İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erman Ergin Başvurusu (B. No: 2014/2680)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

Başvuru No2014/2680Tarih27 Ekim 2016Okuma11 dk · 2.226 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Erman Ergin Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/2680
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.226 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğun devamı kararına yapılan

itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle

Anayasa'nın 19. Maddesindeki hakların ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/2/2014 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 4/10/2011 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış,

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi

Hakimliğince 7/10/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

7. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

19/3/2012 tarihli ve E.2012/159 sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne

üye olma, terör örgütünün propagandasını yapma, 6/10/1983 tarihli ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet, terör örgütüne

bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

8. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi E.2012/48 sayılı dosya

kapsamında 10/4/2012 tarihinde yaptığı tensiple yargılamaya başlamış ve

başvurucu ile diğer tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesi

altında bulunmaları ve üzerilerine atılı suçun

katalog suçlardan olması sebebiyle tutukluluk hâllerinin devamına karar

vermiştir.

9. Mahkeme 20/12/2013 tarihli celsede başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

10. Başvurucu vekilinin 27/12/2013 tarihli dilekçe ile duruşmada

verilen tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmesi üzerine itirazı

inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının mütalaasını

aldıktan sonra vermiş olduğu 14/1/2014 tarihli ve 2014/10 Değişik İş sayılı

kararında "Sanıkların üzerine atılı

suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, iddianamede gösterilen sevk

maddelerinin alt ve üst sınırı, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma

şüpheleri devam ettiğinden, delilleri karartma ihtimali bulunduğundan bu

nedenlerle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından,

tutuklama sebeplerinin kalkmadığından ve tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin

sanıklar açısından yetersiz kalacağı göz önüne alınarak İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesinin kararın yerinde olduğu ..." gerekçesiyle itirazın

reddine karar vermiştir.

11. Ret kararı başvurucuya 30/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve

başvurucu süresi içerisinde 26/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 11/3/2014 tarihli ve

E.2012/48, K.2014/86 sayılı kararıyla 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına dair Kanun'un 1. maddesi uyarınca görevsizlik kararı vermiştir.

13. Görevsizlik kararı üzerine dava İstanbul 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2014/134 sayılı esasına kaydedilmiş olup yargılama devam

etmektedir.

14. Başvurucu 26/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma, hususlarındakuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı

Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

16. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,

bölge adliye

mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya

üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen

de verilebilir. "

17.5271 sayılı Kanun’un 105. maddesi şöyledir:

"(1) 103 ve 104 üncü

maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli,

sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün

içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet

savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü

alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

18. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:

" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.)

101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından

görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine

bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde

görüşünü bildirebilir."

19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinde 7/10/2011

tarihinden beri tutuklu olarak yargılandığını, 20/12/2013 tarihli duruşmada

tutukluluk hâlinin devamına karar verildiğini, bu karara yaptıkları itirazı

inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin savcılık makamından mütalaa

aldığını, silahların eşitliği ilkesi gereği mütalaanın kendisine tebliğ

edilmesi gerekirken tebliğ edilmediğini,yargılamayı

yapan ve itiraz üzerine karar veren mahkemelerin tutukluluk hâlinin devamına

karar verirken şablon gerekçelere yer verdiğini, bu yönüyle tutukluluğun makul

süreyi geçtiğini belirterek, Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan özgürlük ve

güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyi aşması

ve tutukluluğun devamı kararınaitiraz incelemesinde

savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniylekişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle

başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve sekizinci

fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

24.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır."

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

26. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde

ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

27. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

28. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve

manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabileceği belirtilmektedir.

29. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlarda

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

başvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetine

karar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (bkz. Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,

29/9/2016, §§ 33-45).

30. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/3/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun, tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Nitekim

Anayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın

esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak

dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyi

ve/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu

lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun bireysel başvuruya konu

ettiği iddialarına ilişkin olarak, yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b.İtiraz İncelemesinde Cumhuriyet Savcısının

Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

itiraz incelemesinde Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu 20/12/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararına

karşı yaptığı itirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan Savcılık

görüşünün kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmüştür.

34.Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına

ulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısının

görüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucuya

söz konusu görüşün bildirilmesi hâlinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi

şekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber,

tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevap

verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.No:2012/1158, 21/11/2013,

§77).

35. Somut olayda başvurucu İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin

20/12/2013 tarihinde verilen tutukluluk hâlinin devamına dair kararına

27/12/2013 tarihinde itiraz etmiştir. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi,

Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşünü almış ancak bu görüş başvurucuya

bildirilmemiştir. Başvurucunun Cumhuriyet Savcısının görüşüne cevap verme

imkânı olmamıştır. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk hâlinin

devamına dair kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesince

14/1/2014 tarihinde Cumhuriyet Savcısı görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.

36.Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcılığından

alınan görüşün başvurucuya bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

37. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

38. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

39. Başvuruda tutukluluğa itiraz incelemesinde mahkemece alınan

savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

40.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

41. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TLyargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İtiraz merciince alınan savcılık görüşünün bildirilmediğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. İtiraz merciince alınan savcılık görüşünün bildirilmediği

iddiasına ilişkin olarak Anayasanın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Erman ERGİN

Vekili

:

Av. Okan

YILDIZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2680, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. İtiraz merciince alınan savcılık görüşünün bildirilmediği
  12. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Kaya
  18. Yıldız
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2680
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Ulaş Lokumcu Başvurusu (B. No: 2013/7753)
  • Ramazan Şaş Başvurusu (B. No: 2014/16928)
  • Göktuğ Tolga Demiralp Başvurusu (B. No: 2014/20219)
  • Eyüp Karul Başvurusu (B. No: 2014/2321)
  • Yasemin Akgül Başvurusu (B. No: 2014/2630)
  • Sinanlar Hafriyat İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/1993)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.