İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sercan Pehlivan Başvurusu (B. No: 2013/2561)

1. Başvuru, somut delil

Başvuru No2013/2561Tarih5 Kasım 2015Okuma15 dk · 3.071 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sercan Pehlivan Başvurusu

Karar tarihi
5 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/2561
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.071 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, somut delil

olmamasına rağmen gerekçesiz olarak tutuklama nedeniyle kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının; tutukluluğun devamının duruşmasız değerlendirilmesi,

iddianamede adresin yanlış gösterilmesi dolayısıyla aleyhine açılan kamu

davasından haberdar olmaması ve müdafiin iddianamede

gösterilmemesi nedenleriyle de adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/4/2013

tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 31/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 22/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine 22/1/2014 tarihinde sunulan görüş,

başvurucuya 31/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 17/2/2014 tarihinde cevabını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, “örgüt faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu ticareti yapma” suçundan 23/3/2012

tarihinde yakalanmış, 27/3/2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

ifadesi alınarak tutuklanma talebiyle Mahkemeye sevk edilmiştir.

8. Başvurucu, İstanbul 9. Ağır

Ceza Mahkemesinin 27/3/2012 tarihli ve 2010/30 Sorgu

sayılı kararıyla “mevcut delil durumu ve

dosya kapsamına göre” serbest bırakılmıştır.

9. Başvurucuyla birlikte yirmi

sanık hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29/6/2012

tarihli ve E.2012/452 sayılı iddianamesiyle “uyuşturucu

veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olma” suçlamasıyla İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/114

sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.

10. Savcılığın iddianamesinde

başvurucu adresi olarak başvurucu tarafından beyan edilen adres yerine nüfus

kaydında görülen adresin yer alması nedeniyle başvurucu hakkında düzenlenen

iddianame, başvurucunun beyan ettiği adres yerine nüfus kaydında görünen adrese

tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu hakkında

hazırlanan iddianame, dosyada vekâletnamesi olmadığı için sanık müdafiine bildirilmemiştir. Başvurucunun müdafiine duruşma günü bildirilmediğinden başvurucunun müdafii duruşmadan haberdar olamamıştır.

12. Başvurucu, adresinin

iddianamede yanlış gösterilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın birinci

oturumundan haberdar olamamıştır. 18/10/2012 tarihinde

yapılan birinci duruşmada adresinde bulunamaması üzerine başvurucu hakkında

26/9/2004 tarihli ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 98. maddesi gereğince yakalama emri düzenlenmesine karar

verilmiştir.

13. Başvurucu hakkında kamu

davası açıldığı, müdafii tarafından resen öğrenilmiş

ve askerlik görevini yapmakta olan başvurucuya bildirilmiştir. Bunun üzerine

başvurucu İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine müdafiiyle

birlikte müracaat etmiş ve 4/2/2013 tarihinde

Mahkemece sorgulanmıştır. İddia makamı tarafından başvurucunun tutuklanması

talep edilmiştir.

14. Başvurucu, askerlik görevini

yapmakta olduğunu, bu nedenle duruşmadan haberdar olmadığını, tutuklama kararı

verildiği takdirde askerlik hizmetinin yarıda kalacağını belirtmiş ancak iddia

makamının talebi üzerine “sanığın üzerine

atılı suçun vasfı, mevcut delil durumu, suç için kanunda öngörülen ceza

miktarı, suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların var

olduğu” gerekçesiyle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/2/2013 tarihli kararı ile başvurucunun tutuklanmasına

karar verilmiştir.

15. Başvurucu ile birlikte on

bir kişi hakkında, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2013

tarihli duruşmasında:

“…üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti,

sanıklarla ilgili yapılan yasal arama sonucu elde edilen delillerin içerikleri,

iletişim tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tüm

deliler birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların

somut olayda bulunması, sanıklar hakkında isnad

edilen suçların CMK' nın 100/3-a maddesinde yer alan

suçlardan olması, tutuklama nedenlerinin henüz ortadan kalkmamış olması, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile 6352 sayılı Yasa’nın 96 ve devamı

maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun 100. ve

devamı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların tutukluluk hallerine

ilişkin makul süreyi aşan bir durumun söz konusu olmaması, sanıkların serbest

kalmaları halinde kaçma şüphesinin, sanıkların üzerine atılı suçların

ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinin gerekeceği, yine sanıklar

hakkında isnad edilen suçların yasada öngörülen

hürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları "ölçülülük ilkesi"

bağlamında değerlendirildiğinde, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak

yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yasa ile değişik hükümler de dikkate alındığında

diğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağı

anlaşılmakla TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA”

karar verilmiştir.

16. Başvurucu; İstanbul 16. Ağır

Ceza Mahkemesinin5/2/2013 tarihli tutukluluk kararına itiraz etmiş, itiraz

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/2/2013 tarihli

ve 2013/23 Değişik İş sayılı kararıyla duruşma yapılmaksızın reddedilmiştir.

Ret kararı başvurucuya 12/3/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu hakkındaki dava

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/88 sayılı dosyasında devam

etmektedir.

18. Başvurucu 11/4/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 220. maddesinin 2. fıkrası ve 188.maddesinin 3 ila 5.fıkraları.

20. 5271 sayılı Kanun’un 100. ve

101. maddeleri şöyledir:

“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer

alan;

…

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde

188),

…”

Madde 101 – (1)

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen

mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere

yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

…”

21. 5271 sayılı Kanun’un 270.

maddesi şöyledir:

“İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi

için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme

ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da

emredebilir.”

22. 5271 sayılı Kanun’un 271.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz

hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde

Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 5/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun11/4/2013 tarihli ve 2013/2561 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, hakkında isnat

edilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklandığını ve bu

tutukluluğunun devamına karar verildiğini, tutuklama kararının gerekçesiz

olduğunu, adli kontrol hükümlerinden yararlandırılmadığını, tutukluluk

durumunun duruşmasız olarak değerlendirildiğini, iddianamede adresinin yanlış

gösterildiğini ve bu nedenle aleyhine açılan kamu davasından haberdar

olmadığını ve müdafiinin iddianamede gösterilmediğini

ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş;

tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Başvurucunun, hakkında isnat

edilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklanması ve

tutukluluğunun devamına karar verilmesi; tutuklama kararının gerekçesiz olması

ve adli kontrol tedbirinin uygulanmaması şikâyetlerinin Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız

değerlendirilmesi şikâyetinin Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası,

iddianamede adresinin yanlış gösterilmesi ve bu nedenle aleyhine açılan kamu

davasından haberdar olmadığı ve müdafiinin

iddianamede gösterilmemesi şikâyetlerinin ise Anayasanın 36. maddesi kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kuvvetli

Suç Şüphesi ve Tutuklama Nedeni Bulunmadığı Hâlde Gerekçesiz Olarak Tutuklama

Kararı Verildiği İddiaları

26. Başvurucu, hakkında isnat

edilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklandığını ve tutukluluğunun

devamına karar verildiğini, tutuklama kararının gerekçesiz olduğunu ve adli

kontrol hükümlerinden yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüş yazısında,

başvurucu hakkında verilen ilk tutuklama kararında suçun vasıf ve mahiyeti ile

suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunmasına vurgu yapıldığı ayrıca

adli kontrol hükümlerinin uygulanmayışına değinildiği, uyuşturucu madde

ticareti yapma ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan iddianame

ile kamu davası açıldığı, iddianamede başvurucu hakkındaki delillerin ayrıntılı

olarak açıklandığının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne katılmadığını belirtmiştir.

29. Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,

ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen

diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun

gösterir.”

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci

fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke

olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda

gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar,

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).

32. Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin; ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin

tutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmasına bağlıdır. Bu unsur, tutuklama tedbiri için olmazsa olmaz

niteliktedir. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve

bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır

(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46).

33. Buna bağlı olarak yakalama

veya tutuklama anındaki deliller, mutlaka kişinin suçla itham edilmesini

sağlayacak düzeyde olmayabilir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma

ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin

doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir

şekilde yürütmek ve ilerletmektir. Buna göre suç isnadına esas teşkil edecek

şüpheye dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarında

tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeyde

değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali

Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).

34. Tutuklamaya ve tutukluluğun

devamına ilişkin hususlar 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde

tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir.

Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemede

ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar belirtilmiştir.

35. Diğer yandan, Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin

kararlarındaki kanun hükümlerinin yorumlanmasına ya da maddi veya hukuki

hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk

konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz

şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlik

bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların

bireysel başvuruda incelenmesi gerekir. Aksinin kabulü bireysel başvurunun

getiriliş amacıyla bağdaşmaz (Ramazan Aras,

§ 49).

36. Somut olayda başvurucu,

hakkında açılan kamu davası kapsamında 4/2/2013

tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve suç işlemek için kurulan örgüte

üye olma suçlarından tutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçelerinde isnat

edilen suçlamaya ilişkin suçun vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç için

kanunda öngörülen ceza miktarı ve suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin

bulunması gösterilmiştir. Ayrıca 5/2/2013 tarihli

duruşmada tutuklama tedbiri yerine adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yeterli olmadığına vurgu yapılmıştır.

37. Dolayısıyla başvurucunun,

suçla ilgili inandırıcı nedenler bulunmadığı hâlde tutuklandığı iddiasının

yerinde olmadığı, gösterilen deliller ve tutuklama kararlarında yer alan

gerekçeler dikkate alındığında, tutuklamanın kuvvetli şüphe olgusunu

karşıladığı, böylece tutuklama nedenlerinin oluştuğu, isnat edilen suça ilişkin

somut olgular olmadan gerekçesiz olarak tutuklama kararı verildiğine yönelik

şikâyetinin dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

39. Başvurucu, iddianamede adresinin

yanlış gösterildiğini ve bu nedenle aleyhine açılan kamu davasından haberdar

olmadığını ve müdafiinin iddianamede gösterilmediğini

ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

42. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

43. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola

başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

44. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari

merciler ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §

16).

45. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp

takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§ 17).

46. Somut olayda başvurucu hakkındaki

yargılama İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülmeye devam etmektedir. Başvurucunun,

yargılama aşamasının başlangıcında müdafi yardımından yoksun bırakıldığı ve

iddianamede adresinin yanlış gösterilmesi nedeniyle yargılamadan geç haberdar

olması gibi hususları başvuru tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesi önünde,

karar verildikten sonra ise temyiz incelemesinde ileri sürebilme ve ileri

sürülmüş ise temyiz aşamasında inceletme imkânı bulunmaktadır. Oysa başvurucu

tarafından, kanun yolunda ileri sürülebilecek iddialar ve bu iddiaların

değerlendirileceği Yargıtay süreci beklenmeden yargılama sürecindeki usul

eksikliklerinin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

47. Açıklanan nedenlerle derece

mahkemeleri önünde usulüne uygun olarak açılmış ve devam eden başvuru yolları

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğa

İtirazın Duruşma Yapılmaksızın Değerlendirildiği İddiası

48. Başvurucu, tutukluluğa

itiraz incelemesinin duruşmasız olarak dosya üzerinden gerçekleştirildiğini,

çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ileri

sürmüştür.

49. Bakanlık görüş yazısında, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararları göz önüne alındığında tutukluluğun devamı konusundaki incelemenin,

sanığın makul aralıklarla dinlenilerek gerçekleştirilmesi gerektiğini ancak

tutukluluğa ilişkin her incelemede şüpheli ya da sanığın dinlenmesi

zorunluluğunun -bu türden incelemenin çok kısa sürede karara bağlanması

gerektiği de göz önüne alındığında- yargı sistemini işlemez hâle

getirebileceği, şüpheli veya sanığın makul aralıklarla dinlenilmesinin yeterli

olduğu, tutuklama karar tarihi ile itirazın sonuçlandığı tarih arasındaki

sürenin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

50. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne katılmadığını belirtmiştir.

51. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun,

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir.”

52. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama

veya tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden

yoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa

ilişkin koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir. Ayrıca tutukluluğun yasaya aykırı olup

olmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili olarak incelenmesini

talep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının yetkililer tarafından

hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altına

almaktadır(Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).

53. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

tutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her

itirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin

makul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözden

geçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahların

eşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).

54. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her

aşamasında herhangi bir süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı

Kanun’un 267. maddesine göre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında

verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilirler.

55. Somut olayda itiraz incelemesi sırasında duruşma

yapılmamıştır. Başvurucunun ve Cumhuriyet Savcısı’nın tutukluluk hâlinin hukuka

aykırı olup olmadığına ilişkin sözlü açıklama yapmak üzere Mahkemeye

çağrılmadığı ve dinlenmediği incelemede, silahların eşitliği ilkesinin ihlal

edildiğinden bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

§ 71).

56. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen

kural dikkate alındığında -hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa

sürede karar verilmesi esası dâhil olmak üzere- tutukluluk kararına karşı

yapılan her itirazda duruşma yapılması, ceza yargılaması sistemini işlemez hâle

getirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer

alan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özel

bir durum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her

durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73)

57. Somut olayda, hakkında savunma amaçlı yakalama kararı

bulunan başvurucu, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/2/2013

tarihli kararı ile savunması alındıktan sonra tutuklanmış, 5/2/2013 tarihli

duruşmada ise tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu ve müdafii, 4/2/2013 tarihli ara

celsede ve 5/2/2013 tarihli celsede tutukluluk hâlleri ile ilgili itirazlarını

duruşmada dile getirme ve mahkeme önünde sözlü savunma yapma fırsatı bulmuştur.

Bu nedenle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan incelemeden 22 gün gibi

makul bir süre sonra, 27/2/2013 tarihinde İstanbul 17.

Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz incelemesinin duruşmalı yapılması

bir zorunluluk olarak kabul edilemez.

58. Açıklanan nedenlerle itiraz incelemesi esnasında

başvurucu hakkında verilen tutukluluk kararına ilişkin olarak duruşma

yapılmamış olmasında, bir ihlal olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığı hâlde gerekçesiz

olarak tutuklama kararı verildiği iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğa itirazın duruşma yapılmaksızın değerlendirildiği

iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

5/11/2015tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Sercan PEHLİVAN Vekili : Av. Ali PEHLİVAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2561, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2561
Tarih
5 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Alican Akbaba Başvurusu (B. No: 2013/5046)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/6208)
  • Cavid Aydın Başvurusu (B. No: 2013/4524)
  • Özden Kuşnurullahoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8443)
  • Turgut Yenilmez Başvurusu (B. No: 2015/6402)
  • Ahmet Yurduseven Başvurusu (B. No: 2013/8571)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.