İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdüllatif Çetin Başvurusu (B. No: 2013/4470)

1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Azadiya Welat gazetesinin (gazete) bazı

Başvuru No2013/4470Tarih5 Kasım 2015Okuma14 dk · 2.764 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdüllatif Çetin Başvurusu

Karar tarihi
5 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/4470
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.764 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumu tarafından Azadiya Welat gazetesinin (gazete) bazı

sayfalarının çıkartılarak hükümlü olan başvurucunun gazeteye erişiminin engellenmesi

nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/5/2013 tarihinde Nazilli 2. Asliye Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/5/2015 tarihinde, başvurunun

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 25/5/2015 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda 21/7/2015 tarihinde

görüşlerini Anayasa Mahkemesine bildirmiştir.

6. Bakanlık görüşü 5/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 21/8/2015 tarihinde karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihinde Nazilli E Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

9. Diyarbakır Gümrük Müdürlüğü, yurt dışından gelen

kolilerin kontrolü esnasında on yedi adet yayının yasak olabileceğini

değerlendirerek bunları Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, on yedi kitaptan on

dört tanesi hakkında toplatma ve yasaklama kararı bulunduğunu tespit ederek

hakkında karar bulunmayan üç kitabın 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesi ile görevli Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine

karar vermiştir.

11. Cumhuriyet Savcılığının (TMK 10. madde ile görevli), “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel

Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak-Beşinci kitap)” (kitap) ve “İlk Konuşmalar (Belgeler zafer kazanan tarzın özdilidir)” isimli PKK terör örgütü lideri olan

Abdullah Öcalan tarafından yazılan iki ayrı kitaba ilişkin yaptığı inceleme

sonucunda kitaplarda sürekli KCK/PKK terör örgütünün propagandasının yapıldığı,

terör örgütünden ve terör örgütü mensuplarının yaptığı eylemlerden övgüyle

bahsedildiği, KCK/PKK terör örgütünün bundan sonra izleyeceği yolun nasıl

olması gerektiğinin belirtildiği ve bu bağlamda kitapların 3713 sayılı Kanun’un

7. maddesine ve 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 25. maddesine

muhalefet ettiği değerlendirilerek her iki kitaba el konulmasına ve

toplatılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

12. Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliği (TMK 10. madde ile görevli),

Cumhuriyet Savcılığının yaptığı değerlendirmeyle aynı yönde gerekçelerle

4/10/2012 tarihli ve 2012/102 Değişik İş sayılı kararı ile anılan kitaplara el

konulmasına ve bu kitapların toplatılmasına karar vermiştir.

13. Hâkimliğin anılan kararından sonra evrak Cumhuriyet

Savcılığına gönderilmiş ve 2012/3121 S. sayılı soruşturma başlatılmıştır.

14. Cumhuriyet Savcılığı, soruşturma sonucunda 29/11/2012

tarihli kararı ile kitapların yurtdışından geldiği ve kitapları basanın tespit

edilemediği, kitapların gönderildiği kişinin olaydan haberdar olmadığına dair

savunmasının aksine bir delil bulunmadığı gerekçesiyle olayla ilgili kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı,

karar ile birlikte Diyarbakır 2 No.lu Hâkimliğinden (TMK 10. madde ile görevli)

kitapların müsaderesini talep etmiştir.

15. Hâkimlik, 30/11/2012 tarihli ve 2012/290 Değişik İş

sayılı kararı ile kitapların müsaderesine karar vermiştir. Kitaplar 11/3/2014

tarihinde yakılarak imha edilmiştir.

16. Anılan kitaplardan “Kürdistan

Devrim Manifestosu, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunma)” isimli kitabın, İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin

21/9/2012 tarihli ve 2012/156 sayılı kararı ile toplatılmasına ve bu kitaplara

el konulmasına ilişkin kararına karşı yapılan bireysel başvuru konusunda

Anayasa Mahkemesi, Abdullah Öcalan ([GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014)

kararında Anayasa’nın 26. maddesinde tanımlanan ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine karar vermiştir. Bunun üzerine Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hâkimliği,

2/9/2014 tarihli ve 2014/467 Değişik İş sayılı kararı ile Diyarbakır 3 No.lu

Hâkimliğinin 4/10/2012 tarihli toplatma ve el koyma kararının kaldırılmasına

karar vermiştir.

17. Başvurucuya gelen Azadiya Welat gazetesinin 5 Nisan 2013

tarihli nüshasında, Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin 4/10/2012 tarihli kararı

ile el konulmasına ve toplatılmasına karar verilen kitabın bazı bölümleri

yayımlanmıştır.

18. Nazilli E Tipi Kapalı- Açık Ceza İnfaz Kurumu Eğitim

Kurulu (Eğitim Kurulu) 5/4/2013 tarihli ve K.2013/18 sayılı kararında, anılan

kitabın bölümlerinin yayımlandığı gazetenin ilgili sayfalarının başvurucuya

verilmesini uygun görmemiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... Eğitim Kurulumuza

iletilen 5 Nisan 2013 tarihli Azadiye Welat isimli gazete ile ilgili olarak yapılan incelemede ise;

gazetenin altıncı sayfasında: beşinci savunma Abdullah Öcalan'ın demokratik

devrim çözümü XXXI başlıklı tam sayfa yazısının olduğu belirlenmiştir.

Diyarbakır 3 Nolu

Hâkimliğinin, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel Soykırım

Kıskacında Kürtleri Savunmak) beşinci kitapla ilgili olarak 4/10/2012 tarih ve

2012/102 D. İş sayılı "El Konulmasına ve Toplatılmasına" kararı

bulunduğundan,

Söz konusu gazete sahibi hükümlünün dilekçe

ile talep etmesi halinde gazetenin 5. ve 6. sayfalarının çıkarılarak kendisine

verilmesine, herhangi bir talebi olmaması halinde gazetenin depoya

kaldırılmasına... "

19. Başvurucu, Eğitim Kurulunun kararına karşı Nazilli İnfaz

Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyeti inceleyen Hâkimlik 11/4/2013

tarihli ve K.2013/557 sayılı kararıyla başvurucunun şikâyetinin reddine karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Hükümlünün talebi

incelendiğinde Azadiye Welat

isimli gazetenin 6. sayfasında "Manifestoya Şorase"

başlıklı yazıda Abdullah Öcalan'ın demokratik toplum manifestosu adı altında

beş ciltten oluşan bir savunma hazırladığı, gazetenin her hafta beşinci ciltten

bir bölümünün köşe yazısı olarak yayınlanacağının belirtildiği, 5 Nisan 2013

tarihli gazetenin 6. sayfasında Abdullah Öcalan'ın demokratik devrim çözümü XXXI

başlıklı tam sayfa yazısının bulunduğunun tespit edildiği, Diyarbakır 3 No'lu hakimliğinin Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kürtsel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak) beşinci

kitapla ilgili olarak 04.10.2012/102 D. İş sayılı "El Konulması ve Toplatılması"

karar verildiğinden Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu

Başkanlığının 5/4/2013 tarih ve 2013/18 sayılı kararı ile Azadiye

Welat isimli gazetenin 5. ve 6. sayfalarının çıkartılarak

gazetenin hükümlüye verilmesine, hükümlünün herhangi bir talebinin olmaması

halinde gazetenin emanet eşya deposuna kaldırılmasına karar verildiğinin tespit

edildiği, Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığının

5/4/2013 tarihli, 2013/18 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğundan

dolayı hükümlünün talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak

gerekmiştir."

20. Başvurucu, Hâkimliğin ret kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, İnfaz

Hâkimliğinin kararının "... usul ve

yasaya uygun bulunduğu ..." gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine karar

vermiştir. Bu karar, başvurucuya 30/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 29/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

22. Anayasa Mahkemesinin 8/4/2015 tarihli ve B. No: 2013/3614

sayılı kararında belirtilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 5/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 29/5/2013 tarihli ve 2013/4470 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, gazetede mahkemece yasaklanmış bir kitaptan

alıntılar olmasına rağmen gazete hakkında mahkeme tarafından verilmiş herhangi

bir yasaklama kararı olmadığını ve mahkeme kararı olmaksızın Eğitim Kurulu

tarafından anılan gazeteye erişiminin engellenmesinin hukuka aykırı olduğunu

belirtmiş; söz konusu müdahale nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen

maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile Anayasa’nın 26. maddesinde

düzenlenen ifade özgürlüğünün, müdahalenin kendisine hükümlü sıfatından dolayı

uygulanması nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde

eşitlik hakkının ve müdahalenin usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin kararında

itiraz merciinin yeterli gerekçeye yer vermemesi nedeniyle Anayasa’nın 141.

maddesinde düzenlenen gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu, her ne kadar

gazetenin ilgili sayısında Abdullah Öcalan’ın kitabından bir bölümün

yayımlandığı sayfaların kendisine verilmesinin engellenmesinin Anayasa’nın 17.

maddesini ve yaptığı şikâyetler sonucu karar veren mahkemelerin gerekçelerinin

yetersiz olmasının Anayasa’nın 141. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmüşse de

anılan şikâyetlerin özü başvurucunun haber ve fikirlere ulaşmasının

engellenmesi nedeniyle Anayasa’nın 26. maddesinde tanımlanan ifade özgürlüğü

ile ilgilidir. Bu nedenle başvurucunun anılan iddiaları ifade özgürlüğü

bağlamında incelenmiştir.

26. Başvurucu, gazeteye erişiminin engellenmesinin hükümlü

sıfatından kaynaklandığını ve bu tutumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri

sürmüş ise de Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu tarafından hükümlüye gelen

yayının yasaklanması şeklindeki müdahalenin niteliği gereği yalnızca ceza infaz

kurumunda bulunanlar hakkında uygulanabileceği açıktır. Öte yandan eşitlik

ilkesi iddiaları yönünden başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka

kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın

bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet,

din, dil vb. ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması

gerekir. Somut olayda başvurucu benzer olaylar ile kendi durumunun aynı

olduğunu ortaya koyamadığı gibi kendisine nasıl bir ayırımcılık yapıldığına

ilişkin de hükümlülük statüsü dışında her hangi bir

beyanda bulunmamıştır. Hükümlülere, bu sıfatlarından dolayı uygulanan söz

konusu müdahalenin kamu düzeni ve suçların önlenmesi genel amacı temelinde

cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanması meşru amacını gerçekleştirmeye

yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik iddiaları ayrıca incelenmemiştir.

27. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma

özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar; “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve

“başka yollar” ifadesiyle her

türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

43).

28. İfade özgürlüğü, insanın serbestçe haber, bilgi ve

başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi; edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi

ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,

§ 40).

29. Haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir tereddüt

bulunmamaktadır. Bu bağlamda, Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin olarak daha

ayrıntılı düzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar altında

başvurunun, iletişim araçlarına ulaşım hakkının engellenmesi nedeniyle ifade

özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası yönünden, ifade özgürlüğüne ilişkin temel

düzenleme olan ve madde metninde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün haber

veya fikir almak özgürlüğünü de kapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa’nın

26. maddesi kapsamında incelenmesinin gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Bakanlık, Abdullah Öcalan’ın anılan kitabının

toplanmasına ve yasaklanmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun

Abdullah Öcalan kararı ile Anayasa’nın 26.

maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine Ceza İnfaz Kurumu

idaresinin gazetenin başvurucuya iadesine karar verdiğini belirtmiştir.

31. Bakanlık görüşünde belirtilen anılan ihlal kararından

sonra gazetenin çıkarılan sayfalarının başvurucuya iade edilmesinin mağduriyet

sıfatını ortadan kaldırıp kaldırmayacağının değerlendirilmesi gerekir. Mağdurluk

statüsü, bireysel başvurunun her aşamasında değerlendirilebilecek bir konudur.

Anayasa Mahkemesi, mağdurluk statüsünün devam edip etmediğini değerlendirirken

her somut olay açısından farklı durumlar ortaya çıkabileceğini gözeterek genel

olarak hakkın niteliğini, mağduriyetin kalktığına dair ileri sürülen

gerekçeleri, müdahalenin başvurucu üzerindeki etkisini ve mağduriyetin nasıl

giderildiğini incelemektedir.

32. Somut olayda başvurucunun, ihlal kararına kadar gazeteye

ulaşamadığı ve bu şekilde haber ve fikir alma özgürlüğüne müdahalede

bulunulduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu kapsamda başvurucunun

haber ve fikirlere ulaşmasının engellendiği 4/10/2012 tarihinden ihlal

kararının verildiği 25/6/2014 tarihine kadar uzun bir süre geçmiş ve

mağduriyetin giderilmesi için sadece gazetenin ilgili kısımlarının iadesi

yapılmış bunun dışında başka bir yol öngörülmemiştir. Dolayısıyla demokratik

çoğulculuğun sağlanabilmesi için korunması gerekli olan haber ve fikir alma

özgürlüğüne müdahalenin, anılan ihlal kararından

sonra sona erdirilmesinin tek başına başvurucunun mağduriyetini ortadan

kaldırdığı söylenemez.

33. Başvurunun incelenmesi neticesinde ifade özgürlüğüne

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı

anlaşıldığından, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün iki aşamasının bulunduğu:

bunlardan ilkinin kanaat oluşturma, bu kapsamda bilgi edinebilme, bilgilere

ulaşabilme, ikincisinin ise elde ettiği bilgiler dâhilinde kişide oluşan

kanaati her türlü araçla açıklayabilme özgürlüğü olduğu belirtilmiştir. Diğer

taraftan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bazı kararlarına atıfta

bulunarak cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanması çok önemli olduğundan

kuralların daha sıkı uygulanabileceğini ve cezaevlerinde yayınlara ulaşmaya

dair yapılacak bir kısıtlamanın bütün yayınları kapsayacak şekilde olmadığı

sürece Sözleşme'nin 10. maddesine uygun olacağını ifade etmiştir.

35. Başvurucu, başvurunun esası hakkındaki Bakanlık görüşüne

karşı, Bakanlığın atıfta bulunduğu AİHM kararlarının kendi iddialarını

desteklediğini ve Bakanlığın, yasaklanan gazetenin cezaevinin güvenliğini nasıl

tehlikeye soktuğunu belirtmediğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu

hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya

benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,

kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına

ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

37. Sözleşme’nin 10. maddesi şöyledir:

“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının

müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve

haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin

radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına

engel değildir.

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin

kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin,

toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması

ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve

haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı

erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı

formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”

38. Başvuru konusu olayda, dergide yayımlanan bazı yazıların

Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin 4/10/2012 tarihli ve 2012/102 Değişik İş sayılı

kararı ile el konulmasına toplatılmasına karar verilen Abdullah Öcalan’ın

kitabından alıntılar olması nedeniyle Eğitim Kurulu tarafından gazetenin anılan

bu kısmının ayrılarak başvurucuya verilmemesi söz konusudur.

39. Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin anılan toplatma kararına

konu olan kitap, İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin kararı ile farklı bir toplatma

ve el koyma kararına ve bu bağlamda Anayasa Mahkemesi nezdinde başka bir

bireysel başvuruya konu olmuştur. Anayasa Mahkemesi bu kararında kitaba ilişkin değerlendirme

yapmış ve İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin toplatma kararının Anayasa'nın 26.

maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar vermiştir (Abdullah Öcalan).

40. Anılan karar gözetilerek Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu,

Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin anılan toplatma kararına konu kitabın bazı

bölümlerinin yayımlandığı Azadiya Welat

gazetesinin ilgili sayfalarının hükümlüye verilmemesini Kamuran Reşit Bekir (B. No: 2013/3614,

8/4/2015) kararında ayrıca değerlendirmiştir. Başvuru konusu olayda Eğitim

Kurulu, Nazilli İnfaz Hâkimliği ve Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ortaya

koyduğu gerekçeler gözetildiğinde anılan kararda ortaya konulan ilkelerden ve

yapılan değerlendirmelerden somut olay açısından ayrılmayı gerektirecek bir yön

bulunmamaktadır.

41. Mahkemenin anılan kararlarda ortaya koyduğu ilkeler

temelinde Nazilli E Tipi Kapalı Açık Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu ve Nazilli

İnfaz Hâkimliğinin Azadiya Welat

gazetesinin, bazı sayfalarının yasaklanmış bir kitaba ait olması gerekçesiyle

başvurucuya verilmesinin engellenmesi kararı ile ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin Diyarbakır 3 No.lu Hâkimliğinin toplatma kararı ile bir bütün

olarak değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin, demokratik toplumda gerekli ve ölçülü olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle Nazilli İnfaz Hâkimliğinin ret

kararlarına konu gazetenin bazı sayfalarının çıkartılarak verilmemesi nedeniyle

başvurucunun Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü çerçevesinde

haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılması gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu ihlal nedeniyle 4.000 TL maddi ve 10.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili

olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin

maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların, uğradıklarını iddia

ettikleri maddi zarar ile tazminat talepleri arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerekir.

46. Başvurucunun haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün

kısıtlanması nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 1.300 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve

1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası

uyarınca kararın bir örneğinin bilgi için Bakanlığa gönderilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına

alınan haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 1.300 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca Bakanlığa gönderilmesine

5/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Abdüllatif ÇETİN Vekili : Av. Mazlum DİNÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4470, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurucunun, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4470
Tarih
5 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Kazım Yağız Başvurusu (B. No: 2013/3128)
  • Sercan Pehlivan Başvurusu (B. No: 2013/2561)
  • Alican Akbaba Başvurusu (B. No: 2013/5046)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/6208)
  • Cavid Aydın Başvurusu (B. No: 2013/4524)
  • Özden Kuşnurullahoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8443)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.