İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulvahap Taşkın Başvurusu (B. No: 2015/16840)

1. Başvuru, mal varlığına ilişkin olarak işlenen bir suçun

Başvuru No2015/16840Tarih24 Mayıs 2018Okuma17 dk · 3.499 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Abdulvahap Taşkın Başvurusu

Karar tarihi
24 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/16840
R.G. Tarih ve Sayı
19/6/2018-30453
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.499 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mal varlığına ilişkin olarak işlenen bir suçun

etkili bir şekilde soruşturulmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, emekli ve 1960 doğumlu olup Mersin'in Mezitli

ilçesinde ikamet etmektedir.

10. Başvurucu 8/12/2014 tarihinde saat 10.30 sıralarında

Mersin'in Merkez ilçesi Akkent Mahallesi Gazi Mustafa

Kemal Bulvarı 34. Cadde kavşağında bulunan Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT)

Eğitim Şubesine ait "PTTmatik" para çekme

ve yatırma makinesinde (ATM cihazı) bir başka kişiye havale edilmek üzere 200

TL para yatırmıştır. Başvurucu, havale yaparken ATM cihazının klavye sehpasına

koyduğu cüzdanını burada unutmuştur. Başvurucunun beyanına göre cüzdanın içinde

dört adet çeyrek Millî Piyango bileti, 1.050 TL, 550 Amerikan doları ve 65 euro para ile nüfus cüzdanı, B sınıfı sürücü belgesi ve

emekli kartı bulunmaktadır.

11. Cüzdanını unuttuğunu fark eden başvurucu, kısa bir süre

sonra PTT Şubesine geri dönerek güvenlik görevlisine ve diğer ilgililere durumu

anlatmış; aynı gün saat 11.00'de de Polis Merkezî Amirliğine müracaat etmiştir.

Kolluk görevlilerince saat 11.20'de düzenlenen "Görgü Tespit ve Araştırma Tutanağı"nın ilgili kısmı şöyledir:

"...aynı gün saat 11:10 sıralarında

şahısla birlikte bahse konu yere gidilip bakıldığında herhangi bir suç ve suç

unsuruna rastlanılmamış, bankamatik ve PTT şubesinin kamera sisteminin mevcut

olduğu görülmüş[tür]..."

12. Aynı gün saat 12.23'te düzenlenen Görüşme Tutanağı'na göre Cumhuriyet savcısı kolluk görevlilerine

şikâyetçinin ifadesinin alınması, kayıp eşya hakkında çalışma yapılması ve

hazırlanan tahkikat evrakının ikmalen gönderilmesi

talimatını vermiştir. Kolluk görevlilerince 8/12/2014 tarihinde alınarak

tutanağa bağlanan ifadesinde başvurucu, olayı anlatarak cüzdanını alıp

kendisine teslim etmeyen kişiden şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.

13. Cumhuriyet savcısı 12/12/2014 tarihli yazı ile Yenişenir İlçe Emniyet Müdürlüğünden şu hususların

araştırılmasını istemiştir:

i. Başvurucunun şikâyeti ve delillerinin tespiti

ii. Tanıkların şikâyetçiden sorularak veya resen araştırılarak

olaya dair bilgi ve görgülerinin tespiti

iii. Şüpheli veya şüphelilerin beyanlarının alınması

iv. Olay yerini görüntüleyen kamera kayıtlarının temini ile

bunların çözümünün yapılması

v. Şikâyetçinin aynı konuda daha önce başka bir şikâyeti varsa

müracaatların birleştirilmesi

14. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği

12/12/2014 tarihli dilekçede şikâyetçi olduğunu yinelemiştir. Dilekçede; olay

sırasında özel güvenlik görevlisini andıran bir kişiyi fark ettiğini, olay

yerini gören kameralar vasıtasıyla cüzdanını kimin aldığının tespit

edilebileceğini belirtmiştir.

15. Emniyet Müdürlüğü 15/12/2014 tarihli bir yazı ile PTT

Yenişehir Şubesi Müdürlüğünden 8/12/2014 tarihinde saat 10.20-10.45 arasında

olay yerini gösterir kamera görüntülerinin gönderilmesini talep etmiştir.

18/12/2014 tarihli cevap yazısında, olay tarihinde ATM cihazını gösterir

kameranın arızalı olması nedeniyle görüntü kaydı yapmadığı bildirilmiştir.

16. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/12/2014 tarihinde olay yerini

gören kamera kaydı ve görüntü olup olmadığının tespiti hususunda Emniyet

Müdürlüğüne talimat vermiştir.

17. Şikâyetçi 29/12/2014 tarihinde bu defa Mersin Valiliğine

konu ile ilgili olarak bir dilekçe daha vermiştir. Başvurucu, kamera

kayıtlarının arızalı olduğunu öğrendiğinden dolayı delillerin gizlendiği veya

yok edildiği endişesine kapıldığını hâlbuki PTT kamera kayıtlarının iki ay

boyunca saklanabildiğini belirterek kamera kayıtlarının incelenmesini talep

etmiştir.

18. Kolluk görevlilerince 8/1/2015 tarihinde düzenlenen

tutanakta; olayı gören görgü tanığının bulunamadığı, olay yerini görür herhangi

bir güvenlik kamerası görüntüsünün de bulunmadığı belirtilmiştir.

19. Emniyet Müdürlüğünün 13/1/2015 tarihli fezleke yazısında,

PTT ile yapılan yazışma sonucu kamera görüntüsünün bulunamadığı ve yapılan

araştırma sonucu olayı gerçekleştiren şüpheli şahıs veya şahısların

yakalanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/1/2015 tarihinde Emniyet

Müdürlüğünden Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kamerası

kayıtlarının olup olmadığının, PTT Eğitim Şubesi Müdürlüğünden de olayın

gerçekleştiği ATM cihazını gören haricî kameralardan kayıt alınıp alınmadığının

tespit edilmesini ve başvurucudan sonra işlem yapan kişinin açık kimlik

bilgilerini istemiştir.

21. Emniyet Müdürlüğünün 9/2/2015 tarihli cevap yazısında; olay

yerinde bulunan MOBESE kamerasının bağlı olduğu kayıt cihazının yirmi dokuz

günde bir kayıtları sildiği, bu sebeple görüntü kayıtlarının gönderilmesinin

mümkün olamadığı bildirilmiştir.

22. Mersin PTT Başmüdürlüğü; Eğitim Şubesinde kurulu kapalı

devre kamera sistemi incelendiğinde ATM cihazını gören kameranın 8/12/2014

tarihinde saat 03.41'e kadar kayıt yaptığını, bu saatten sonra ise arızaya

geçtiğini 9/1/2015 tarihinde başvurucuya bildirmiştir. Ayrıca PTT Denetim

Hizmetleri Başkanlığının 15/1/2015 tarihli yazısıyla Şubede görevli personel

hakkında kamera arızasının zamanında giderilmesine yönelik bir işlem yapmaması

ve kamerada arıza bulunmadığı yönünde yanıltıcı bilgi vermesi nedeniyle gerekli

disiplin ve idari işlemin yapılması talimatı verildiği başvurucuya

bildirilmiştir.

23. PTT'den alınan bilgiler doğrultusunda başvurucudan sonra

işlem yaptığı tespit edilen M.M.Ş.nin şüpheli olarak

ifadesi alınmıştır. Şüpheli 16/3/2015 tarihli ifadesinde; şikâyetçiyi

tanımadığını, PTT İşleme Merkezinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, olay

günü işlem yapmaya gittiğinde ATM cihazı üzerinde ve çevresinde herhangi bir

eşya görmediğini belirtmiştir. Şüpheli atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/4/2015 tarihinde, kaybolmuş veya

hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucudan sonra işlemi

yapan şüpheli M.M.Ş.nin atılı suçu işlediğine dair

yeterli bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca olayın başvurucunun

dikkatsiz ve özensiz davranması sonucu meydana geldiği, kaybolduğu iddia edilen

eşyanın başka kişi veya kişiler tarafından kullanıldığına dair herhangi bir

kaydın da söz konusu olmadığı açıklanmıştır. Kararda sonuç olarak atılı suçun

unsurlarının gerçekleşmediği kabul edilmiştir.

25. Başvurucunun karara karşı yaptığı itiraz, Mersin 3. Sulh

Ceza Hâkimliğince 15/6/2015 tarihinde itiraza konu kararda usul veya kanuna

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

26. Nihai karar, başvurucuya 22/9/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

27. Başvurucu 20/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141.

maddesi şöyledir:

"Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait

taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla

bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası

verilir."

29. 5237 sayılı Kanun’un 160. maddesi şöyledir:

"Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen

eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar

etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet

üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'ye

ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının

da bazı pozitif yükümlülükler içerdiğini kabul etmektedir. AİHM'e

göre mülkiyet hakkının gerçekten etkili bir biçimde korunabilmesi, devletin

müdahale etmeme görevi yanında ayrıca bazı pozitif tedbirler almasını da

gerektirmektedir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 134; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 143).

32. AİHM; Sözleşme'ye ek (1) No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,

özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyet

hakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü içerdiğini kabul

etmektedir. Buna göre devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel

kişiler arası mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyet

haklarına yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlaması

gerekmektedir. Bu bağlamda devlet, özellikle tarafların mülkiyet hakkına

ilişkin uyuşmazlıklar yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkin

bir yargısal mekanizma oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevede

oluşturulan yargı yollarında ulusal mahkemeler de iç hukukta düzenlenecek

kanunlar yoluyla makul ve adil bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek

durumundadır. AİHM, bu gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirken

uygulanan usulün bütününü incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,

25/7/2002 § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§

90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §

112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§

82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,

24/11/2005, § 134).

33. Mülkiyet hakkına ilişkin olarak devletin etkili ceza

soruşturması yükümlülüğüBlumberga/Letonya (B. No: 70930/01, 14/10/2008, §§

63-73) kararında tartışılmıştır. Başvuruya konu olayda başvurucu tutukluyken

iki ayrı şehirde bulunan evlerinden parası ve eşyasının çalınması sebebiyle

şikâyetçi olmuştur. AİHM; olayda mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin

mevcut olduğunu ancak bu müdahalenin devlet tarafından değil özel kişilerden

geldiğini, devletin özel kişilerin bu eylemleri nedeniyle doğrudan bir

sorumluluğunun ise bulunmadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte AİHM,

mülkiyet hakkına özel kişiler tarafından yapılan bir müdahalenin söz konusu

olduğu durumlarda devletlerin mülkiyet hakkını etkili bir şekilde koruyan

hukuki düzenlemeler yapma ve bu çerçevede mağdurların zararlarının

giderilmesini talep etme imkânının da tanındığını, haklarını arayabilecekleri

tedbirler alma gibi pozitif yükümlülüklerinin mevcut olduğunu belirtmiştir. AİHM'e göre suç işlenmesi yoluyla bir müdahale söz konusu

ise bu yükümlülük etkili bir ceza soruşturması ve gerektiğinde kovuşturma

yapılmasını da içermektedir (Blumberga/Letonya,

§§ 66-67).

34. AİHM bununla birlikte Sözleşme'nin 2. ve 3. maddeleri

kapsamında yaşam hakkı ya da kötü muamele iddialarıyla ilgili etkili soruşturma

yürütülmesi yükümlülüğünde olduğu gibi bunun bir sonuç yükümlülüğü olmayıp usul

yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir. AİHM, kamu otoritelerinin makul çabalarına

rağmen birçok suçun çözülemediği ve cezasız kaldığı gerçeği de gözönünde bulundurulduğunda mülkiyet hakkı çerçevesinde var

olan etkili bir ceza soruşturması ve kovuşturması yapma yükümlülüğünün mutlak

olmadığını vurgulamıştır. AİHM, bu yükümlülüğün daha ziyade uygun ve yeterli

bir ceza soruşturması yürütülmesini ve soruşturmayı yürüten makamların liyakate

uygun ve etkili bir şekilde hareket etmelerini temin etmekle sınırlı olduğunu

kabul etmiştir. Ayrıca AİHM, kamu makamlarının suçu soruştururken

karşılaşabilecekleri uygulamaya ilişkin zorluklar ile operasyonel

tercihlerde bulunma ve en ciddi suçları önceleme ihtiyacına değinmiştir. AİHM'e göre soruşturma yükümlüğünün zorunluluk derecesi,

mülkiyete karşı işlenenlerde olduğu gibi daha hafif nitelikteki suçlarda

Sözleşme'nin 3. maddesinin uygulama alanına giren suçlar gibi- şiddet

kullanılan ağır nitelik taşıyan suçlara nazaran daha düşüktür. Bu sebeple daha

hafif nitelik taşıyan suçlarda devletin pozitif yükümlülüklerinin ihlali

sonucuna ulaşılabilmesi ancak soruşturma ve kovuşturmada açık ve ciddi

eksikliklerin tespit edilmesi koşuluna bağlı görülmüştür (Blumberga/Letonya, § 67).

35. AİHM, ceza soruşturması başarılı bir şekilde sonuçlanmasa

bile makul bir başarı potansiyeline sahip olması koşuluyla suçu işleyen kişiye

karşı hukuk davası açılabilmesi imkânının getirilmesinin haklarının

korunmasının güvence altına alınması bakımından mağdura elverişli bir

alternatif oluşturabileceğini vurgulamıştır. Ayrıca ceza yargılamasının

sonuçlarının hukuk yargılamasının başarı şansı üzerinde önemli ve belirleyici

etkilerinin olabileceğinin açık olduğu belirtilmiş, bununla birlikte sırf ceza

soruşturmasının mahkûmiyetle sonuçlanmamış olması nedeniyle -ister ceza davasına

ek olarak açılsın ister ayrı bir dava biçiminde yürütülsün- hukuk davasının

başarı şansının azalmasından devletin sorumlu tutulmasının söz konusu

olamayacağı kabul edilmiştir. AİHM'e göre Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesiyle devlete

yüklenen pozitif yükümlülüklerin ihlalinden söz edilebilmesi için hukuk

yargılamasındaki başarı potansiyeli eksikliğinin aynı nedenden dolayı yürütülen

ceza yargılamasındaki istisnai nitelik taşıyan açık ve ciddi eksikliklerin

doğrudan bir sonucu olması gerekmektedir (Blumberga/Letonya, § 68).

36. AİHM sonuç olarak başvurucunun ceza soruşturmasında birtakım

eksikliklerin olduğu kabul edilse de bunların devletin mülkiyet hakkının

gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin ifasında başarısız olduğu sonucuna

ulaşmayı gerektirecek derecede olmadığı kanaatine varmıştır (Blumberga/Letonya, §§ 71-73).

37. Dzugayeva/Rusya (B. No: 44971/04, 12/2/2013)

kararına konu olayda ise yeniden kullanılabilir cam şişe ticaretiyle uğraşan

başvurucunun evinin yanında içi şişe dolu bir vaziyette park hâlinde bulunan

kamyonunun belediye yetkilileri ile polis tarafından park izninin olmadığı

gerekçesiyle güvenli olmayan bir alana çekilmesi sonucu kamyonun içinde bulunan

cam şişeler çalınmıştır. Başvurucu tarafından ilgili idare aleyhine açılan

davada sulh hukuk mahkemesi başvurucu lehine tazminata hükmetmiş ise de bu

karar istinaf mahkemesince, şişelerin gerçek sayısının davacı tarafından

ispatlanamadığı ve aracın çekilmesine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu

gerekçeleriyle bozulmuştur (Dzugayeva/Rusya, § 5-13). AİHM, park izni

bulunmadığı için kamyonu çektiren otoritenin zarar ve hasarlara karşı aracı

koruma yükümlülüğünün bulunduğu ve yerel otoritenin bu ödevin ifasında

başarısız olduğu kanaatine varmıştır (Dzugayeva/Rusya, § 27). AİHM, sonuç olarak yetkililerin Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin

gerektirdiği pozitif yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğu sonucuna

ulaşmıştır (Dzugayeva/Rusya, § 29).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu, para yatırmak için gittiği PTT Şubesi önünde

bulunan ATM cihazında cüzdanını unutması üzerine hırsızlık suçundan şikâyetçi

olduğu hâlde kolluk görevlilerince yeterli bir inceleme ve araştırma

yapılmadığından yakınmıştır. Başvurucu, kendisinden sonra işlem yapan kişinin

ne kadar para yatırdığının veya gün içinde hangi işlemlerin yapıldığının tespit

edilmediğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca olay yerini gören kapalı devre

kameranın arızalı olduğunun bildirildiğini ve MOBESE kamerası kayıtlarının da

silindiğini belirterek delillerin yok edildiği veya gizlendiği endişesine

kapıldığını ifade etmiştir. Başvurucu sonuç olarak etkili bir soruşturma

yapılmadığı gerekçesiyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde; mülkiyet hakkının devlete, özel kişiler

tarafından yapılacak müdahalelere karşı malike koruma sağlama biçiminde pozitif

bir ödev yüklediği ancak devletin koruma ödevi kapsamında özel bir önlem

almasını haklı kılan açık ve ciddi sebeplerin varlığı dışında olağanın ötesinde

bir tedbir alınmasının da beklenemeyeceği ifade edilmiştir. Bu bağlamda adli

makamların gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde yargısal

makamların değerlendirmesinin bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermediği görüşü bildirilmiştir.

41. Başvurucu, cevap dilekçesinde önceki beyanlarını

yinelemiştir.

B. Değerlendirme

42. Anayasa’nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

43. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında aynı gerekçelerle adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmektedir. Ancak başvurucunun mülküne yönelik olarak işlendiğini belirttiği

bir suç nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmadığı iddiası esas

itibarıyla mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde devletin pozitif

yükümlülükleri ile ilgili olduğundan başvurucunun şikâyetinin mülkiyet hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

46. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir" denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Mülkiyet güvencesinin devlete birtakım pozitif yükümlülükler

yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık bir biçimde

düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilen müdahalelere

yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı

korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerin ortaya çıkmasının

nedeni gerçek anlamda koruma

sağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarak güvence altına

alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi

yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçek anlamda koruma

sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitif

yükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35.

maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif

yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda mülkiyet hakkının yalnızca devlet

tarafından değil özel hukuk kişileri tarafından yapılan müdahaleler bakımından

da korunması zorunluluğu bulunmaktadır (Türkiye

Emekliler Derneği, B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu

İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., B. No: 2014/8649,

15/2/2017, § 43).

47. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkı

bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir. Koruyucu

önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler ise

müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari

ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Pozitif yükümlülükler mutlak olmayıp

bunların ne tür koruyucu ve düzeltici edimleri kapsadığı ve bu edimlerin

derecesi, her somut olayın kendi koşulları içinde belirlenebilir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda TemizlikHizmetleri

A.Ş., § 46).

48. Mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından müdahalede

bulunulması durumunda bu müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz

sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve

kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki

mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir.

Bu bağlamda hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından ne tür hukuki

mekanizmaların öngörüleceği hususu devletin takdirindedir. Bu husus kural

olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesinin tercih edilen idari veya yargısal mekanizmanın malik üzerinde

doğurduğu olumsuz etkilerin düzeltilmesi bakımından yeterli ve elverişli olup

olmadığı hususundaki denetim yetkisi saklıdır. Bu bağlamda düzeltici bir

mekanizmanın hiç oluşturulmaması veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden

önceki durumu tesis edici veya oluşan kayıpları giderici bir nitelik arz

etmemesi durumunda mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler

ihlal edilmiş olur (Osmanoğlu İnşaat Eğitim

Gıda TemizlikHizmetleri A.Ş., § 48).

49. Devletin mülkiyetin korunmasına ilişkin hukuki çerçeve

oluşturma ödevi kapsamında hangi tedbirlerin alınacağı konusunda geniş bir

takdir yetkisi bulunsa da mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler bakımından

sadece idari ve hukuki yollar oluşturmasının yeterli bir koruma sağlamayacağı

açıktır. Özellikle modern demokratik devletin varlık amaçlarından birinin de

zor ve şiddet kullanması kural olarak yasaklanan bireyin hak ve özgürlüklerini

diğer bireylerin müdahalelerine karşı korumak olduğu ve bunun yanında kimi

durumlarda niteliği gereği hukuk davası yoluna ancak ceza soruşturması sonucu

elde edilebilecek bilgi ve bulgularla gidilebileceği dikkate alındığında

oluşturulması gereken idari ve adli mekanizmalardan biri olarak ceza hukuku

araçlarından yararlanılması önemli bir koruma sağlamaktadır.

50. Dolayısıyla mülkiyet hakkına üçüncü kişiler tarafından suç

işlenmesi suretiyle yapılan müdahalelerde yetkili makamların etkili ve özenli

bir soruşturma yürütmesi gerekmektedir. Yetkili makamlarca gösterilecek özenin

derecesi somut olayın öznel ve nesnel koşulları dikkate alınarak

belirlenmelidir. Ancak mal varlığı değerlerinin korunması amacını taşıyan

mülkiyete karşı işlenen suçların soruşturulmasında gösterilmesi gereken özenin

derecesinin yaşam hakkını korumaya yönelik olanlarla aynı olamayacağı tabiidir.

Bu bağlamda özellikle işlenen suçların tamamının kamu makamlarının her türlü

çabasına rağmen çözülmesinin mümkün olamadığı olgusunun dikkate alınması

gerekir. Dolayısıyla kamu makamlarından yaşam hakkının ihlali sonucunu doğuran

suçlar gibi daha ciddi suçların soruşturulmasına öncelik tanınması

beklenebilir. Bu nedenle mal varlığı değerlerine yönelik suçlara ilişkin bir

soruşturmanın özenli yürütülmediğinin ve dolayısıyla etkili olmadığının

söylenebilmesi için soruşturmada ciddi açıkların ve bariz eksikliklerin

bulunması gerekmektedir.

51. Müdahalenin suç oluşturduğu durumlarda devletin pozitif

yükümlülüğü, usule ilişkin olup sonuç yükümlülüğü değildir. Bu nedenle ceza

soruşturmasının ve kovuşturmasının mahkûmiyetle sonuçlanmamış olması pozitif

yükümlülüğün ihlali anlamına gelmez. Öte yandan kural olarak ceza

yargılamasının seyrinin hukuk yargılamasının başarısızlıkla sonuçlanmasına neden

olması veya bu yönde etki etmesi de pozitif yükümlülüklerin ihlal edildiği

yargısına ulaştırmaz. Bununla birlikte hukuk davasındaki başarısızlık, ceza

soruşturmasındaki ciddi açıklardan ve bariz eksikliklerden kaynaklanmışsa bu

takdirde pozitif yükümlülüklerin ihlalinden söz edilebilir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Somut olayda başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan ceza

soruşturmasının konusu olan eşya ve paraların mülkiyet hakkının kapsamına

girdiğinde kuşku bulunmamaktadır. Başvurucu, bu eşya ve paralarının çalındığını

ileri sürerek şikâyetçi olmuş; Cumhuriyet Başsavcılığı ise eylemi kaybedilmiş

veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunma olarak

nitelendirmiştir. Dolayısıyla dosya kapsamından, başvurucunun mülkiyet hakkı

kapsamındaki bu eşya ve paraların kaybolması ve bunun sonucunda üçüncü kişiler

tarafından tasarrufta bulunulması veya çalınmasının söz konusu olduğu

anlaşılmaktadır. Buna göre başvurucunun mülkiyet hakkına doğrudan kamu

makamlarınca yapılan herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı şüphesizdir.

Ancak yukarıda da değinildiği üzere müdahale özel kişilerden yapılsa dahi

devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde mülkiyet hakkının korunması için

gerekli idari ve adli tedbirleri alması gerekmektedir. Bu sebeple başvuruya

konu olayda devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif

yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesigerekir.

53. Bu kapsamda ilk olarak mülkiyetin özel kişilerden gelen

müdahaleler yönünden korunması için gerekli hukuki mekanizmaların oluşturulup

oluşturulmadığı incelenmelidir. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni

Kanunu'nun taşınır mülkiyetine ilişkin 762. ve devamı maddelerinde zilyetliğin

ve mülkiyetin korunmasına ilişkin davalardan yararlanmasına ilişkin çeşitli

hukuksal yollar düzenlenmiştir. Bunun yanında 5237 sayılı Kanun'un "Malvarlığına karşı suçlar"

kenar başlıklı Onuncu Bölüm'ünde 141. ile 169.

maddeleri arasında çeşitli suçlar öngörülmüştür. Bu maddelerde düzenlenen

suçlar için öngörülen yaptırımlarla korunan hukuki değer ise mülkiyet hakkıdır.

Diğer bir deyişle kanun koyucu bu suçların düzenlenmesiyle Anayasa'nın 35.

maddesinin bir gereği olarak mülkiyet hakkının ceza hukuku araçlarıyla da

korunmasına imkân sağlamıştır.

54. Başvurucunun adli veya idari başka bir yola

başvurabilmesinin mümkün olmadığı somut olayda mülkiyet hakkının korunması

çerçevesinde yürütülen ceza soruşturmasının etkililiği konusunda kamu

makamlarının başvurucunun bildirdiği veya diğer mevcut delillerin toplanmasında

gösterdikleri özen dikkate alınarak sonuca varılmalıdır.

55. Başvurucu; olayla ilgili olarak önce PTT Şube Müdürlüğündeki

görevlilere, sonra da Emniyet Müdürlüğüne müracaat etmiştir. Olaydan kısa bir

süre sonra kolluk görevlileri başvurucuyla birlikte olay yerine gitmiş, ancak

olayı aydınlatabilecek bir görgü tanığına veya başkaca bir delile

rastlanamamıştır. Cumhuriyet savcısının talimatıyla başvurucunun şikâyet ve

delilleri sorulmuş, bu kapsamda ifadesi alınan başvurucu da herhangi bir delil

bildirememiştir. Ayrıca başvurucudan sonra işlem yapan kişinin soruşturma

makamlarınca tespit edilerek ifadesinin alındığı ve şüpheli herhangi bir

hususun ise tespit edilemediği anlaşılmıştır. Bunun yanında olay yerini gören

kameranın arızalı olduğu tespit edilmiş, silinen diğer kamera kayıtlarının ise

olayı tek başına aydınlatmaya yeterli olmadığı görülmüştür.

56. Bu durumda soruşturmada bazı eksiklikler mevcut ise de olayı

aydınlatabilecek bir görgü tanığına ulaşılamadığı ve olayın çözümüne yarar,

başvurucunun soruşturulmasını istediği başka bir delilin toplanmasının da söz

konusu olmadığı gözetildiğinde yürütülen soruşturmada mülkiyet hakkının

ihlaline yol açacak derecede ciddi açıkların ve bariz eksikliklerin bulunduğu

söylenemez.

57. Sonuç olarak belirtilen türden olayların aydınlatılması ve

suçların faillerinin bulunması bakımından kamu makamlarının karşılaştıkları

güçlükler de dikkate alındığında başvuruya konu olayda mülkiyet hakkının

korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği

sonucuna varılamaz.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal MümtazAKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Abdulvahap TAŞKIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16840, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16840
Tarih
24 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Orhan Gürel Başvurusu (B. No: 2015/15358)
  • Müjdat Gürbüz Başvurusu (B. No: 2017/36529)
  • Hamdi Akın İpek Başvurusu (B. No: 2015/17763)
  • Kemal Özelmacı Başvurusu (B. No: 2015/19043)
  • F.ç. Başvurusu (B. No: 2014/8019)
  • Emrah Demirtaş ve Zafer Demirtaş Başvurusu (B. No: 2015/5498)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.