İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Naim Aslan Başvurusu (B. No: 2013/5154)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/5154Tarih9 Mart 2016Okuma12 dk · 2.366 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Naim Aslan Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5154
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.366 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

bırakılması sonucu özel hayatın gizliliği ilkesi ve mülkiyet hakkının; terör

örgütü üyeleri tarafından amcasının kaçırılıp öldürüldüğü dikkate alınmaksızın

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi ve ret

işlemlerine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/7/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Batman ili Kozluk ilçesi Kaletepe

köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyünden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmektedir.

7. Başvurucu 23/2/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

8. 7/4/2008 tarihli ve 2008/2-1482 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca başvurucunun yaşadığı

köyün boşaltılmadığı, kendisine yönelik doğrudan bir tehdit ve saldırı

olmadığından talebin reddine karar verilmiştir.

9. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 31/7/2009 tarihli ve

E.2008/1511, K.2009/1609 sayılı kararı ile de anılan karara karşı açılan dava

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"... Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden ve davalı

idarenin savunmasından, Batman ili Kozlukİlçesi Kaletepe Köyüİnanlı mezrasının

boşaltılan köyler listesinde olmadığı görülmektedir.

Danıştay 10. Dairesinin E: 2008/8935, K:

2008/9582 sayılı kararında, terör olayları sonucu köyü terk edenlerin

malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın, sadece köyün idarece

veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve köyün

boşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle sınırlı

olarak tazmininin mümkün olduğu, boşaltılan bir köye dönüşün başlamasının, o

köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanaklarına kavuşulduğu anlamına

geldiği, köye dönüş için sağlanması zorunlu olan asgari güvenlik düzeyi

ölçütünün ise objektif olması gerektiği; başka bir anlatımla, köye geri dönen

ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi gerektiği belirtilmiştir.

Öte yandan; davacı tarafından 1999 yılında

köyde amcasının teröristlerce öldürüldüğü ve bu nedenle göç edildiği ileri

sürülmekte ise de; davacı tarafından Batman Valiliğine

verilen başvuru dilekçesinde köyden göç tarihinin 1995 yılı gösterildiği yani

amcasının ölümünden önce göç edildiği anlaşıldığından bu iddiaya itibar

edilmemiştir.

Yukarıda anılan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde

köyün boşaltılan köylerden olmadığı, güvenlik sıkıntısının olmadığı davacıya

yönelik doğrudan tehdit ya da saldırı olmadığıköyü

kendi isteği ile terk ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır.

Bu nedenle, köyün boşaltılan köylerden olmadığı,

köyde güvenlik sıkıntısının olmadığı davacıya yönelik doğrudan tehdit ya da

saldırı olduğuna ilişkin bir tespit yer almaması, köyü terk edildiği ifade

edilen tarihten sonra amcasının öldürülmesi karşısında dava konusu işlemde

hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

10. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 8/5/2012 tarihli ve E.2011/9067, K.2012/2617 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

11. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 20/12/2012 tarihli ve

E.2012/9525, K.2012/14644 sayılı ilamıyla reddedilmiştir

12. Başvurucu 4/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen

nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa

ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; amcası M.Ş.A.nın terör

örgütü üyeleri tarafından kaçırıldığını ve öldürüldüğünü, terör olayları

nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığını, uğradığı zararların karşılanması

amacıyla yaptığı idari başvurudan ve ardından açtığı davadan, Kaletepe köyünün tamamen boşalan yerleşim yerlerinden biri

olmadığı gerekçesiyle reddedildiği için bir sonuç alamadığını oysa Kaletepe köyü ve mezraları için “terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı ve PKK-Kongra-Gel terör örgütünün baskısı nedeniyle göç

olaylarının yaşandığı”nın

ilgili kolluk birimleri

tarafından tutulan tutanakta belirtildiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında

tanzim edilen bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde zararlarının kanun

kapsamında kaldığını; aynı yerleşim yerinde ikamet eden, daha önceki bir

tarihte başvuruda bulunan kişilere tazminat ödendiği hâlde kendisine tazminat ödenmediğini,rızası dışında yerleşim yerini terk etmek

zorunda kaldığını, mülkiyetinden faydalanma hakkının engellendiğini, hukukun

temel ilkeleri gereği kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişilerin

uğradığı özel ve olağandışı zararların idare tarafından karşılanması

gerektiğini, başvurusunun reddine yönelik idari işlemin, dosya kapsamında

“sosyal risk” kuramı ile 5233

sayılı Kanun’un ruhuna ve amacına aykırı olduğunu, bu nedenle söz konusu idari

işlemin iptalinin gerektiğini, Mahkeme kararında Danıştayın

“nesnel güvenlik kaygısı” içtihatlarının

dikkate alındığını, bu içtihadın hakkaniyete uygun olmadığını, maddi imkânı

bulunmadığı için köyünden ayrılamayan ve bu sebeple her türlü tehlikeyi göze

alan vatandaşın diğer vatandaşa örnek gösterilemeyeceğini, uğradığı zararların

karşılanması amacıyla yaptığı başvurudan ve akabinde açtığı davadan sonuç

alamadığını, başvurusunun karara bağlanmasının yaklaşık sekiz yıl sürdüğünü

belirterek Anayasa’da düzenlenen mülkiyet ve adil yargılanma hakkının, özel

hayatın gizliliği ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formu

ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki

zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın

10., 20., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucunda köyünü terk etmeye mecbur

kaldığını ve Mahkemece 5233 sayılı Kanun'un tazminata ilişkin hükümlerinin

yanlış değerlendirilmesi neticesinde oluşan zararları için yeterli bir giderim

imkânının kendisine tanınmadığını belirterek özel hayatın gizliliği ilkesinin

ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal iddiaları,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucunda

verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiaları yönünden

ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim

taleplerinin mukim olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle

reddedildiğini ancak önceki bir tarihte aynı yerleşim yerinden başvuruda

bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve

yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak

davalarının reddine hükmedildiğini belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde

tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık

yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen

iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğu

sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

20. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın

hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen

iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddiasının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

a. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

25. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucunun

Komisyona başvuru tarihi olan 23/2/2005 tarihi ile nihai karar tarihi olan

20/12/2012 tarihli karar düzeltme tarihi arasında geçen 7 yıl 9 aylık sürede,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit

edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvurucu, güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu

belirten belgeler ile terör örgütü mensuplarınca amcası M.Ş.A.nın öldürülmesine dair özel durumu gözönünde bulundurulmadan köyün tamamen boşalmamış olduğu

soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmamasına dayanılarak verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

29. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

30. Başvuru konusu olayda başvurucu; mevcut delillerin

değerlendirilip tartışılmadığını, terör örgütü mensuplarınca amcası M.Ş.A.nın öldürülmesine dair özel

durumunun dikkate alınmadan karar verildiğini belirtmekte olup başvurucunun

iddialarının özünün Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında; başvurucunun

amcası M.Ş.A.nın 1999 yılında terör örgütünce

öldürüldüğü, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru dilekçesinde

başvurucunun 1995 yılında köyden göç ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amcası M.Ş.A'nın 1999 yılında öldürülmesinin başvurucuya yönelik

bir terör tehdidi ya da saldırısı olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı,

başvurucunun anılan tarihlerden çok önce (1995 yılında) ikamet ettiği köyden

göç ettiğinin görüldüğü, bu durumda anılan köyün boşaltılan köylerden olmadığı

ve köyde güvenlik sıkıntısının yaşanmadığı, başvurucuya yönelik doğrudan terör

tehdidi ve saldırısı olmadığı, amcasının ölümünden önce kendi isteğiyle köyüterk ettiği sonuç ve kanaatine ulaşılması nedenleriyle

davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de

incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltme

talebi ise reddedilmiştir. Bu çerçevede Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.

32. Başvurucu; ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle köyden ayrıldığını, özel hayatın

gizliliği ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

33. Başvuru formu incelendiğinde başvurucunun mülkiyet hakkının

ve özel hayatı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdüğü bölümde,

idari yargı makamlarının 5233 sayılı Kanun’un tazminat başvurusuna ilişkin

hükümlerini bu hükümlerin sözüne ve ruhuna aykırı değerlendirmeleri nedeniyle

söz konusu haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür.

34. Başvurucu tarafından, özel hayatın gizliliği ilkesinin ve

mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna

dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan

değerlendirmeler neticesinde başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma

fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden

alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama

faaliyetinin, derece mahkemesince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun

şekilde yerine getirildiği; başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin

Derece Mahkemeleri tarafından değerlendirilerek karşılandığı tespit edilmiş

olduğundan özel hayatı koruma yükümlülüğünün ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43, Mehmet Gürgen, § 42).

35. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan

yargılama giderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

9/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Naim ASLAN Vekili : Av. Mehmet Cemal İLGE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5154, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  12. B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5154
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Ahmet Akcan Başvurusu (B. No: 2014/3130)
  • Necdet Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2013/7725)
  • N.b.b. Başvurusu (B. No: 2013/5653)
  • Veysi Atlı Başvurusu (B. No: 2014/2772)
  • Zehra Bolel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9884)
  • Mustafa Metin Başvurusu (B. No: 2013/9017)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.