İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Demet Kilit Başvurusu (B. No: 2014/16962)

1. Başvuru; işe iade davasının kabulüne ilişkin ilk derece

Başvuru No2014/16962Tarih27 Ekim 2016Okuma11 dk · 2.183 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Demet Kilit Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/16962
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.183 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; işe iade davasının kabulüne ilişkin ilk derece

mahkemesi kararının, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda Yargıtayca bozularak davanın reddine karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/10/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/11/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünde sahne

uygulatıcısı kadrosunda işçi statüsünde çalışmakta iken yürütülen bir

soruşturma neticesinde düzenlenen müfettiş raporu ve Bakan onayı gereğince

27/8/2010 tarihinde iş akdi feshedilerek işten çıkarılmıştır.

6. Söz konusu müfettiş raporunda, başvurucuyla aynı kurumda

görevli M.Y. tarafından sanatçı U.O.G.ye fazladan puantaj yapılması suretiyle

ödenen paranın, U.O.G.yi yanıltmak suretiyle M.Y.nin hesabına yatırılmasında başvurucunun aracılık

ettiğinin tespit edildiği belirtilerek başvurucuya bir daha görev

verilmemesinin yerinde olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.

7. Başvurucu, işten çıkarılma işleminin iptali için idari

yargıda dava açmış ancak işçi statüsünde çalışması nedeniyle uyuşmazlığın çözüm

yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine

Ankara 17. İş Mahkemesinde (Mahkeme) 1/2/2013 tarihinde işe iade davası

açmıştır.

8. Mahkeme, 24/12/2013 tarihli ve E.2013/104, K.2013/754 sayılı

kararı ile başvurucunun iş akdinin feshine gerekçe gösterilen olayda haksız

kazanç temin ettiği iddia olunan dava dışı M.Y.nin bu

eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, feshin

haklı ya da geçerli nedene dayandığı hususunun davalı işveren tarafından

ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne; işverence yapılan feshin

geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“[D]osya içine

sunulan kayıtlar ve delil durumuna göre davacı hakkında dava dışı M.Y.

tarafından U.O.G.ye fazladan puantaj yapılması suretiyle ödenen paranın, U.O.G.yi yanıltmak suretiyle M.Y.nin

hesabına yatırılmak suretiyle davacının aracılık ettiğinden bir daha görev

verilmemesinin yerinde olacağının müfettiş soruşturmasında belirtildiği,

soruşturma kapsamına göre M.Y.ye davalı idarece verilen kınama cezasının idare

mahkemesince iptal edildiği, yine bu şahsın kurumu zarara uğrattığı iddiasıyla

açılan tazminat davasının Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesi 2012/43 sayılı

dosyasıyla reddedildiği, aynı konuda bu şahıs hakkında Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine açılan 2011/10777 sayılı soruşturma

dosyasının somut ve yeterli delil bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığı

şeklinde sonuçlandığı, bu haliyle davacının iş akdinin feshine gerekçe gösterilen

eylemi gerçekleştirdiği iddia olunan dava dışı M.Y. hakkında eylemin varlığına

ilişkin herhangi bir yargı karar oluşturulmadığı, ıspat

yükü üzerinde olan davalı tarafça feshin haklı ya da geçerli nedenle yapıldığı

hususunun ıspatlanamadığı, haklı-geçerli neden

ayırımının işçinin davranışları nedeniyle yapılan fesih işleminde önem

taşıdığı, işverence haklı nedenle sözleşmenin feshettiği ileri sürülüp,

gösterilen nedenin haklı neden olmadığının ortaya çıkması halinde feshin haksız

olduğunun kabulü gerektiği, fesih bildiriminde gösterilen sebebin haklı fesih

ağırlığında olmamakla beraber geçerli sebep sayılabilecek olması halinde ise

işverenin İş Kanunu 25/son maddesine göre yasanın iş güvencesine ilişkin

hükümlerine göre haksız feshin sonuçlarından işçiye karşı sorumlu olacağı

görülmüştür.

Yargılama ve dosya kapsamına göre; özetlenen

nedenlerle, iş akdinin feshine gerekçe gösterilen hususların davalı tarafça

ispatlanmadığı, iş akdinin fesh[in]e gerekçe

gösterilen 4857 sayılı yasa[nın] 25/II. maddesindeki hususların

gerçekleştiğinin ıspatlanmadığı, sonuç itibarıyla iş

akdinin feshinin haklı veya geçerli nedenleri bulunmadığı, işverence tek yanlı

işlemle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden feshedildiği kabul edilmekle,

işçinin kıdem durumu da gözetilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”

9. Davalı işverenin temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi,

16/4/2014 tarihli ve E.2014/6785, K.2014/8401 sayılı ilamı ile başvurucunun iş

akdinin feshi haklı sebebe dayanmasa da feshe gerekçe gösterilen sebeplerin

işçinin kişiliğinden kaynaklanan, işverenin işçisine duyduğu güven ilişkisini

zedeleyen ve işverenden katlanması beklenmeyecek nitelikte şüphe doğurduğu, bu

itibarla iş akdinin geçerli sebeple feshedildiğinin kabul edilmesi gerektiği

gerekçesiyle anılan kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine

kesin olarak karar vermiştir. Yargıtay ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Dosya içeriğine göre, davacının davalı işyerinde terzi olarak

çalıştığı, dava dışı M.Y. tarafından U.O.G.ye fazladan puantaj yapılması

suretiyle ödenen paranın, U.O.G.yi yanıltmak

suretiyle M.Y.nin hesabına yatırılmasında aracılık

ettiği gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilmiştir.

Somut olayda, fesih tarihinden önce dava dışı U.O.G. tarafından

davacının hesabına 550,00 TL para yatırıldığı, davacının da aynı miktarı ertesi

gün M.Y.nin hesabına yatırdığı sabittir. Davacı

davalı işyerinde yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadesinde U.O.G.ye

borç verdiğini ve U.O.G. tarafından kendi hesabına yatırılan paranın borcun karşılığı

olduğunu, M.Y.ye ise maddi durumu iyi olmadığı için para gönderdiğini, buna

karşın U.O.G.nin alınan ifadesinde davacıyı

tanımadığını, aralarında bir alacak ve borç ilişkinin bulunmadığını, dava dışı M.Y.nin ise davacıdan borç para aldığını beyan ettikleri

anlaşılmış olup tarafların beyanları çelişkili olduğundan şüphe feshi vardır.

Bu tür fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven

ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek

bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu

ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin

kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı

kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için

işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine

ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir.

Bu sebeplerle iş sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayanmasa da, feshin

geçerli sebebe dayandığı kabul edilmelidir. İşverence yapılan fesih geçerli

sebebe dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe

ile reddi hatalı olmuştur.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3.

fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması...

gerekmiştir.”

10. Başvurucu, Yargıtay ilamının 23/10/2014 tarihinde tebliğ

edildiğini beyan etmiş olup 27/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran

işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş

sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya

da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe

dayanmak zorundadır…”

12. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde iş mahkemesinde dava açabilir...”

13. 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren,

aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim

süresini beklemeksizin feshedebilir:

...

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan

haller ve benzerleri:

a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu

sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar

kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek,

yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni

yanıltması.

b) İşçinin, işveren yahut bunların aile

üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi

veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı

asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.

c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel

tacizde bulunması.

d) İşçinin işverene yahut onun ailesi

üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması , işyerine sarhoş

yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri

kullanması.

e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye

kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi

doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.

f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla

hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.

g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya

haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki

defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü

işine devam etmemesi.

h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri

kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.

ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması

yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı

olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve

maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba

uğratması.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, kendisiyle aynı kurumda çalışan M.Y.nin hesabına haksız para aktarılmasına aracılık ettiği

gerekçesiyle iş akdinin haksız ve hukuka aykırı şekilde feshedildiğini, iddia

edilen olgunun gerçek olmadığını, fesih işlemine dayanak teşkil eden müfettiş

raporunun taraflı olduğunu, bu rapor dışında feshi haklı kılacak delil veya

belge bulunmadığını, iş akdinin sonlandırılmasına gerekçe olan olayda haksız

kazanç temin ettiği iddia edilen M.Y.ye verilen disiplin cezasının yargı

kararıyla iptal edildiğini, bu kişi hakkında kamu kurumunu zarara uğrattığı

iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedildiğini, aynı suçlamayla yapılan

ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, bu durumda

fesih işleminin dayanaksız olması nedeniyle işe iadesine karar verilmesi

gerekirken Yargıtay 22. Hukuk Dairesince hatalı değerlendirme sonucunda feshin

geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 49.

maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin

tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

17. Başvurucu, adil yargılanma hakkının yanı sıra çalışma

hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyetinin özü,

iş akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla açtığı işe iade davasında hatalı

değerlendirme sonucu adil olmayan bir karar verilmesine ilişkindir. Bu nedenle

başvurucunun iddialarının bu çerçevede incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

18. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

21. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi, bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece

mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Somut olayda başvurucu, Devlet Tiyatroları Genel

Müdürlüğünde sahne uygulatıcısı kadrosunda işçi statüsünde çalışmakta iken aynı

kurumda görevli M.Y. tarafından sanatçı U.O.G.ye fazladan puantaj yapılması

suretiyle ödenen paranın U.O.G.yi yanıltmak suretiyle

M.Y.nin hesabına aktarılmasına aracılık ettiği

gerekçesiyle iş akdi feshedilerek işten çıkarılmıştır. Başvurucu, feshe gerekçe

gösterilen olguların gerçeği yansıtmadığını ve yapılan feshin haksız olduğunu

ileri sürerek işe iade davası açmıştır.

23. Mahkeme, başvurucunun iş akdinin feshine gerekçe gösterilen

olayda haksız kazanç temin ettiği iddia olunan dava dışı M.Y.nin

bu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir yargı kararı bulunmadığı,

feshin haklı ya da geçerli nedene dayandığı hususunun davalı işveren tarafından

ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne; işverence yapılan feshin

geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir (bkz.§ 8).

24. Söz konusu kararın temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi, başvurucunun iş akdinin feshi haklı sebebe dayanmasa da feshe gerekçe

gösterilen sebeplerin işçinin kişiliğinden kaynaklanan, işverenin işçisine

duyduğu güven ilişkisini zedeleyen ve işverenden katlanması beklenmeyecek

nitelikte şüphe doğurduğu, bu itibarla iş akdinin geçerli sebeple feshedildiği

gerekçesiyle anılan kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine

kesin olarak karar vermiştir.

25. Başvurucu, iş akdinin sonlandırılmasına gerekçe olan olayda

haksız kazanç temin ettiği iddia edilen M.Y.ye verilen disiplin cezasının yargı

kararıyla iptal edildiğini, bu kişi hakkında kamu kurumunu zarara uğrattığı

iddiasıyla açılan tazminat davasının reddedildiğini, aynı suçlamayla yapılan

ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, bu nedenle

kendisi hakkındaki fesih işleminin dayanaksız kaldığını, Yargıtay 22. Hukuk

Dairesince bu husus gözardı edilerek adil olmayan bir

karar verildiğini ileri sürmüştür.

26. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin başvuruya konu kararı

incelendiğinde başvurucunun iş akdinin geçerli sebeple feshedildiği sonucuna

ulaşılırken M.Y.nin haksız kazanç temin etmesine

başvurucunun yardım ettiğinin sabit olduğuna yönelik bir değerlendirme

yapılmadığı, olay hakkında başvurucunun ve diğer ilgililerin soruşturma

kapsamında alınan ifadeleri arasında çelişki bulunması nedeniyle bu durumun

işveren ile başvurucu arasındaki güven ilişkisini zedeleyen bir şüphe

doğurduğu, işverenden katlanması beklenemeyecek ciddi, önemli ve somut olayın

haklı kıldığı bu şüphenin güven esasına dayanan iş için başvurucunun

uygunluğunu ortadan kaldırdığı değerlendirmesine dayanıldığı anlaşılmıştır

(bkz. § 9).

27. Dolayısıyla soruşturma konusu olayda başvurucunun dahli

olduğu gerekçesine dayanılmadığından M.Y.nin idari,

hukuki ve cezai yönden sorumluluğuna ilişkin herhangi bir karar verilmemiş

olmasının sonuca etkili görülmemesinde herhangi bir keyfîlik

tespit edilmemiştir.

28. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

29. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kararında bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da olmadığı anlaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde olan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Demet KİLİT

Vekili

:

Av. Süleyman

SALLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16962, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. M. Emin KUZ
  18. Sallı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/16962
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Murat Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2257)
  • Erman Ergin Başvurusu (B. No: 2014/2680)
  • Ulaş Lokumcu Başvurusu (B. No: 2013/7753)
  • Ramazan Şaş Başvurusu (B. No: 2014/16928)
  • Göktuğ Tolga Demiralp Başvurusu (B. No: 2014/20219)
  • Eyüp Karul Başvurusu (B. No: 2014/2321)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.