İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veysi Atlı Başvurusu (B. No: 2014/2772)

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik hizmeti

Başvuru No2014/2772Tarih23 Mart 2016Okuma15 dk · 3.066 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Veysi Atlı Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2014/2772
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.066 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde askerlik hizmeti

yaptırılmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre

aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2014 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/5/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 5/9/2008 tarihinde son yoklaması sonrasında Diyarbakır

Asker Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevk edilmiş, burada üroloji uzmanı

tarafından yapılan muayenesi sonucunda hakkında askerliğe elverişli olduğu

kararı verilmiştir.

8. Başvurucu 25/5/2009 tarihinde Bornova Askerlik Şubesince

Acemi Eğitim Merkezine sevk edilmiş, acemi eğitimini takiben 14/8/2009

tarihinde dağıtım sonucunda Kilis Musabeyli İlçe Jandarma Komutanlığına

katılmış ve askerlik hizmetini tamamlamasının ardından 25/8/2010 tarihinde

terhis edilmiştir.

9. Başvurucu, terhisten sonra rahatsızlanması üzerine özel bir

hastanede 27/7/2011 tarihinde muayene olmuş; yapılan tetkik sonucunda

başvurucunun sol böbreğinin olmadığı tespit edilmiştir.

10. Başvurucu, doğuştan askerliğe elverişli olmadığı hâlde

idarenin kusuru sonucunda kendisine askerlik yaptırıldığını ileri sürerek

22.500 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle 8/8/2011 tarihinde

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde(AYİM) dava açmıştır.

11. AYİM İkinci Dairesi 3/4/2013 tarihli ve E.2011/1201,

K.2013/448 sayılı kararıyla “davacının

askere alma işlemi dolayısıyla hak ihlaline uğradığını 27/7/2011 tarihinde

yapılan muayenesi ile öğrendiği anlaşılmakla, anılan tarihten sonra 8/8/2011

tarihinde açılan işbu davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın

esasının incelenmesine geçildiği; askerliğe elverişsizliğine sebep teşkil eden

rahatsızlığı bulunan bir yükümlünün bu rahatsızlığının idarece son yoklama

sırasında tespit edilememesinde ve buna bağlı olarak askerliğe elverişsiz

olmasına rağmen idarece askerliğe elverişli kabul edilerek askerlik

yükümlülüğünü yerine getirmek üzere askere sevk edilmesinde idarenin hizmet

kusuru içinde olduğu ve buna istinaden davacının zararlarının giderilmesi

gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçesiyle davayı kısmen

kabul ederek bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya 10.902 TL maddi, 2.000 TL

manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine oyçokluğuyla karar

vermiştir.

12. Ancak davalı Millî Savunma Bakanlığının karar düzeltme

yoluna başvurması üzerine AYİM İkinci Dairesinin 22/11/2013 tarihli ve

E.2013/1561, K.2013/1387 sayılı kararı ile

“davanın konusunu, davacının askere alındığı tarihte askerliğe elverişsiz

olacak derecede rahatsız olmasına rağmen gerekli muayenenin iyi yapılmadan

askere alınması işleminden kaynaklanan bir tam yargı davasının teşkil ettiği,

idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlığa karşı 1602 sayılı Kanun'un 42. maddesi

uyarınca davacının terhis olduğu 25/8/2010 tarihinden itibaren 60 gün içinde

doğrudan tam yargı davası açılması veya 35. maddesine göre davalı idareye

ihtiyari müracaatta bulunulup, müracaat tarihine kadar geçen süre de dikkate

alınarak, yazılı cevabın tebliğ tarihinden veya zımni red

süresi geçtikten sonra kalan dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken,

bu süre geçirildikten çok sonra 8/8/2011 tarihinde açılan davada süre aşımı

bulunduğu” gerekçesine yer verilerek dava süre aşımı yönünden

oyçokluğuyla reddedilmiştir.

13. Karar, başvurucuya 3/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 27/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

16. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun35. maddesinin (a) bendi şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis

edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni

bir işlem yapılması; üst makamdan,

yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre

içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini

durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”

17. 1602 sayılı Kanun’un40. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma

süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı

süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

18. 1602 sayılı Kanun’un 42. maddesi şöyledir:

“İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari

işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı

davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk

önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki

kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği

veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de

ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; geçirdiği rahatsızlık üzerine 27/7/2011 tarihinde

Diyarbakır'da özel bir hastaneye gittiğini, yapılan ultrason muayenesinde

doğuştan sol böbreğinin olmadığını öğrenmesi üzerine 8/8/2011 tarihinde

zararlarının tazmini istemiyle tam yargı davası açtığını, doğuştan var olan

askerliğe elverişsizliğinin idarece tespit edilmeyerek tarafına askerlik

yaptırılması nedeniyle tazminat ödenmesine hükmedilmesi gerekirken dava açma

süresinin terhis tarihinden başlatılmak suretiyle davanın süre yönünden

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru konusu olay ve başvurucu iddialarına

bakıldığında başvurunun adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan

mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Başvurucu, açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki

haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre,

Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı

saklıdır.”

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye

etkili erişim hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri

olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının ve başvuru

yapılabilmesi konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen

kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını

gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da

uygulamadaki belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

28. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu

güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik

ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

29. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine ilişkin

olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu davalar,

nitelikleri gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte bu

sınırlamalar, dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

30. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız

hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol açabilir.

Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça-

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

31. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler,

hukuk güvenliği ilkesinin gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Bu süreler mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle

güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak

geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle

oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi

önemli ve meşru amaçlara hizmet eder (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:

22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51). Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,

devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı

oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini

engellemiş sayılmaz.

32. Başvuru konusu olayda 5/9/2008 tarihinde Diyarbakır Asker

Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda hakkında askerliğe elverişli olduğu

kararı verilen ve 25/8/2010 tarihinde askerlik hizmetini tamamlayarak terhis

olan başvurucunun, rahatsızlanması üzerine 27/7/2011 tarihinde gittiği özel bir

hastanede yapılan tetkik sonucunda doğuştan sol böbreğinin olmadığı tespit

edilmiştir. Başvurucu, askerliğe elverişli olmadığı hâlde on beş ay askerlik

yaptığından bahisle oluştuğunu ileri sürdüğü zararlarının tazmini istemiyle

8/8/2011 tarihinde AYİM’de tam yargı davası açmış;

anılan dava AYİM tarafından, ilk aşamada oyçokluğuyla süresinde görülerek

esastan incelenmiş ancak karar düzeltme aşamasında bu karar kaldırılarak askere

alınma işleminden kaynaklanan tam yargı davasının davacının terhis olan

25/8/2010 tarihinden itibaren altmış gün içinde açılması gerekirken bu süre

geçirildikten çok sonra 8/8/2011 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu

gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

33. Başvurucu; terhis olduğu tarihte sol böbreğinin doğuştan

olmadığını bilmediğini, dolayısıyla o tarihte bilmediği bir zarara karşı dava

açmasının beklenemeyeceğini, söz konusu zararı 27/7/2011 tarihinde yapılan

muayene sırasında öğrendiğini ve altmış gün içinde dava açtığını, buna rağmen

AYİM tarafından dava açma süresinin terhis tarihinden itibaren başlatılarak

dava açma hakkını ortadan kaldırır bir şekilde yorum yapıldığını ve davanın

süre yönünden reddedildiğini ileri sürmektedir.

34. AYİM kararı gerekçesinde başvurucunun 27/7/2011 tarihli

muayenesinde ortaya çıkan yeni durum dikkate alınmamış, yalnızca başvurucunun

askerlik hizmetinin son günü olan terhis tarihinden itibaren altmış gün içinde

dava açması gerekmekte iken bu sürenin geçirildiğinden bahsedilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun askere alınması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararı

terhisinden sonraki bir tarihte öğrenmiş olması AYİM’in

süre kuralına ilişkin yorumunda etkili olmamıştır.

35. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken bir yandan davanın

hakkaniyetine zarar verecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla

öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı

esneklikten kaçınmaları gereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

36. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak

böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır.

37. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi

altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; 1602 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca dava açma süresinin

işlemin yazılı bildirim tarihinden itibaren altmış gün olduğu, 42. maddesinde

bir idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı ilgililerin icra

tarihinden itibaren altmış gün içinde AYİM'de

doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri, bu durumda olanların Kanun’un

35. maddesi uyarınca idareye başvuru haklarının saklı olduğu belirtilmiş;

Kanun’un 35. maddesinin (a) bendinde ise dava açma süresi içinde idareye

başvuru yapılabileceği, yapılan bu başvurunun dava açma süresini durduracağı,

altmış gün içinde idare tarafından cevap verilmez ise kalan dava açma süresi

içinde davanın açılabileceği düzenlenmiştir (Emre

Kartal, B. No: 2014/5020, 6/10/2015, § 41).

38. Başvurucu, 1602 sayılı Kanun’da belirtilen dava açma

süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde bir şikâyette

bulunmamıştır. Başvurucu, anılan sürenin başlangıç tarihinin, hakkında

düzenlenen sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

39. Askerliğe elverişli olmadığı hâlde askerlik hizmeti

yaptırılmasından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre

aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

yönünde yapılan 2014/5020 sayılı başvuru hakkında Mahkememizin verdiği ve

mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği yönündeki kararda erken terhis

işlemi ile başvurucunun zararın kaynağına ilişkin sağlık raporuna ulaşabileceği

ve bu nedenle AYİM’in yaptığı yorumun mahkemeye

erişim hakkını ihlal etmediği gerekçesine dayanılmış (Emre Kartal, § 44) ise de somut başvuruda başvurucunun

normal terhis tarihinde askerlik hizmetinin sonlandırıldığı, askerlik hizmeti

sırasında sol böbreğinin olmadığına yönelik bir tespitin bulunmadığı

görüldüğünden başvurunun 2014/5020 sayılı başvuru hakkında verilen karardaki

olay ile aynı bağlamda olmadığı anlaşılmaktadır.

40. AİHM; Rodoplu/Türkiye (B.

No: 41665/02, 23/1/2007) kararında, yapılan ameliyat sonrasında bir gözünü

kaybeden başvurucunun açtığı tam yargı davasının süre aşımı yönünden

reddedilmesine ilişkin olarak başvurucunun mevzuatta öngörülen süreye uymaması

için geçerli bir nedeninin olmadığını, her hâlükârda belirlenen süreler içinde

başvuru yapma imkânına sahip olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkı ihlal

edilmediğinden başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

41. AİHM; Eşim/Türkiye (B.

No: 59601/09, 17/9/2013) kararında, süre aşımı nedeniyle davası reddedilen

başvuranın mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediği hususunu

değerlendirmiştir. Söz konusu olayda başvurucu, askerlik hizmetini yerine

getirirken 25/9/1990 tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış, tedavisi

uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun 1992 yılında askerlikle

ilişiği kesilmiştir. Başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş

dönmesinden yakınmış, 2004 yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin

olduğu tespit edilmiş, 2007 yılında GATA'daki muayenesinde başvurucunun başında

mermi olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 19/9/2007 tarihinde tazminat almak

amacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada

AYİM söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde dava

açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

42. AİHM anılan kararında, davanın temelinde yer alan konunun

aslen beş yıllık süre sınırını, başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren

hesaplayan yerel Mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş;

başvurucunun 25/9/1995 tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmamasının

tartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası açmasının

beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine, Mahkemenin nazarında şahsi

yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının, tarafların

uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine

hükmetmiş ve AYİM’in süre sınırı hakkındaki katı

yorumunun, davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Eşim/Türkiye, §§ 23, 25, 26).

43. Somut olayda, davalı idare tarafından yargılama sürecinde

başvurucunun sol böbreğinin doğuştan olmadığını 27/7/2011 tarihli muayenenden

önce bildiğine ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Dolayısıyla uyuşmazlık,

başvurucunun askere alınması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararlarının

tazmini için açacağı davada işletilecek dava açma süresinde zarara neden olan

askere alma işleminin uygulamasının son günü olan terhis tarihinin mi yoksa bu

işlem nedeniyle zarara uğranıldığının öğrenildiği muayene tarihinin mi esas

alınacağı noktasındadır.

44. Buna göre başvurucunun sağlık sorunu olmadığı gerekçesiyle

askerlik hizmetine alınması ve normal terhis tarihinde askerlik hizmetinin

sonlandırılması sürecinde, başvurucunun askerliğe elverişli olmadığı hâlde

askerlik hizmetine alınmaması gerektiğine yönelik herhangi bir veri

bulunmadığından, başvurucunun terhis tarihi itibarıyla bir zarara uğramış

olduğunu ve zararın hangi sebep veya sebeplerden kaynaklandığını

değerlendirmesi mümkün değildir. AYİM'in başvurucunun

uğradığını ileri sürdüğü zararı öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği tarih

hakkında bir araştırma yapmaksızın uğranıldığı ileri sürülen zararın

öğrenilmesine imkân tanımayan normal terhis tarihini dava açma süresinin

başlangıcı olarak değerlendirip bu tarihten çok sonra açıldığı gerekçesiyle

davanın süre aşımı yönünden reddine karar vermesi, başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik katı bir yorum olduğu ve bu yorumun başvurucunun

mahkemeye erişim hakkını imkânsız hâle getirdiği sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

48. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun

mahkemeye erişim hakkı yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Adil yargılanma hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.

50. Tespit edilen ihlal bir Mahkeme kararından kaynaklandığından

ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğinden tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

İkinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminat talebinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : Veysi ATLI Vekili : Av. Mehmet Ali ARSLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2772, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı ihlalinin
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yalçınöz
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2772
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Zehra Bolel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9884)
  • Mustafa Metin Başvurusu (B. No: 2013/9017)
  • İsmail Korkmaz Başvurusu (B. No: 2014/4531)
  • Hasan Tarık Karagöz Başvurusu (B. No: 2013/1550)
  • Melike Tekin Başvurusu (B. No: 2013/4951)
  • İbrahim Varol Başvurusu (B. No: 2013/3763)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.