İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Müjdat Gürbüz Başvurusu (B. No: 2017/36529)

1. Başvuru; tutuklu bulunulan ceza infaz kurumunda fotoğraf

Başvuru No2017/36529Tarih23 Mayıs 2018Okuma44 dk · 8.823 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Müjdat Gürbüz Başvurusu

Karar tarihi
23 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2017/36529
R.G. Tarih ve Sayı
20/6/2018-30454
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.823 kelime·44 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklu bulunulan ceza infaz kurumunda fotoğraf

çekiminin ve gönderiminin kısıtlanması, koğuş ve odalara ait havalandırma

bahçesinin üzerine fens teli çekilmesi nedenleriyle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının, ziyaretçi

sayısı ile ziyaret gün ve saatlerinin sınırlandırılması ve öğrenim gören

çocuklara hafta sonu ziyaret yasağı konulması nedenleriyle aile hayatına saygı

hakkının; radyo kullanımının kısıtlanması nedeniyle ifade hürriyetinin ve

sınavlara girişin yasaklanması nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016

tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine

karar verilmiştir. Üç aylık sürelerle uzatılan OHAL süreci devam etmektedir.

Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHAL ilanı, OHAL döneminin gerektirdiği

tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalar Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.

10. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrasında

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) üyesi olduğu gerekçesiyle(kapatılan) İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin

27/12/2016 tarihli kararıyla tutuklanarak Menemen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur. Hâlen tutuklu olan başvurucu evli ve

çocuksuzdur.

A. Fotoğraf Çekiminin ve

Gönderiminin Kısıtlanmasına İlişkin Süreç

11. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu (İdare ve Gözlem

Kurulu)Başkanlığının 20/1/2017 tarihli ve "Terör Örgütü Şüphelisi

Tutuklular ile Terör Örgütü Mensubu Hükümlülerin Fotoğraf Çekimi ve

Gönderiminin Kısıtlanması" başlıklı kararıyla terör örgütü üyesi olma ya

da benzer suçlamalarla tutuklu ve hükümlü olan kişilerin fotoğraf çekimlerinin

kısıtlanmasına ve yanlarında bulunan mevcut fotoğrafların dışarıya

gönderilmemesine karar verilmiştir.

12. İnfaz Hâkimliğine itiraz yolu açık olmak üzere verilen

kararda, Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 22/1/2007 tarihli ve Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri

ve Diğer Hükümler Hakkında Genelge (Genelge) kapsamında İdare ve Gözlem

Kurulunun bu yönde bir yetkisinin bulunduğu ifade edilmiştir. Anılan Genelge'de ceza infaz kurumu düzeni, kişi ve kurum

güvenliği, örgütsel amaçlara, iletişim ve propagandaya imkân verilmemesi, devam

eden soruşturmaların aksamaması ve toplumsal hassasiyet ile beklentiler dikkate

alınarak bazı kişiler yönünden fotoğraf çekiminin kısıtlanabileceği

belirtilmiştir. Kararda; hükümlü ve tutukluların koğuş ve odalarda, ziyaret

alanlarında çektirdikleri fotoğrafları Ceza İnfaz Kurumu dışına gönderdikleri,

söz konusu fotoğraflar vasıtasıyla Ceza İnfaz Kurumunun fiziki yapısı, genel ve

özel hâlleri hakkında diğer örgüt mensuplarına bilgi ve fikir aktarıldığı, bu

durumun da Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini tehdit ettiği ifade edilmiştir.

Ayrıca bu suretle dışarıda bulunan terör örgütü mensuplarına moral ve örgütü

ayakta tutma çabasına yönelik bir izlenim verilebileceği, fotoğrafların örgüt

sempatizanlarınca propaganda aracı olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır.

13. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz

Karşıyaka İnfaz Hâkimliğinin (İnfaz Hâkimliği) 17/7/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan

kararının gerekçesi tekrarlanarak kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı

ve kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu

gerekçesiyle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi)

15/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Nihai karar 8/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

B. Koğuş ve Odalara Ait

Havalandırma Bahçelerinin Üzerine Fens Teli

Çekilmesine İlişkin Süreç

15. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 30/5/2017 tarihli ve

"FETÖ/PDY Terör Örgütü Mensubu Hükümlü ve Tutukluların Barındırıldıkları

Koğuş ve Odaların Bahçeleri Üzerine Fens Teli

Çekilmesi" başlıklı kararıyla terör örgütü üyesi olma ya da benzer

suçlamalarla tutuklu ve hükümlü olan kişilerin barındırıldıkları koğuş ve

odalara ait havalandırma bahçelerinin üzerine fens

teli çekilmesine karar verilmiştir.

16. Söz konusu kararda 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesinde hükümlülerin

kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin

çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde tutulacağının ifade

edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca anılan Kanun hükmü gereğince bu kişilerin

Anayasa'da yer alan haklarının infazın temel amaçları saklı kalmak üzere

kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Kararda,

çatı aramalarında ele geçen notlardan anlaşıldığı üzere Ceza İnfaz Kurumunda

barındırılan bu kapsamdaki kişilerin koğuşlara ait havalandırma bahçelerinden

diğer koğuşlarda kalan tutuklu ve hükümlülere pusula olarak tabir edilen

haberleşme notları attıklarının ve bu şekilde yasal olmayan yollardan

haberleşmeye çalıştıklarının anlaşıldığı ifade edilmiştir. Ele geçirilen

notlarda, terör örgütünü ayakta tutmaya ve örgüt mensuplarının çözülmelerini

engellemeye dönük ifadelerin yer aldığı belirtilmiştir. Kararın örgütsel amaçlı

olarak haberleşmenin önüne geçilmesi, diğer tutuklu ve hükümlülere talimat ve

mesaj verilmesinin engellenmesi, firar, isyan, dışarıdan sızma, silahlı,

silahsız veya drone vasıtası ile saldırı gibi

muhtemel olayların engellenmesi ve Ceza İnfaz Kurumunun asayiş ve güvenliğinin

tehlikeye düşmemesi amacıyla verildiği ifade edilmiştir. Ayrıca kararda,

havalandırma bahçelerinin üzerine fens teli ya da

file çekilmesi konusunda gerek ülkemiz gerekse yabancı ülkeler aleyhine Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) verilen herhangi bir olumlu ya da olumsuz

kararın bulunmadığı vurgulanmıştır.

17. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz İnfaz

Hâkimliğinin 18/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde,

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan kararının gerekçesi tekrarlanmış ve

kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararına

karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Ağır

Ceza Mahkemesinin 24/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

18. Nihai karar 7/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

C. Hükümlü ve

Tutukluların Öğrenim Gören Çocuklarının Hafta Sonu Ziyaretlerinin OHAL

Süresince Yasaklanmasına İlişkin Süreç

19. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 24/11/2016 tarihli ve

"Hükümlü ve Tutukluların Öğrenim Gören Çocuklarının Hafta Sonu

Ziyareti" başlıklı kararıyla tutuklu ve hükümlülerin öğrenim gören

çocuklarının hafta sonu ziyaretlerinin OHAL süresince yasaklanmasına karar

verilmiştir.

20. Söz konusu kararda 5275 sayılı Kanun ile bu Kanun dayanak

alınarak çıkarılan 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri

Hakkında Yönetmelik (Ziyaret Yönetmeliği) kapsamında hükümlü ve tutukluların

ziyaretçileri ile görüştürüldüğü, ziyaret günleri ve saatleri ile ziyaretçi

sayısının fiziki yapı ve kapasite dikkate alınarak ceza infaz kurumu tarafından

belirleneceği vurgulanmıştır. 24/11/2016 tarihi itibarıyla Ceza İnfaz Kurumunda

toplam tutuklu ve hükümlü sayısının 1.158'e ulaştığı, yaklaşık 800 kişinin

FETÖ/PDY'ye ve PKK terör örgütüne yardım, üye olma

veya anayasal düzene karşı işlenen suçlardan tutuklu olduğu, öğrenim gören

çocukların hafta sonu gerçekleştirdiği ziyaretlerde artış gözlenmesine rağmen

Ceza İnfaz Kurumunda görevli personel sayısının ciddi oranda azaldığı ifade

edilmiştir. Kararda; meydana gelebilecek müessif bir olayı bastırmada zorluklar

yaşanabileceği ve yeterli zaman aralığının olmadığı belirtilerek Ceza İnfaz

Kurumunun mevcudu, düzeni, görüş sıklığı, ziyaretçi sayısı, güvenlik ve asayiş

durumu dikkate alınarak bu yöndeki kararın tüm tutuklu ve hükümlüler yönünden

ve OHAL süresince kısıtlı olmak üzere verildiği belirtilmiştir.

21. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz İnfaz

Hâkimliğinin 18/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde,

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan kararının gerekçesi tekrarlanmış ve

kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu

gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 21/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

22. Nihai karar 7/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

D. Hükümlü ve

Tutukluların Görüşebileceği Ziyaretçi Sayısının Düşürülmesine İlişkin Süreç

23. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 8/11/2016 tarihli ve

"Hükümlü ve Tutukluların Görüşebileceği Ziyaretçi Sayısının Belirlenmesi''

başlıklı kararıyla tutuklu ve hükümlülerin görüşebileceği ziyaretçi sayısı yedi

olarak belirlenmiştir.

24. Söz konusu kararda, 5275 sayılı Kanun ile Ziyaret

Yönetmeliği kapsamında ziyaret günleri ve saatleri ile ziyaretçi sayısının

fiziki yapı ve kapasite dikkate alınarak düzen, güvenlik ve disiplin

çerçevesinde Ceza İnfaz Kurumu tarafından belirleneceği vurgulanmıştır.

20/8/2015 tarihinde verilen karar doğrultusunda hükümlü ve tutuklularının görüşebileceği

ziyaretçi sayısının on olarak belirlendiği ancak görüş yerlerinde yaşanan

yoğunluk nedeniyle Kurumda çıkabilecek isyan, rehin alma ve firar gibi

durumların engellenmesi hususunda oluşan ihtiyaç kapsamında bu sayının

düşürüldüğü ifade edilmiştir. Kararda; Ceza İnfaz Kurumunda dört açık görüş ve

dört kapalı görüş yeri bulunduğu, barındırılan hükümlü ve tutuklu sayısının ise

mevcut kapasitenin üzerine çıktığı belirtilerek Ceza İnfaz Kurumu düzeninin ve

güvenliğinin tehlikeye düşmemesi için önlem alındığı belirtilmiştir.

25. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz, İnfaz

Hâkimliğinin 17/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde,

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan kararının gerekçesi tekrarlanmış ve

kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu

gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 15/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

26. Nihai karar 8/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

E. Hükümlü ve

Tutukluların Ziyaret Günü ve Saatlerinin Sınırlandırılmasına İlişkin Süreç

27. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 15/11/2016 tarihli ve

"Ziyaret Gün ve Saatlerinin Düzenlenmesine İlişkin Karar'' başlıklı

kararıyla tutuklu ve hükümlü ziyaretlerinin 09.00 ile 17.30 saatleri arasında,

kırk dakika süreyle ve belirlenen ziyaret programı esas alınarak yaptırılmasına

karar verilmiştir.

28. Söz konusu kararda, 5275 sayılı Kanun uyarınca yaptırılacak

ziyaretlerin yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde gerçekleştirilebileceği ifade edilmiştir. Ayrıca Ziyaret

Yönetmeliği kapsamında ziyaret günleri ve saatleri ile ziyaretçi sayısının

fiziki yapı ve kapasite dikkate alınarak düzen, güvenlik ve disiplin

çerçevesinde ceza infaz kurumu tarafından belirleneceği vurgulanmıştır.

Kararda, 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra tutuklu ve hükümlü sayısında

kapasitenin üzerinde artış meydana geldiği ve bu durumun iş yoğunluğunun

artmasına neden olduğu belirtilerek ceza infaz kurumu düzeni ve güvenlik durumu

gözönüne alınarak haftalık ziyaret düzeninin yeniden

belirlenmesi yönünde ihtiyacın ortaya çıktığı belirtilmiştir.

29. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz, İnfaz

Hâkimliğinin 18/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde,

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan kararının gerekçesi tekrarlanmış ve

kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu

gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 15/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

30. Nihai karar 7/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

F. Hükümlü ve

Tutukluların Radyo Kullanımının Kısıtlanmasına İlişkin Süreç

31. İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 19/4/2017 tarihli ve

"FETÖ/PDY Terör Örgütü Mensubu Hükümlü ve Tutukluların Radyo Dinlemesine

İlişkin Kısıtlama Kararı" başlıklı kararıyla bu kapsamda olan tutuklu ve

hükümlülerin koğuşlarında kullandıkları radyolarına güvenlik nedeniyle ileri

bir tarihte yeniden değerlendirilmek üzere el konulmasına ve geçici olarak Ceza

İnfaz Kurumu Emanet Eşya Biriminde muhafaza altına alınmasına karar

verilmiştir.

32. Söz konusu kararda, 5275 sayılı Kanun uyarınca tehlikeli

hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler ve tutuklular bakımından radyo

kullanımının kısıtlanabileceği belirtilmiştir. Kararda, FETÖ/PDY'ye mensup hükümlüler ile FETÖ/PDY soruşturmaları

kapsamında tutuklu olanların kullandıkları radyolara beş-altı metre uzunluğunda

anten görevi gören telleri bağladıkları, bu suretle farklı frekans aralığını

dinledikleri ve Ceza İnfaz Kurumu dışında bulunan örgüt mensupları ile şifreli

olarak haberleştikleri vurgulanmıştır. Anılan yöntem kullanılarak örgüt lehine

propaganda yapıldığı, Ceza İnfaz Kurumunda bulunan örgüt üyelerinin ruh hâlinin

diri tutulmaya çalışıldığı ve hatta bazı eylemlere teşvik edildiği ifade

edilmiştir. Kararda, örgütsel amaçlı haberleşmenin engellenmesi amacıyla koğuş

ve odalarda yapılan aramalar sonucunda bulunan radyolara geçici olarak el

konulduğu belirtilmiştir.

33. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz İnfaz

Hâkimliğinin 18/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde,

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının anılan kararının gerekçesi tekrarlanmış ve

kararın mevzuata uygun şekilde verildiği belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği

kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule ve mevzuata uygun olduğu

gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 24/8/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

34. Nihai karar 7/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

G. Sınavlara Girişin

Yasaklanmasına İlişkin Süreç

35. 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan

Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (OHAL KHK'sı) uyarınca terör örgütü

üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar nedeniyle

tutuklu veya hükümlü olanların ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ile

eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan ya

da yaptırılan sınavlara girişleri OHAL süresince yasaklanmıştır.

36. Ceza İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu (Eğitim Kurulu)

Başkanlığının 24/11/2017 tarihli ve "Kurumda Uygulanacak Eğitim ve

İyileştirme Kararı" başlıklı kararıyla belirtilen OHAL KHK'sı kapsamında

olan tutuklu ve hükümlülerin söz konusu sınavlara katılmamalarına karar

verilmiştir.

37. Başvurucunun söz konusu karara karşı yaptığı itiraz, İnfaz

Hâkimliğinin 18/7/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararda; eğitim hakkına

OHAL KHK'sı kapsamında kısıtlama getirildiği, Anayasa'da düzenlenen eğitim ve öğrenim

hakkının sadece kanunla ve zorunlu hâllerde kısıtlanabileceği, devletin

güvenliği için gerekli tedbirlerin yine devlet tarafından alınmasının zorunlu

olduğu, bu kapsamda Eğitim Kurulu Başkanlığınca verilen kararda herhangi bir

isabetsizliğin bulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.

38. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, kararın usule

ve mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesinin 21/8/2017 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

39. Nihai karar 7/9/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

40. 6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine

Dair Kanun'un 4. maddesiyle 677 sayılı OHAL KHK'sında yer alan söz konusu

düzenleme kanunlaşmıştır.

41. Başvurucu 6/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

42. Anayasa Mahkemesinin 22/2/2018 tarihli müzekkeresiyle,

ilgili İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının söz konusu kararlarının hâlen

yürürlükte olup olmadığı, yürürlükte değilse hangi tarih aralığında uygulandığı

ve istisna niteliğinde uygulamalar yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkin

olarak bilgi ve belgeler talep edilmiştir. 26/2/2018 tarihli cevap yazısında,

gerekçesi hatırlatılan söz konusu kararların hâlen yürürlükte olduğu ve istisna

niteliğinde uygulamalar yapılmadığı belirtilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı Yönünden

43. 5275 sayılı Kanun’un

''Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler" kenar

başlıklı 6. maddesi şöyledir:

"(1) Hapis cezalarının infaz rejimi,

aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli

bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve

disiplin çerçevesinde tutulurlar.

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin

düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu

kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan

maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan

diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen

kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

c) Cezanın infazında hükümlünün

iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün

kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak

üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik

ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı

saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle

orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu

hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun

hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve

yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam

hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu

tedbirin alınması zorunludur.

g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak

kanun, tüzük ve yönetmeliklerin belirttiği hükümlere uyması zorunludur.

h) Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve

eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin

cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun

olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği

mercilere yapılır."

44. 5275 sayılı Kanun gereğince Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan

22/1/2007 tarihli ve 45/1 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri

ve Diğer Hükümler konulu Genelge'nin "Diğer

işlemler" başlıklı Beşinci Bölümü'nün -20/12/2016 tarihinde

yapılan değişiklikleri de içeren- ilgili kısmı şöyledir:

"(8) Hükümlü ve tutuklular; kendi oda veya koğuşunda beraber

kaldıkları arkadaşlarıyla veya açık görüş günlerinde ziyarete gelen

yakınlarıyla, idarece belirlenen yerlerde ve bedelleri kendileri tarafından

karşılanmak koşuluyla fotoğraf çektirebilecektir. Fotoğraf çekimi, müdürü ve

fotoğrafçılık işkolu bulunan ceza infaz kurumlarında sadece fotoğrafçılık

işkolunca yerine getirilecek, dışarıdan fotoğrafçı temini yoluna

gidilmeyecektir. Müdürü bulunmayan kurumlardaki fotoğraf çekimleri dışarıdan

temin edilen fotoğrafçı tarafından gerçekleştirilecektir.

Ancak, kurum düzeni, kişi ve kurum güvenliği, örgütsel amaç, iletişim

ve propagandaya imkân verilmemesi, devam eden soruşturmaların aksamaması (Bu

çerçevede adli soruşturmaları yürüten savcılardan görüş alınabileceği) ve

toplumsal hassasiyet ve beklentiler dikkate alınarak, bu olgulardan bir veya

birkaçının olduğuna dair İdare ve Gözlem Kurulu üyelerinde bir kanaat oluşması

durumunda, tüm kurumda veya bazı örgütler ve kişiler yönünden fotoğraf çekimi

kısıtlanabilir."

2. Aile Hayatına Saygı

Hakkı Yönünden

45. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlüyü

ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla

eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı

tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller

dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla

üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma

saatleri içinde ziyaret edilebilir. ...

(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet

Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde

yaptırılır."

46. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların hakları" kenar

başlıklı 114. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul

edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma

evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından

tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar

koyabilir."

47. 5275 sayılı Kanun’un "Tutukluların

yükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı

ceza infaz kurumları, ... kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile

yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve

iyileştirme programına ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve

eşyaların korunması, kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve

eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının

niteliği ve uygulanma koşulları, ... haberleşme veya iletişim araçlarından

yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, ... yönetim

tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ...

şikâyet ve itiraz, ... kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü,

kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı,

telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet

olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme

hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme

hakkı, ... hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim

programları, öğretimden yararlanma, ... ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret,

ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, ... kütüphane ve kurslardan

yararlanma konularında ... düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır

nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."

48. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Ziyaret

gün ve saatleri" kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Ziyaret günleri ve saatleri ile bir

hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve

kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir..."

49. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık

görüş" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile

ziyaretçilerinin maddi temasına imkan verecek şekilde, konuşulanların hazır

bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz

kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve

görüşmelerdir."

50. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık

görüş yapılacak yer" kenar başlıklı 16. maddesi şöyledir:

"Açık görüşler, ceza infaz kurumunun oda

ve eklentileri dışında, bu iş için ayrılmış özel bölümünde, bulunmadığı

takdirde, ceza infaz kurumu müdürünün uygun göreceği yerde yaptırılır."

51. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Görüş

süresi ve saatleri" kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Açık ziyaretler, bir saatten fazla

olmamak kaydıyla 09.00 - 17.00 saatleri arasında yaptırılır. Ziyaret süresi,

görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işler."

52. Ziyaret Yönetmeliği'nin "Açık

görüşe ilişkin diğer konular" kenar başlıklı 18. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen

açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar

oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere,

hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve

ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.

Belirtilen gün ve saatler dışında görüş

yaptırılmaz, ...

Her grubun açık görüşü bittikten sonra, görüş

yerinde bulunan hükümlü ve tutuklular, görevliler nezaretinde dikkatli bir

şekilde arandıktan sonra koğuş veya odalarına götürülerek burada sayılır.

Kimlikleri, fotoğraflı belgelerle kontrol edilir, grup mevcudunun tam olduğunun

anlaşılması üzerine, ziyaretçilerin kurum dışına çıkmasına izin verilir.

Açık görüşlerde, görüş mahallinde yeteri kadar

dış güvenlik görevlisi gözlemci olarak bulundurulur..."

3. İfade Hürriyeti

Yönünden

53. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı"

kenar başlıklı 67. maddesi

şöyledir:

"(1) Hükümlü, ceza infaz kurumlarında

merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve

televizyon yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî yayın sistemi bulunmayan

kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek

önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten kullanılarak televizyon ve radyo

izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi

tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca satın alınır. Her ne biçimde

olursa olsun dışardan gelenler tarafından getirilen radyo, televizyon ve

bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(3) Kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile

çocuk eğitim evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde

kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve

gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları

gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü,

odasında bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Adalet Bakanlığının uygun görmesi

hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumuna

alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya

örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir."

54. 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü)

"Hükümlünün radyo, televizyon yayınları

ile internet olanaklarından yararlanma hakkı" kenar başlıklı

90. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, kurumlarda merkezî yayın

sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon

yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2)

Merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınların

izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız

anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin

verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına

kurumca satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından

getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

(3) Kapalı ve açık kurumlar ile çocuk eğitim

evlerinde ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum

yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin

kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı

takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında

bilgisayar bulunduramaz. Ancak, Bakanlığın uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel

amaçlı olarak bilgisayarın kuruma alınmasına izin verilebilir.

(4) Bu haklar, idare ve gözlem kurulu kararı

ile tehlikeli hükümlü oldukları saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabilir.

(5) İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimi

göz önüne alındığında, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutum

ve davranışlarıyla, suç işlemek amacıyla kurulan silâhlı

örgütün yöneticiliğini yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle,

kurum içi veya dışındaki kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idare

ve gözlem kurulu kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ile

internetten yararlanmasına izin verilmez."

55. 17/6/2005 tarihli ve 2005/25848 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in (Eşya

Yönetmeliği) 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Koğuş, oda ve eklentilerinde, kantinden

temin edilmek koşuluyla, bir adet otuzyedi ekran

televizyon ile elektrikli su ısıtıcısı, saç kurutma makinesi ve büro tipi

buzdolabı ile kurumun bulunduğu coğrafi bölgenin iklim koşulları dikkate

alınarak, her koğuş veya odada bir adet vantilatör bulundurulmasına izin

verilebilir. Ayrıca her hükümlü, kurum kantininden satın almak kaydıyla bir

adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilir."

4. Eğitim Hakkı Yönünden

56. 5275 sayılı Kanun'un "Öğretimden

yararlanma" kenar başlıklı 76. maddesi şöyledir:

"(1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin örgün ve yaygın,

kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin yaygın öğretimden

yararlanmaları sağlanır."

57. Adalet Bakanlığının 27/7/2007 tarihli ve 46/1 sayılı Genç ve

Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirilme İşlemleri ve Diğer

Hükümlere ilişkin Genelgesi’nin ilgili kısımları şöyledir:

"E- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi

ve Millî Eğitim Bakanlığı Tarafından Yapılan Sınavlar

(1) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)

ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen ÖSS, YDS, KPSS ve benzerî sınavlar, sınav merkezi olan ceza infaz

kurumlarında yapılacaktır.

(2) Hükümlü ve tutukluların sınav başvuruları

yakınları tarafından yapılabilir, yapılamaması hâlinde, başvuru ceza infaz

kurumlarının bulunduğu mahalde yapılabiliyorsa kurum tarafından görevlendirilen

bir personel tarafından gerçekleştirilir. Sadece il merkezlerinde başvuru

yapılıyorsa, öğrencinin bulunduğu kurum tarafından sınav merkezi olan kuruma

bilgi verilerek, gerekli belgeleri gönderecek ve başvuru

işlemi il merkezlerindeki sınav merkezi olan ceza infaz kurumlarından yapılacak

müracaatlarla birlikte, sınav merkezi olan kurum idaresince görevlendirilecek

bir personel tarafından gerçekleştirilecektir.

(3) Sınavların başvuru

tarihi kurum öğretmeni, yokluğunda ise eğitimden sorumlu personel tarafından

takip edilecektir.

(4) Sınavlar, belirlenen sınav merkezlerindeki

ceza infaz kurumlarına gelen sınav komisyonları tarafından yapılmaktadır. Bu

nedenle, sınavlara katılacaklara ilişkin T.C. kimlik numarası, adı soyadı, baba

adı, doğum yeri ve tarihine ilişkin bilgileri içeren liste sınavdan en az 20

gün önce Genel Müdürlükte olacak şekilde gönderilecektir. Kuruma yeni gelen

hükümlü ve tutuklu olduğu takdirde sınavdan önceki son iş gününe kadar bildirim

yapılabilecektir.

..."

58. 677 sayılı OHAL

KHK'sının 4. maddesi şöyledir:

"(1) Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti

çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz

kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre

zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her

türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından ceza

infaz kurumu içinde veya dışında yapılan ya da yaptırılan sınavlara

giremezler."

59. 7083 sayılı Kanun'un "Sınavlara

ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"(1) Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti

çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz

kurumunda bulunanlar, olağanüstü halin devamı ve kurumda barındırıldıkları süre

zarfında, ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlar ile örgün veya yaygın her

türlü eğitim ve öğretim kurumları ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından ceza

infaz kurumu içinde veya dışında yapılan ya da yaptırılan sınavlara

giremezler."

B. Uluslararası Hukuk

60. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS, Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

61. Sözleşme’nin "İfade

özgürlüğü" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"1.

Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi

olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve

görüş alma ve verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo,

televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel

değildir.

2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu

özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal

güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu

düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın,

başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının

önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması

için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara

tabi tutulabilir."

62. Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol’ün

"Eğitim hakkı" kenar

başlıklı 2. maddesinin (P1-2) birinci cümlesi şöyledir:

"Hiç kimse eğitim

hakkından yoksun bırakılamaz."

63. AİHM'e göre özel hayat, özel bir

sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğini geliştirme hakkı

anlamında bir “özel hayatı” güvence altına almaktadır. Bu yönü ile birlikte

değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere

çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §

45; Oleksandr Volkov/Ukrayna,

B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29).

64. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular

Sözleşme kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69).

65. AİHM'e göre, suçun mahiyeti haklı

gösteriyorsa bir tutuklunun özel bir hapishane rejimine veya sınırlayıcı

ziyaret düzenlemelerine tabi tutulması onun Sözleşme'nin 8. maddesi

kapsamındaki hakkına müdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali

anlamına gelmez (Vlasov/Rusya, B. No: 78146/01, 12/6/2008, §

123).

66. AİHM'e göre hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2),

B. No: 25498/94, 28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya, B. No: 48666/99, 17/7/2007, §

127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç ve düzensizliğin önlenmesi için

güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa da haklı bir gerekçeye dayanmalıdır

(Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,

20/5/2008, § 46). AİHM, hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünü de Sözleşme

kapsamında koruma altında tutmaktadır (Yankov/Bulgaristan, B. No. 39084/97, 11/12/2003).

67. AİHM, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§

99-105).

68. AİHM, “hükümlüler”in bir mahkeme

tarafından verilen mahkûmiyetin infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen

süre boyunca (Epistatu/Romanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013, §

62), “tutuklular”ınise devam etmekte olan bir

yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Boltan/Türkiye (k.k.), B. No: 32777/09,

27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin ek 1 No.lu

Protokol’ün 2. maddesinin birinci cümlesi kapsamında eğitimden yoksun bırakma

olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir. Bu kapsamda AİHM, Sözleşme'ye hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumunda

bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim

hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır

(Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye

(k.k.), B. No: 46506/99, 46569/99, 46570/99,

4/9/2001).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

69. Mahkemenin 23/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

70. Başvurucu, tutuklu olması nedeniyle başvuru harç ve

giderlerini ödeyecek gelirinin bulunmadığını belirterek adli yardımdan

faydalandırılması talebinde bulunmuştur.

71. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

72. Başvurucu;

i. Fotoğraf çekiminin kısıtlanmasına ve fotoğrafların dışarıya

gönderiminin yasaklanmasına ilişkin kararda yer alan gerekçelerin varsayımlara

dayandığını, personel gözetiminde gerçekleştirilen fotoğraf çekimi nedeniyle

Kurum güvenliğinin tehlikeye düşmeyeceğini, haberleşmeyi engelleyen bu

uygulamayla fotoğraflarını gönderemediği ailesinin de terör örgütü mensubu ilan

edildiğini, kendisinin ve ailesinin manevi bütünlüğüne zarar verildiğini iddia

etmiştir.

ii. Koğuş ve odalara ait havalandırma bahçelerinin yüksek

duvarları bulunmasına rağmen üzerine fens teli

çekilerek "Kuş olsan da buradan çıkamayacaksın." mesajı verildiğini,

keyfî ve gerçek dışı gerekçelerle hayata geçirilen uygulamanın amacının tutuklu

ve hükümlülere maddi ve manevi anlamda eziyet etmek olduğunu, bu nedenle

bahçede keyifli şekilde vakit geçiremediğini ve itirazlarının gerekçesiz

şekilde reddedildiğini ileri sürmüştür.

iii. Bu nedenlerle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının, işkence ve kötü muamele yasağının, özel hayata saygı

hakkının, haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; İhlalin tespiti ile lehine tazminata hükmedilmesi talebinde

bulunmuştur.

73. Bakanlık görüşünde, OHAL ilanı ve bu kapsamda alınan

tedbirlere ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Görüşte, AİHS'in

15. maddesine istinaden hazırlanan derogasyonun 21/7/2016

tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine bildirildiği belirtilmiştir.

Görüş yazısında, bireysel başvuruya konu edilen şikâyetlerin başvurucu hakkında

uygulanmayan soyut ve doğrudan tedbirlere ilişkin olduğu vurgulanmıştır.

Görüşte, fotoğraf gönderiminin kısıtlanması konusunda somut bir açıklamada

bulunulmadığı ifade edilmiştir. Görüş yazısında; başvuruya konu tedbirlere

ilişkin verilen idari ve yargısal kararlarda, Ceza İnfaz Kurumunda kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi meşru amacı ile başvurucunun

özel hayatına saygı hakkı arasında adil bir denge kurulduğu belirtilmiştir.

74. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu

dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

75. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 1879/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetleri; fotoğraf çekiminin

kısıtlanmasına, dışarıya fotoğraf gönderiminin yasaklanmasına ve hava almak

için kullandıkları bahçenin üzerine fens teli

çekilmesine ilişkindir. Dolayısıyla anılan şikâyetler başvurucunun maddi ve

manevi varlığına müdahale edildiğine ilişkin iddialar içerdiğinden incelemenin

Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında yapılması gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Karakaş, B. No: 2014/10817,

22/6/2017, § 26).

76. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahiptir."

77. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmekte

olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesinde düzenlenen özel hayata

saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün

korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim

Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, §

30).

78. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden

ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

79. Ceza infaz kurumlarında bulunan tüm hükümlü ve tutuklular,

Anayasa'da düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir. Ancak tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve

disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik

kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların

sahip oldukları haklar ölçülülük ilkesi göz ardı edilmeden sınırlandırılabilir

(Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu bağlamda gözetilen meşru amaç ile

başvurucunun temel hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Öte yandan

idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusunda

takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, § 89).

80. Başvuruya konu olayda İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının

ilgili kararlarıyla Kurum güvenliğinin korunması ve propaganda aracı olarak

kullanılmaması amaçlanarak terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti

çerçevesinde işlenen suçlar sebebiyle tutuklu veya hükümlü olanların fotoğraf

çekimleri kısıtlanmış ve fotoğraf gönderimi istisna kapsamında yasaklanmıştır.

Ayrıca yasa dışı haberleşmenin önüne geçilmesi ve Kurumun güvenliğinin

tehlikeye düşmemesi amaçlanarak koğuş ve odalara ait havalandırma bahçelerinin

üzerine fens teli çekilmiştir.

81. Somut başvuru açısından değerlendirilmesi gereken ilk husus,

başvuruya konu edilen Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarının tutuklu ve hükümlüler

açısından Anayasa'nın 17. maddesi kapsamındaki güvenceleri harekete geçirecek

asgari ağırlıkta olup olmadığıdır. Söz konusu ağırlık olayın tüm koşulları

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede müdahalenin

yoğunluğu, süresi, fiziksel ve ruhsal etkisi dikkate alınmalı; hürriyeti

bağlayıcı tedbir ya da ceza gereğince mahpuslar tarafından katlanılması mümkün

ve muhtemel görülen etki ve rahatsızlıklara oranla başvurucu açısından nasıl

bir çekilmezliğin oluştuğu ya da oluşma ihtimalinin bulunduğu hususu gözönüne alınmalıdır. Bu bağlamda aranan asgari ağırlık

eşiği, söz konusu alana ilişkin incelenebilir bir sorunun bulunup

bulunmadığının belirlenebilmesi açısından önemli bir kriterdir.

82. 5275 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, hükümlülerin ceza infaz

kurumlarında kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen ve disiplin

çerçevesinde güvenli bir biçimde tutulacakları ve Anayasa'da yer alan

haklarının Kanun'da öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabileceği

düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 116. maddesinde de, hükümlülere uygulanacak

güvenlik tedbirlerine ilişkin düzenlemelerin -tutukluluk hâliyle uzlaşır

nitelikte olanlarının- tutuklular hakkında da uygulanabileceği hüküm altına

alınmıştır. Bu kapsamda 5275 sayılı Kanun, yürütme organına hükümlü ve

tutukluların düzen, güvenlik ve disiplin içinde tutulmalarının sağlanması

amacıyla alınacak tedbirlere ya da konulacak kurallara ilişkin düzenleme yapma

yetkisi vermiştir. Anayasal sınırlar içinde kalmak koşuluyla bu amaç

doğrultusunda ceza infaz kurumları tarafından birtakım işlemler tesis edilmesi

ya da yetkili kurullar tarafından kararlara alınması doğaldır.

83. Somut başvuruda idare tarafından açıklanan suç işlenmesinin

önlenmesi, Kurum güvenliğinin sağlanması, disiplinin ve kamu düzeninin

sürdürülmesi gibi gerekçelerle gerek fotoğraf çekiminin ve gönderiminin geçici

tedbir mahiyetinde kısıtlanması gerekse havalandırma bahçesinin üzerine fens teli çekilmesi, ceza infaz kurumunda bulunmanın bir

sonucu olarak hürriyeti bağlayıcı tedbir gereğince katlanılması mümkün ve

muhtemel tedbirler olarak değerlendirilmektedir.

84. Bu çerçevede kanuni dayanakları bulunan, makul gerekçelerle

açıklanan ve mahpuslar tarafından katlanılması mümkün ve muhtemel görülen etki

ve rahatsızlıkların başvurucu açısından çekilmez bir durum oluşturmaktan uzak

olduğu ve başvuruya konu uygulamalar nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen

rahatsızlığın Anayasa 17. maddesi bağlamında aranan asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

85. Açıklanan gerekçelerle kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına yönelik ihlal iddialarının Anayasa'nın 17. maddesi

bağlamında inceleme yapılmasını gerektirecek ağırlıkta olmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu sonuca, Anayasa'nın 20/1. maddesinde

düzenlenen özel hayata saygı hakkı yönünden incelenerek ulaşılması gerektiği

düşüncesiyle katılmıştır.

C. Aile Hayatına Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

86. Başvurucu;

i. Öğrenim gören çocukların hafta içi mesai saatlerinde tutuklu

ve hükümlü olan babalarını ziyaret edemediğini, hafta sonu ziyaret hakkının

kaldırılması nedeniyle çocukların ebeveyniyle yapması gereken görüşmelerin

fiilen yasaklandığını, devletin bu konuda yükümlülüklerini yerine getirmediğini

ileri sürmüştür.

ii. Görüşebileceği ziyaretçi sayısı on iken bu sayının haksız

şekilde yediye düşürüldüğünü, bu durumda ailesinin de cezalandırıldığını, söz

konusu sınırlamanın ölçülü olmadığını ifade etmiştir.

iii. Ziyaret günü ve saatlerinin sınırlandırılmasının hukuka

aykırı olduğunu ileri sürerek tüm bu uygulamaların kaldırılması talebiyle İnfaz

Hâkimliğine yaptığı itirazlarının gerekçesiz şekilde reddedildiğini

belirtmiştir.

iv. Bu nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağının, adil

yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiş;

ihlalin tespiti ile lehine tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

87. Bakanlık görüşünde, öğrenim gören çocukların hafta sonu

ziyaretlerinin yasaklanmasına ilişkin şikâyet hakkında başvurucunun varsa kendi

çocuklarına ilişkin bir iddia ileri sürmediği ifade edilmiştir. Görüş

yazısında; başvuruya konu tedbirlere ilişkin verilen idari ve yargısal

kararlarda, Ceza İnfaz Kurumunda kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin

önlenmesi meşru amacı ile başvurucunun aile hayatına saygı hakkı arasında adil

bir denge kurulduğu belirtilmiştir.

88. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu

dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

89. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün yakını olan

ziyaretçileriyle sağlıklı koşullarda görüşememesine ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır. Bu nedenle incelemenin aile hayatına saygı kapsamında

yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

90. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz."

91. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Aile,

Türk toplumunun temelidir ...

Devlet, ailenin huzur ve refahı ... için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, ... yüksek yararına açıkça aykırı

olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir..."

92. Aile hayatına saygı hakkı Anayasa’nın 20. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınmıştır. Madde gerekçesi de dikkate alındığında

kamusal makamların özel hayata ve aile hayatına müdahale edememesi ile kişinin

ferdî ve aile hayatını kendi anladığı gibi düzenleyip yaşayabilmesi gereğine

işaret edildiği görülmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi

çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını

oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği

ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitif

yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır

(Murat Atılgan, B. No: 2013/9047,

7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

93. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların

özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda

tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).

Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda

tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda gözetilen

meşru amaç ile başvurucunun temel hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır.

Ancak -belirtildiği üzere- idarenin tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına

müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu dikkate alınmalıdır.

94. Başvurucunun şikâyetleri öğrenim gören çocukların hafta sonu

ziyaret hakkının kaldırılması görüşebileceği ziyaretçi sayısının azaltılması ve

ziyaret günü ile saatlerinin sınırlandırılmasına ilişkindir.

a. Hükümlü ve

Tutukluların Öğrenim Gören Çocuklarının Hafta Sonu Ziyaretlerinin OHAL

Süresince Yasaklanmasına İlişkin İddia Yönünden

95. Öğrenim gören çocukların hafta sonu ziyaretlerinin OHAL

süresince durdurulması yönündeki Ceza İnfaz Kurumu uygulaması yönünden yapılan

değerlendirmede, çocuksuz olan başvurucunun bu yönüyle aile hayatına saygı

hakkına herhangi bir müdahalede bulunulmadığı anlaşılmaktadır.

b. Hükümlü ve

Tutukluların Görüşebileceği Ziyaretçi Sayısının Düşürülmesine ve Ziyaret Günü

ile Saatlerinin Sınırlandırılmasına İlişkin İddialar Yönünden

96. Tutuklu ve hükümlülerin görüşebileceği ziyaretçi sayısının

düşürülmesine ve ziyaret günü ile saatlerinin sınırlandırılmasına ilişkin

uygulamaların ise başvurucunun aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturduğu

sonucuna ulaşılmıştır.

97. Söz konusu müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal

edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

98. Tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla görüş hakkı 5275 sayılı

Kanun'un83. ve 114. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Anılan Kanun dayanak

alınarak yayımlanan Ziyaret Yönetmeliği'nin 10. maddesinde ise ziyaret günleri

ve saatleri ile hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısının

kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak ilgili ceza infaz

kurumunca belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, tutuklu olan

başvurucuya anılan yasal düzenlemelerin uygulandığı ve bu düzenlemelerin “kanunla

sınırlama” koşulunu karşıladığı görülmektedir.

99. İsnat edilen suçların ağırlığına göre tutuklu ve hükümlülere

tanınan birtakım hak ve imkânların farklılaşması doğaldır. Başvurucuya isnat

edilen suçun ağırlığı, devam eden OHAL koşulları, ceza infaz kurumunun mevcudu

ile personel sayısı dikkate alındığında suçların önlenmesi, ceza infaz

kurumunun güvenliğinin sağlanması, disiplinin ve kamu düzeninin sürdürülmesi

amacıyla birtakım tedbirler alınmasının meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı

değerlendirilmiştir.

100. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan

müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm

koşulları çerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi

gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği

suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekebilir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda

başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni,

müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında

dayandıkları gerekçelerin aile hayatına saygı hakkının kısıtlaması bakımından

"demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk" ve

"ölçülülük" ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya

koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit

Şahin, § 64; Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68).

101. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olayda başvurucunun

yakınlarıyla görüşemediğine ya da görüş hakkının ortadan kaldırıldığına ilişkin

bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucu; mevzuatta öngörülen usullerde eşi, kan

ve kayın hısımlarıyla görüşebilmektedir.

102. Ziyaret günleri ve saatleri ile tutuklu olan başvurucunun

görüşebileceği ziyaretçi sayısı, ceza infaz kurumu düzeni korunarak belirli bir

program çerçevesinde ilgili ceza infaz kurumunca belirlenmektedir. Söz konusu

görüş programı Ziyaret Yönetmeliği'nin 10. maddesinde de öngörüldüğü üzere

kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak oluşturulmaktadır. Somut

başvuruya konu kararlarda, Ceza İnfaz Kurumunda dört açık görüş ve dört kapalı

görüş yerinin bulunduğu, barındırılan mahpus sayısının ise mevcut kapasitenin

üzerinde olduğu belirtilerek Ceza İnfaz Kurumu düzeninin ve güvenliğinin

tehlikeye düşmemesi için alınan önlemler çerçevesinde ziyaretçi sayısının

yediye düşürüldüğü vurgulanmıştır. Yine aynı gerekçelerle ziyaretlerin 09.00

ile 17.30 saatleri arasında, kırk dakika süreyle ve belirlenen ziyaret programı

esas alınarak gerçekleştirileceğine dair karar alınmıştır.

103. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden sonra ortaya

çıkan OHAL koşulları ile tutuklu sayısının hızla artış göstermesine rağmen

personel sayısının azalması nedeniyle ceza infaz kurumlarında güvenlik

önlemlerinin artırılması hususunda oluşan acil ihtiyaç dikkate alındığında

tutuklu ve hükümlüler hakkında getirilen işleyişe dönük düzenleyici nitelikteki

sınırlamalar demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşuluna

aykırılık oluşturmamaktadır. Ayrıca başvurucunun görüşme hakkını ortadan

kaldırmayacak ve yakınlarıyla temasını sürdürecek şekilde bu tür bir

sınırlamaya muhatap kılınmasının makul olduğu değerlendirilmektedir.

104. Tüm bu hususlar gözönüne

alındığında OHAL koşullarının gerektirdiği kamu düzeninin korunması ihtiyacı ve

ceza infaz kurumu güvenliğini sağlama amacı doğrultusunda başvurucunun

yakınlarıyla olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyen söz konusu müdahalede

kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun bireysel yararı

arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda gerekli olan

müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

105. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan

başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. İfade Hürriyetinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

106. Başvurucu; suç işlenmesinin önlenmesi ve güvenlik

gerekçeleriyle radyosuna el konulduğunu, radyo satışının yasaklandığını ve bu

uygulamanın kaldırılması talebiyle yaptığı itirazlarının gerekçesiz şekilde

reddedildiğini belirterek haber alma hakkının, haberleşme hürriyetinin, basın

hürriyetinin ve yayın hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,

ihlalin tespiti ile lehine tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

107. Bakanlık görüşünde, başvurucunun radyo kullanımının

kısıtlanması konusunda somut bir açıklamada bulunmadığı ifade edilmiştir. Görüş

yazısında; başvuruya konu tedbire ilişkin verilen idari ve yargısal kararlarda,

Ceza İnfaz Kurumunda kamu düzeninin korunması meşru amacı ile başvurucunun

temel hakları arasında adil bir denge kurulduğu belirtilmiştir.

108. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında dilekçesindeki

iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

109. Başvurucunun şikâyetlerinin özünün radyodan mahrum

bırakılmak suretiyle haber almasının engellenmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle incelemenin ifade hürriyeti kapsamında yapılması gerektiği

değerlendirilmiştir (Ahmet Temiz (5),

B. No: 2013/8696, 10/03/2016, § 21).

110. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, milli güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, ... amaçlarıyla sınırlanabilir."

111. Anılan düzenlemeler uyarınca ifade hürriyeti, sadece

"düşünce ve kanaate sahip olma" hürriyetini

değil aynı zamanda sahip olunan "düşünce ve kanaati (görüşü) açıklama ve

yayma," buna bağlı olarak "haber veya görüş alma ve verme"

hürriyetlerini de kapsamaktadır. Bu çerçevede ifade hürriyeti; bireylerin

serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği

düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya

başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,

savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

40).

112. Bu bağlamda bilgi ve kanaatlere ulaşma hürriyetinin ifade

hürriyetinin norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir şüphe ya da anlaşmazlık

bulunmamaktadır (Kamuran Reşit Bekir

[GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 35). Hükümlü ve tutukluların süreli veya

süresiz yayınlara ulaşabilmesi hususu da bilgi ve kanaatlere ulaşma hürriyetinin

somut yansıması olarak ifade hürriyetinin norm alanı kapsamında kalmaktadır (Kamuran Reşit Bekir, § 43).

113. Öte yandan ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz

sonucu olarak güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin

olması durumunda mahpusların sahip olduğu haklara getirilecek sınırlamalar

makul ve ölçülü olmalıdır. Bu bağlamda ifade hürriyetine yapılacak bir

sınırlamada ceza infaz kurumunda suçun önlenmesi, düzenin ve disiplinin

sağlanması açısından idarenin takdir aralığı daha geniştir (Kamuran Reşit Bekir, § 44).

114. Somut olayda, tutuklu ve hükümlülerin koğuşlarında

kullandıkları radyolarına güvenlik nedeniyle ileri bir tarihte yeniden

değerlendirilmek üzere el konulmasına ve radyoların geçici olarak Ceza İnfaz

Kurumu Emanet Eşya Biriminde muhafaza altına alınmasına karar verilmiştir.

Dolayısıyla başvurucunun kendini ifade etmek için dinlediği ve haber edindiği

bir araçtan geçici süreyle de olsa yoksun kılınmasının ifade hürriyetine

yönelik bir müdahale oluşturduğu değerlendirilmektedir.

115. Diğer temel hak ve hürriyetlerde olduğu gibi ifade

hürriyeti de sınırlanabilir bir haktır ve Anayasa'da yer alan temel hak ve

hürriyetlerin sınırlama rejimine tabidir. Bu kapsamda Anayasa'nın 26. maddenin

ikinci fıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu hürriyete

yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler dikkate

alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade hürriyetine getirilen sınırlamaların

denetiminin Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve

Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Fikriye Aytin ve diğerleri,

B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 27).

116. Başvuruda, 5275 sayılı Kanun'un 67. maddesi ile anılan

Kanun dayanak alınarak çıkarılan Eşya Yönetmeliği hükümlerinin "kanunla

sınırlama" koşulunu karşıladığı görülmektedir.

117. İfade hürriyetine yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık, genel ahlak ile başkalarının haklarının korunması gibi amaçlarla

yapılmış olması gerekir (Ahmet Temiz (5),

§ 41). Başvuru konusu olayda, söz konusu meşru amaçların başvurucunun tutuklu

olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunun koşulları dikkate alınarak

değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede hükümlü ve tutukluların ifade

hürriyetinin kamu düzeni ve suçların önlenmesi genel amacı temelinde güvenliğin

ve disiplinin sağlanması amacıyla sınırlandırıldığı, bunun da Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı

değerlendirilmiştir.

118. Anayasa Mahkemesi; müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup

dokunulmadığını, ölçülü davranılıp davranılmadığını davanın bütününe ve her

olayın kendine has özelliklerine göre takdir edecektir (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014, § 44). Bu bağlamda yapılacak değerlendirmede, ceza infaz

kurumunun koşulları ile suçun önlenmesi, kurum güvenliğinin ve disiplinin

sağlanması açısından devletin takdir marjının daha geniş yorumlanması gerektiği

gözönünde tutulmalıdır (Ahmet Temiz (5), § 49).

119. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve

tutukluların oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri eşya ve maddeler Eşya

Yönetmeliği'nde belirlenmiştir. Bu çerçevede bulundurulacak eşyaların sayısı,

niteliği, hacmi ve bunların temin edilme şekilleri açıklığa kavuşturulmuştur.

Buna göre her bir mahpusun ceza infaz kurumu kantininden satın almak kaydıyla

bir adet kulaklıklı küçük el radyosu bulundurabilme ve kullanma hakkı vardır.

Bununla birlikte 5275 sayılı Kanun'un 67. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkralarında ise hükümlünün radyo dinleme ve televizyon yayınlarını izleme

hakkı bulunduğu belirtildikten sonra bunların nasıl kullanılacağı ve edinme

şekilleri de Kanun'da gösterilmiştir (Ahmet

Temiz (5), § 50).

120. Somut olayda İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 19/4/2017

tarihli kararıyla, FETÖ/PDY'ye üyeliği veya bu

örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü

olanların koğuşlarında kullandıkları radyolarına güvenlik nedeniyle geçici

olarak el konulmasına ve bu süre zarfında radyoların Ceza İnfaz Kurumu Emanet

Eşya Biriminde muhafaza altına alınmasına karar verilmiştir. Kararda, ileri bir

tarihte bu durumun yeniden değerlendirileceği belirtilmiştir. Bu karara gerekçe

olarak da tutuklu ve hükümlülerin kullandıkları radyolara anten görevi gören

telleri bağlayarak farklı frekans aralığını dinlemeleri ve bu yolla Kurum

dışında bulunan örgüt mensupları ile şifreli olarak haberleşmeleri

gösterilmiştir.

121. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması

için koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurulacak eşyalara karşı daha hassas

olunması gerektiğinde herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. 5275 sayılı

Kanun'un 67. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer verilen radyo ve televizyon

yayınının kısıtlanmasına ilişkin takdir hakkı da bu kapsamda getirilen bir

istisna olarak anlaşılmaktadır. Frekans aralığı değiştirilerek haberleşme aracı

olarak kullanıldığı belirtilen radyoların geçici olarak kullanımının

kısıtlanması da Ceza İnfaz Kurumunun düzenin korunması, güvenliğinin sağlanması

ve suçların önlenmesi açısından alınması gereken makul bir tedbir olarak

değerlendirilmektedir. Olası tehditlere yönelik olarak Ceza İnfaz Kurumu, ağır

olduğu söylenemeyecek geçici nitelikteki bir işlem ile düzenin ve güvenliğin

bozulmasını engellemeyi hedeflemiştir.

122. Bu kapsamda başvurucunun ifade hürriyeti sınırlanırken Ceza

İnfaz Kurumu düzeninin korunması ve güvenliğinin sağlanması şeklindeki meşru

amaç ile başvurucunun ifade hürriyeti arasında makul dengenin kurulduğu,

demokratik toplumda gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü

olduğu sonucuna varılmıştır.

123. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan

başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Eğitim Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

124. Başvurucu; diğer suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlara her

türlü sınava girme hakkının tanındığını ancak kendisi gibi terör örgütü üyesi

olma suçlamasıyla tutuklu olanların OHAL süresince sınavlara girmesinin

yasaklandığını belirtmiştir. Başvurucu, eğitim hayatını sürdüremediğini dile

getirerek kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının,

eğitim hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, ihlalin tespiti ile lehine tazminata hükmedilmesi talebinde

bulunmuştur.

125. Bakanlık görüşünde, başvurucunun sınavlara katılımının

engellendiği şikâyeti hakkında hangi sınavlara giremediğine ilişkin bilgi

sunmadığı ifade edilmiştir.

126. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında Anadolu

Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümünde öğrenci olduğunu, söz konusu sınırlama

nedeniyle final sınavlarına giremediğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu;

Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS), Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi

Giriş Sınavı'na (ALES), Yabancı Dil Sınavı'na (YDS) ve meslek sınavlarına

başvuruda bulunmasına rağmen giremediğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

127. Başvurucunun iddialarının özünün sınavlara girişin

engellenmesine ve bu suretle eğitim faaliyetlerine devam edememesine ilişkin

olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle incelemenin eğitim hakkı kapsamında

yapılması gerektiği değerlendirilmiştir (Seyran

Çakmakcı, B. No: 2014/16310, 19/4/2018, §

17).

128. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

42. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından

yoksun bırakılamaz."

a. Yükseköğrenim

Sınavları Yönünden

129. Başvurucu, Anadolu Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü

öğrencisi olduğunu ve tutuklu olması nedeniyle final sınavlarına giremediğini

belirtmiştir.

130. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında eğitim hakkının

yükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (Hikmet

Balabanoğlu, § 28; İhsan Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014,

§ 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili bir biçimde

erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) ve

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir

negatif ödev yüklediğine (Adem Öğüt ve

diğerleri, B. No: 2014/20527, 22/11/2017,§ 44; Yüksel Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014,

§ 36) karar vermiştir.

131. Bununla birlikte Anayasa’nın 42. maddesi, devlete ceza

infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı

sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklememiştir (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 71).

132. Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelik

değerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumunda

bulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları gözönünde

tutulmalıdır. Zira tutuklu ve hükümlülerin temel hak ve hürriyetlere genel

olarak sahip olmaları, bu hakların tutuklu ve hükümlüler için ceza infaz kurumu

dışındaki bireyler kadar güvence altına alındığı anlamında

değerlendirilmemelidir. Ceza infaz kurumlarının işlevi ve amacı kapsamında

tutuklu ve hükümlülerin hakları ceza infaz kurumuna girmekle zaten

sınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynı değerlendirme mümkündür (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).

133. Başvuru konusu olayda tutuklu olan başvurucu, OHAL'in devamında ve Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu süre

boyunca yükseköğrenim faaliyetlerini sürdüremediğini ileri sürmüştür. Anayasa

Mahkemesinin önceki içtihadında da belirtildiği üzere kapalı ceza infaz

kurumlarında bulunan mahpusların tam zamanlı eğitime erişimlerinin

engellenmesi, başka bir ifadeyle kapalı ceza infaz kurumunda tutuldukları süre

zarfında tam zamanlı eğitim faaliyetlerine devam edememeleri Anayasa'nın 42.

maddesinin birinci fıkrası kapsamında eğitim hakkından yoksun bırakılma olarak

değerlendirilemez (Seyran Çakmakcı, § 23).

b. Merkezî Sınavlar

Yönünden

134. Başvurucu; ALES, YDS, KPSS gibi merkezî sınavlara başvuru

yapabilmesine rağmen tutuklu olması nedeniyle giremediğini ifade etmiştir.

135. Anayasa'da tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı

sağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük bulunmamasına karşın ilgili mevzuatta

yer verilen düzenlemeler çerçevesinde devlet, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu

ve hükümlülerin birtakım eğitim faaliyetlerine devam edebilmelerine imkân

tanımıştır. Bu kapsamda 7083 sayılı Kanun öncesi dönemde tüm tutuklu ve

hükümlüler için geçerli olan yasal rejim çerçevesinde, ceza infaz kurumlarındaki

tutuklu ve hükümlülerin bazı merkezî sınavlara katılabilmelerine imkân verecek

düzenlemeler yapılmıştır.

136. Ancak kanun koyucu, 7083 sayılı Kanun ile yaptığı

düzenlemeyle terör suçları sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz

kurumunda bulunanların OHAL süresince ve ceza infaz kurumlarında

barındırıldıkları süre boyunca ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlara

girişlerini yasaklamıştır. Başvurucu da bu yasaklayıcı hükme dayalı işlemler

nedeniyle merkezî sınavlara katılamamıştır.

137. Kanun koyucunun bu düzenlemeyi yaparken darbe teşebbüsü

sonrasında terör suçları kapsamında çok sayıda kişinin tutuklandığını ve mahkûm

olduğunu, ceza infaz kurumu görevlilerinin sayısının da önemli ölçüde azalmış

olduğunu ve ceza infaz kurumlarının disiplin ve güvenliği için terör

suçlularının bir araya getirilmemesinin önemini dikkate aldığı anlaşılmaktadır.

138. Anayasa’nın 42. maddesinin devlete ceza infaz kurumlarında

bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı sağlanması yönünde pozitif

bir yükümlülük yüklemediği de gözönünde

bulundurulduğunda ceza infaz kurumlarında terör suçlarından tutuklu ve hükümlü

olarak bulunan kişilerin merkezî sınavlara katılmalarına imkân tanıyıp

tanımamak kanun koyucunun takdirinde olan bir husustur.

139. Bu nedenle mevcut başvurunun kendine has koşulları altında

terör suçlarından tutuklu olarak Ceza İnfaz kurumunda bulunan başvurucunun

merkezi sınavlara girmesine izin verilmemesinin başvurucunun eğitim hakkını

ihlal ettiğinden söz etme olanağı yoktur.

140. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin bulunmadığı açık olan

başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Müjdat

GÜRBÜZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/36529, 23 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Fotoğraf Çekiminin ve
  7. B. Koğuş ve Odalara Ait
  8. C. Hükümlü ve
  9. D. Hükümlü ve
  10. E. Hükümlü ve
  11. F. Hükümlü ve
  12. G. Sınavlara Girişin
  13. IV. İlgili Hukuk
  14. A. Ulusal Hukuk
  15. B. Uluslararası Hukuk
  16. V. İnceleme Ve Gerekçe
  17. A. Adli Yardım Talebi
  18. B. Kişinin Maddi ve
  19. C. Aile Hayatına Saygı
  20. D. İfade Hürriyetinin
  21. E. Eğitim Hakkının İhlal
  22. B. Başvurunun açıkça
  23. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  24. Gökcan
  25. Hakyemez
  26. Gürbüz
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/36529
Tarih
23 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Hamdi Akın İpek Başvurusu (B. No: 2015/17763)
  • Kemal Özelmacı Başvurusu (B. No: 2015/19043)
  • F.ç. Başvurusu (B. No: 2014/8019)
  • Emrah Demirtaş ve Zafer Demirtaş Başvurusu (B. No: 2015/5498)
  • U.d.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19352)
  • Ali Sedat Yücelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.