İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2014/12874 Tarih:

Abdullah Gencer Başvurusu (B. No: 2014/12874)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE

CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDULLAH GENCER

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/12874)

Karar Tarihi: 10/3/2015

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "irtikâp

ve rüşvet istemek" suçlarından hakkında açılan kamu davası

sonunda soyut gerekçelerle beraat kararı verildiğini ve makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/8/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/10/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 6/1/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca, "irtikâp ve rüşvet istemek"

suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 18/1/2002

tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır.

8. Mardin Sulh Ceza Mahkemesinin 22/1/2002

tarih ve 2002/10 Sorgu sayılı kararı ile başvurucunun tutuklanmasına karar

verilmiş, Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/5/2002 tarihli kararı ile

başvurucu tahliye edilmiştir.

9. Başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkında, Mardin

Cumhuriyet Başsavcılığının 1/3/2002 tarih ve

E.2002/228 sayılı iddianamesi ile "irtikâp

ve rüşvet istemek" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası

açılmıştır.

10. Yargılamaya başlayan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 21/2/2008 tarih ve E.2002/97, K.2008/48 sayılı kararı ile

başvurucunun ve diğer sanıkların isnat edilen suçları işlediklerine dair

mahkûmiyetlerine yeterli ve inandırıcı kesin delil elde edilemediği

gerekçesiyle beraatlerine karar vermiştir.

11. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine, Yargıtay 5.

Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarih ve E.2008/14810,

K.2012/145 sayılı ilâmıyla "rüşvet"

suçundan verilen hüküm onanmış, "irtikâp"

suçundan verilen beraat hükmü eksik soruşturmaya dayalı verildiği

gerekçesiyle bozulmuştur.

12. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama

sonunda 8/5/2013 tarih ve E.2012/74, K.2013/127 sayılı

karar ile başvurucunun ve diğer sanıkların isnat edilen suçu işlediklerine dair

aralarında husumet bulunduğu anlaşılan müşteki ve tanıkların çelişkili

anlatımları dışında mahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil

bulunmadığı, dolayısıyla isnat edilen suçu işlediklerinin sabit olmadığı

gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.

13. Gerekçeli karar, 14/6/2013

tarihinde başvuruya tebliğ edilmiştir.

14. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine karar,

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/6/2014 tarih ve

E.2014/2746, K.2014/6106 sayılı ilâmıyla onanmıştır.

15. Başvurucu, 10/7/2014 tarihinde

onama kararını öğrendiğini bildirmiştir.

16. Başvurucu, 7/8/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Onama kararı, 13/8/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

18. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu’nun 209. maddesinin birinci fıkrası, 212. maddesinin ikinci

fıkrası,219. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları; 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e)

bendi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun7/8/2014 tarih ve 2014/12874 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 18/1/2002 tarihinde gözaltına

alınarak 22/1/2002 tarihinde tutuklandığını ve 21/5/2002 tarihinde tahliye

edildiğini, "irtikâp ve rüşvet

almak" suçlarını işlediği iddiasıyla Mardin 2. Ağır Ceza

Mahkemesine açılan dava sonunda, isnat edilen suçları işlediğine dair

mahkûmiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle

beraat kararı verildiğini, hakkında yapılan soruşturmanın jandarma istihbarat görevlilerince

gerçekleştirildiğini, adli görevi olmayan istihbarat görevlilerinin böyle bir

yetkilerinin olmadığını, ihbarcı kullanılarak soruşturma yapıldığını,

istihbarat görevlilerinin kanuna aykırı delil kullandıklarını, bu şekilde

iddianamenin oluşturulma şeklinin hukuka aykırı olduğunu, esasa etkili olmayan

ve masumiyetini göstermeyen gerekçelerle beraat kararı verildiğini, isnat

edilen suçu işlemediği halde bariz takdir hatalarıyla beraat hükmü kurulduğunu,

Mahkeme kararının gerekçesinde masumiyetine ilişkin delillerin

değerlendirilmediğini, olayın baştan itibaren kurgulandığının Mahkemece kabul

edilmediğini, makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

23. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

24. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

25. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu

yapılamaz (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

26. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

27. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "irtikâp ve rüşvet almak" suçlarından Mardin 2.

Ağır Ceza Mahkemesine açılan dava sonunda, isnat edilen suçları işlediğine dair

mahkûmiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle

beraat kararı verildiğini, hakkında yapılan soruşturmanın jandarma istihbarat

görevlilerince gerçekleştirildiğini, adli görevi olmayan istihbarat

görevlilerinin böyle bir yetkilerinin olmadığını, ihbarcı kullanılarak

soruşturma yapıldığını, istihbarat görevlilerinin kanuna aykırı delil

kullandıklarını, bu şekilde iddianamenin oluşturulma şeklinin hukuka aykırı

olduğunu, esasa etkili olmayan ve masumiyetini göstermeyen gerekçelerle beraat

kararı verildiğini, isnat edilen suçu işlemediği halde bariz takdir hatalarıyla

beraat hükmü kurulduğunu, Mahkeme kararının gerekçesinde masumiyetine ilişkin

delillerin değerlendirilmediğini, olayın baştan itibaren kurgulandığının

Mahkemece kabul edilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

28. Başvurucu hakkında, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca, "irtikâp ve rüşvet istemek"

suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, yargılamaya başlayan Mardin

2. Ağır Ceza Mahkemesi, 21/2/2008 tarihinde

başvurucunun isnat edilen suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli ve

inandırıcı kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle beraat kararı vermiştir.

29. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine, Yargıtay 5.

Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarihli ilâmıyla "rüşvet" suçundan verilen

kararın onanmasına, "irtikâp"

suçundan verilen beraat hükmünün eksik soruşturmaya dayalı verildiği

gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

30. Mahkemece bozma ilâmına uyularak

yapılan yargılama sonunda 8/5/2013 tarihinde,

başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dair aralarında husumet bulunduğu

anlaşılan müşteki ve tanıkların çelişkili anlatımları dışında mahkûmiyetine

yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dolayısıyla isnat edilen suçu

işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine

karar verilmiştir. Gerekçeli karar ve katılanın temyiz dilekçesi 14/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği halde

başvurucu temyiz talebinde bulunmamıştır.

31. Bu şekilde başvurucunun, Mardin 2.

Ağır Ceza Mahkemesince verilen karara yönelik olarak olağan kanun yollarına

başvurmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını

usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası

33. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

36. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§§41–45).

37. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "irtikâp ve rüşvet istemek "suçlarını

işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan

suçlar765 sayılı mülga Kanun’un 209. maddesinin birinci fıkrası, 212.

maddesinin ikinci fıkrası ile219. maddesinin birinci

ve dördüncü fıkralarında hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 32).

38. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır.

Somut başvuru açısından bu tarih, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun

gözaltına alındığı18/1/2002tarihidir.Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği

tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut

başvuru açısından bu tarih, Yargıtay onama kararının verildiği 4/6/2014 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 18/1/2002 tarihinde gözaltına alınarak 22/1/2002 tarihinde

Mardin Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanan başvurucu ile diğer iki şüpheli

hakkında, Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 1/3/2002 tarihli iddianamesi ile "irtikâp ve rüşvet istemek"

suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı tespit edilmiştir.

Yargılamaya başlayan Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıkların

savunmalarının alındığı, müşteki ve tanıkların dinlendiği, bilirkişi raporu

alınarak 21/2/2008 tarihinde, başvurucunun ve diğer

sanıkların isnat edilen suçları işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yeterli ve

inandırıcı kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatlerine

karar verildiği belirlenmiştir. Katılan Maliye Hazinesinin temyizi üzerine,

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19/1/2012 tarihli ilâmıyla

"rüşvet" suçundan

verilen kararın onanmasına, "irtikâp"

suçundan verilen beraat hükmünün eksik soruşturmaya dayalı verildiği

gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, Mahkemece, bozma ilâmına uyularak

yapılan yargılama sonunda 8/5/2013 tarihinde, başvurucunun ve diğer sanıkların

mahkûmiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dolayısıyla

isnat edilen suçu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği, katılan Maliye Hazinesinin

temyizi üzerine, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 4/6/2014 tarihli ilâmıyla hükmün

onandığı anlaşılmıştır.

40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

41. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

ceza davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Anılan davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve söz konusu on iki yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan

bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle1.000.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

44. 6216 sayılı Kanun'un“Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin on iki yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 11.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

46. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun;

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 11.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Abdullah GENCER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12874, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası