İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alican Akbaba Başvurusu (B. No: 2013/5046)

1. Başvuru, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

Başvuru No2013/5046Tarih5 Kasım 2015Okuma21 dk · 4.200 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Alican Akbaba Başvurusu

Karar tarihi
5 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/5046
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.200 kelime·21 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

bulunmadan tutuklanma ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle

Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde

Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 21/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

4/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın 3/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunduğu

görüş yazısı, 17/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Malatya

Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/4291 Soruşturma sayılı dosyasında yürütülen

soruşturma kapsamında 5/3/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve Malatya 3. Sulh

Ceza Mahkemesinin 6/3/2012 tarihli ve 2012/27 sorgu sayılı kararı ile

“uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama” suçundan

tutuklanmıştır.

9. Mahkemenin tutuklama

gerekçesi şöyledir:

“... üzerlerine atılı

uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işledikleri

yönünde kuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların mevcut olması, suçun yasada

öngörülen ceza miktarı, delillerin yetirince toplanmamış olması, ele geçirilen

madde miktarı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı düşüncesi

nedeni ile ...”

10. Başvurucu, tutuklama

kararına itiraz etmiş ancak itirazı Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin

21/3/2012 tarihli ve 2012/95 Değişik İş sayılı kararı ile kesin olarak

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Tutuklu şüpheli

Alican Akbaba’nın [başvurucu] üzerine atılı bulunan suçun vasıf ve mahiyeti, suçun

sübutu halinde eylem için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı, isnad edilen eylemin CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog

suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil

durumu ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında usul ve yasaya uygun

olan Malatya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararına yapılan itirazın

reddine ve şüphelinin tutukluluk halinin devamına karar verilmesi gerekmiş olup

...”

11. Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığının (12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun

mülga 10. maddesi ile görevli bölümü) 27/12/2012 tarihli ve E.2012/164 sayılı

iddianamesi ile başvurucu hakkında “silahlı

örgüt yönetme, örgüt faaliyeti kapsamında uyuşturucu madde ticareti yapma,

örgüt faaliyeti kapsamında tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüse azmettirme,

örgüt faaliyeti kapsamında nitelikli yağma, silahla kasten yaralamaya

azmettirme ve suçluyu kayırma” suçlarını işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesine (3713 sayılı

Kanun’un mülga 10. maddesi ile görevli) kamu davası açılmıştır. İddianamede,

başvurucu ile birlikte toplam 55 şüphelinin cezalandırılması talep edilmiştir.

12. İddianamede başvurucuya

isnat edilen eylemler özetle şöyledir:

“02. 11.2011

tarihinde M.O.G. ve E.Ç.’nin İstanbul ilinden Malatya

iline 497 adet uyuşturucu ecstasy hap getirmesi,

Şüpheli Alican

Akbaba’nın [başvurucu]; M.O.G.’ye uyuşturucu

hapları getirten kişi olduğu, M.O.G. ile daha önceden de uyuşturucu madde

ticaretinin yaptığı, ancak bu eylemlerde M.O.G.’nin

haplarla yakalanamadığı hususları tespit edilmiş olup,

...

04. 03.2012 tarihinde

İstanbul ilinden Malatya iline 1500 adet ecstacy hap

gelmesi, Emniyet güçlerince 05.03.2012 tarihinde yapılan operasyonda 1304 adet ecstacy hap ve 1 kilo 710 gram esrar maddesinin (488 gram,

59 paket halinde satışa hazır) ele geçirilmesi,

Şüpheli Alican

Akbaba’nın; İstabul iline giderek M.O.G. vasıtası ile

uyuşturucu hapları satın aldığı, satın aldığı bu uyuşturucu hapları M.O.G.’nin organizesinde H.M. ve C.G. aracılığı ile Malatya iline

naklettirdiği, uyuşturucu hapları Malatya ilinde pazarladığı, pazarlama için

kendisi ile birlikte çalışan ve torbacı tabir edilen S.Ç., İ.U., S.S. ve A.A.’yı bulunduğu yere çağırarak satmaları için satışa hazır

halde bir miktar uyuşturucu hap ve esrar verdiği, bu uyuşturucu hap ve esrarın

güvenlik güçlerince yakalandığı, aynı gün içerisinde yapılan operasyonla da

uyuşturucu hap ve esrarın bulunduğu evde kalan uyuşturucu hapların ve esrarın

yakalandığı hususları tespit edilmiş olup,

...

01. 05.2011 tarihinde

M.E.E.’nin silahla vurulması,

Şüpheli Alican

Akbaba’nın; M.E.E. ile örgüt üyelerinin arasında kavga çıkmasına sebep olan Su

lakaplı Ş.U.’nun erkek arkadaşı olduğu, bu nedenle

M.E.E.’nin vurulması olayını azmettirdiği, M.E.E.’ye eylem yapmak için şüpheliler ile birlikte hareket

ettiği, 28.04.2011 tarihindeki eylem girişiminde eylemi gerçekleştiren R.T. ve

L.Ç. ile birlikte yer aldığı, aynı zamanda S.K. liderliğindeki örgütün

yöneticisi konumunda bulunması nedeniyle bu eylemden sorumlu olduğu hususları

tespit edilmiş olup,

...

27. 09.2011 tarihinde

İ.D.’nin silahla vurulması, devam eden süreçte C.Ö.’nün yağmalanması

Şüpheli Alican

Akbaba’nın, S.K.’nin kız arkadaşı olan S.B. ile C.Ö.

arasında ilişki olduğunu M.Y.’den öğrendikten sonra

bunu S.K.’ye anlattığı, S.K.’nin

talimatları ile C.Ö.’ye eylem yapmayı planladığı,

daha sonra yine S.K.’nin talimatı ile eylem yapmaktan

vazgeçerek C.Ö.’den para almaya çalıştığı, para almak

için cemaat yaparak şahsa ceza kestiği, ancak C.Ö.’nün

herhangi bir ödeme yapmadığı, bunun üzerine tekrar konuyu konuşmak için cemaat

yaptıkları, bu olayın tamamen İ.D.’nin oyunu olduğunu

anladıkları, M.Y.’yi azmettirerek V.Ö. ile birlikte

İ.D.’yi vurdurduğu, bu olayını kendi çıkarlarına

adına kullanarak C.Ö.’den İ.D.’nin

ifadesini değiştirmesi karşılığı 15.000 TL para yağmaladığı daha sonra bu

parayı eylemde yer alan kişiler arasında paylaştırdığı, S.K. cezaevinden

çıktıktan sonra C.Ö.’nün adamı olan A.B. ile

görüşerek tekrar para almaya çalıştığı hususları tespit edilmiş olup,

...

13. 12.2011 tarihi

öncesi M.G.’ye eylem teşebbüsü ve daha sonra

13.12.2011 tarihinde (silahlı eylem) yapılması;

Şüpheli Alican

Akbaba’nın, M.G.’ye yapılan ilk eylem girişiminde

kullanılan silahı S.K.’den alarak M.Y.’ye

verdiği, M.Y.’nin de bu silahla M.G.’ye

ateş ettiği hususları tespit edilmiş olup...”

13. Malatya 4. Ağır Ceza

Mahkemesince 14/1/2013 tarihinde iddianamenin kabul edilmesi ile E.2013/2

sayılı dosya üzerinden yargılama aşaması başlamıştır. Mahkeme, 28/5/2013

tarihli celsede başvurucunun tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

14. Başvurucu, tutukluluğun

devamına ilişkin karara itiraz etmiş ancak itirazı Diyarbakır 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin (3713 sayılı Kanun’un mülga 10. maddesi ile görevli) 13/6/2013

tarihli ve 2013/136 Değişik İş sayılı kararı ile “suçun niteliği, mevcut delil durumu ile tüm dosya kapsamına göre

sanığın tutukluluk hali ile ilgili herhangi bir değişikliğin mevcut olmaması ve

yargılamayı yapan mahkemenin takdiri nazara alınarak” kesin olarak

reddedilmiştir.

15. Başvurucu anılan kararı

17/6/2013 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

16. Başvurucu 28/6/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. 21/2/2014 tarihli ve 6526

sayılı Kanun’un 1. maddesi, 3713 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile görevli olan

ağır ceza mahkemelerini kaldırdığından Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin

14/3/2014 tarihli ve E.2013/2, K.2014/62 sayılı kararı ile başvurucunun

yargılanmakta olduğu dava, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/159 sayılı

dosyasına devredilmiştir.

18. Malatya 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 12/9/2014 tarihli celsede “tutuklulukta

geçirmiş oldukları süre, delillerin büyük ölçüde toplamış olması dikkate

alınarak” başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

19. Dava, inceleme tarihi

itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli

hâller” kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:

“Kasten öldürme

suçunun;

a) Tasarlayarak,

...

İşlenmesi hâlinde,

kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

21. 5237 sayılı Kanun’un “Kasten yaralama” kenar başlıklı 86.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kasten

başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin

bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

...

(3) Kasten yaralama

suçunun;

...

e) Silahla,

İşlenmesi halinde,

şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

22. 5237 sayılı Kanun’un “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama”

kenar başlıklı 87. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“(Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya

çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık

veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.”

23. 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikli yağma” kenar başlıklı 149.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Yağma suçunun;

...

c) Birden fazla kişi

tarafından birlikte,

...

f) Var olan veya var

sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar

sağlamak maksadıyla,

...

İşlenmesi halinde,

fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis

cezasına hükmolunur.”

24. 5237 sayılı Kanun’un “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti”

kenar başlıklı 188. maddesinin (3) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan,

satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan,

kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu

veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren

veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.

(5) (Değişik: 18/6/2014

– 6545/66 md.) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen

suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde

verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün

faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

25. 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kenar

başlıklı 220. maddesinin (1), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Kanunun suç

saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün

yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları

işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması

gerekir.

(3) Örgütün silahlı

olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden

yarısına kadar artırılır.

(4) Örgütün faaliyeti

çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya

hükmolunur.”

26. 5237 sayılı Kanun’un “Suçluyu kayırma” kenar başlıklı 283.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suç işleyen bir

kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.”

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama

nedenleri” kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki

hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya

sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular

varsa.

b) Şüpheli veya sanığın

davranışları;

1. Delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki

suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

...

8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde

188),

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci

fıkralar hariç, madde 220),

...”

28. 5271 sayılı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri”

kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 5/11/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 28/6/2013 tarihli ve 2013/5046

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

30. Başvurucu, suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunmadığı, kaçma şüphesi, delilleri yok etme ya da

değiştirme imkânı olmadığı hâlde tutuklandığını, devam eden tutukluluğun makul

süreyi aştığını belirterek Anayasa’nın 19. ve 38. maddelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve serbest bırakılmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddiasının özü, hakkında kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

bulunmadığı hâlde özgürlükten mahrum bırakıldığı ve uzun bir süredir tutuklu

olduğuna ilişkindir. Başvurucunun uzun bir süredir tutuklu bulunması nedeniyle

Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyet karinesinin ihlal edildiği

iddiasının Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası çerçevesinde

değerlendirilmesi gerekir (Hanefi Avcı,

B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 57).

1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığı İddiası

32. Başvurucu, suçluluğu

hakkında kuvvetli belirti bulunmadığı, kaçma şüphesi ve delilleri yok etme ya

da değiştirme imkânı olmadığı hâlde tutuklandığını ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) benzer kararları hatırlatılmış ve ceza

soruşturmasında kişinin tutuklanabilmesi için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) açısından “ilgilinin suç işlediği yönünde makul şüphe bulunması”nın olmazsa olmaz bir koşul olduğu, makul

şüphenin elde edilen delilleri ve somut olayın kendine özgü koşulları da

dikkate alındığında olaylara dışarıdan bakan ve tamamen objektif bir gözlemciyi

ikna etmeye yetecek derecede olay, olgu, vakıa ve/veya delilin varlığının

gerekliliği belirtilmiştir.

34. Anayasa’nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda

gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar

sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,

§ 42).

35. Anayasa’da yer alan

kurallara benzer şekilde Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

herkesin özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan fıkranın (a) ve (f)

bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan

hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,

6/3/2014, § 42).

36. Anayasa’nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

hâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin

tutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti

bulunmasına bağlıdır. Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz şarttır.

Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle

desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği

büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,

4/12/2013, § 72).

37. Ancak bu nitelemeye bağlı

olarak kişinin suçla itham edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında

delillerin yeterli düzeyde toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira

tutukluluğun amacı, yürütülen soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin

tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya

ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre

suç isnadına esas teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza

yargılamasının sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe

oluşturacak olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, § 73).

38. Tutukluluk, 5271 sayılı

Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi

ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede

tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir. Buna göre (a) şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme,

gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma

girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı

verilebilecektir. Kuralda ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması

hâlinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde

belirtilmiştir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 46).

39. Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin

yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delillerin takdirinde açık keyfîlik hâlinde hak ve

özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda

incelenmesi gerekir (Abdullah Ünal,

B. No: 2012/1094, 7/3/2014, §

39).

40. Diğer taraftan özgürlük

hakkı, adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle organize suçlarla

etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek

biçimde yorumlanmamalıdır. Nitekim AİHM, Sözleşme’nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (c) bendinin, Sözleşme’ye taraf

devletlerin güvenlik görevlilerinin -bilhassa organize olanlar olmak üzere-

suçlulukla etkili olarak mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye sebep

olabilecek biçimde uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Dinç ve Çakır/Türkiye, B. No: 66066/09,

9/7/2013, § 46).

41. Somut olayda başvurucunun

yargılandığı davada, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/12/2012

tarihli iddianame ile başvurucunun S.K. liderliğinde kurulan suç örgütünde yönetici

olarak yer aldığı, şüpheli M.O.G.nin örgüt

faaliyetleri kapsamında başvurucuya bağlı olarak çalıştığı iddia edilmektedir.

İddianamede genel olarak başvurucunun; suç örgütünün yöneticisi olma, örgüt

adına iki ayrı olayda uyuşturucu madde ticaretinde bulunma, bir kişiyi

öldürmeye azmettirme, iki ayrı olayda iki ayrı kişiyi yaralamaya azmettirme,

yağma, suçluyu kayırma ve ruhsatsız silah temin etme eylemlerinde bulunduğunun

iddia edildiği görülmektedir (bkz. § 12).

42. İlk tutuklamaya ilişkin

yargısal denetimde, kişinin bir suç işlemiş olabileceğine dair inandırıcı

nedenlerin bulunup bulunmadığıyla ve özgürlükten yoksun bırakmanın bu bağlamda

hukukiliğiyle sınırlı bir inceleme yapılmaktadır. Bu kapsamda bir suçun

işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından

yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri,

B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 84).

43. Başvurucunun iddianame ile

kendisine isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği, isnat edilen eylemlerin

iddianamede belirtilen suçları oluşturup oluşturmadığı, devam etmekte olan

yargılamanın sonucunda ve bir bütünlük içerisinde görevli Mahkemece

belirlenecektir. Yine bu belirlemeye göre varılacak sonucun hukuka uygun olup

olmadığı kanun yolu incelemesi ile tespit edilebilir. Anayasa’ya bariz şekilde

aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlik

hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren durumlar hariç olmak üzere, isnat

edilen eylemlerin suç oluşturup oluşturmadığı, tutuklamaya ilişkin olanlar da

dâhil kanun hükümlerinin yorumu ve bunların somut olaylara uygulanması derece

mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır.

44. Başvurucu, Malatya 3. Sulh

Ceza Mahkemesinin 6/3/2012 tarihli kararı ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde

ticareti yapma veya sağlama” suçundan tutuklanmıştır. Mahkemece tutuklama

kararı verilirken başvurucunun kuvvetli suç şüphesi altında olduğunu gösteren

bulguların mevcut olduğu belirtilmiştir. Başvurucu hakkında düzenlenen

iddianamede başvurucunun isnat edilen suçlardan cezalandırılması talep edilmiş

ve delil olarak “şüpheli savunmaları,

müşteki beyanları, tanık anlatımları, iletişimin tespiti tutanakları, HTS

kayıtları, fiziki takip tutanakları, ekspertiz raporları, parmak izi inceleme

raporları, doktor raporları, arama ve el koyma tutanakları, canlı teşhis

tutanakları ve emanet makbuzlarına” dayanılmıştır. Dava dosyası,

iddianame ile başvurucuya isnat edilen ve yukarıda özetlenen eylemler ve

başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaki gerekçeler birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Başvurucuya isnat edilen “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya

sağlama” suçu, 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer

alan ve Kanun gereği “tutuklama nedeni

varsayılabilen” suçlar arasında olduğundan olayda bir tutuklama

nedeninin de bulunduğu görülmektedir. Öte yandan başvurucu hakkında verilen

tutuklama kararında Mahkemece delillerin tam olarak toplanmamış olması, atılı

suça ilişkin kanunda öngörülen ceza miktarı ve ele geçirilen uyuşturucu

maddenin miktarı gibi olgulara dayanılarak tutuklamanın ölçülü olduğu

belirtilmiştir.

45. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmadığı, kaçma şüphesi ve

delilleri yok etme ya da değiştirme imkânı bulunmadığı hâlde tutuklandığı

iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığı İddiası

46. Başvurucu tutukluluğun makul

süreyi aştığını ileri sürmüştür.

47. Bakanlık görüşünde benzer

şikâyetlere ilişkin daha önceden yapılan başka başvurularda, incelemede göz önüne

alınacak kriterlere ilişkin görüş bildirildiğinden başvurunun bu kısmı yönünden

görüş sunulmasına gerek duyulmadığı belirtilmiştir.

48. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma

veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest

bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün

yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

49. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, § 60).

50. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı

her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı

ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, § 61).

51. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak öncelikle derece mahkemelerinin görevidir.

Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların

derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat Narman, § 62).

52. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler

”ilgili” ve ”yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların

birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

53. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, §§ 64, 65).

54. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı; başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat

Narman, § 66).

55. Somut olayda başvurucunun

tahliye talebi, yargılandığı davanın 4/3/2013 tarihli celsesinde “suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’nın

100/3 maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu, tutuklu sanıkların

cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın

üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

mevcut delil durumu ve CMK’nın 100. maddesinde ön

görülen tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması ve bu itibarla adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle reddedilmiş ve

tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

56. Mahkeme 28/5/2013 tarihli

celsede “suçun vasıf ve mahiyeti, sanık

savunmaları, müşteki beyanları, tanık anlatımları, iletişimin tespiti hakkında

düzenlenen tutanaklar, HTS kayıtları, fiziki takip tutanakları, ekspertiz

raporları, parmak izi inceleme raporları, doktor raporları, arama ve el koyma

tutanakları, canlı teşhis tutanakları, emanet makbuzları, nüfus ve sabıka

kayıtları ile tüm dosya kapsamı, CMK’nın 100/3

maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu, tutuklu sanıkların cezalandırılması

istenen yasa maddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı,

tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren mevcut

delil durumu ve CMK’nın 100. maddesinde ön görülen

tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması ve bu itibarla adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu, bireysel başvuruda

bulunduktan sonra 9/7/2013, 23/8/2013, 25/9/2013, 13/11/2013, 24/12/2013 ve

4/2/2014 tarihli celselerde tahliye talebinde bulunmuş; Mahkeme başvurucunun

tahliye taleplerini aynı gerekçelerle reddetmiş ve tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

57. 6526 sayılı Kanun’un 1.

maddesi ile Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması üzerine (bkz. § 17) başvurucunun yargılanmasına

dosyanın devredildiği Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/159 sayılı

dosyası üzerinden devam edilmiş, Mahkemenin 18/6/2014 ve 5/8/2014 tarihli

celselerinde “suçun vasıf ve mahiyeti, CMK’nın 100/3 maddesi uyarınca katalog suçlardan oluşu, tutuklu

sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde ön görülen özgürlüğü

bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutuklulukta geçirilen süre, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren mevcut delil durumu ve CMK’nın

100. maddesinde ön görülen tutuklama şartlarının halen devam ediyor olması

nedeniyle” başvurucunun tutukluğunun devamına karar verilmiştir.

58. Suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunan kişiler; ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hâllerde tutulabilirler. Bu şartların tutukluluk

süresince devam ediyor olması, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve

meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam

edip etmediğinin ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulması ve yürütülen

işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi gerekir (Burhan İsmailoğlu, B. No: 2012/349, 25/6/2014, § 37)

59. Somut olayda başvurucu

5/3/2012 tarihinde gözaltına alınmış, 6/3/2012 tarihinde tutuklanmış ve İlk

Derece Mahkemesince 12/9/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Buna göre başvuru

tarihi itibarıyla 1 yıl 3 aydan fazla süredir tutuklu bulunan başvurucunun

özgürlüğünden yoksun kaldığı toplam süre 2 yıl 6 ay 7 gündür.

60. Dava dosyasının incelenmesi

neticesinde, Derece Mahkemelerince başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinde; isnat olunan suçların niteliğine ve bu suçlar için

öngörülen cezanın miktarına, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğuna yönelik sanık

ve tanık beyanlarına, iletişimin tespitine ilişkin belge ve tutanaklara, fiziki

takip tutanaklarına, parmak izi inceleme ve ekspertiz raporlarına, arama ve el

koyma tutanaklarına, doktor raporlarına, canlı teşhis tutanaklarına ve suçların

5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen

tutuklama nedeni bulunduğu varsayılan “katalog”

suçlardan olduğuna değinildiği görülmüştür.

61. Başvurucunun, suç örgütü

yöneticisi olarak uyuşturucu madde ticareti yapma, kasten öldürmeye ve kasten

yaralamaya azmettirme ile yağma gibi cezai yaptırımları ağır olan suçları

işlediği iddiasıyla yürütülen yargılama, tutuklu olarak devam ettirilmiştir.

Mahkemelerce, anılan suçlar yönünden başvurucunun kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu kabul edilmiş ve tutukluluğun sürdürülme nedeni olarak genelde

suçların ağırlığına değinilmiştir. Kişinin mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis

cezasının ağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret eden durumlardan biridir.

AİHM’e göre de bir mahkemenin tutukluluğun devamına

dair kararında “suçun niteliğine” dayanması,

aslında isnat edilen suçun ağırlığına ve dolayısıyla sanığın kaçma tehlikesinin

varlığına dair bir karineye atıfta bulunduğu şeklinde anlaşılabilir (Yağcı ve Sargın/ Türkiye, B. No: 16419/90,

16426/90, 8/6/1995, § 51).

62. Öte yandan başvurucunun

yargılandığı dava, örgütlü işlendiği iddia edilen suçlara ilişkin olup

iddianamede on altı ayrı olayın suçlamalara esas olarak gösterildiği ve

başvurucu ile birlikte toplam elli beş kişi hakkında cezalandırma talep

edildiği görülmektedir. Dolayısıyla dava organize suçlara ilişkin olup karmaşık

niteliktedir. Başvurucunun tutuklu olduğu süreç içerisinde Malatya 4. Ağır Ceza

Mahkemesi ve Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından toplam otuz dört celse

yapılmış olup genel olarak davanın yürütülmesinde derece mahkemelerince bir

özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir. İsnat edilen suçlara ilişkin

kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu kabul edilen başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin derece mahkemelerince açıklanan ve genel olarak

suçların ağırlığı nedeniyle dolaylı bir şekilde kaçma şüphesinin bulunduğuna

dayanan gerekçeler, davanın karmaşık niteliği göz önüne alındığında 2 yıl 6 ayı

aşan tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterlidir. İlgili ve yeterli

gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate

alındığında tutukluluk süresinin makul olduğu görülmektedir.

63. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurucunun, tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

5/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Alican AKBABA Vekili : Av. Ömer ŞENGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5046, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2012/1094, 7/3/2014, §
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5046
Tarih
5 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/6208)
  • Cavid Aydın Başvurusu (B. No: 2013/4524)
  • Özden Kuşnurullahoğlu Başvurusu (B. No: 2013/8443)
  • Turgut Yenilmez Başvurusu (B. No: 2015/6402)
  • Ahmet Yurduseven Başvurusu (B. No: 2013/8571)
  • Alaattin Yüksel ve İbrahim Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9463)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.