İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamit Savaş Çakıcı Başvurusu (B. No: 2014/3508)

1. Başvurucu, tutukluluğunun

Başvuru No2014/3508Tarih12 Mart 2015Okuma16 dk · 3.101 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamit Savaş Çakıcı Başvurusu

Karar tarihi
12 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/3508
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.101 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutukluluğunun

makul süreyi aştığını ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde

düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 13/3/2014 tarihinde

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 10/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 12/9/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

6. Adalet Bakanlığının

23/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 6/2/2012

tarihinde gözaltına alınmış, 9/2/2012 tarihinde İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012/28 sorgu sayılı kararıyla "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, birden fazla kişi tarafından var olan

suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak yağma"

suçlarından dolayı tutuklanmıştır.

9. İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı 7/12/2012 tarih ve E.2012/715 sayılı iddianame ile başvurucu

hakkında kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucunun çek senet tahsilâtçılığı

başta olmak üzere tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama

ve tefecilik suçlarını işleyen organize bir suç örgütünün lideri olduğu

belirtilerek "Çıkar amaçlı suç örgütü kurma, ruhsatsız silah bulundurma,

yağma, tehdit, işyeri konut dokunulmazlığını bozma, kişiyi hürriyetinden yoksun

bırakma, hakaret, kasten yaralama, görevi kötüye kullanma ve bankacılık kanuna

muhalefet" suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir.

10. İstanbul 22. Ağır Ceza

Mahkemesi E.2012/109 sayılı dosya kapsamında 24/12/2012 tarihinde tensip

zaptını düzenlemiş, 2/4/2013 tarihinde yapılan 1. celsede sanık savunmaları

alınmaya başlanmış, 3/4/2013 tarihli 2. ve 3. celselerde ve 4/4/2013 tarihli 4.

celsede sanık savunmaları alınmaya devam edilmiş, verilen ara kararla

savunmaları ve ifadeleri alınmayan bazı sanık ve müştekiler için bulundukları

adreslere talimat yazılması, bir kısım müştekilerin zorla getirilmesi, 2

tutuklu sanığın tahliyesi ve " ...atılı

suçların niteliği, öngörülen ceza miktarı, atılı suçlardan çoğunun CMK 100.

maddede belirtilen ve tutuklanma nedeni varsayılan suçlardan sayılması, müşteki

ve tanık beyanları, tape kayıtları gibi somut olguların bulunması, iddia edilen

örgüt bağlantısı nedeniyle sanıkların kaçma, müşteki ve tanıkların büyük

bölümünün dinlenmemiş olması nedeniyle bu kişiler üzerinde baskı kurularak

delillerin karartılma ihtimali, dolayısıyla adli kontrol hükümlerinin yetersiz

kalacağı, tutukluluk şartlarının devam ettiği kanaatine varıldığından

..." başvurucu ile birlikte 6 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin

devamına, tutukluluk incelemelerinin 30/4/2013, 28/5/2013, 25/6/2013 ve

16/7/2013 tarihlerinde yapılmasına, duruşmanın 26/7/2013 tarihine bırakılmasına

karar verilmiştir.

11. 30/4/2013, 28/5/2013,

25/6/2013 ve 16/7/2013 tarihlerinde dosya üzerinde yapılan tutukluluk

incelemelerinde tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

12. 26/7/2013 tarihli 8.

oturumda bir kısım sanıkların savunması ile müşteki ve tanıkların beyanları

alınmış, verilen ara kararla savunmaları alınmayan bazı sanık ve müştekilerin

zorla getirilmesi, bilirkişi incelemesi yapılması, 2 tutuklu sanığın tahliyesi

ve " ...atılı suçların niteliği,

öngörülen ceza miktarı, suçların CMK 100. maddede belirtilen ve tutuklanma

nedeni varsayılan suçlardan sayılması, birçok suçtan yargılanmakta oluşları,

kuvvetli suç şüphesini gösterir dosyaya yansımış iletişimin tespiti

tutanakları, müşteki, mağdur ve tanık beyanları, telefon görüşme kayıtları gibi

somut olguların bulunması, iddia edilen örgüt bağlantısı nedeniyle sanıkların

kaçma, müşteki ve tanıkların büyük bölümünün dinlenmemiş olması nedeniyle bu

kişiler üzerinde baskı kurularak delillerin karartılma ihtimali, dolayısıyla

adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, tutukluluk şartlarının devam

ettiği kanaatine varıldığından ..." başvurucu dahil 4 tutuklu

sanığın tutukluluk hallerinin devamına, tutukluluk incelemelerinin 22/8/2013,

19/9/2013, 10/10/2013, 7/11/2013 ve 5/12/2013 tarihlerinde yapılmasına,

duruşmanın 17/12/2013 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

13. 22/8/2013, 19/9/2013,

10/10/2013, 7/11/2013 ve 5/12/2013 tarihlerinde dosya üzerinde yapılan

tutukluluk incelemelerinde tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına

karar verilmiştir. İlgili kararların ortak olan gerekçesi şöyledir: “… üzerlerine atılı suçları işlemiş

olabileceklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesini oluşturabilecek yeterli delilin

bulunması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararda belirtilen hususlarda yeni

bir değişikliğin olmaması nedeniyle tutuklama şartlarının devam ettiği, adli

kontrol hükümlerinin uygulanmasının yeterli olmayacağı kanaatine varıldığından

TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,”

14. 17/12/2013 tarihinde yapılan

9. celsede bir kısım mağdur, müşteki, tanık ve sanık beyanları alınmış,

ifadeleri alınamayan müşteki ve tanıkların beyanlarının alınabilmesi için ihzar

çıkartılmasına ve talimat yazılmasına, yine ifadesi alınamayan bir sanık

hakkında da yakalama kararı çıkartılmasına ve diğer eksikliklerin giderilmesine

karar verilerek duruşmanın ertelenmesine ve başvurucu ile birlikte 4 tutuklu

sanığın yukarıda belirtilen aynı gerekçe (Bkz. § 12) ile tutukluluk halerinin

hallerinin devamına, tutukluluk incelemelerinin 16/1/2014, 14/2/2014, 14/3/2014

ve 11/4/2014 tarihlerinde yapılmasına, duruşmanın 6/5/2014 tarihine bırakılmasına

karar verilmiştir.

15. 16/1/2014 ve 14/2/2014

tarihlerinde dosya üzerinde yapılan tutukluluk incelemelerinde aynı gerekçe ile

(Bkz. § 13) tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.

16. Başvurucu, 26/2/2014 havale

tarihli dilekçesi ile 6352 sayılı Kanun ile tutukluluk süresinin azami 5 yıl

olarak öngörülmüş olması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmış olması,

başvurucunun üzerine atılı suçları işlememiş olması ve dinlenen müştekilerin

şikâyetçi olmadıklarına ilişkin beyanları, kanıtların toplanmış olması

gerekçesiyle tahliyesine veya adli kontrol hükümlerinin uygulanması talebinde

bulunmuş; İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, talebin 14/2/2014 tarihinde verilen

tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itiraz niteliğinde olduğunu

belirterek “tutukluluk hallerinin devamı

yönünde verilen ara kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, itirazın

yerinde olmadığı” gerekçesiyle itirazı reddetmiş ve dosyayı itiraz

incelemesi yapılmak üzere İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi 3/3/2014 tarih ve 2014/102 D.İş sayılı

kararında " ... itiraz konusu kararın

ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kararda bir isabetsizliğin

bulunmadığı, yapılan itirazın bu nedenle yerinde olmadığı kanaatine varılmakla

..." gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.

17. Başvurucu bu karardan

5/3/2014 tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir.

18. İstanbul 22. Ağır Ceza

Mahkemesi, 7/3/2014 tarih, E.2012/109, K.2014/68 sayılı kararla 21/2/2014 tarih

ve 6526 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca dosyanın görevli ve yetkili

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

19. Dosya, İstanbul 18. Ağır

Ceza Mahkemesinin E. 2014/164 sırasına kaydedilmiş olup halen derdesttir.

Mahkeme 1/4/2014 tarihli tensip tutanağı ile bir kısım tanık ve müştekilerin

zorla getirilmelerine, tutuksuz sanıkların çağrı kâğıdı ile duruşmaya

çağrılmalarına, duruşmanın 6/6/2014 tarihine bırakılmasına ve “.. tutuklu sanıklar … üzerlerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının üst

sınırı, tutuklamanın mevcut somut delillere göre ölçülü oluşu dikkate

alındığında CMK.nun 109/1 maddesindeki adli kontrol hükümlerinin sanık lehine

uygulanmasına dosya içeriğine göre şu aşamada yer olmadığına …”

gerekçesiyle başvurucu dahil 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

20. İstanbul 18. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2014/164 sayılı dosyasında 6/6/2014 tarihinde yapılan 1. celsede

bir kısım müştekilerin beyanı alınarak, bir kısım müştekilerin zorla

getirilmesine, bir sanığın tahliyesine, duruşmanın 18/9/2014 tarihine

bırakılmasına ve “Dosya içeriğine göre

sanıkların üzerine atılı suçu işlediği yönünde görüşme tapeleri, tanık

beyanları, şikayetçilerin anlatımları gibi somut delillerin bulunması CMK.nun

100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve sevk maddesine göre ceza miktarı

ve tutuklu kaldıkları süreye göre ölçülü olduğu dikkate alındığında CMK.nun

109/1 maddesindeki adli kontrol hükümlerinin sanık lehine uygulanmasına dosya

içeriğine göre yer olmadığına …” gerekçesiyle başvurucunun dahil

olduğu 3 sanığın tutukluluk hallerinin devamına, tutukluluk incelemelerinin

27/6/2014, 25/7/2014, 21/8/2014 tarihlerinde yapılmasına ve duruşmanın

18/9/2014 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

21. Mahkemenin 18/9/2014 tarihli

2. celsesinde de bir müştekinin beyanı alınmış, dinlenilmeyen bir tanık ve bir

müştekinin adreslerinin tespiti ile zorla getirilmelerine, başvurucu dahil

tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin yukarıda belirtilen aynı gerekçe (Bkz.

§ 20) ile devamına, tutukluluk durumunun 17/10/2014 tarihinde incelenmesine ve

duruşmanın 14/11/2014 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

22. Mahkemenin 14/11/2014

tarihli 3. celsesinde başvurucu, 34 aydır tutuklu olduğunu, müştekilerin

ifadelerinin alındığını, tutuklamadan beklenen gayenin hasıl olduğunu,

gerekirse adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesini talep etmiştir.

Mahkeme, dinlenilmeyen bir tanık ve bir müştekinin adreslerinin tespit

edilememesi nedeniyle dinlenilmelerine ilişkin ara karardan vazgeçilmesine, bir

kısım sanık ve müdafilerinin mazeret taleplerinin kabulü ile duruşma gününün

bildirilmesine, bir sanık hakkında görevlendirme için Baro başkanlığına yazı

yazılmasına, dosyanın soruşturmanın genişletilmesi talebi yok ise mütalaa

hazırlamak üzere C.Savcılığına tevdiine ve “ Dosya

içeriğine sanıklar … üzerlerine atılı suçu işlediği yönünde somut delillerin

bulunması, CMK.nun 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve sevk maddesine

göre ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süre sevk maddesine göre tutuklamanın

ölçülü olduğu dikkate alındığında CMK.nun 109/1 maddesindeki adli kontrol

hükümlerinin sanık lehine uygulanmasına dosya içeriğine YER OLMADIĞINA, sanık

ve müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE, sanıkların TUTUKLULUK HALLERİNİN

DEVAMINA,…”, tutukluluk durumunun 12/12/2014 ve 9/1/2015 tarihinde

incelenmesine ve duruşmanın 6/2/2015 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.

23. Başvurucu, toplanan

deliller, isnat edilen suçların vasıf değiştirme ve beraat etme ihtimali,

tutuklamanın tedbir mahiyetinde olması, tutuklama için somut gerekçeler

bulunması mecburiyeti ve 2 yılı aşkın süredir tutuklu oluşunun dikkate alınarak

bihakkın veya adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliye edilmesi talebiyle

21/11/2014 tarihli dilekçe ile Mahkemenin 14/11/2014 tarihli tutukluluğun

devamı kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen İstanbul 19. Ağır Ceza

Mahkemesi 27/11/2014 tarih ve 2014/1037 değişik iş sayılı karar ile “sanığa isnat olunan suçun vasfı ve mahiyetine,

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin ara kararında belirtilen gerekçelere ve tüm

dosya kapsamına göre sanıklar … hakkındaki tutukluluk halinin devamına dair

kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla vaki itirazın reddine” karar

vermiştir.

24. Başvurucu anılan dosya

kapsamında halen tutuklu olarak yargılanmaktadır.

25. Başvurucu 13/3/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

26. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,

şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

7. (Ek bent: 06/12/2006 - 5560

S.K.17.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

...

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi

ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),

…”

27. Aynı Kanun’un 101.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(Değişik fıkra: 02/07/2012-6352

S.K./97.md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye

isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

28. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddenin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Tehdidin;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle

koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan

beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

29. Aynı Kanun’un 109.

maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere

gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan

beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği

sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis

cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silâhla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

.....

İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre

verilecek ceza bir kat artırılır.”

30. Aynı Kanun’un 149. maddenin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yağma suçunun;

a) Silâhla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak

bir hâle koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından

birlikte,

....

f) Var olan veya var sayılan suç

örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

...

İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on

yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

31. Aynı Kanun’un 220. maddenin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya

yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç

bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması hâlinde, iki yıldan altı yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye

sayısının en az üç kişi olması gerekir.”

32. Aynı Kanun’un 241. maddenin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kazanç elde etmek amacıyla

başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne

kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

33. 10/7/1953 tarih ve 6136

sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un 13.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara

ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan

üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezasına

hükmolunur.”

34. 19/10/2005 tarih ve 5411

sayılı Bankacılık Kanun’un 159. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Bu Kanunun 73 üncü maddesinin

birinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen yükümlülüğe uymayanlar için bir

yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden ikibin güne kadar adlî para cezası

hükmolunur. Banka ve müşterilere ait sırları açıklayan üçüncü kişiler hakkında

da aynı cezalar uygulanır.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen

kimseler sırları kendileri ya da başkaları için yarar sağlamak amacıyla

açıklamış olursa verilecek cezalar altıda bir oranında artırılır. Ayrıca,

fiilin önemine göre sorumluların bu Kanun kapsamına giren kuruluşlarda görev

yapmaları, iki yıldan aşağı olmamak üzere geçici veya sürekli olarak

yasaklanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

35. Mahkemenin 12/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 13/3/2014 tarih ve 2014/3508

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

36. Başvurucu, yaklaşık 2 yıl 2

aydan beri tutuklu olduğunu, yapılan tahliye talepleri ve tutukluluğun devamına

yönelik itirazlarının tutuklu kalınan süre dikkate alınmaksızın, aynı ve somut

gerçeklere dayanmayan sübjektif gerekçelerle reddedildiğini, 6352 sayılı Kanun

ile özel yetkili mahkemelerin kaldırıldığını, buna göre görevsiz mahkemede

yargılanması ve 2 yıl 2 aydır devam eden tutukluluğa ilişkin itirazlarının

eksik inceleme ile reddedildiğini, adli kontrol hükümlerinin göz ardı

edildiğini, müştekilerin şikayetçi olmadıklarını beyan ettiklerini, tanıkların

bilgi ve görgüden yoksun tanıklık yapmış olmaları nedeniyle suç vasfının sanıklar

lehine değişmesi ihtimalinin kuvvetle muhtemel olmasına rağmen verilen

tutukluluğun devamı kararlarının Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

ve 36. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, tahliye taleplerinin etkin bir

şekilde incelenmediğini, bu nedenle etkin başvuru hakkının ihlal edildiğini,

tutukluluk halinin devamının cezaya dönüştüğünü ve masumiyet karinesinin

ihlaline yol açtığını belirterek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucunun

iddialarının özünün tutukluluk süresinin makul olmadığı ve tutukluluğun devamı

ve bu kararlara yapılan itiraz taleplerinin reddine ilişkin kararların

gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığı iddiasına ilişkin olduğu

değerlendirilmekle şikayetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden incelenmesi gerekir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Başvurucunun iddiaları

dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

İnceleme

39. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

40. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

41. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir

(B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 61).

42. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir

(B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 62).

43. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri

belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de

bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda

tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü takdirde,

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/239, 2/7/2013, §

63).

44. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır (B. No: 2012/239, 2/7/2013,

§ 64).

45. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk halinin makul kabul edilmesi gerekir (B. No: 2012/239,

2/7/2013, § 65).

46. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir

(B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 66).

47. Somut olayda başvurucu

6/2/2012 tarihinde gözaltına alınmış, 9/2/2012 tarihinde ise tutuklanmıştır.

Başvurucu, bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibariyle halen

tutukludur. Buna göre başvurucunun tutuklu kaldığı süre bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih itibariyle 3 yıl 1 ay 6 gündür.

48. Dava toplam 23 sanık ile 22

mağdur ve müştekiyle ilgili olarak çok sayıda suç isnadına dayalı olarak

görülmektedir. Bu itibarla davanın nispeten karmaşık olduğu söylenebilir.

49. Yargılama sürecinde

savunmaların tespiti, müşteki ve tanıkların beyanlarının alınması, bilirkişi

incelemesi yaptırılması, savunması alınamayan sanığın yakalanması, savunma

tarafına süre verilmesi gibi nedenlerle duruşmaların ertelendiği görülmektedir.

50. Başvurucu hakkında isnat

olunan suçların sayısı ve ağırlıkları, dosya kapsamında yargılanan yirmi üç

sanık olması, isnat olunan suçlar için Kanun’da belirlenen ceza miktarları,

davanın karmaşık nitelikte olması, isnat edilen suçlara ilişkin delillerin

genel olarak iletişimin tespit kayıtları ile tanık ve müşteki beyanları olması

nedeniyle derece mahkemelerinin kuvvetli suç şüphesi, kaçma, delil karartma ve

isnat olunan suçların 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde sayılan suçlardan

olması ve dosya içeriğine göre adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına yer

olmadığına şeklindeki gerekçelerle tutukluluğun devamına ve itiraz taleplerinin

reddine dair verdikleri kararların gerekçeleri

birlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun 3 yıl 1 ay 6 günlük tutukluluk

süresi Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası yönünden makuldür. Derece

mahkemelerince verilen tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların

gerekçeleri tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu

haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin

devamına ilişkin bu gerekçeler ilgili ve yeterlidir.

51. Açıklanan nedenlerle,

tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin yeterli olmaması iddiası ile ilgili olarak Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmaması iddiası ile ilgili olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

12/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Şükrü DURMUŞ Başvurucu : Hamit Savaş ÇAKICI Vekili : Av. Muammer AYDIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3508, 12 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Tutukluluk Hallerinin Devamına,”
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3508
Tarih
12 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Murat Yaman Başvurusu (B. No: 2013/3385)
  • Ali Rıza Üçer Başvurusu (B. No: 2013/8407)
  • Ferat Doğan Başvurusu (B. No: 2014/2209)
  • Mürvet Karayılan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9792)
  • Hasan Pulat Başvurusu (B. No: 2013/6317)
  • Bahar Teber Başvurusu (B. No: 2013/5552)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.