İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdullatif Cengiz Zengin ve Hüseyin Nuri Toy Başvurusu (B. No: 2014/1071)

1. Başvuru, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ)

Başvuru No2014/1071Tarih27 Ekim 2016Okuma18 dk · 3.668 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdullatif Cengiz Zengin Ve Hüseyin Nuri Toy Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/1071
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.668 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ)

gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi ile anlaştığı şirket tarafından yapılarak

teslim edilen dairenin, kapalı yüzme havuzu yapılmadan eksik teslim edilmesi

üzerine açılan davada derece mahkemelerince kamu gücünü temsil eden idarenin

korunarak, daha önceki içtihatlar ile çelişkili bir şekilde davanın kısmen

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 27/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formlarının ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde,

2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvurunun; İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 19/11/2014 tarihinde, 2014/1075 başvuru numaralı bireysel

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 29/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/1/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6. 9/8/2016 tarihinde 2014/1075 başvuru numaralı bireysel

başvuru dosyasınınkonu yönünden hukuki irtibat

nedeniyle 2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine; 2014/1075 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının

kapatılmasına ve incelemenin 2014/1071 başvuru numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasında düzenlenen

gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılan Ankara Eryaman Havuzlu

Evler-1-Altay Mahallesi 98. Sokak Göksu Park Konutlarından birer daire satın

almışlar ancak bu dairelerin eksik ve ayıplı teslim edildikleri iddiasına

dayalı olarak eksik ve ayıplı imalat bedelleri ile konutlarda meydana gelen

değer kaybının tazmin edilmesi istemiyle TOKİ ve yüklenici şirketler aleyhine

Sincan Tüketici Mahkemesinde (Mahkeme) 18/6/2009 tarihinde tazminat davaları

açmışlardır.

9. Mahkeme, başvurucu Hüseyin Nuri Toy tarafından açılan dava

bakımından 24/3/2011 tarihli ve E.2009/202, K.2011/244 sayılı; başvurucu Abdullatif Cengiz Zengin tarafından açılan dava bakımından

aynı tarihli ve E.2009/207, K.2011/249 sayılı kararları ile davaların kısmen

kabulüne ve kısmen reddine, kapalı yüzme havuzunun yapılmaması sonucu

konutların değerlerinde meydana gelen kayıpların karşılığı olarak tespit edilen

zarar miktarlarının davalı yüklenici şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.

10. Kararlar başvurucular ve davalı TOKİ tarafından temyiz

edilmiş, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarihli ve E.2011/14548,

K.2011/17367 sayılı, aynı tarihli ve E.2011/14535, K.2011/17356 sayılı

ilamlarıyla, temyiz edilen hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. Bozma

ilamlarının gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:

"1- Davalı TOKİ, Mahkemeye yazdığı

10.11.2009 tarihli cevabi yazıda; idare ile yükleniciler K. İnş

ve Mad. San. Tic. İhr. Ltd. Şti.-C. İnş. Turz. Paz.

Ltd. Şti. ortak girişimi arasında yapılan sözleşmenin 7. ve 23. maddelerinde

işin tüm eksik ve kusurlu imalatlarından yüklenicilerin sorumlu olduğu, konut

sahiplerinden muhtelif zamanlarda gelen şikayetler değerlendirilip durum tesbit tutanağı düzenlendiğini, bu işlerin yükleniciler nam

ve hesabına giderilmesi için karar alındığını bildirmiş, ayrı bir yazı ile de

idare tarafından tesbit edilen eksikliklerin

yüklenici nam ve hesabına yaptırılmasını teminen G.

L. İnş. Tur. San. Tic. AŞ’ye ihale edilip 29/6/2009 tarihli sözleşme

imzalandığını, yer tesliminin 1/7/2009 tarihinde yapıldığını belirtmiştir. Bu

durumda davalı TOKİ tarafından eksiklikler giderildiği takdirde giderilen

eksiklik ve ayıplar yönünden dava konusuz kalacaktır. Her ne kadar mahkemece

işin ihale edilmesinden sonra 26/2/2010 tarihinde yapılan keşif ve hazırlanan

bilirkişi raporu esas alınarak sonuca gidilmişse de,

bu aşamadan sonrada eksikliğin giderilmesi mümkündür. Hal böyle olunca davalı

TOKİ tarafından [üçüncü] kişiyle yapılan 29/6/2009 tarihli sözleşme ve ekleri

getirilip davacıya ait konutda olduğu iddia edilen

ayıp ve eksik imalatlar ile ortak yerlerdeki ayıplı ve eksik imalatların bu

sözleşme kapsamında olup olmadığı, varsa bunların giderilip giderilmediği, sözleşmede

[üçüncü] kişiye bu noksanların hangi tarihe kadar giderilmesi için süre

verildiği gerektiğinde keşif yapılarak değerlendirilmeksizin yazılı şekilde

eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2-

Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada tarafların sair temyiz

itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir."

11. Bozma ilamlarına uyan Mahkeme 11/10/2012 tarihinde yine

davaların kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir. Buna göre Mahkeme;

i. Başvurucu Hüseyin Nuri Toy tarafından açılan davada

yapılan yargılama neticesinde verdiği 11/10/2012 tarihli ve E.2012/87,

K.2012/751 sayılı karar ile konuttaki eksik ve ayıplı imalat bedeli olan 7.725

TL ve ortak yerlerdeki eksik ve ayıplı imalat bedeli olan 263,54 TL

tutarlarındaki tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen

tahsiline, kapalı yüzme havuzunun yapılmaması sonucu konutun değerinde meydana

gelen kayıp nedeniyle 17.700 TL tutarındaki tazminatın ise davalı yüklenici

şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline,

ii. Başvurucu Abdullatif Cengiz

Zengin tarafından açılan davada yapılan yargılama neticesinde verdiği

11/10/2012 tarihli ve E.2012/107, K.2012/761 sayılı karar ile konuttaki eksik

ve ayıplı imalat bedeli olan 7.865 TL ve ortak yerlerdeki eksik ve ayıplı

imalat bedeli olan 257,81 TL tutarlarındaki tazminatın davalılardan müştereken

ve müteselsilen tahsiline, kapalı yüzme havuzunun

yapılmaması sonucu konutun değerinde meydana gelen kayıp nedeniyle 19.420 TL

tutarındaki tazminatın ise davalı yüklenici şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.

iii. Kararların gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:

"Yargıtay

bozma ilamı doğrultusunda davalı TOKİ tarafından üçüncü kişi ile yapılan

29/6/2009 tarihli sözleşme ve ekleri getirtilmiş ve davaya ait konutta olduğu

tespit edilen ayıp ve eksik imalatların bu sözleşme kapsamında olup olmadığı,

varsa bunların giderilip giderilmediği hususunda bilirkişi incelemesi yapılmış,

bilirkişi kurulu ek raporunda; davalı TOKİ tarafından G. L. İnşaat Turizm San.

Tic. A.Ş.'ye ihale edilen 1.250.000 TL keşif bedeli

işleri ile bu davaya konu edilen işlerin benzerliğinin bulunmadığını

belirtmişlerdir.

Dosya kapsamına göre; davacının dava konusu

konutu yüklenici Şirketlerden 28/4/2005 tarihli Taşınmaz Satış Sözleşmesi ile

satın aldığı, konutun sözleşme bedelinin toplam 177.000 TL olduğu, konutun

davacıya 31/5/2007 tarihinde teslim edildiği, konutun davacı adına 5/11/2007

tarihinde tapuda devredildiği, konutun yapı kullanma izin belgesi (iskan ruhsatının) bulunduğu, konutta davacının oturduğu

anlaşılmıştır.

Dava konusu konutun inşasıyla ilgili olarak

davalılar arasında yapılan Ankara 17. Noterliğinin 25/8/2004 tarih ve 22196

yevmiye sayılı Ankara-Eryaman 8. ve 9. Etap Konutları Gelir Paylaşma Esasına

Göre İnşaatı ve Satışı İşine ait Sözleşme ile davalı TOKİ'nin arsa sahibi

olarak gelir paylaşımı esasına göre diğer davalı yükleniciler ile sözleşme

yaptığı, yüklenicilerin sözleşme uyarınca kararlaştırılan hasılatı davalı

TOKİ'ye vermekle yükümlü oldukları, bu haliyle gelir paylaşımı esası ile kat

karşılığı inşaat sözleşmesinin birbirine benzer nitelikler taşıdığı

görülmüştür.

...

... belli bir hukuki durumun mevcudiyetine

işaret eden, bir hukuki görünüşe ve güvene yol açan kimsenin bunun sonuçlarına

katlanmasının gerektiği, davalı TOKİ'nin gerek sözleşme hükümleri ile gerekse

satış kampanyası sırasında konut alıcısı tüketiciler üzerinde serbest

iradesiyle yarattığı hukuki görünüşün ve güvenin onun konuttaki ve ortak

alanlardaki -kapalı yüzme havuzu dışındaki- eksiklikler ve ayıplardan davalı

yüklenici Şirketler kadar sorumlu tutulmasını gerektirdiği, bu nedenle davalı

TOKİ'nin davacı ile diğer yüklenici şirketler arasında yapılan sözleşmenin

tarafı olduğu kanısına varılmıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 24/6/2002

tarihli ve E.2002/3720, K.2002/7696 sayılı kararı).

Dava konusu yapılan eksik ve ayıplı işlerin

önceden taraflar arasında düzenlenen teslim tutanağı ile sonradan da dava

konusu konutun bulunduğu site yönetimi tarafından davalı TOKİ'ye, TOKİ

tarafından da davalı yüklenici şirketlere bildirildiği, davalı TOKİ'nin eksik

ve ayıplı kısımları -kapalı yüzme havuzu dışındaki- kabul ederek bunları

gidermek için girişimde bulunduğu (TOKİ'ye ait 2/11/2009 tarihli yazı), ortak

alanlardaki bir kısım eksikliklerin giderildiği, ancak eksik ve ayıplı işlerin

tamamıyla giderilmediği; bu haliyle dava konusu eksik işler nedeniyle [818

sayılı Borçlar Kanunu'nun] 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının söz

konusu olduğu, bir kısım ayıplı işler için ise davacının ihbar yükümlülüğünü

yukarıda açıklanan nedenlerle yerine getirdiği kanısına varılmıştır.

Davacının hem eksik ve ayıplı işlerden hem de

ayrıca değer kaybı isteminde bulunduğu, davacının eksik ve ayıplı işler bedeli

ile buna ek olarak değer kaybı tazminatı isteyemeyeceği, bu iki alacağın

birbirini kapsayacağı, her iki alacağa birden karar verilmesi halinde davacının

sebepsiz zenginleşmesine yol açılacağı, davacının davada esas olarak eksik ve

ayıplı işler nedeniyle değer kaybının tazminini istediği görülerek konuttaki ve

ortak alanlardaki eksik ve ayıplı işler bedeli bilirkişilerce hesaplanarak buna

karar verilmiş, davalı yüklenici Şirketler tarafından yarım bırakılan kapalı yüzme

havuzunun yol açtığı değer kaybı ayrıca hesaplanarak davalıların sorumlulukları

yönünden ayrıma gitmek gerekmiştir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 01.07.2004

tarihli, 4619 Esas - 10540 Karar sayılı kararı.)

Dava konusu konutun bulunduğu sitenin başka

ortak alanlar için ayrılan dış alanına sonradan inşa edilmeye başlanan kapalı

yüzme havuzu inşaatının davalı yüklenici şirketler tarafından betonarme kaba

inşaat seviyesinde bırakıldığı, kapalı yüzme havuzunun betonarme enkaz halinde

uzun süredir durduğu, kapalı yüzme havuzunun davalı yüklenici şirketler

tarafından konut sahiplerine ayrıca taahhüt edildiği, kapalı yüzme havuzunun

davalılar arasında kararlaştırılan projede ve sözleşmede yer almadığı, sitede

sözleşme ve proje kapsamında ayrıca açık yüzme havuzunun da bulunduğu, bu

nedenlerle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdünden ve inşasından

sorumlu olmadığı, kapalı yüzme havuzu nedeniyle konutların satış değerlerinin

artış gösterdiği, kapalı havuzun tamamlanmaması nedeniyle konutlarda bedelleri

oranında değer azalmasının meydana geleceği, kapalı yüzme havuzunun eksikliği

nedeniyle dava konusu konuttaki değer azalmasının Yargıtay içtihatlarıyla

belirlenmiş nisbi metot yöntemine göre bilirkişilerce

hesaplandığı görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

davalı TOKİ ile G.L. İnşaat Turizm San. Tic. A.Ş. arasında akdedilen 29/6/2009

tarihli sözleşme gereğince, geçici kabul sonrası tespit edilen ve öncelikli

olarak konut alıcılarının yaşamını olumsuz olarak etkileyen, aciliyeti olan eksik ve kusurlu işlerin tamamlama komisyonu

tarafından (TOKİ ile yüklenici K.-C. ortak girişimi arasında imzalanan sözleşme

şartları doğrultusunda) yüklenici hesabına G.L. İnşaat Turizm Pet. Eğit. Med. Dan. San. Tic. A.Ş. firmasına yaptırıldığı ve iş bitim

tarihinin 1/11/2009 tarihi olarak kararlaştırıldığı, iş bitim tarihi olan

1/11/2009 tarihi ile mahkememizce yapılan 26/2/2010 tarihinde yapılan keşif

tarihi arasında 3 ay 24 günlük fark olduğu, bu süre içerisinde davacıların

eksik ve kusurlu işler olarak iddia ettikleri işlerden hiç birisinin

yapılmadığı, kaldı ki 24/9/2012 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda

belirtildiği üzere; davalı TOKİ tarafından G. L. İnşaat Turizm San. Tic. A.Ş.'ye ihale edilen 1.250.000 TL keşif bedeli ile bu

davaya konu edilen işlerin benzerliğin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu

konutta ve ortak alanlarda bulunan eksik ve ayıplı işler bedeli değer azalması

olarak nitelendirilmiş, yukarıda açıklandığı üzere ortak alanda bulunan kapalı

yüzme havuzunun inşa edilmemesi nedeniyle meydana gelen değer azalmasından

davalı TOKİ'nin sorumlu olmadığı, diğer davalı şirketlerin sorumlu olacağı

kanaatine varılarak bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne

karar vermek gerekmiş, harç, vekalet ve diğer yargılama giderleri hesabında

TOKİ'nin sorumlu olduğu miktarlar ayrıca belirtilerek aşağıdaki şekilde hüküm

kurulmuştur."

12. Başvurucular ve TOKİ tarafından temyiz edilen anılan

kararlar, Dairenin 28/3/2013 tarihli ve E.2013/6485, K.2013/7807 sayılı, aynı

tarihli ve E.2013/6450, K.2013/7805 sayılı ilamlarıyla onanmıştır.

13. Başvurucuların karar düzeltme istemleri ise Dairenin

11/11/2013 tarihli ve E.2013/27943, K.2013/27852 sayılı, 12/11/2013 tarihli ve

E.2013/28111, K.2013/27966 sayılı ilamlarıyla reddedilmiştir.

14. Nihai kararlar başvurucular vekiline 26/12/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucular 27/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

16. Uyuşmazlığa konu olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan

mülga 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un

4. maddesi şöyledir:

“(Değişik: 6/3/2003-4822/4 md.) Ambalajında,

etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer

alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik

düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı

olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin

ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya

ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren

otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda,

bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle

değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme

haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine

getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte

ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya

kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden

tazminat isteme hakkına da sahiptir.

(Değişik üçüncü fıkra: 21/2/2007-5582/22 md.) İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve

10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına

göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik

haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/B

maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşunun

sorumluluğu teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredi

miktarı ile sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin

dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi

veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan

kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu zarardan

dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen

sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu

ortadan kaldırmaz.

Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar,

ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan

sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi

tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil

amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü

zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler

zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra

ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru

veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan

sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan

mallar hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

...

...

Bu hükümler, mal satışına ilişkin her türlü

tüketici işleminde de uygulanır.”

17. Mülga 4077 sayılı Kanun'un 30. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde

genel hükümler uygulanır."

18. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması

Hakkında Kanun’un 86. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer

mevzuatta Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna yapılan atıflar bu Kanuna

yapılmış sayılır."

19. 28/11/2013 tarihli Resmî Gazete'de

yayımlanan 6502 sayılı Kanun'un 87. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren altı

ay sonra yürürlüğe girer."

20. Yine uyuşmazlığa konu olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan

mülga 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 198. maddesi şöyledir:

"Müşteri kabz

ettiği mebiin halini örf ve adete göre imkan hasıl olur olmaz muayene etmek borcu ile mükellef olup

mebi de bayiin tekeffül altında olan bir ayıp gördüğü

zaman bunu derhal bayie ihbar etmesi lazım gelir.

Bunu ihmal ettiği halde mebii

kabul etmiş sayılır. Meğerki mebide adi bir muayene

ile meydana çıkarılamıyacak bir ayıp bulunsun.

Bu kabilden bir ayıp sonradan meydana çıkarsa

derhal bayie ihbar edilmelidir. Aksi takdirde, mebi

bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur."

21. Mülga 818 sayılı Kanun'un 202. maddesi şöyledir:

"Bayiin tekeffülü altındaki mebiin ayıbı anlaşıldığı zaman müşteri muhayyerdir. Dilerse

mebii redde hazır olduğunu beyanla bey 'in fesh edilmesini, dilerse mebii al

ıkoyup kıymetinin noksanımukabilinde

semenin tenzil olunmasını dava eder.

Hakim, müşterinin mebii ret davası üzerine hal

icabı bey'in feshini muhik göstermiyorsa semenin

tenzili ile iktifa edebilir.

Kıymetinin noksanı mebiin

semenine müsavi ise müşteri ancak bey 'in feshini talep edebilir."

22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

647. maddesi şöyledir:

"22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar

Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır."

23. 6098 sayılı Kanun'un 648. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde

yürürlüğe girer."

24. 12/1/2011 tarihli ve 6101 sayılı Türk Borçlar

Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1. maddesi

şöyledir:

"Türk Borçlar Kanununun

yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı

olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte

iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve

işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk

Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasında

düzenlenen gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamında birer daire satın

aldıklarını, ancak bu dairelerin eksik ve ayıplı teslim edildiğini, bu nedenle

Sincan Tüketici Mahkemesinde açtıkları tazminat davasının kısmen kabul

edilmekle birlikte taahhüt edilen kapalı yüzme havuzunun yapılmaması nedeniyle

oluşan zarardan TOKİ'nin sorumlu olmadığı gerekçesiyle davalı TOKİ yönünden

açılan davanın kısmen reddedildiğini ifade etmişlerdir.

27. Başvurucular;

i. Dava konusu konutları TOKİ ve yüklenici şirketlerin

reklam ve tanıtıcı broşürlerine güvenerek ve projede kapalı yüzme havuzu

bulunduğu gerekçesiyle satın aldıklarını,

ii. Yüklenici şirketlerce TOKİ adına vekaleten haraket edildiği, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi

çerçevesinde TOKİ'ye de pay verildiği ve ayrıca 4077 sayılı Kanun'un 4.

maddesindeki ayıplı mala ilişkin hükümler çerçevesinde TOKİ'nin imalatçı ve

üretici sıfatının bulunduğu dikkate alındığında söz konusu kapalı yüzme

havuzunun yapılmaması nedeniyle oluşan değer düşüklüğü kaybından TOKİ'nin de

sorumlu olması gerektiğini,

iii. Yapılan sözleşmede TOKİ'nin sorumlu olmayacağına dair

hüküm bulunsa bile bu hükmün haksız şart olacağına dair yargı içtihatları

nedeniyle bu hükmün geçerli kabul edilemeyeceğini,

iv. Ancak derece mahkemelerinin, sözleşme ve kanun

hükümlerini çelişkili olarak ve hatalı yorumlamak suretiyle kamu gücünü

kullanan davalı TOKİ'yi koruyup diğer davalıları tazminatla sorumlu tutmakla

birlikte kapalı yüzme havuzunun yapılmaması nedeniyle oluşan değer kaybından

TOKİ'nin sorumlu olmadığına karar verdiklerini,

v. Dava konusu konutlarda meydana gelen değer kaybı

tutarlarını elde edebilmek için senelerdir uğraştıklarını, davalar açarak

yargılama gideri ve harcamalar yapmak zorunda kaldıklarını, açtıkları dava

neticesinde davalı TOKİ'nin de sorumlu tutulmaması nedeniyle konutlarda oluşan

gerçek değer kaybını ise alamadıklarını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlallerin tespiti ve tazminat ile

yargılama gideri olarak yaptıkları harcamaların ödenmesine karar verilmesi

taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde

başvurucuların, başvuruya konu tazminat davalarıyla ilgili olarak Anayasa’nın

35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır. Başvurucular, mülkiyet haklarının

ihlal edildiği iddialarını münhasıran diğer yükleniciler yanında TOKİ aleyhine

açtıkları tazminat davalarının sonucuna dayandırmaktadır.

29. Başvurucular başvuru formlarında "hakları olan değer

kayıpları için senelerce uğraşmış" olduklarını belirtmekle birlikte

başvurucuların bu iddialarını yargılama masrafları ve yapılan harcamalar

nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi zararlar kapsamında dile

getirdikleri, gerek söz konusu başvuru formlarında gerekse de eksiklik

bildirimi nedeniyle verdikleri 18/2/2014 tarihli dilekçelerinde başvurucuların

makul sürede yargılanma haklarına ilişkin açık bir ihlal iddialarının ise

bulunmadığı anlaşıldığından, makul sürede yargılanma hakkı yönünden bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

30. Başvurucuların, satın aldıkları konutların projesinde ilan

edilmesine rağmen kapalı yüzme havuzu yapılmaması nedeniyle uğradıklarını iddia

ettikleri kayıplarının tazmini için açtıkları davanın diğer davalılar yönünden

kabul edilmesine karşılık sözleşme ve yasa hükümlerine göre açıkça sorumlu

olması gereken davalı TOKİ bakımından reddedildiğine dair şikâyetlerinin özü

yargılama sonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup bu

şikâyetler bir bütün olarak adil yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilmiştir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

35. Başvuru konusu olayda başvurucular, TOKİ ile yüklenici

şirketler arasında düzenlenen gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi kapsamında

yapılan, satın aldıkları daireleri yönünden projedeki eksik ve ayıplı işler

nedeniyle uğradıkları zararların tazmini istemiyle 18/6/2009 tarihinde Sincan

Tüketici Mahkemesinde tazminat davaları açmışlar, yapılan yargılama neticesinde

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/11/2011 tarihli bozma ilamı sonrası verilen

11/10/2012 tarihli kararlarla davalar kısmen kabul edilmiş, ancak kapalı yüzme

havuzunun yapılmaması nedeniyle meydana gelen değer düşüklüğü kaybının giderimi

yönünden diğer yüklenicilerin sorumlu tutulmasına karşılık davalı TOKİ aleyhine

açılan davanın reddine karar verilmiş, temyiz talepleri anılan Dairenin

28/3/2013 tarihli ilamıyla reddedilerek hüküm onanmış, başvurucuların karar

düzeltme istemleri de aynı Dairenin 11/11/2013 ve 12/11/2013 tarihli

ilamlarıyla reddedilmiştir.

36. Başvurucular TOKİ ile yüklenici şirketler arasında

düzenlenen sözleşme kapsamında ve 4077 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile sebepsiz

zenginleşme hükümlerine görekapalı yüzme havuzunun

yapılmaması nedeniyle konutlarda oluşan değer kaybından TOKİ'nin de sorumlu

olması gerektiği hâlde derece mahkemelerince sözleşme ve yasa hükümlerinin

hatalı yorumlanarak davanın kısmen reddedildiğinden yakınmaktadırlar. İlk

derece mahkemesi ise kararlarını esas olarak; kapalı yüzme havuzunun davalılar

arasında kararlaştırılan projede ve sözleşmede yer almadığı ve kapalı yüzme

havuzunun davalı yüklenici şirketler tarafından konut sahiplerine ayrıca

taahhüt edildiği, bu nedenle davalı TOKİ'nin kapalı yüzme havuzu taahhüdünden

ve inşasından sorumlu olmadığı gerekçelerine dayandırmıştır. Temyiz istemleri

üzerine Yargıtay da, Mahkemenin gerekçelerine atıfta

bulunarak hükümleri onamış ve karar düzeltme taleplerini de bu gerekçelere

dayalı olarak reddetmiştir. Derece mahkemelerinin kararlarının, söz konusu

gerekçeleri de dikkate alındığında, ilgili kanun hükümleri çerçevesinde

sözleşme hükümlerinin yorumlanmasına ilişkin olup keyfî olduklarından söz

edilemeyeceği açıktır.

37. Öte yandan aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan

birden fazla davalı aleyhine açılan bir davada ilgili kanun ve sözleşme

hükümlerinin yorumlanarak bir kısım davalılar yönünden davanın kabul edilerek

diğer davalı yönünden davanın kısmen reddedilmesi bir çelişki de

oluşturmamaktadır. Ayrıca başvurucular her ne kadar kapalı yüzme havuzunun

yapılmaması nedeniyle konutların değerlerinde oluşan gerçek değer kaybını elde

edemediklerini ileri sürmektelerse de başvurucuların derece mahkemelerince

belirlenen değerin az olduğuna ve gerçek değerinden uzak olduğuna dair bir

şikâyetlerinin bulunmadığı, buna ilişkin tazminat isteminin TOKİ yönünden

reddedilmekle birlikte diğer davalılar yönünden kabul edildiği ve tespit edilen

tazminat tutarlarının davalı yüklenicilerden müştereken ve müteselsilen

tahsiline karar verildiği görülmektedir. Başvurucuların derece mahkemelerince

taraflı yargılama yapılarak kamu gücünü kullanan TOKİ'nin korunduğu iddialarını

ise somut bir olguya dayandıramadıkları anlaşılmaktadır.

38. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucuların iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığına

ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sundukları

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi

Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Abdullatif Cengiz ZENGİN

:

2. Hüseyin

Nuri TOY

Vekilleri

:

Av. Ali Ulvi

SEYREK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1071, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. M. Emin KUZ
  17. Seyrek
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1071
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Ahmet Belge Başvurusu (B. No: 2014/2362)
  • D. Ö. Başvurusu (B. No: 2014/1291)
  • Demet Kilit Başvurusu (B. No: 2014/16962)
  • Murat Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2257)
  • Erman Ergin Başvurusu (B. No: 2014/2680)
  • Ulaş Lokumcu Başvurusu (B. No: 2013/7753)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.