İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yavuz Özgenç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5006)

1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle kamu görevlileri hakkında

Başvuru No2014/5006Tarih29 Eylül 2016Okuma14 dk · 2.836 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yavuz Özgenç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/5006
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.836 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle kamu görevlileri hakkında

açılan davada beraat kararı verilmesi nedeniyle işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/4/2014 tarihinde İstanbul 20. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/5/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

31/5/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 15/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular Yavuz Özgenç ve Hasan Hüseyin Erbaş 1975,

başvurucu Yılmaz Yavuz ise 1967 doğumlu olup İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 2005/696 Hazırlık sayılı dosyasında 30/7/1999 tarihli ve 4422

sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’na muhalefet,

hırsızlık ve sahtecilik suçlarından haklarında soruşturma başlatılmıştır.

9. Başvurucu Hasan Hüseyin Erbaş ve Yavuz Özgenç 25/3/2005,

başvurucu Yılmaz Yavuz ise 26/3/2005 tarihinde gözaltına alınmışlardır.

10. Polis memurları tarafından tanzim edilen 29/3/2005 tarihli

tutanakta gözaltında bulunan sanıklardan Hasan Hüseyin Erbaş’ın sırtında ve

omzunda tırnak iziyle uyumlu çiziklerin olduğu, Yavuz Özgenç’in sırt ve karın

bölgesinde çizikler bulunduğunun görüldüğü tespit edilmiştir.

11. Başvurucu Yavuz Özgenç hakkında, gözaltına alınırken Şişli

Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat

02.40'ta düzenlenen raporda her iki kol posterior yüzde eskiye ait kesi skarı

olduğu, sağ elinde 1x1 cm’lik yüzeysel sıyrık olduğu; aynı Hastane tarafından

gözaltından çıkarılırken 29/3/2005 tarihinde saat 11.45'te düzenlenen raporda

sırt alt ve üst bölgelerinde dermal çizikler olduğu, kesin raporun adli

tabiplikçe verilebileceği; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005

tarihli saat 16.46'da tanzim olunan raporunda her iki kol dış yanlarda boydan

boya eski, kesici aletle oluşturulmuş çizgi şeklinde yara nedbeleri, gövdenin

sol yanında üstte ve altta, sırt iki yanında ortada ve karın sol hattında

birbirine paralelüç dört adet, sırttakiler dıştan içeri, yukarıdan aşağıya

olmak üzere ortalama 10-15 cm boyunda hiperemi ve ortalarında yer yer

sıyrıklar, sağ üst bacak arkada yukarıdakilere benzer lezyonlar görüldüğü,

nasıl oluştuğu sorulduğunda kaşıma sonucu oluştuğunu söylediği, sonuç olarak

haricen görülebilen arızaların beş gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği,

kişinin vücudundaki eski yara izleri ile yenilerinin benzerliğinden; yara yerlerinin

lokasyonu, şekli, büyüklüğü, niteliği düşünüldüğünde ve şahsın ifadesi gözönüne

alındığında bu yaraları kendi kendisine yapmasının mümkün olabileceği kanaatine

varıldığı; Adli Tıp Kurumu İstanbul Şube Müdürlüğünün 18/9/2006 tarihli

raporunda önceki raporlarda tarif edilen bulguların kişinin yaşamını tehlikeye

sokan nitelikte olmadığı, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 31/12/2010 tarihli

raporunda yaraların kişinin kendisi ya da başkası tarafından yapılabileceği

kayıtlıdır.

12. Başvurucu Yılmaz Yavuz hakkında, gözaltına alınırken Şişli

Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat

02.40'ta tanzim edilen raporda vücudunda darp ve cebir izi bulunmayan şahsın

kulak ağrısı ve akıntısı tariflediği, KBB Servisine sevk edilerek şahsa rapor

verilmesinin uygun olduğu, saat 02.45'te yapılan KBB muayenesinde her iki

kulak, dış kulak yolları ve sağ kulak zarının doğal olduğu, sol kulak zarı

posterior kadranda yaklaşık 2 mm’lik kulak zarı perforasyonu ve hiperemi mevcut

olduğu, her iki supra ve infraorbital rimlerin palpasyonla salim olduğu, nasal

dorsumda palpasyonla hassasiyet ve krepitasyon olmadığı, her iki

temporomandibuler eklem ve fasial sinir fonksiyonlarının ve orofarenks

muayenesinin normal olduğu; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün

29/3/2005 tarihinde saat 15.57'de düzenlenen raporunda başvurucunun Şubede

dayak yediğini, sağ kulağının ağrıdığını ve az işittiğini söylediği, şahsın

vücudunda herhangi bir taze lezyon görülmediği, Şişli Etfal Hastanesi

tarafından verilen raporda şahsın sol kulağında yırtık olduğu anlaşılmakla

şahsın kendisine sorulduğunda sağ kulağında ağrı ve işitme güçlüğü şikâyeti

olduğunu söylediğinden şahsın muayene edildiği; sol kulak zarındaki yırtığın

yeni olup olmadığı, sağ kulak zarında yırtık olup olmadığı, kulak zarı yırtığı

yeni ise darp sonucu olup olmadığı, kulağında bahsettiği akıntının mahiyetinin

ne olduğu konusu tekrar sorularak doktordan rapor düzenlenmesinin istendiği;

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29/3/2005 tarihinde saat

17.35'teyapılan KBB muayenesinde her iki aurikula, dış kulak yolları ve sağ

kulak zarının doğal görünümde olduğu, sağ kulak zarında yırtık görünümünün

mevcut olmadığı, sol kulak zarı posterior kadranda yaklaşık 1,5x2 mm çaplı

etrafı hiperemik düzgün kenarlı, travmatik kulak zarı perforasyonu ile uyumlu

görünümde perforasyon mevcut olduğu, sekresyon görünümü bulunmadığı, her iki

supra ve infra orbital rimlerin palpasyonla salim olduğu, nasal dorsumda

palpasyonla hassasiyet ve krepitasyon tespit edilmediği, her iki TME ve fasial

sinir fonksiyonlarının intakt olduğu, ağız, orofarenks muayenesinin salim

olduğu, gelişmiş olabilecek işitme kaybının odyolojik tetkik ile

belirlenebileceği, kati raporun Adli Tabiplikçe verileceği; Adli Tıp Kurumu

Beşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005 tarihinde saat 18.47'de düzenlenen

raporunda 27/3/2005 tarihinde gözaltına alındığını, Şubede dayak yediğini, sağ

kulağının ağrıyıp az işittiğini ifade ettiği,muayenesinde şahsın vücudunda

herhangi bir taze lezyon görülmediği, sistem muayenelerinin normal olduğu, sağ

ve solunu karıştırdığı düşünülerek ağrıyan kulağını eliyle göstermesinin

istenildiği, sağ kulağını göstererek ağrıdığını söylediği, sonuç olarak Şişli Etfal

Hastanesi tarafından verilmiş raporda belirtilen sol kulak zarı yırtığının

şahsın hayatını tehlikeye maruz kılmadığı, 15 gün mutad iştigaline engel teşkil

edeceği, ısrarla tekrar sorulmasına rağmen şahsın sağ kulağında ağrı ve işitme

kaybından bahsettiği, bunun yırtık olan sol kulak zarı ile uyumlu olmadığı,

hastanede görmüş olan doktorun karıştırmış olabileceği düşünüldüğünden şahsın

tekrar muayeneye gönderildiği, raporun aynı şekilde sol kulak zarı yırtığından

bahsettiği, işitme kaybı için ise tetkik istenildiği, dolayısıyla şahsın

şikâyeti olan kulağı ile kulak zarı yırtığı olan kulağının farklı olmasından

dolayı arızasının uyumlu olmadığı, sağ kulağındaki işitme kaybının nedeni ve

derecesinin tespiti için götürüldüğü yerde tekrar KBB servisine götürülmesinin

uygun olduğu; Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29/3/2005 tarihinde

saat 11.55'te tanzim edilen raporunda darp cebir izi olmadığı; İstanbul Kapalı

Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünün 30/3/2005 tarihli raporunda, testislerede

subjektif ağrı tanımladığı, diğer sistemlerin doğal olduğu; İstanbul Adli Tıp

Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 22/6/2011 tarihli raporunda yaraların kişinin

hayatını tehlikeye maruz kılmadığı, 15 gün mutad iştigaline engel teşkil

edeceği kayıtlıdır.

13. Başvurucu Hasan Hüseyin Erbaş hakkında, gözaltına alınırken

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat

03.00'te düzenlenen raporda darp cebir izi olmadığı; aynı Hastane tarafından

gözaltından çıkarılırken 29/3/2005 tarihinde saat 11.50'de düzenlenen raporda

sırtta 6-7 cm, omuzda 5-6 cm dermal ekimoz olduğu, kesin raporun Adli

Tabiplikçe verileceği; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005

tarihinde saat 18.30'da tanzim olunan raporunda, gözaltında dayak yediğini,

gözlerini ayaklarını bağladıklarını söyleyen kişinin muayenesinde sağ üst kolda

2 adet 1x10 cm’lik, sağ omuzda 2 adet 1x10 cm’lik birbirine paralel, sırt alt

ortada iki yanda yukarıda aşağıya uzanan birbirine paralel ikişer adet üzeri

hafif sıyrıklı hiperemi, sol üst ve alt kol iç yanda 1x10 cm’lik hiperemi, sağ

dirsek iç yüzde iğne pikür izi ve etrafında ekimoz, sağ dizde ve sağ alt bacak

orta yüzde ufak sıyrıklar görüldüğü, ayakkabı kenarına uyacak yerlerde ufak

sıyrıklar görüldüğü, vücudunda görülen lezyonların hayati tehlikeye maruz

kılmadığı, 5 gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği, vücudundaki yara

izlerinin lokasyonu, niteliği, benzerliklerigözönüne alındığında ve eski yara

izleriyle uyumlu olduğu düşünüldüğünde kollarındaki, sırtındaki yaraları kendi

kendisinin yapmasının mümkün olabileceği, ayak bileklerindeki sıyrıkların

ayakkabı vurmasıyla uyumlu olduğu; İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas

Kurulunun 31/12/2010 tarihli raporunda, lezyonların tamamının kişinin kendisi

ya da başkaları tarafından yapılabileceği kayıtlıdır.

14. Başvurucuların da aralarında bulunduğu sekiz şüphelinin

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/696 Hazırlık numaralı soruşturma

dosyasında, 29/3/2005 tarihli ifadelerinde kendilerine kötü muamelede

bulunulduğunu beyan etmeleri, doktor raporlarında da bunu teyit edebilecek

nitelikte bulguların tespit edilmesi nedenleriyle tefrik kararı verilerek aynı

yer Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/794 Hazırlık sayılı dosyasında İstanbul

Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli ilgililer hakkında işkence

suçundan soruşturma başlatılmıştır.

15. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/794 Hazırlık sayılı

dosyası, 8/4/2005 tarihli yetkisizlik kararıyla Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 22/4/2005 tarihli ve

2005/18682 Hazırlık sayılı kararıyla dosya, suç yeri gerekçe gösterilerek

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararıyla iade edilmiştir.

16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2007 tarihli ve

2005/25192 Soruşturma, 2007/5727 Esas sayılı iddianamesiyle başvurucuların da

aralarında bulunduğu beş müştekiye karşı işkence suçu işlendiğinden bahisle on

iki polis memuru hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

17. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2011 tarihli ve

E.2007/130, K.2011/325 sayılı kararıyla tüm sanıkların beraatlerine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…sanıklar R.K. ve O.K.nin görev yaptıkları

birim itibariyle katılanlarla sık sık karşılaştıkları ve onlar hakkında adli

işlem yaptıkları, bundan dolayı katılanlar tarafından bu sanıklara karşı

belirgin bir husumetin bulunduğu, kaldı ki bu hususun kendi beyanları ile de

açıkça ortaya çıktığı, katılanların diğer sanıkları zaten teşhis edemedikleri,

katıların nezarethanede dayak yediklerine ilişkin bir takım anlatımlarının

doktor raporları ile uyumlu olmadığı, anlatımların kendi içinde çelişkiler

içerdiği, bunun yanında adli tıp raporlarında belirtildiği üzere katılanların vücutlarındaki

bir takım lezyonların kendilerince tırnaklarını bastırarak meydana

getirebilmelerinin mümkün görüldüğü, nitekim 29/5/2005 tarihli tutanakta bu

hususun da yer aldığı, dolayısı ile tüm bu hususlar ve deliller birlikte

değerlendirildiğinde sanıkların atılı suçu islediklerine dair katılanların

beyanlarını bire bir doğrulayacak maddi deliller elde edilememiş olup şüpheden

sanık yararlanır ilkesi gereğince delil yetersizliğinden sanıklar hakkında

beraat kararı [verilmiştir].”

18. Katılanlar tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin 20/6/2013 tarihli ve E.2013/31419, K2013/18703 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

19. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ilamıyla birlikte İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesine iade edilen başvuruya esas dava dosyası 31/7/2013

tarihinde kesinleştirilmek üzere hâkim tarafından Mahkeme Kalemine havale

edilmiştir.

20. Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarıyla ilgili olarak

6/8/2013 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiştir.

21. Başvurucular vekili Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kararını

11/3/2014 tarihinde Mahkeme Kaleminde elden tebellüğ ettiğini bildirmiştir.

B. İlgili Hukuk

22. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Madde 243 - (Değişik: 235 s. K - 5.1.1961)

(Değişik 1. Fıkra: 4449 s. K- 26.8.1999) Bir kimseye cürümlerini söyletmek,

mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları

bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut

şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer

herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet

kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla

kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet

cezası verilir.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, gözaltına alındıktan sonra dört gün boyunca

ikrar amacıyla işkenceye maruz kaldıklarını, kendilerine uygulanan yöntemleri

Cumhuriyet savcısına verdikleri ifadelerde anlattıklarını, haklarında alınan

raporlar ve diğer delillere göre işkence gördüklerinin çok açık olduğunu, buna

rağmen sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini belirterek Anayasa'nın 17.

ve 36. maddelerinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlalin tespiti,

yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

25. Bakanlık görüşünde başvurunun kabul edilebilirliği ile

ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına göre

başvurucunun ya da vekilinin kesinleşmiş kararın bir örneğini elde etmek

amacıyla her gün Mahkeme Kalemine gelme zorunluluğu bulunmamakla birlikte (Papageorgiou/Yunanistan, B. No: 24628,

22/10/1997, § 32) makul sürelerle bu amaçla girişimde bulunmanın ve kesinleşmiş

kararın bir örneğini elde etmenin başvurucunun ya da avukatının görevi olduğu,

ceza dairelerince verilen kararların taraflara tebliğ edilmediği durumlarda bu

kararın yerel mahkemeye geldiği tarihten itibaren başvuru süresinin işlemeye

başlayacağı (Yavuz ve diğerleri/Türkiye(k.k.),

B. No: 48064/99, 1/22005; Tepe

[Avcı]/Türkiye (k.k.), B. No: 34786/04, 30/9/2008;Alada/Türkiye (k.k.), B. No: 67449/12,

17/7/ 2015; Emre Çalıkoğlu/Türkiye (k.k.),

B. No: 38512/08, 13/10/2015), somut olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin

20/6/2013 tarihli onama kararının 31/7/2013 tarihinde Mahkeme Kalemine geldiği,

bireysel başvurunun ise bu tarihten yaklaşık sekiz ay sonra yapıldığı, bu

nedenle başvurunun otuz günlük süre içinde yapılmadığı belirtilmiştir.

26. Başvurucular vekili; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin

kararın kesinleştiği tarihten sonra yapılması gerektiğini, Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin ilamını 11/3/2014 tarihinde tebellüğ ettiklerini, başvuruyu anılan

tarihten itibaren 29. günde süresinde yaptıklarını, otuz günlük başvuru

süresinin ihlal edilmediğini ileri sürmüştür.

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde

ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler…"

28. İçtüzük'ün "Başvuru

süresi ve mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

29. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre

kuralıdır. Sürenin başvurunun her aşamasında dikkate alınması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,

§ 32).

30. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla

başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki

belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi

Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.

Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru

süresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten

söz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate

alınarak bu ibarenin nihai kararın gerekçesinin öğrenildiği tarih olarak

anlaşılması gerekir. Bu öğrenme somut olayın özelliklerine göre farklı

şekillerde gerçekleşebilir (A.C. ve diğerleri[GK],

B. No: 2013/1827, 25/2/2016, § 25).

32. Bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararın

gerekçesinin tebliği öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27).

Ancak öğrenme gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez, başka

şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararın

gerekçesinin dosyadan suret alınması gibi hâllerde öğrenilmesi de mümkündür.

Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarih

de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013,

§§ 21, 22).

33. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla

birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir

durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin

olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği

tarihten itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetine

ilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında yakalama, müddetname veya

çağrı kâğıdının ya da ödeme emrinin tebliği suretiyle öğrenildiği durumlarda

başvurucular, nihai kararın sonucundan haberdar olmakta ve nihai karar

gerekçesini kesin olarak öğrenme olanağına sahip bulunmaktadırlar (Aydın Selçuk, B. No: 2014/3194,

20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın,

B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 24; Halil

Aslan, B. No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).

34. Nihai kararın gerekçesinin bir şekilde öğrenilemediği veya

nihai kararın sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının

elde edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten itibaren

başlayacağının da belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi

söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda bireysel başvuru süresinin başlangıç

tarihinin tespitinde başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim

haklarının aşırı sınırlanmaması hususları birlikte dikkate alınmalıdır (A.C. ve diğerleri, § 28).

35. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak, dava ve başvurularını

takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülük

kapsamında ilk derece mahkemesine ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenme

konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir. Diğer bir

ifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararın

bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (A.C. ve diğerleri, § 29; benzer yöndeki

AİHM kararları için bkz. Ölmez/Türkiye

(k.k.), B. No: 39464/98, 1/2/2005; Refik

Alpaya ve İbrahim Dağılma/Türkiye (k.k.), B. No: 34384/08,

12/3/2013, § 16).

36. Mevzuatta, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarının taraflara

tebliğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihai

kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve

böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra özen yükümlülüğü kapsamında

makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden karara

erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilir

olan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği ve

gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürece

bireysel başvuru için Kanun'da öngörülen otuz günlük başvuru süresi

başlayacaktır (A.C. ve diğerleri,

§ 30).

37. Somut olayda kamu görevlisi olan sanıklar hakkında İstanbul

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2011 tarihli ve E.2007/130, K.2011/325 sayılı

kararıyla işkence suçundan verilen beraat hükmü, temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20/6/2013 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

38. Başvurucular; bireysel başvuru dilekçesinde başvuru konusu

yaptığı nihai karar olduğunu belirttiği Yargıtayın anılan kararının kendilerine

tebliğ edilmediğini, bu kararı Mahkeme Kaleminden 8/4/2014 tarihinde

öğrendiklerini ifade etmişlerdir.

39. Başvuru konusu Yargıtay kararının İlk Derece Mahkemesine

ulaştıktan sonra 31/7/2013 tarihinde kesinleşme işlemleri yapılmak üzere hâkim

tarafından Kaleme havale edildiği anlaşılmaktadır.

40. Başvurucular açısından 31/7/2013 tarihi itibarıyla İlk

Derece Mahkemesinin dosyasına girmiş olan nihai kararın özen yükümlülüğü

kapsamında bu tarihten itibaren en geç üç ay içinde karara erişilmesi ve karar

gerekçesinin öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Başvuru tarihinin

8/4/2014 olduğu dikkate alındığında başvurunun süresi içinde yapılmadığı tespit

edilmiştir.

41. Açıklanan nedenlerle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucular

:

1. Yavuz

ÖZGENÇ

2. Yılmaz

YAVUZ

3. Hasan

Hüseyin ERBAŞ

Vekilleri

:

Av. Mehmet

Ali KIRDÖK, Av. Meral HANBAYAT YEŞİL

Av. Ümit

SİSLİGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5006, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 48064/99, 1/22005; Tepe
  12. B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 24; Halil
  13. A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Dursun
  16. Gökcan
  17. Mecek
  18. Özgenç
  19. Yavuz
  20. Sisligün
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5006
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Sabri Oruç Başvurusu (B. No: 2014/4863)
  • Ferhat Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/2493)
  • İmer Enerji Üretim Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/6249)
  • Fatma Parıltı Başvurusu (B. No: 2014/10785)
  • Mehmet Atik Başvurusu (B. No: 2014/574)
  • Çağlar Saçıntı Başvurusu (B. No: 2014/16590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.