İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkadir Güneş Başvurusu (B. No: 2013/4347)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/4347Tarih30 Mart 2016Okuma15 dk · 2.918 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulkadir Güneş Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/4347
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.918 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

akabinde açılan davanın terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan mahkûmiyetin

bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/6/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu; Diyarbakır ili Dicle ilçesi Kıyı köyünde ikamet

etmekteyken 1990'lı yıllarda terör olaylarının yoğunlaşması nedeniyle can ve

mal güvenliği kalmadığı için yerleşim yerinin boşaltıldığını, bu nedenle köyünü

terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

6. Başvurucu 7/6/2005 tarihinde, 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

7. Komisyon 27/6/2008 tarihli ve 2008/6-1406 sayılı kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurunun incelenmesi sonucunda "30/5/2008

tarihli Komisyon kararına istinaden müracaatçı TCK'nın 169 ve 3713 sayılı

Yasa'nın ilgili hükümlerince 5233 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin f bendi

gereğince Kanun kapsamına girmediğinden ayrıca terör olaylarından zarar gören

müracaatçının malvarlığının tespit edilmesi amacıyla, ilçe keşif heyeti

tarafından yerinde yapılan keşifte, muhtar ve köy heyetince zarar gördüğü iddia

edilen şahsın mal varlığı gösterilemediğinden, şahıs adına zarar gören taşınmaz

mal tespit edilemediğinden ..."

talebin

reddine karar vermiştir.

8. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine

Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

9. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 23/6/2010 tarihli ve

E.2008/2487, K.2010/1136 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bakılan davada, davcıya

ait adli sicil kaydının incelenmesinden davacının mülga 765 sayılı Türk Ceza

Kanunun 169. maddesi uyarıncaPKK terör örgütüne

yardım ve yataklık etmek suçundan mahkumiyeti bulunduğu (Diyarbakır 5 Nolu Ağır Ceza Mahkemesi E: 2001/249,K:

2004/248), bu mahkumiyet kararından ötürü de 5233 sayılı Kanun uyarınca

tazminat talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun reddedildiği

görülmektedir.

Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, terör

örgütüne yardım ve yataklıkta bulunmak suçundan mahkum

olanların 5233 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı hususunu

değerlendirmek gerekmektedir. Bu durum yukarıda anılan 5233 sayılı Kanunun 2/f

maddesinde yer alan "terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından

mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar" ibaresinin

yorumuna bağlıdır.

Yukarıda metni verilen fıkra düzenleniş amacı

açısından yorumlandığında;

Maddenin Hükümet tarafındanhazırlanan

ve komisyona gönderilenilk halinin; "3713 sayılı

Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri

kapsamındaki suçlardan mahkum olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı

zararlar" şeklinde olduğu görülmektedir. Bunun gerekçesi olarak da; Kanunun kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun

bir bireyi olarak terör eylemlerinin hedefi olan mağdur kişilerin zararlarını

karşılamak amacıyla çıkartılması gösterilmiştir. İhtisas Komisyonunda, anılan

fıkrada; " ... terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkum

olanların zararlarının, tasarı kapsamından çıkarılması..." düşüncesiyle

değişikliğe gidilmesi kararlaştırılmış, buna göre komisyonda fıkranın ilk

haline; "... ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından..."

şeklinde ekleme yapılarak fıkra bugünkü halini almış ve fıkranın ilk halinin

korunması yönündeki teklifler kanun koyucu tarafından kabul edilmeyerek,

komisyondan geldiği haliyle tasarı aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.

Buna göre; kanun koyucunun hukuki ve teknik

izaha girmeksizin, genel olarak; yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile

terör suçundan mahkum olan kişileri, bu kanun

hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığı görülmektedir. Bu itibarla; mahkumiyet tarihinden önceki veya sonraki bir tarihte

meydana geldiğine bakılmaksızın, zararların salt bu kişilere ait olması

sebebiyle kanun dışında bırakıldığı sonucuna varılmıştır.

5233 Sayılı Yasa özellikle Doğu ve Güneydoğu

Anadolu bölgelerinde gerçekleşen terör olayları nedeniyle zarar gören

vatandaşlarımızın hem günümüz hem de geçmiş itibariyle uğradıkları zararların

bir nebze de olsa karşılanmasını amaçlamaktadır. Terör olayları ile hiçbir

ilişkisi olmamasına rağmen sadece terörün gerçekleştiği bölgede yaşadığı için

kimi zaman ailesinden insanları kaybeden, kimi zaman da malı zarara uğrayan

vatandaşlarımızın acılarının dindirilmesi için çıkarılan bahsi geçen Yasanın

sadece mağdur olan kişilerin bu mağdurluklarının giderilmesi yolunda

uygulanması gerekmektedir.

Terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm

giymiş kişilerin bu şekildeterör örgütünün

gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verdikleri tartışmasızdır. Aynı kişilerin

büyümesine yardımda bulundukları terör örgütünün gerçekleştirdiği yasa dışı faaliyetlerdenveya sadece terör örgütünün varlığı sebebiyle

mallarına ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının, bahsi geçen Yasa da

ifadesini bulan "terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm

olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar" kapsamında bulunduğu

açıktır. Zira bahsi geçenkişilerin uğradıkları

zararlar terörden kaynaklansa da söz konusu terörün gelişmesine ve büyümesine

katkıda bulunduklarından dolayı zikredilen zararların oluşmasına da

kendilerinin sebebiyet verdikleri ortadadır.

Aksi bir yorum maddenin oldukça dar

yorumlanması anlamına gelip, bu şekilde terör örgütüne yardım ve yataklıktan

hüküm giyen, böylece terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkankişilere, Devlet tarafından tazminat ödenmesi sonucunu

doğurur ki, bu da kanunun amacına aykırılık teşkil eder.

Bu durumda, terör örgütüne yardım ve yataklık

etmek suçundan hüküm giydiği anlaşılan davacının, terör nedeni ile zarara

uğradığından bahisle 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır."

10. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 20/3/2012 tarihli ve E.2011/9616, K.2012/1296 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 13/12/2012

tarihli ve E.2012/9467, K.2012/14122 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar

düzeltme isteminin reddi kararı başvurucuya 21/5/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

12. Başvurucu 14/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici

3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli

ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun'un 2.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun

1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler

ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında

yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı

zararlar.

İkinci fıkranın (f) bendinde yazılı suçlardan dolayı ceza kovuşturması

açılmış bulunanlar hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bu Kanuna göre işlem

yapılmaz."

15. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

22/5/2013 tarihli ve E.2011/7328, K. 2013/3646 sayılı kararı şöyledir:

"Dava; davacının, ... Köyü'nden terör

olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığını ileri

sürdüğü zararının, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı

başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ... zararının tazmini istemiyle

açılmıştır.

Mardin İdare Mahkemesince; davacı tarafından

... Köyü’nden yaşanan terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalmalarından

ötürü uğradıkları zararın 5233 sayılı yasa kapsamında karşılanması talebiyle

davalı idareye başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında, davacı hakkında

verilen mahkumiyet kararına esas alınan fiillerin uğranıldığı ileri sürülen

zararla ilgili olmaması, diğer bir ifadeyle zararın terör örgütüne yardım ve

yataklık suçunu oluşturan fiilin bir sonucu olarak meydana gelmemiş olması

nedeniyle sözkonusu başvurunun 5233 sayılı yasa

kapsamında kaldığı, davacının köyün boşaltılmasından dolayı uğradığı zararın ödenmesi

gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık

bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ...TL tazminatın yasal

faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı idarece, anılan mahkeme kararının,

hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen

incelenip bozulması istenilmektedir.

5233 sayılı terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu

zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla

yürürlüğe konulmuş olup; Kanunun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (f)

bendinde, terör suçu ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkum

olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların karşılanmayacağı

öngörülmüştür. Bu hüküm dikkate alındığında, Kanun

koyucunun terör örgütüne yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile terör

suçundan mahkum olan kişileri bu Kanun hükümlerinden faydalandırmamayı

amaçladığı görülmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının,

... Köyü'nde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyünden göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararının, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun, ... Valiliği Zarar

Tespit Komisyonu'nca terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı gerekçesiyle

reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Terör suçundan mahkum

olan kişilerin, bu zararların oluşmasına kendileri sebebiyet verdiklerinden,

kendi fiillerinin sebep olduğu zararların 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini

mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, hukuka aykırılık bulunmayan dava

konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet

görülmemiştir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; ikamet ettiği Diyarbakır ili Dicle ilçesi Kıyı

köyünde 1993 yılında terör olaylarının yoğunlaşması nedeniyle güvenlik güçleri

tarafından göçe zorlandığını, mal varlığına ulaşmasının engellendiğini; tarım,

hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum kaldığını, evinin

yıkıldığını, devletin terörle mücadele kapsamında aldığı tedbirlerin vatandaşa

zarar verdiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde

açtığı davanın reddedildiğini, 1993 yılı öncesinde terörle mücadeleden dolayı

zarar görmeye başladığını ve 1993 yılı sonrasında da tüm köylülerle birlikte

köyden göç ettirildiğini, tazminat talebinin reddine gerekçe olan ceza konusu

olayın tarihinin ise 2000 yılı olup zarar gördüğü tarihten çok sonra olduğunu,

köyün terör nedeniyle boşaltıldığının idarece kabul edildiğini ve köy halkına

kendisi hariç tazminat ödendiğini, kendisine tazminat ödenmemesiyle eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini, zarar gördüğü dönemde başvuruda bulunabileceği

etkili ve erişilebilir bir merciin olmadığını, aleyhine sonuçlanan yargılamanın

adil olmadığını belirterek Anayasa’nın10., 17., 19., 21., 23., 35., 36., 40.,

45. ve 49. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş;

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 17., 19., 21., 23., 35., 36., 40., 45.

ve 49. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde

idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu

maruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim

sağlanması imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal

iddiaları, adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu

verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır.

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

19. Başvurucu; köyün terör nedeniyle boşaltıldığının idarece

kabul edildiğini ve köy halkına kendisi hariç tazminat ödendiğini, kendisine

tazminat ödenmemesiyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır.

24. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

genel yargı mercilerinde ve olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması

esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan

denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

18).

25. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

26. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar,

Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere

sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

27. Başvuru konusu olayda başvurucunun Diyarbakır Valiliğine

verdiği başvuru dilekçesi, dava dilekçesi ve temyiz talebi incelendiğinde

başvurucunun talep ve davasının reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz

kalması sonucu eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir iddia

ileri sürmediği görüldüğünden anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince

incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.

28. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal iddiasının başvuru yolları

usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu; Komisyonca verilen kararın akabinde açtığı

davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığına

ulaşmasının engellendiğini; tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim

kaynaklarından mahrum kaldığını, evinin yıkıldığını, zararlarının olduğunu,

anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmiş olmasına rağmen

zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehine

olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

30. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

31. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

32. Başvurucu, Mahkeme gerekçesine konu olan ceza konusu olayın

tarihinin 2000 yılı olduğunu ve olayın zarar gördüğü tarihten çok sonra meydana

geldiğini, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde davasının

reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesince delillerin takdirinin hatalı ve

hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup başvurucunun

iddialarının özünün Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

33. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında,kanun

koyucunun hukuki ve teknik izaha girmeksizin, genel olarak yardım ve yataklık

suçu işleyen kişiler ile terör suçundan mahkûm olan kişileri bu kanun

hükümlerinden faydalandırmamayı amaçladığı, bu nedenle mahkûmiyet tarihinden

önceki veya sonraki bir tarihte meydana geldiğine bakılmaksızın zararların salt

bu kişilere ait olması sebebiyle kanun dışında bırakıldığı sonucuna vardığı,

5233 Sayılı Kanun'un özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleşen

terör olayları nedeniyle zarar gören kişilerin hem günümüz hem de geçmiş

itibarıyla uğradıkları zararların karşılanmasını amaçladığı, Kanun'un sadece

mağdur olan kişilerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda uygulanması

gerektiği, terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm giymiş kişilerin bu şekildeterör örgütünün gelişmesine ve büyümesine sebebiyet

verdiklerinin tartışmasız olduğu, aynı kişilerin büyümesine yardımda

bulundukları terör örgütünün gerçekleştirdiği yasa dışı faaliyetlerdenveya

sadece terör örgütünün varlığı sebebiyle mallarına ulaşamamalarından

kaynaklanan zararlarının bahsi geçen Kanun'da ifadesini bulan "terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar"

kapsamında bulunduğunun açık olduğu, bahsi geçen kişilerin uğradıkları zararlar

terörden kaynaklansa da söz konusu terörün gelişmesine ve büyümesine katkıda

bulunduklarından dolayı bahsedilen zararların oluşmasına da kendilerinin

sebebiyet verdikleri, farklı bir yorumun maddenin oldukça dar yorumlanması

anlamına geldiği, bu şekilde terör örgütüne yardım ve yataklıktan hüküm giyen,

böylece terör ve terör örgütü sempatizanı olduğu ortaya çıkan kişilere devlet

tarafından tazminat ödenmesinin kanunun amacına aykırılık teşkil ettiği

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz

merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış;

karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.

34. Başvurucunun iddialarına yönelik olarak Danıştay Onbeşinci Dairesinin içtihatları (bkz. § 15) ve bu

çerçevede Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 9) değerlendirildiğinde kararda

bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

36. Başvurucu, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

37. Başvuru dilekçesinin Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürüldüğü bölümünde, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim

edilen belgelerde maddi zararlarınolduğu iddia

edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz

konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin

ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

38. Başvurucu tarafından, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin

olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince

adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit

edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü

Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Abdulkadir GÜNEŞ Vekili : Av. Nafiz ÖLMEZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4347, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Paksüt
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4347
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Naim Aslan Başvurusu (B. No: 2013/5154)
  • Ahmet Akcan Başvurusu (B. No: 2014/3130)
  • Necdet Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/7725)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2013/5653)
  • Veysi Atlı Başvurusu (B. No: 2014/2772)
  • Zehra Bolel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9884)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.