İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabri Oruç Başvurusu (B. No: 2014/4863)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2014/4863Tarih29 Eylül 2016Okuma12 dk · 2.427 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sabri Oruç Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/4863
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.427 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun reddedilmesi ve ret işlemine karşı açılan dava neticesinde Danıştay

tarafından Karacık mezrasının boşaltılıp boşaltılmadığı hususunda çelişkili

kararlar verilmesi, yargılama işlemlerinin adil olmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/4/2014 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 4/5/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 19/8/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Diyarbakır ili Bismil ilçesi Alluç

köyü Karacık mezrasında ikamet etmekteyken 1993 yılında terör olaylarının

yoğunlaşması nedeniyle can ve mal güvenliği kalmadığı için yerleşim yerinin

boşaltıldığını, bu nedenle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

8. Başvurucu 27/7/2005 tarihinde, yerleşim yeri olan Karacık

mezrasında can ve mal güvenliği kalmadığını, 1993 yılında güvenlik tehlikesi

nedeniyle il merkezine göç ettiğini beyan ederek 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. Komisyon 2/2/2011 tarihli ve 2011/5-23 sayılı kararında,

delil dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda adı

geçen köy ve mezralarınınterör nedeniyle boşalan ya

da boşaltılan köylerden olmadığı, başvurucunun mal varlığından yararlanmasını

engelleyecek nitelikte objektif terör kaygısı yaşanmadığı vebaşvurucuya

yönelik münferit terör saldırısının olmadığı, köy ve mezranın da boşaltılmadığı

gerekçeleriyle talebin reddine karar vermiştir.

10. Belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır 1. İdare

Mahkemesinde başvurucu tarafından dava açılmıştır.

11. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 9/5/2012 tarihli ve

E.2011/573, K.2012/899 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesi şöyledir:

“...Diyarbakır ili, Bismil ilçesi, Alluç

Köyü’nün boşalan/boşaltılan yerleşim yerlerinden olmadığı, diğer taraftan 1998

yılında köy tüzelkişiliğine kavuşan ve 1997 yılı nüfusu 250 olarak tespit

edilen Karacık Mezrası'nın da gerek davacı tarafça boşaltıldığı ileri sürülen

1993-2000 yılları arasında köy tüzelkişiliğine dönüştürülmesine yeter görülen

bir nüfusa sahip olması, gerekse de herhangi bir terör olayı yaşanmamış olması

ve sürekli bir nüfusun bulunması nedeniyle davacının sübjektif güvenlik

kaygısıyla da olsa göç etmesinden dolayı uğradığını ileri sürdüğü zararın, 5233

sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukukî olanak

bulunmadığından, davacının anılan Kanun hükümlerinden yararlanmak için yaptığı

başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dolayısıyla, hukuku uygunluğu saptanan dava

konusu işlem nedeniyle davacının uğradığı ve tazmini gereken bir zararının

varlığından da söz edilemez....”

12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 12/12/2012 tarihli ve E.2012/9897, K.2012/13859 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 26/11/2013

tarihli ve E.2013/11375, K.2013/9152 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar

düzeltme kararı, başvurucuya 11/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve

akabinde açtığı davanın reddedildiğini, yerleşim yeri Karacık mezrasının 1993

yılında yaşanan terör olayları nedeniyle boşaltıldığını, kendisi hakkında

Danıştay Onbeşinci Dairesince 2012 yılında Karacık

mezrası boşaltılmadığından onama kararı verildiği hâlde 2014 yılında aynı

mezradan başvuranlar hakkında yerleşim yeri boşaltıldığından bozma kararı

verildiğini, terör nedeniyle mezra boşaltıldığı hâlde güvenlik sıkıntısı

olmadığından ve köy boşaltılmadığından davasının reddedilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek Anayasa’nın 17., 18., 19., 35. ve

36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının

ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucu; 1993 yılında terör olaylarının yaşandığı dönemde

Diyarbakır ili Bismil ilçesi Alluç köyü Karacık

mezrasında yaşadığını, yerleşim yerinin terör nedeniyle boşaltılmasıyla 1993

yılında il merkezine zorunlu olarak göç etmek durumunda kaldığını,Mahkeme

kararlarında talep sonucuna etki eden husus olması hasebiyle yargılama konusuna

neden olan olayların yoğun olarak yaşandığı dönemdeki yerleşim yeri Karacık

mezrasının boşalıp boşalmadığı hususunda, yerleşim yerinin boşaltılmadığından Danıştayca talebin reddine karar verildiğini ancak daha

sonra aynı yerleşim yeri sakinlerinden başvuruda bulunanlar hakkında, Karacık

mezrasının tamamen boşaltıldığının anlaşılması nedeniyle bozma kararı

verildiğini, Danıştayın çelişkili kararlar verdiğini,

kendisi hakkında gerçeğe aykırı karar verildiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve anılan iddialar gerekçeli karar

hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

20. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeler ve

yargı mercileri verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidir. Gerekçe

gösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konu

olayın içinde bulunduğu şartlar ışığında değerlendirilerek belirlenir (Mustafa Kahraman, B. No:

2014/2388,4/11/2014, § 36).

22. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §

53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de

tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların

usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz

incelemesinde tartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate

alınması gereken hükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli

karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Mustafa

Kahraman, § 37).

23. Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi

olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve

hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm

arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veya

haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk

denetimini yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta

gösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, B. No: 2013/7970, 10/6/2015, § 57).

24. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davada Diyarbakır

1. İdare Mahkemesi, Karacık mezrası boşaltılmadığından, subjektif

güvenlik kaygısıyla göç edildiğinden davanın reddine karar vermiştir (bkz. §

11). Başvurucunun kararı temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin onanmış (bkz. § 12), karar düzeltme talebinin reddi ilamıyla hüküm

kesinleşmiştir (bkz. § 13).

25.5233 sayılı Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel

hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının yargı yoluna gidilmesine gerek

kalmaksızın idarece en kısa süre içinde ve tam olarak tespit edilerek sulh

yoluyla karşılanmasını amaçlamakta olup, belirtilen amaç doğrultusunda ilke ve

prosedürler öngörmektedir (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, § 87).

26. Belirtilen Kanun uyarınca müracaat sahiplerinin taleplerinin

karşılanabilmesi için öncelikle iddia edilen zararın terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluştuğunun tespiti

gerekmekte olup Kanun’un 2. maddesinde,terör

dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik

kaygıları dışında bulundukları yerleri kendi istekleriyle terk edenlerin bu

sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir (Mesude Yaşar, § 88).

27. Özellikle tazminata ilişkin belirtilen usulün ihdasına temel

olan ve AİHM’e sunulan başvuruların yapıldığı bölge itibarıyla terör eylemleri

veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler dışındaki ekonomik ve

sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bu olgudan kaynaklanan zararların

varlığını nazara alan yargılama makamları, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan

başvuruların belirtilen Kanun kapsamında kabul edilebilmesi için objektif bir

ölçüt belirleme yoluna gitmiş ve bu ölçütün sağlanmasını “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şartına bağlamıştır. Belirtilen kabul uyarınca,''terör eylemleri'' veya ''terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler'' sonucunda bir yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması nedeniyle mal varlığına/mülküne ulaşamayan

kişilerce uğranılan maddi zararın sözü edilen Kanun hükümlerine göre idarece

sulh yoluyla ödenmesi gerekmektedir. Yerleşim yerinin ''kısmen'' boşalmış olması ise o yerleşim yerinde güvenli

bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

sağlanmış olduğunun nesnel bir göstergesidir (Mesude

Yaşar, § 89).

28. Anılan ilkeler doğrultusunda (bkz. §§ 25-27) mezranın

boşaltılıp boşaltılmadığı hususu, 5233 sayılı Kanun uyarınca tazminata hak

kazanıp kazanılmayacağı noktasında önem taşımaktadır.

29. Başvuru konusu olay ve karara benzer nitelikteki davalarda

Danıştay Onbeşinci Dairesi tarafından, Karacık

mezrasının boşalıp boşalmadığı hususu değerlendirilerek karar verildiği

anlaşılmıştır. Nitekim Danıştay Onbeşinci Dairesi

6/11/2014 tarihli ve E.2012/6058, K.2014/7878 sayılı kararında şu sonuca

ulaşılmıştır:

"... Dosyanın incelenmesinden; İdare

Mahkemesince her ne kadar Alluç Köyü ve Karacık Mezrasınınboşaltılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmişse de; Danıştay 10. Dairesinin E:2008/8531, K:2009/1278 sayılı kararı

ile Diyarbakır İli, Bismil İlçesi, Alluç Köyü'ne

ilişkin olarak, idarece oluşturulan komisyonca mahallinde yapılan keşif sonucu

düzenlenen tutanaklarda, adı geçen köyde herhangi bir terör olayının

gerçekleşmediği, ancak 1993 yılında bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle

köye geçici köy koruculuğu sisteminin getirildiği, koruculuğu kabul edenlerin

köyde ikamet etmeye devam ettiği, diğerlerinin ise koruculuğu kabul etmedikleri

için ve yaşanan terör olayları sonucu duydukları güvenlik kaygısı nedeniyle

köyden göç ettikleri, sadece geçici köy korucularının yaşadığı köyün, güvenli

bir yerleşim yeri olduğundan bahsedilemeyeceği hususlarında çekişme bulunmadığı

gerekçesiyle anılan köye ilişkin tazminat başvurularının reddine ilişkin işlemlerin

iptali yolundaki yerel mahkeme kararlarının gerekçeli olarak onandığı

görülmüştür.

Bu durumda, davacının ikamet ettiği, Alluç Köyü, Karacık mezrasında (1998 yılında köy

olan)sadece geçici köy korucularının kalması nedeniyle güvenli bir yerleşim

yeri olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından güvenlik kaygısı nedeniyle

yerleşim yerini terk eden davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında uğradığı

zararının olup olmadığı tespit edilerek karar verilmesi gerekirken eksik

incelemeye dayalı olarak başvurusunun reddine ilişkin işlemde ve aynı yöndeki

İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle ...kararın

bozulmasına..."

30. Aynı Dairenin 6/11/2014 tarihli ve E.2013/5312, K.2014/7881

sayılı temyiz üzerine verdiği bir karar da Karacık mezrasının boşalan yerlerden

olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Dosyanın incelenmesinden; İdare

Mahkemesince her ne kadar Alluç Köyü ve Karacık Mezrasınınboşaltılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmişse de; Danıştay 10. Dairesinin E:2008/8531, K:2009/1278 sayılı kararı

ile Diyarbakır İli, Bismil İlçesi, Alluç Köyü'ne

ilişkin olarak, idarece oluşturulan komisyonca mahallinde yapılan keşif sonucu

düzenlenen tutanaklarda, adı geçen köyde herhangi bir terör olayının gerçekleşmediği,

ancak 1993 yılında bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle köye geçici köy

koruculuğu sisteminin getirildiği, koruculuğu kabul edenlerin köyde ikamet

etmeye devam ettiği, diğerlerinin ise koruculuğu kabul etmedikleri için ve

yaşanan terör olayları sonucu duydukları güvenlik kaygısı nedeniyle köyden göç

ettikleri, sadece geçici köy korucularının yaşadığı köyün, güvenli bir yerleşim

yeri olduğundan bahsedilemeyeceği hususlarında çekişme bulunmadığı gerekçesiyle

anılan köye ilişkin tazminat başvurularının reddine ilişkin işlemlerin iptali

yolundaki yerel mahkeme kararlarının gerekçeli olarak onandığı görülmüştür.

Bu durumda, davacının ikamet ettiği , Alluç Köyü, Karacık mezrasın da (1998 yılında köy

olan)sadece geçici köy korucularının kalması nedeniyle güvenli bir yerleşim

yeri olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından güvenlik kaygısı nedeniyle

yerleşim yerini terk eden davacının 5233 sayılı Kanun kapsamında uğradığı

zararının olup olmadığı tespit edilerek karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye

dayalı olarak başvurusunun reddine ilişkin işlemde ve aynı yöndeki İdare

Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir."

31. Yukarıda anılan kararlarda Danıştayca

Karacık mezrasının boşalan yerleşim yerlerinden olduğu belirtilmiştir. Benzer

davalarda Karacık mezrasının hukuki durumu dikkate alınarak hüküm verildiği

anlaşılmıştır. Somut olayda ise Danıştay Onbeşinci

Dairesi 12/12/2012 tarihli kararında (bkz. § 12) İdare Mahkemesince Karacık mezraasının boşaltılmadığından davanın reddine verdiği karar

onanmıştır.Ancak daha sonra Danıştayın aynı Dairesince Karacık mezrasının boşaltılmış

olduğuna ilişkin kararlar verilmiştir.

32. Danıştay tarafından yargılama sonucunu etkileyen bir husus

olması nedeniyle Karacık mezrasının boşaltılıp boşaltılmadığı konusunda

çelişkiye yer verilmeyecek derecede bir karar verilmiş olması gerekirken

kararın kendi içinde çelişkili olması ve mezra hakkında daha sonra verilen

kararlarda mezranın boşaltılmış olduğuna karar verilmesi nedeniyle başvurucunun

ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı

bir iddiası Danıştay kararında açık ve anlaşılabilir şekilde tartışılmamış ve

karşılanmamıştır. Anılan nedenlerle yargılama sürecine bir bütün olarak

bakıldığında başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50.

Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

35. Başvurucu, başvuru formunda belirttiği maddi tazminat

miktarlarının ödenmesi talebinde bulunmuştur.

36. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

37. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 1.

İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

38. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucununn bu

konuda herhangi bir belge sunmamış olması ve yeniden yargılama yapılmasına

karar verilmesi nedenleriyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Diyarbakır 1. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Sabri ORUÇ

Vekili

:

Av. Nihat

TEKÇİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4863, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. Gökcan
  16. Tekçi
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4863
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Ferhat Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/2493)
  • İmer Enerji Üretim Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/6249)
  • Fatma Parıltı Başvurusu (B. No: 2014/10785)
  • Mehmet Atik Başvurusu (B. No: 2014/574)
  • Çağlar Saçıntı Başvurusu (B. No: 2014/16590)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/356

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.