İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ulaş Lokumcu Başvurusu (B. No: 2013/7753)

1. Başvuru, kamu görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalesi

Başvuru No2013/7753Tarih27 Ekim 2016Okuma15 dk · 2.951 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ulaş Lokumcu Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2013/7753
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.951 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevlilerinin toplumsal olaylara müdahalesi

sırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında

müdahale talimatını veren mülki amir hakkında kamu davası açılmaması nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/10/2013 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 13/10/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından sunulan görüş 15/12/2015 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından Bakanlık görüşüne karşı

30/12/2015 tarihinde beyanda bulunulmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle

şöyledir.

8. Başvurucu 31/5/2011 tarihinde hayatını kaybeden 1956 doğumlu

Metin Lokumcu'nun (M.L.) oğludur.

9. Başvuruya konu olayın

gerçekleştiği 31/5/2011 tarihinde, Başbakan tarafından Artvin ili Hopa

ilçesinde açık hava toplantısı ve

Sarp Kara Hudut Kapısı ziyaret programı yapılması planlanmıştır.

10. Hopa Kaymakamlığınca

toplantı sırasında provokasyon, slogan atma, pankart açma, taşlama gibi olaylar

olabileceği değerlendirilerek bazı tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda polis ve

jandarmadan oluşan "Asayiş Harekât Merkezi" kurulmuş; ilgili birim

yetkilileri ile toplantılar yapılmış; sağlık

ekipmanlarının sağlanması, yangın ve elektrik kesintilerine karşı tedbirler

alınması konularında ilgili birimlerle yazışmalar yapılmıştır.

11. Başbakan'ın

ilçelerini ziyaret edeceğini öğrenen bazı sivil toplum örgütleri ve

vatandaşlar, bölgeye hidroelektrik santrali (HES) yapımını protesto etmek için

olay günü sabah saat 10.30 sıralarında açık hava toplantısı yapılacak alanın

yakınında toplanmaya başlamışlardır.

12. Polis, saat 11.00

sıralarında henüz resmî program başlamamış iken protesto için bekleyen

kalabalığı dağılmaları konusunda ikaz etmiş; ikaza uygun hareket etmeyenlere

yönelik biber gazlı müdahalede bulunmuştur.

13. Kalabalığın arasında

bulunan M.L. yanında bulunan akrabası O.L.ye gazdan etkilendiğini ve nefes

alamadığını söylemiş, olay yerinin yakınında hazır bulunan bir ambulansa kadar

birlikte yürümüşlerdir.

14. M.L. saat 12.30

sıralarında ambulansla Hopa Devlet Hastanesine sevk edilmiş; nefes darlığı ve

göğüs ağrısı şikâyetlerini dile getiren hastaya kalp krizi teşhisi konularak

elektroşok tedavisi uygulanmış ancak hasta, hastaneye getirildikten yaklaşık

bir saat sonra hayatını kaybetmiştir.

15. Hopa Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından aynı gün resen soruşturma başlatılmıştır. Anılan

soruşturma kapsamında olay günü saat 16.30'da hastane morgunda ceset üzerinde

adli muayene yapılmış ve olay hakkında bilgisi olduğu değerlendirilen O.L.,

M.L., N.Y., H.Ç., G.Ç., B.G., M.L. ve N.A.nın

tanık olarak ifadelerine başvurulmuştur.

16. Trabzon Adli Tıp

Kurumunun 20/6/2011 tarihli ve 1413/387/332 sayılı otopsi raporunda kişinin

ölümünün "mevcut kalpte enfarktüs ve intraalveoler yoğun taze kanamaya bağlı kalp ve akciğer

hastalığı" nedeniyle meydana geldiği belirtilmiştir. Anılan

raporda ayrıca M.L.nin göğsünde ekimozlar

olduğu bilgisine yer verilmiştir.

17. 31/5/2011 tarihli Adli Muayene ve Otopsi Raporu'nda ölenin "göğüs ön kısmı üzerinde yeni oluşmuş yarayı andıran

lekeler"in

bulunduğu tespit edilmiştir. Bazı görgü tanıklarının ifadelerinde olaylar

sırasında üç veya dört çevik kuvvet polisinin M.L.yi kalkan darbeleri ile yere düşürdüğü, Acil

Serviste görevli bir hekimin ifadesinde ise Acil Serviste elektroşok uygulanırken

ölenin göğsünde lekeler oluşabileceği belirtilmiştir.

18. M.L.nin

maruz kaldığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirdiğini ileri süren

yakınlarının başvurusu üzerine kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adli Tıp

Kurumu Genel Kurulundan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görüş istenilmiştir.

19. Adli Tıp Genel

Kurulunun 24/5/2012 tarihli raporunda, kalp krizine neden olduğu ileri sürülen "ortho chlorbenzalmaloritre" maddesinin sistematik

olarak aranan toksik maddeler arasında

bulunmadığından araştırmasının yapılmadığı, kaldı ki anılan maddenin temiz

havaya veya oksijen tedavisine maruz kalması hâlinde 10-15 dakika içinde

vücuttan elimine olacağı belirtilmiştir.

20. Başvurucu 31/5/2011

tarihinde babasının ölümünden sorumlu oldukları gerekçesiyle dönemin İçişleri

Bakanı, Artvin Valisi, Hopa Kaymakamı, Hopa Emniyet Müdürü ve Hopa'da görev

yapan kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

21. Suç duyurusuna konu

edilen kamu görevlilerinin her biri için mevzuatta farklı soruşturma usulleri

öngörülmesi nedeniyle soruşturma makamları tarafından dosyalar birbirinden

ayrılmıştır.

22. Başvurucu, Hopa

Kaymakamı hakkında yürütülen soruşturma bakımından başvuru yollarının

tüketildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru formunda

ayrıca, Hopa Kaymakamının ceza yargılamasının dışında bırakılmasının başvurunun

konusunu oluşturduğu belirtilmiştir.

23. Hopa Kaymakamı

hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Artvin Valiliğince yapılan ön inceleme

neticesinde soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Anılan kararın

ilgili kısımları şöyledir:

" ... Hopa Kaymakamı

Abdullah Akdaş'ın ilgili birim yetkilileri ile

toplantılar yaptığı, brifinge katıldığı, emniyet tedbirlerinin eksiksiz olması

için yazılı ve sözlü talimatlar verdiği, takviye kuvvet talebinde bulunduğu,

diğer tedbirlerle ilgili olarak birçok talimat verdiği, ilgili planların

hazırlanmasını sağladığı,2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun

Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 17. Maddesi gereğince, Başkanlığında İlçe

Jandarma Komutanı ve İlçe Emniyet Müdüründen oluşan Asayiş Harekat Merkezi

oluşturduğu, miting sırasında provokasyon, slogan atma, pankart asma gibi

olayların olabileceği değerlendirilerek, harekat emri hazırlanmasını sağladığı,

miting alanının güvenliğine münhasır olmak üzere, çıkması muhtemel olayların

önlenmesi ve toplantının sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi amacıyla tüm genel

güvenlik, trafik ve emniyet tedbirlerinin genel talimat olarak hazırlanmasını

sağladığı ve miting alanının hazırlanması ve güvenliği için bir çok yazılı

talimat verdiği ve yerinde incelemede bulunduğu,

Ayrıca, Hopa Kaymakamı tarafından güvenlik

tedbirleri ile ilgili olarak alınan tedbirler dışında, Başbakanlık Koruma

Dairesi Başkanlığı yetkilileri ile irtibat sağlanmak suretiyle tam teşekküllü

sağlık ekip ve ekipmanlarının hazırlanmasından, yapılacak ikramın

denetlenmesine, yangın ve elektrik kesintisi ihtimaline kadar birçok tedbir

için ilgili kurumlarla yazışmalar yapıldığı,

Güvenlik güçlerinin olayda olayda

aşırı kuvvet kullandıkları iddiasının gerçekçi olmadığı, eylemcilerin

saldırısına maruz kalmış kolluk kuvvetlerinin ilk etapta kendilerini korumak

için daha sonra ise taş ve buldukları diğer malzemelerle kendilerine saldıran

grupları dağıtmak maksadıyla önce tazyikli su, arkasından da biber gazı ile müdahale

ettikleri ifadeler ve dosyasındaki görüntü çözümlerinden anlaşıldığı, olaylar

sırasında 10 civarında polis memurunun yaralanarak hastaneye kaldırılması ve

göstericilerden hiçbirinin gözaltına alınmamasının bu durumu doğruladığı, olay

sırasında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve sonrasında vefat eden Metin Lokumcu'nun ölümü ile ilgili olarak düzenlenen adli tıp

raporlarında da kalp ve damar rahatsızlığı olduğunun belirtildiği de dikkate

alınarak kendisini ve yakınlarını daha önceden tanıdığı için bizzat korumaya ve

alandan uzaklaştırmaya çalışan İlçe Kaymakamı Abdullah Akdaş'ın

Metin Lokumcu'nun ölümüne sebep olduğu iddiasının

yersiz olduğu,

İlçe Cumhuriyet Meydanında basın açıklaması

yapmak iddiasıyla toplanan ve daha sonra pankart açarak, sloganlar atarak,

güvenlik güçlerine saldırı hazırlığı yaparak yasa dışı gösteri haline dönüşen

eyleme 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 24. maddesi

gereğince, usulüne uygun olarak İlçe Kaymakamı tarafından verilen talimat

doğrultusunda güvenlik güçleri tarafından müdahale edildiği anşlaşıldığından,

Hopa Kaymakamı Abdullah Akdaş

hakkında, 4483 sayılı memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkında Kanun'un 6.

Maddesi gereğince Ön İncelemeci görüşü doğrultusunda soruşturma izni

verilmemesine,

..."

24. Bu karara karşı

yapılan itiraz, Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 4/7/2013 tarihli ve 2013/93

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

25. Hopa Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından Hopa Kaymakamı hakkında soruşturma izni verilmemesi

nedeniyle -on beş gün içinde Rize Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına itiraz yolu

açık olmak üzere- 12/6/2013 tarihli ve 2011/886 Soruşturma sayılı kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karara karşı yapılan itiraz, Rize Ağır

Ceza Mahkemesinin 13/8/2013 tarihli ve 2013/1009 Değişik İş sayılı kararıyla

kesin olarak reddedilmiştir.

26. Bu karar başvurucuya

12/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup anılan karara karşı süresi içinde

11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

27. Hopa Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 11/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan yazıda

M.L.nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin olarak

kolluk görevlileri ve amirleri hakkında başlatılan (2013/24 Soruşturma sayılı)

soruşturmanın devam ettiği bilgisi verilmiştir.

28. Başvurucu tarafından

9/12/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine gönderilen dilekçede de aynı şekilde

Artvin İl Emniyet Müdürü, Hopa İlçe Emniyet Müdürü ve olay günü Hopa'da görevli

kolluk görevlileri hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan

soruşturmanın derdest olduğu bildirilmiştir.

B. İlgili Hukuk

29. 4483 sayılı Kanun'un "Olayın

yetkili mercie iletilmesi, işleme konulmayacak ihbar ve şikâyetler"

kenar başlıklı 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Cumhuriyet

başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren

suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet

aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması

gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem

yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu

görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama

göndererek soruşturma izni isterler."

30. 4483 sayılı Kanun'un

"Ön inceleme yapanların yetkisi ve rapor" kenar başlıklı

6. maddesi şöyledir:

"Ön inceleme ile

görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini

görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında

inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak

suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp,

görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie

sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler

raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.

Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni

verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi

zorunludur."

31. 4483 sayılı Kanun'un "İtiraz"

kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"Yetkili merci,

soruşturma izni vrilmesine veya verilmemesine ilişkin

kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer

kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.

Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara

karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma

izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya

şikayetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi,yetkili

merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.

İtiraza, 3 üncü

maddenin (e), (f), g (Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde

sayılanlar için Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı

çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar.

İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay

içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir."

32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar"

kenar başlıklı 172. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma

evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi

alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı,

süresi ve mercii gösterilir.

(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu

davası açılamaz.

(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.)

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan

verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit

edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi

hâlinde yeniden soruşturma açılır."

33. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet

savcısının kararına itiraz" kenar başlıklı 173. maddesi

şöyledir:

"(1) Suçtan zarar gören,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten

itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet

savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu

yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının

açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)Sulh ceza

hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise

bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte

bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi

gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı

Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve

şüpheliye bildirir.

(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde

bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.(2)

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının

açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü

uygulanmaz.

(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet

savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden

verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğininbu

hususta karar vermesine bağlıdır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, Hopa'da gerçekleşen bir gösteri sırasında kolluk

görevlilerinin gaz kullanımı sonucu babasının hayatını kaybettiği olayda kolluk

görevlilerine müdahale talimatını veren Hopa Kaymakamı'nın ceza soruşturması

dışında bırakılması nedeniyle Anayasa'nın 2., 5., 17., 36., 40. ve 90.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. .

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Her ne kadar başvurucu tarafından

Anayasa'nın2., 5., 17., 36., 40. ve 90. maddelerinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de anılan şikâyetlerin özünün

kolluk görevlilerinin güç kullanımı sonucu meydana gelen ölüm olayında müdahale

talimatını veren mülki amir hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun

iddiaları Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan

yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

37. Başvuru formunda ve sonradan sunulan belgelerde olaya

ilişkin olarak Hopa Kaymakamı hakkında yürütülen soruşturmanın sonuçlandığı,

kolluk görevlileri ve amirleri hakkında başlatılan soruşturmaların ise devam

ettiği belirtilmiştir (bkz. §§ 27, 28).

38. Başvuru formunun 6. sayfasında "... şikâyet ettiğimiz dönemin Hopa Kaymakamı yönünden

başvuru yolları tükenmiştir."; formun 11. sayfasında ise "Nitekim bu başvurumuzun konusunu oluşturan Hopa

Kaymakamı da; hem soruşturma izni verilmemesi kararı

ile hem de kamu adına incelemeye yer olmadığına dair karar ile ceza

yargılamasının dışında bırakılmıştır." şeklinde açıklamalara

yer verilmiştir.

39. Yukarıda yer verilen açıklamalardan başvurunun konusunu,

Hopa Kaymakamı hakkında yürütülen işlemlerin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

nedenle başvuru, toplumsal olaylara müdahale talimatını veren mülki amir

hakkında yürütülen soruşturma işlemleri ile sınırlı olarak incelenmiştir.

40. Bakanlık görüşünde; Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın mevzuata göre kesin olmasına rağmen

başvurucu tarafından itiraz yoluna gidildiği, bireysel başvuru süresinin kesin

olan savcılık kararı tarihinden itibaren başlaması gerektiği, dolayısıyla

başvurunun otuz günlük süre içinde yapılmadığı belirtilmiştir.

41. Yapılan incelemede Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın Rize Ağır Ceza Mahkemesine

itiraz yolu açık olmak üzere alındığı, bu hususun kararda açıkça belirtildiği,

başvurucunun da anılan karara uygun olarak yaptığı itirazın Mahkeme tarafından

reddedilmesi üzerine bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla

başvurucunun yargısal makamların kararlarında belirttiği süre ve kurallara

uygun şekilde hareket ederek başvuru yollarını tükettikten sonra süresi içinde

bireysel başvuruda bulunduğu, başvuruda süre aşımı olmadığı anlaşılmıştır (bkz.

§ 25).

42. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,

dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 50).

43. Yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülük kapsamında, kamusal

bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde

hiçbir bireyin hayatına son vermeme ödevi bulunmaktadır. Pozitif yükümlülükler

kapsamında ise devletin, yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını,

kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi vardır. Devlet öncelikle yaşam

hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı caydırıcı ve koruyucu yasal

düzenlemeler yapmalı ve idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin

yaşamını her türlü tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).

44. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydana

gelen veya diğer bireylerin filleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyle

ilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

54).

45. Yaşam hakkına ilişkin usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.

Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17.

maddesi gereğince devletin, sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır.

46. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015, 4/11/2015, §

132).

47. Faili açıkça belli olmayan ve şüpheli bir şekilde

gerçekleşen ölümlere ilişkin soruşturmaların olayın tam olarak nasıl

gerçekleştiğini ortaya koyacak şekilde yürütülmesi yerine sadece belirli bir

kişinin olayla ilgisi olup olmadığıyla sınırlı yürütülmesi, usul yükümlülüğü

bakımından yeterli değildir. Meydana gelen ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya

konulmasına, sorumluların belirlenmesine ve gerekiyorsa cezalandırılmalarına

imkân tanıyan etkili bir soruşturmanın yürütülmesi gerekir.

48. Başvuru konusu olayda müdahale talimatını veren mülki amir

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, müdahaleyi gerçekleştiren

kolluk görevlileri hakkında yürütülen soruşturma ise henüz sonuçlanmamıştır. (bkz. §§ 28, 29).

49. Başvuru kapsamında mülki amirin kolluk görevlilerine ölümcül

güç kullanmaları yönünde bir talimat verdiğine dair bir iddia bulunmamaktadır.

Aksine mülki amirin kolluk görevlilerine kalabalılığın

dağıtılması yönünde genel bir talimat verdiği belirtilmektedir. Aynı olaya

ilişkin kalabalığı dağıtmakla görevlendirilen ve bu amaçla gaz kullanan kolluk

görevlileri hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma ise

henüz sonuçlanmadığı gibi bireysel başvuruya da konu edilmemiştir. Dolayısıyla

somut olayın koşulları altında mülki amirin eyleminin kolluk görevlilerine

yönelik yürütülen soruşturmayla birlikte değerlendirilmesini gerektirir bir

durum bulunmamaktadır.

50. Anayasa'nın 148. maddesinin (4) numaralı fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

51. Dosya kapsamındaki bilgilerden, mülki amir tarafından

Başbakan'ın ziyareti öncesinde güvenlik tedbirlerinin alınması ve kolluk

birimleri arasında koordinasyonun sağlanması adına bazı planlamalar yapıldığı

görülmektedir. Nitekim başvurucu tarafından da bu hususa dikkat çekilmiş ve

mülki amirin talimatı üzerine kolluk görevlilerinin kalabalığı dağıtmak üzere

gazlı müdahalede bulunduğu belirtilmiştir.

52. Başvurucu tarafından, babasına yönelik gerçekleşen

müdahaleye ilişkin şikâyetçi olduğu mülki amirin somut olayda kişisel olarak

sorumlu tutulmasını gerektirecek eylemin ne olduğu açık olarak ortaya

konulmamıştır. Kaldı ki başvurucunun, müdahaleyi fiilen gerçekleştiren kolluk

görevlilerinin bir kısmı ya da tamamı hakkında soruşturma açılmadığına veya

açılan soruşturmanın etkili yürütülmediğine dair Anayasa Mahkemesine yapmış

olduğu bir başvurusu veya mevcut başvurusu kapsamında bu yönde bir iddiası da

bulunmamaktadır. Dolayısıyla toplumsal olaylara genel nitelikte müdahale

talimatı veren mülki amir hakkında yürütülen soruşturma neticesinde kamu davası

açılmamış olması nedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği

sonucuna bu aşamada ulaşabilmek mümkün değildir.

53. Açıklanan nedenlerle somut olayda mülki amir hakkında kamu

davası açılmamış olması nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddia bakımından açık ve görünür bir ihlal bulunmadığından

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Mahmut Serhat MAHMUTOĞLU Başvurucu : Ulaş LOKUMCU Vekili : Av. Oya Meriç EYÜBOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7753, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7753
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Ramazan Şaş Başvurusu (B. No: 2014/16928)
  • Göktuğ Tolga Demiralp Başvurusu (B. No: 2014/20219)
  • Eyüp Karul Başvurusu (B. No: 2014/2321)
  • Yasemin Akgül Başvurusu (B. No: 2014/2630)
  • Sinanlar Hafriyat İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/1993)
  • Necmi Karakuş Başvurusu (B. No: 2014/3240)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.