, 1999/3918

esas sayılı iddianamesiyle taammüden iki kişiyi öldürme suçlarından Antalya 2.

Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Başvurucunun bu suçlara feri

iştirak ettiği ileri sürülmüştür. İddianame şöyledir:

“Sanıklar H.A., A.A. ve Ömer Aktaş’ın kardeş

oldukları, sanık Z.Y.nin akrabaları olduğu, sanık A.A.nın yurt dışında bulunduğu sırada eşi G.A.nın S.Y. ile ilişkiye girdiği, A.A.nın

evine dönmesi üzerine G.A. ile S.Y.nin ilçeden

ayrılıp izlerini kaybettirdikleri, Antalya’ya gelip ev kiralayarak birlikte

yaşamaya başladıkları, H.A. ile A.A.nın birlikte S.Y.

ile G.A.yı öldürmeye karar verdikleri, adreslerini

tespit için Ö.A. ile Z.Y.yi görevlendirdikleri, Ö.A.nın bu nedenle Antalya’ya gelip S.Y. ile G.A.nın kalmakta oldukları evin adresini belirlediği, H.A.

ile A.A.nın S.Y.yi

öldürmeleri için A.Y.ye para vaadinde bulunup olaydan sonra Almanya’ya

götürmeyi söyledikleri, A.Y.nin S.Y. ile G.A.nın kalmakta olduğu evin karşısında bir yer kiralayıp

S.Y. ile G.A.yı öldürmek için takibe başladığı ve bu

iş için E.K.nin ellerine tahra, demir sopa, ip, ağız

bandı alarak S.Y. ile G.A.nın kaldıkları eve yatak

odasına girip kafalarına vurarak etkisiz hale getirip ağızlarını kapatıp

boğazlarını iple sıktıktan sonra her ikisinin de boğazlarını keserek öldürüp

olay yerinden uzaklaştıkları, H.A. tarafından yurt dışından banka havalesiyle

A.Y.ye 1.000 mark, E.K.ye 500 mark gönderildiği, iddia, ikrar, tanık beyanları,

otopsi raporları, olay mahalli görgü tespit tutanağı, ele geçirilen kanlı

eşyalardan anlaşılmış olduğundan,

…

sanıklar Ömer Aktaş ve Z.Y.nin

eylemlerine uygun düşen TCK’nun 65/3 maddesi

delaletiyle 450/4-5, 31, 33. ve 40. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için

yargılanmalarına mahkemenizde başlanması kamu adına talep ve iddia olunur.”

19. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2001 tarihli ve

E.1999/109, K.2001/240 sayılı kararıyla hakkında yakalama emri bulunan sanık

H.A. hakkında açılan kamu davasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına,

sanıklar A.A. ve Z.Y.nin delil yetersizliği nedeniyle

beraatlerine, sanıklar A.Y. ve E.K.nin

ikişer kez müebbet ağır hapis cezasıyla, başvurucunun iki kez 12 yıl 6 ay hapis

cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

20. Hakkında yakalama emri bulunan sanık H.A. hakkında tefrik

edilen dosya Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/369 sırasına

kaydedilmiştir.

21. Başvurucu ve diğer sanıklar tarafından temyiz edilmesi

üzerine hüküm Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/4/2002 tarihli ve E.2002/719,

K.2002/1486 sayılı kararı ile bozulmuştur. Yargıtay kararı şöyledir:

“…

Sanık A.Y.nin

hükümden sonra 27/7/2001 tarihinde öldüğü dosyaya katılan nüfus kaydından

anlaşılmış olmakla hakkındaki hükmün bozulmasına ve CMUK.nun

322. maddesinin verdiği yetkiye müsteniden TCK. 96. maddesi uyarınca kamu

davasının ortadan kaldırılmasına,

Sanıklar E.K. ve Ömer Aktaş haklarındaki

hükümle ilgili incelemede;

Mahkeme kararları Anayasa’nın 141/3 ve CMUK.

32. maddeleri uyarınca gerekçeli olarak yazılır.

CMUK. 260. maddesine göre hükmün dayandığı

ispatlanmış olgular ve bu olguların kabul olunan suçun unsurlarına uygunluğu

açıklanmalı, ayrıca cezayı kaldıran, azaltan ya da ağırlaştıran sebeplerin

sabit sayılıp sayılmadığı da açıkça yazılmalıdır.

İncelenen dosyada, sanıklar E. ve A.nın maktulleri taammüden öldürdükleri, sanık Ömer’in de

bu suçlara fer’an iştirak ettiği şeklindeki kabul,

hazırlıktaki ikrarların zorla alınmayıp samimi irade mahsulü olduğunun

anlaşılmasına dayanılarak bu ifadelere itibar olunduğu belirtilmiş ise de, bu

ikrarların mahiyet ve içeriğine kararda yer verilmediği gibi, olayın cereyan

şekli yani suçların hangi nedenle ve hangi şartlar dahilinde, nerede ve nasıl

işlendiği, suç vasfının taammüd olarak tayinini

kabule sevk eden vakıalar açıklanmamıştır.

Bu sebeple Yargıtay denetimine imkan

sağlayacak biçimde gerekçe gösterilmemesi [nedeniyle hükmün

bozulmasına karar verilmiştir.]”

22. Bozmadan sonra dava Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

2002/363 sayılı esasına kaydedilip yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemenin

25/7/2002 tarihli celsesinde 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999

Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye Dava ve Cezaların

Ertelenmesine Dair Kanun gözönüne alınarak

başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

23. Sanık H.A. hakkında tefrik edilerek Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2001/369 sırasında kayıtlı bulunan dosya aynı Mahkemenin

25/12/2002 tarihli ve E.2001/369, K.2002/617 sayılı kararıyla E.2002/363 sayılı

dosya ile birleştirilmiştir.

24. Dosyada tutuklu bulunan tek sanık E.K. Mahkemenin 14/10/2003

tarihli celsesinde tutuklu kaldığı süre ve 4616 sayılı Kanun gözönünde bulundurularak tahliye edilmiştir. Bu celseden

sonra bireysel başvuruda bulunulan 8/9/2014 tarihine kadar yapılan tüm

duruşmalarda yurt dışında bulunan sanık H.A. hakkında çıkarılan yakalama

emrinin infaz edilmesi beklenmiştir.

25. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından

yapılan incelemede bireysel başvuru yapıldıktan sonraki duruşmalarda da sanık

H.A. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklendiği, duruşmanın

10/11/2016 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir.

26. Başvurucu, taammüden iki kişiyi öldürmeye iştirakten Antalya

2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamanın sürdüğü sırada 8/9/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

27. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

450. ve 65. maddeleri şöyledir:

“Madde 450 - (Değişik madde: 09/07/1953 -

6123/1 md.)

Öldürmek fiili:

…

4. Taammüden icra olunursa;

5. Birden ziyade kimseler aleyhine işlenirse;

…

fail, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis

cezasına mahkum edilir.

Madde 65 - (Değişik madde: 02/06/1941 - 4055/1

md.)

I - Suç işlemeğe teşvik veya suçu irtikap

kararını takviye ederek yahut fiil işlendikten sonra muzaheret ve muavenette

bulunacağını vadeyleyerek,

II - Suçun ne suretle işleneceğine mütaallik talimat vererek yahut fiilin işlenmesine

yarayacak iş veya vasıtaları tedarik ederek,

III - (Değişik bent: 21/01/1983 - 2787/7 md.) Suç işlenmeden evvel veya işlendiği sırada müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaştırarak suça

iştirak eden şahıs, işlenmiş fiille mahsus olan ceza ağırlaştırılmış müebbet

ağır hapis cezası ise yirmi yıldan, müebbet ağır hapis cezası ise onaltı yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile

cezalandırılır. Sair hallerde kanunen muayyen olan cezanın yarısı indirilir.

Bu maddede yazılı fiillerden birini işleyen

kimsenin iştiraki inzimam etmeksizin fiilin irtikabı mümkün olamayacağı sabit

olan hallerde o kimse yukarıda gösterilen tenzilattan istifada edemez.”

28. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu’nun 2., 4. ve 151. maddeleri şöyledir:

“Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması

Madde 2 - Murtabıt

ceza davalarının her biri muhtelif mahkemelerin vazifesi dahilinde olsa bile

bunlar birleştirilerek yüksek vazifeli mahkemeye verilebilir.

Bu mahkeme birleştirilmiş olan ceza

davalarının ayrılmasına da karar verebilir.

Madde 4 - Tahkikata başlandıktan sonra dahi murtabıt ceza davalarının birleştirilmesine veya

ayrılmasına Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun talebiyle yahut resen

karar verilebilir. Bu kararı vermek hakkı yüksek vazifeli mahkemeye aittir.

Suçların İhbarı

Madde 151 - Suçlara dair ihbarlar, şifahi veya

yazılı olarak Cumhuriyet Müddeiumumiliğine, zabıta makam ve memurlarına ve sulh

hakimlerine yapılabilir.

Bu ihbarlar kanuni mercilere tevdi edilmek

üzere vali, kaymakam ve nahiye müdürlerine de yapılabilir.

Şifahi ihbarlar üzerine zabıt varakası

tutulur.

(Değişik fıkra: 21/05/1985 - 3206/32 md.) Takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu şikayet yazı

ile veya tutanağa geçirilecek beyan ile mahkemeye, Cumhuriyet savcılığına ve

yukarıda gösterilen makamlara da yapılabilir.”

29. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

10. ve 158. maddeleri şöyledir:

“Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve

Ayrılması

Madde 10 - (1) Kovuşturma evresinin her

aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına

yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören

mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan

davalara aynı mahkemede devam olunur.

İhbar ve Şikâyet

Madde 158 - (1) Suça ilişkin ihbar veya

şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye

yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

…

(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle

bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve

kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilir.

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa

geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, S.Y. ve G.A.nın

öldürülmesi olayıyla ilgili olarak 18/3/1999 ile 25/3/1999 tarihleri arasında

gözaltında kaldığını, 25/3/1999 tarihinde tutuklandığını, Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde atılı suçlardan yargılandığını, yaklaşık 3 yıl 6 ay tutuklu

kaldıktan sonra 14/10/2003 tarihinde tahliye edildiğini, tutuklanmadan önce

Yozgat ili Sorgun ilçesinde market işlettiğini, tutuklanması nedeniyle tüm

düzeninin bozulduğunu, tahliye olduktan sonra uzun süre işsiz kaldığını, hem gözaltında

hem de tutuklu kaldığı süre boyunca işkenceye maruz kaldığını, işkence yapan

kamu görevlileri hakkında şikâyetçi olduğunu ancak herhangi bir yargılama

yapılmadığını, yargılandığı davanın bireysel başvuru tarihi itibarıyla 15

yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hâlâ neticelenmediğini ileri sürerek

kişi hürriyeti ve güvenliği, işkence ve kötü muamele yasağı ile makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“… Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

34. Başvuru yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun

temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal

sonucudur. Diğer bir ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların

ve derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, başvuru yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

35. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal makamların görevidir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

36. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin yetkili idari ve yargısal mercilerce düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

37. Başvurucu, başvuru formunda gözaltında ve tutuklu kaldığı üç

buçuk yıl boyunca işkence gördüğünü iddia etmiştir. Başvurucunun 25/3/1999

tarihinde kollukta ve sulh ceza hâkimliğinde müdafi ile birlikte yaptığı

savunmalarında gözaltında bulunduğu sırada işkence ve kötü muamele gördüğüne

dair bir beyanı bulunmamaktadır. Başvurucunun gözaltı çıkış raporunda da darbedildiğine ilişkin herhangi bir emare mevcut değildir.

Başvurucu yargılama sırasında 18/5/1999 tarihli savunmasında ise polisteki

ifadelerinin zorla imzalattırıldığını, korktuğu için ifadesi sırasında yanında

bulunan avukatına bir şey söyleyemediğini, Sulh Ceza Mahkemesinde verdiği

ifadesini de kabul etmediğini, kendisini sorguya polislerin getirdiğini,

polislerden bir an önce kurtulmak için o şeklide anlatımda bulunduğunu

söylemiştir.

38. Başvuru formunda başvurucu işkence yapan kamu görevlileri

hakkında şikâyetçi olduğunu ancak herhangi bir yargılama yapılmadığını ileri

sürmüş ise de şikâyetçi olduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge ibraz

etmemiş, Cumhuriyet Savcılığı ya da Mahkeme tarafından başvurucunun ilk bakışta

işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını gösteren bir kanıt bulunmadığından bu

konuda bir soruşturma yapılmamıştır.

39. Buna göre Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamına giren eylemlere maruz kalındığı iddialarını ileri süren başvurucu

tarafından ceza soruşturması yürütülmediği ve başvurucunun adli makamları

hareket geçirmek için bir başvurusunun da bulunmadığı dikkate alındığında

başvuruya konu olayın, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesi tarafından incelenmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu 25/3/1999 ile 25/7/2002 tarihleri arasında tutuklu

kaldığı 3 yıl 4 ay boyunca haksız olarak tutuklu kaldığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri ileri

sürmüştür.

42. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

43. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

Mahkemenin yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

44. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak

teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvel

kesinleşmemiş olması da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten

önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler bakımından

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı

yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Polatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 32).

45. Somut olayda isnat edilen suçlar nedeniyle 25/3/1999

tarihinde tutuklanan başvurucunun 25/7/2002 tarihinde tahliye edildiği

anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

kapsamında, tutuklu kaldıkları dönem Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce sona ermiştir.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetinin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

47. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın 15 yıldan fazla süreden

beri sonuçlanmadığını ileri sürmüştür.

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

49. Başvurucu, atılı suçlar nedeniyle 18/3/1999 tarihinde

gözaltına alınmasıyla başlayan ve bireysel başvuru yaptığı 8/9/2014 itibarıyla

15 yıldan fazla süren yargılamanın hâlen sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi

de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

52. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru

açısından bu tarih, başvurucunun gözaltına alındığı 18/3/1999'dur. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı tarihtir. Mevcut olayda bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla yargılama İlk Derece Mahkemesinde derdest olup duruşması 10/11/2016

tarihine bırakılmıştır (Ersin Ceyhan,

B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Başvurucu hakkındaki yargılama 17 yıldan

fazla bir süredir devam etmektedir.

53. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde 18/3/1999

tarihinde gözaltına alınan ve 25/3/1999 tarihinde tutuklanan başvurucu ile

birlikte toplam altı sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca iki

kişiyi taammüden öldürme suçundan soruşturma yapılmıştır. Yurt dışında yaşayan

ve firarda olan sanık H.A. Antalya Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinin 25/3/1999

tarihli kararıyla gıyaben tutuklanmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının

5/4/1999 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında atılı suçlardan ikişer kez

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Hakkında yakalama emri

bulunan sanık H.A. yönünden dosya tefrik edilerek sanıklar A.A. ve Z.Y.nin beraatlerine, diğer

sanıklar A.Y., E.K. ile başvurucunun ise mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

Mahkûmiyet kararlarının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

24/2/2002 tarihli ilamıyla eksik gerekçeyle hüküm kurulduğundan bahisle karar

bozulmuştur. Bozmadan sonra Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/363 sayılı

esasına kaydedilen dosya 25/12/2002 tarihinde hakkında tefrik kararı verilen

sanık H.A. hakkındaki dava dosyasıyla birleştirilmiştir.

54. Bu tarihten sonra yapılan yargılamanın bütün celselerinde

sanık H.A. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine karar

verilerek oturumlar ertelenmiştir.

55. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usulüne tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; Ersin Ceyhan, §§ 24-40).

56. Başvuruya konu davada altı sanık ve iki maktulün bulunduğu,

sanık A.Y.nin yargılama sırasında 27/7/2001 tarihinde

vefat ettiği, sanıklar A.A. ve Z.Y. hakkında verilen beraat kararının

kesinleştiği anlaşılmıştır. Başvuru tarihi itibarıyla başvurucu, sanık E.K. ve

hakkında yakalama emri devam eden sanık H.A. bakımından anılan dosya derdest

olup 25/12/2002 tarihinden bu yana duruşmalar sadece sanık H.A.nın

yakalanması için ertelenmektedir. Yukarıda ilgili hukuk bölümünde belirtildiği

üzere (bkz. §§ 28, 29) yargılanan sanıkların davaları arasında bağlantı

bulunmakla birlikte İlk Derece Mahkemesi tarafından savunması alınamayan sanık

H.A. yönünden dosyanın tefrik edilerek başvurucunun da aralarında bulunduğu

diğer iki sanık yönünden karar verilmesine hukuken bir engel bulunmamaktadır.

Keza 7/6/2001 tarihli ilk hüküm kurulurken sanık H.A. hakkında açılan dava

ayrılmış, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından ayırma

işlemi bozma nedeni yapılmamıştır.

57. Başvurucunun yargılama boyunca gösterdiği tutumu dikkate

alındığında yargılamanın uzamasında etkisi bulunmaması, davanın çok karmaşık

olmaması, derdest davada sadece üç sanığın kalması, 2002 yılından bu yana

duruşmaların sadece hakkında yakalama emri bulunan sanık H.A. yönünden

ertelenmesi, savunması alınan sanıklar yönünden davanın neticelenmesini

sağlayabilecek ayırma işlemi gibi usul hükümlerinin uygulanma imkânının

kullanılmaması nedeniyle somut başvuru açısından 17 yılı aşmış olan yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

60. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

61. Başvurucu ihlalin tespitiyle 50.000 TL maddi, 50.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

62. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Söz konusu ihlal kararı kapsamında maddi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 17

yıldır devam eden yargılama süresi dikkate alındığında yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 24.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 24.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

Ömer AKTAŞ

Vekili

:

Av. Zekiye

BARAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14915, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. I - Suç işlemeğe teşvik veya suçu irtikap
  9. II - Suçun ne suretle işleneceğine mütaallik talimat vererek yahut fiilin işlenmesine
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Mecek
  17. Baran
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14915
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Yavuz Özgenç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5006)
  • Sabri Oruç Başvurusu (B. No: 2014/4863)
  • Ferhat Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/2493)
  • İmer Enerji Üretim Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/6249)
  • Fatma Parıltı Başvurusu (B. No: 2014/10785)
  • Mehmet Atik Başvurusu (B. No: 2014/574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.