İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

U.d.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19352)

1. Başvuru, rehabilitasyon gören çocuğun özel eğitim

Başvuru No2014/19352Tarih24 Mayıs 2018Okuma29 dk · 5.736 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm U.D.K. Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
24 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2014/19352
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.736 kelime·29 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, rehabilitasyon gören çocuğun özel eğitim

giderlerinin devlet tarafından karşılanmamasının eğitim hakkını ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular Ö.T.K. ve K.H.K.nın

çocuğu olan U.D.K. 2000 yılında doğmuş ve on üç aylık iken geçirdiği kanser

hastalığı sonucunda nörolojik fonksiyon kaybına uğramıştır.

9. 2004 yılından itibaren rehabilitasyon gören U.D.K. ile ilgili

olarak 29/6/2006, 27/10/2006 ve 18/7/2007 tarihli sağlık kurulu raporlarında

özel eğitim almasının uygun olduğu yolunda değerlendirmeler yapılmıştır. Bu

raporlara dayalı olarak 18/10/2006 ve 12/7/2007 tarihli -eğitsel değerlendirme

ve tanılama hizmetlerini yürütmekle görevli- Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu

raporlarında da U.D.K.nın özel eğitim alması yönünde

karar verilmiştir. Bu kapsamda 2008 yılı Temmuz ayına kadar olan dönemde U.D.K.nın özel eğitim giderlerinin bir kısmı ilgili mevzuat

çerçevesinde devlet tarafından karşılanmıştır.

10. Başvurucular tarafından alınan 24/6/2008 tarihli sağlık

kurulu raporunda da U.D.K. hakkında % 25 oranında sınırda mental

retardasyon, %20 oranında dikkat eksikliği ve hiperaktivite özür bulgusuna yer verilmiş, özür durumuna

göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %43,7 olarak belirlenmiş ve özel eğitim

amaçlı değerlendirilmesinin uygun olduğu ifade edilmiştir.

11. Başvurucular söz konusu raporla 7/8/2008 tarihinde Çankaya

Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) Müdürlüğüne başvurarak özel eğitim desteği

verilmesi için komisyon kararı talep etmiştir.

12. Anılan talep üzerine; Özel Eğitim Değerlendirme Kurulunca

14/7/2008 tarihinde ve -özel eğitim değerlendirme kurulu raporu doğrultusunda

öğrencilerin resmî okul veya kuruma yerleştirilmesine karar vermek ve gerekli

özel eğitim tedbirlerini almakla görevli- İlçe Özel Eğitim Hizmetleri Kurulunca

2/9/2008 tarihinde tesis edilen işlemler ile U.D.K.nın

özel eğitim hizmeti yerine “tam zamanlı kaynaştırma eğitimi”nden

yararlanmasının uygun görüldüğü belirtilmiştir.

13. Başvurucular 2008 yılı Temmuz ayı ile 2009 yılı Haziran

ayları arasında U.D.K.yı kendi imkânlarıyla özel

eğitim merkezine göndermiştir. Başvurucular bu kapsamda yaptıkları giderlerin

idarenin hukuka aykırı işleminden kaynaklandığını ileri sürerek zararlarının

tazmini amacıyla maddi tazminat istemli tam yargı davası açmışlardır. Ankara 6.

İdare Mahkemesinin 7/10/2011 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar

verilmiştir. Karar gerekçesinde; özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından

özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülen engelli

çocukların eğitim giderlerinin karşılanacağı yönünde kanun hükmü olduğu, U.D.K.nın da sağlık raporu bulunduğu ve gerekli şartları

taşıdığı belirtilmiştir. İtiraz üzerine bu karar Ankara Bölge İdare

Mahkemesince 17/9/2014 tarihinde onanmıştır.

14. Başvurucular 7/8/2009 tarihli dilekçe ile tekrar idareye

başvurmuş ve U.D.K.ya destek eğitimi verilebilmesi

için komisyon kararı talep etmişlerdir. Ancak bu talep de 7/8/2009 tarihli

işlemle; sağlık kurulu raporunda yer alan “Sınırda Zeka” ve “Dikkat Eksikliği

ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)” tanımlarına

ilişkin olarak Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca

kabul edilmiş bir destek eğitim programı bulunmadığı, destek eğitim ile ilgili

işlemlerin yalnızca Millî Eğitim Bakanlığına ait "İlsis

RAM Modülü"nde yapılabildiği ve bu modülde DEHB

için sadece okul tedbiri alınmasına izin verildiği gerekçeleriyle

reddedilmiştir.

15. Anılan işleme karşı başvurucular tarafından 16/10/2009

tarihinde açılan iptal davasında Ankara 7. İdare Mahkemesi -Danıştayca

onanan- 30/9/2010 tarihli kararında aşağıdaki gerekçelerle işlemi iptal

etmiştir:

"...daha önce verilmiş

olan özel eğitim değerlendirme kurulu raporları sonrasında öğrencinin durumunda

herhangi bir değişiklik bulunmamasına karşın bu raporlardan farklı olarak ...

sayılı Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporunda 'Tam Zamanlı Kaynaştırma

Eğitimi'nden yararlanmasına ... ilişkin işlemin idarenin istikrar ve güvenirlirliği ilkeleriyle bağdaşmadığı sonucuna

ulaşılmaktadır.

Kaldı ki; ... Okulu Rehber Öğretmeni ve Sınıf

Öğretmeni tarafından düzenlenen ... Formunda kaynaştırma uygulamasının yeterli

olmadığı görüşüne yer verilmiş, yine ... Okulu Sınıf Öğretmeni ve rehber

öğretmeni tarafından düzenlenen ... toplantı tutanağında 'Özel eğitimle

desteklenmesine ihtiyaç vardır' şeklinde görüş belirtilmiş olmakla davacı

öğrencinin özel eğitime ihtiyacı olduğukonusunda

kuşkuya yer bulunmamaktadır.

Ayrıca ... sayılı, 'Tereddüde Düşülen

Hususlar' konulu, Özel Eğitim Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri Genel

Müdürlüğü’nün yazısında açıkça 'özel eğitim değerlendirme kurulunun Milli

Eğitim Bakanlığı’nca özel eğitim giderinin karşılanıp karşılanamayacağına

bakmaksızın, eğitim performansı, yeterlilik ve yetersizliklerini dikkate

alarak, ihtiyacı olan bireyler için destek eğitim önerebileceği' belirtilmekte

olup, devamında ise 'Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporunun karar bölümüne

eğitsel değerlendirme ve tanılamaya ilişkin alınan kararların yanı sıra destek

eğitimle ilgili karar yazılırken; ilgili Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve

Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre; Özürlü

Sağlık Kurulu Raporunda tüm vücut fonksiyonları kaybı %40 ve üstünde olan

çocuklar için 'Özürlü Sağlık kurulu Raporunda özürlü olduğu tespit edilmiş olup

destek eğitim alması uygundur' ifadesinin bulunmasının, ayırt edici olması ve

özürlü bireyler için eğitim giderlerinin ödenmesinde karşılaşılabilecek

sorunların önlenmesi bakımından gerekli görüldüğü' ifade edilmiştir.

Bu durumda; ... tüm vücut fonksiyon kaybının %

40 ve üzerinde olması nedeniyle destek eğitimi verilmesinin zorunlu ve gerekli

olmasına karşın destek eğitimi verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine

ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir."

16. Başvurucular, yukarıdaki karar kendilerine 22/11/2010

tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen özel eğitim değerlendirme kurulu

raporları davalı idarece her yıl Eylül ayında düzenlendiğinden U.D.K.nın fiilen Eylül 2011 tarihine kadar özel eğitim

desteğinden faydalanamadığını ve Eylül 2009-Eylül 2011 arasında -ekonomik

durumları elvermediğinden- herhangi bir özel eğitim kurumuna da devam

edemediğini belirtmişlerdir.

17. Başvurucular ayrıca 7/8/2009 tarihli idari işlem nedeniyle

uğradıklarını iddia ettikleri maddi ve manevi zararın giderilmesi amacıyla tam

yargı davası açmışlardır. Ankara 7. İdare Mahkemesi 12/4/2013 tarihli kararında

aşağıdaki gerekçelerle davayı reddetmiştir:

"...somut olayda, davacıların maddi zarar

iddialarını, destek eğitimi taleplerinin kabulü halinde Milli Eğitim

Bakanlığınca söz konusu eğitimi verecek olan okul veya merkeze yapılacak bütçe

payı ödemesinden mahrum kalınmasına dayandırıldığı görülmekte olup, belirtilen

dönemde davacıların çocuklarını destek eğitimi alması için herhangi bir özel

eğitim okuluna veya rehabilitasyon merkezine göndermedikleri gözönünde bulundurulduğunda idarenin hukuka aykırı işlemi

nedeniyle davacıların gerçekleşmiş maddi bir zararı sözkonusu

olmadığından hukuki dayanaktan yoksun maddi tazminat talebinin reddi gerektiği

sonucuna ulaşılmaktadır.

...manevi tazminat istemine gelince; ...

davacıların, çocuklarının sağlık durumu nedeniyle ağır bir elem ve üzüntü

duydukları kuşkusuz ise de, çocuğun içinde bulunduğu durumun, doğrudan davalı

idarenin mahkemece iptal edilen işleminden kaynaklandığı söylenemez.

...Olayda, her ne kadar, davacıların,

çocuklarının destek eğitiminden yararlandırılması istemlerinin reddine ilişkin

işlem hukuka aykırı ise de, hukuka aykırılığın, idarenin ilgili mevzuatı yanlış

yorumlanmasından kaynaklanması ve ağır veya bariz nitelikte olmaması, bunun

yanında idarenin sözkonusu istemi reddederken art

niyetli bir maksatla hareket ettiğine dair herhangi bir bulgunun mevcut

olmaması karşısında ... manevi tazminat ödenmesi için gerekli olan koşulların

oluşmadığı sonucuna varılmıştır."

18. Başvurucuların itirazı üzerine karar, Ankara Bölge İdare

Mahkemesince 24/12/2013 tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme istemi ise

17/9/2014 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 12/11/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucular 11/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun

20. 30/5/1997 tarihli ve 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname'nin ilgili kısımları şöyledir:

"Amaç

Madde

1– Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, özel eğitim gerektiren bireylerin, ...

eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya yönelik esasları

düzenlemektir.

...

Tanımlar

Madde 3– Bu Kanun Hükmünde Kararnamede geçen;

a)

"Özel eğitim gerektiren birey", çeşitli nedenlerle, bireysel

özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından akranlarından beklenilen

düzeyden anlamlı farklılık gösteren bireyi,

b)

"Özel eğitim", özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ihtiyaçlarını

karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim proğramları ve yöntemleri ile onların engellilik durumu ve

özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitimi,

...

Özel eğitimin temel ilkeleri

Madde

4– Türk Milli Eğitimini düzenleyen genel esaslar doğrultusunda özel eğitimle

ilgili temel ilkeler şunlardır:

a) Özel

eğitim gerektiren tüm bireyler, ilgi, istek, yeterlilik ve yetenekleri

doğrultusunda ve ölçüsünde özel eğitim hizmetlerinden yararlandırılır.

b) Özel eğitime erken

başlamak esastır.

c) Özel

eğitim hizmetleri, özel eğitim gerektiren bireyleri sosyal ve fiziksel

çevrelerinden mümkün olduğu kadar ayırmadan planlanır ve yürütülür.

d) Özel

eğitim gerektiren bireylerin, eğitsel performansları dikkate alınarak, amaç,

muhteva ve öğretim süreçlerinde uyarlamalar yapılarak diğer bireylerle birlikte

eğitilmelerine öncelik verilir.

e) Özel

eğitim gerektiren bireylerin her tür ve kademedeki eğitimlerinin kesintisiz

sürdürülebilmesi için her türlü rehabilitasyonlarını sağlayacak kurum ve

kuruluşlarla işbirliği yapılır.

f) Özel

eğitim gerektiren bireyler için bireyselleştirilmiş eğitim planı geliştirilmesi

ve eğitim programlarının bireyselleştirilerek uygulanması esastır.

...

Tanılama-değerlendirme-yerleştirme

Madde

5– Her aşamadaki tanılamada, bireyin eğitsel performans düzeyi belirlenir,

gelişim alanlarındaki özellikleri değerlendirilir ve bu değerlendirme sonuçları

dikkate alınarak eğitim amaçları ve hizmetleri planlanır, en uygun eğitim

ortamına yerleştirilmesine karar verilir.

Tanılama,

değerlendirme ve yerleştirme sürecinin her aşamasında ailenin de görüşü

alınarak katılımı sağlanır.

Erken çocukluk dönemi eğitimi

Madde

6– Erken çocukluk dönemindeki özel eğitim hizmetleri ailenin bilgilendirilmesi

ve desteklenmesi temeline dayalı olarak evlerde ve kurumlarda sürdürülür.

Okul öncesi eğitimi

Madde

7– Tanısı konulmuş özel eğitim gerektiren çocuklar için okul öncesi eğitimi zorunludur.

Bu eğitim özel eğitim okulları ile diğer okul öncesi eğitim kurumlarında

verilir. Gelişim ve bireysel özellikleri dikkate alınarak, özel eğitim

gerektiren çocukların okul öncesi eğitim süreleri uzatılabilir.

İlköğretim

Madde

8– Okul öncesi eğitimini tamamlayan veya zorunlu ilköğretim çağına gelmiş özel

eğitim gerektiren çocuklar için hazırlık sınıfları açılabilir.

...

Özel

eğitim gerektiren bireyler, ilk öğretimlerini özel eğitim okulları ve/veya

diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.

...

Kaynaştırma

Madde

12– Özel Eğitim gerektiren bireylerin eğitimleri, hazırlanan bireysel eğitim

planları doğrultusunda akranları ile birlikte her tür ve kademedeki okul ve

kurumlarda uygun yöntem ve teknikler kullanılarak sürdürülür.

Özel eğitim okullarında eğitim

Madde

13– Benzer yetersizlikleri olan akranları ile birlikte ayrı bir okul veya

kurumda eğitim görmeleri gereken özel eğitim gerektiren öğrencilerin eğitimi,

uygun kaynaştırma modelleri ile düzenlenerek, özel eğitim okul ve kurumlarında

sürdürülür.

Özel eğitim desteği

Madde

14– Özel eğitim gerektiren bireylere, her tür ve kademedeki eğitim ortamlarında

devam ettiği eğitim programlarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere özel eğitim

desteği verilir. Bu amaçla bireysel ve grupla eğitim imkanları sağlanır.

...

Özel eğitim okulları

Madde

18– Durumları ayrı bir okulda özel eğitim gerektiren bireyler için engellilik

durumu ve özelliklerine uygun gündüzlü veya yatılı özel eğitim okulları açılır.

Birden

fazla engelliliği bulunan öğrenciler için özel eğitim okullarında özel eğitim

sınıfları açılabilir.

Özel Eğitim Kurumları

Madde

19– Özel eğitim gerektiren bireylere özel eğitim desteği sağlamak veya onları

iş ve mesleğe hazırlamak veya örgün eğitim programlarından yararlanamayacak

durumda olanların temel yaşam becerilerini geliştirmek ve öğrenme ihtiyaçlarını

karşılamak üzere gündüzlü özel eğitim kurumları açılabilir.

...

Diğer okul ve kurumlarda özel eğitim

Madde

20– Durumları normal akranları ile birlikte eğitim görmeye uygun olan özel

eğitim gerektiren bireyler, eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi,

ilköğretim ve ortaöğretim okullarında sürdürürler. Bu okullarda özel eğitim

gerektiren bireylere özel eğitim desteği sağlamak üzere yardımcı derslikler

oluşturulur, özel araç-gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve diğer özel

tedbirler alınır.

Durumları

ayrı bir sınıfta eğitilmeyi gerektiren öğrenciler için engellilik durumu ve

özelliklerine göre okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarında özel

eğitim sınıfları açılır.

...

Rehberlik ve araştırma merkezleri

Madde

21– Rehberlik ve araştırma merkezleri, eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik

ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde

yürütülebilmesine ilişkin gerekli her türlü çalışmaların yanısıra

özel eğitim gerektiren bireyleri de tanılamada belirtildiği şekilde inceler,

tanılar, yerleştirilebilecekleri en uygun eğitim ortamını önerir ve bu

bireylere rehberlik v epsikolojik danışma hizmetleri sunar...."

21. -Olay tarihinde yürürlükte olan- mülga 30/4/1992 tarihli ve

3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un

ek 3. maddesi şöyledir:

"Özürlü sağlık kurulu raporu düzenlemeye

yetkili sağlık kurum veya kuruluşlarınca verilen sağlık kurulu raporuyla asgari

% 20 özürlü olduğu tespit edilen ve özel eğitim değerlendirme kurulları

tarafından da eğitsel değerlendirme ve tanılamaları yapılarak 8/2/2007 tarihli

ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında açılan özel eğitim

okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen destek

eğitimini almaları uygun görülen; görme, işitme, dil-konuşma, spastik,

zihinsel, ortopedik veya ruhsal özürlü bireylerin; eğitim giderlerinin her yıl

Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarı, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine bu

amaçla konulan ödenekten karşılanır. Bu özürlü bireylerin, özür grupları ve dereceleri

ile özür niteliğine göre eğitim programlarının kapsamı ve eğitim süreleri,

Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça

hazırlanacak ve bu Kanunun yayımını izleyen 6 ay içinde yürürlüğe konulacak

yönetmelikle belirlenir."

22. 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Kanunu'nun "Eğitim" kenar başlıklı 15. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

"Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim

alması engellenemez. Engelliler, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak,

yaşadıkları çevrede bütünleştirilmiş ortamlarda, eşitlik temelinde, hayat boyu

eğitim imkânından ayrımcılık yapılmaksızın yararlandırılır. "

2. Yönetmelik

23. 31/5/2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili kısımları şöyledir:

"...

Tanımlar

MADDE 4– (1) Bu Yönetmelikte geçen;

...

h) Destek eğitim hizmeti: Özel eğitime

ihtiyacı olan bireylerin tıbbî ve eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucunda

belirlenen eğitim ihtiyaçları doğrultusunda kendilerine, ailelerine,

öğretmenlerine ve okul personeline uzman personel, araç-gereç, eğitim ve

danışmanlık hizmetleri sağlamayı,

...

i) Dikkat eksikliği ve hiperaktivite

bozukluğu olan birey: Yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmayan dikkat

eksikliği, aşırı hareketlilik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerini en az iki ortamda ve altı ay

süreyle gösteren, bu özellikleri yedi yaşından önce ortaya çıkan, özel eğitim

ile destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireyi,

...

Eğitsel değerlendirme ve tanılama

MADDE 7– (1) Eğitsel değerlendirme ve tanılama

sürecinde, eğitsel amaçla bireyin tüm gelişim alanındaki özellikleri ve

akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri ile eğitim ihtiyaçları

belirlenerek en az sınırlandırılmış eğitim ortamına ve özel eğitim hizmetine

karar verilir.

(2) Bireyin eğitsel değerlendirme ve

tanılaması rehberlik ve araştırma merkezinde oluşturulan özel eğitim

değerlendirme kurulu tarafından nesnel, standart testler ve bireyin

özelliklerine uygun ölçme araçlarıyla yapılır. Tanılamada; bireyin özürlü

sağlık kurulu raporu ile zihinsel, fiziksel, ruhsal, sosyal gelişim özellikleri

ve akademik disiplin alanlarındaki yeterlilikleri, eğitim performansı,

ihtiyacı, eğitim hizmetlerinden yararlanma süresi ve bireysel gelişim raporu

dikkate alınır.

...

(4) Eğitsel değerlendirme ve tanılama

sonucunda özel eğitime ihtiyacı olduğu belirlenen bireyler için ... Özel Eğitim

Değerlendirme Kurul Raporu hazırlanır. Bu rapor özel, özel eğitim kurumlarından

destek eğitim hizmeti alan öğrenciler için süresi bitiminde yenilenebilir.

Raporda önerilen destek eğitim süresi en fazla iki yıldır.

...

(6)Eğitsel değerlendirme ve tanılama

hizmetlerine ilişkin bilgi işlem hizmetleri, Bakanlıkça geliştirilen RAM Modülü

üzerinden yapılır.

...

Yönlendirme

MADDE 11– (1) Yönlendirme, özel eğitime

ihtiyacı olan bireyin eğitsel değerlendirme ve tanılama sonucuna göre en az

sınırlandırılmış eğitim ortamı ve özel eğitim hizmetine karar verilerek eğitim

planı ve özel eğitim değerlendirme kurul raporu hazırlanmasını içeren bir

süreçtir.

...

Yerleştirme

MADDE 12– (1) Özel eğitim hizmetleri kurulu,

özel eğitim değerlendirme kurul raporu doğrultusunda özel eğitime ihtiyacı olan

bireyi uygun resmî okul veya kuruma yerleştirir. Bu kurul, Özel Eğitim Değerlendirme

Kurulunun yönlendirme raporu ve velinin isteği doğrultusunda özel okullarda

öğrenimlerini sürdüren öğrencinin, bulunduğu okulda kaynaştırma yoluyla eğitime

devam etmesi için de karar alabilir.

(2) Bireylerin uygun eğitim ortamına

yerleştirilmesinde aşağıdaki hususlar dikkate alınır:

a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin

öncelikle yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği sınıf olmak üzere,

özel eğitim sınıfı, gündüzlü özel eğitim okulu/kurumu, yatılı özel eğitim

okulu/kurumu gibi en az sınırlandırılmış ortamdan en çok sınırlandırılmış

ortamda eğitimlerini sürdürmelerini sağlayacak şekilde yerleştirilmelerine

dikkat edilir.

b) Yerleştirme, bireylerin yetersizlik türü ve

derecesi, tüm gelişim ve akademik disiplin alanlarındaki performansı, eğitim

ihtiyaçları ile ilgi ve istekleri doğrultusunda yapılır.

c) Yerleştirmede, bireyin yerleştirileceği

okulun veya kurumun personel durumu, öğrenci mevcudu ve eğitim ortamı göz

önünde bulundurulur.

...

Özel eğitim hizmetleri kurulu

MADDE 14– (1) Eğitim-öğretim kurumlarındaki

özel eğitim hizmetlerini düzenlemek, bu hizmetlerin eş güdümünü sağlamak,

izlemek ve değerlendirmek üzere il millî ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinde

özel eğitim hizmetleri kurulu oluşturulur.

...

Özel eğitim hizmetleri kurulunun görevleri

MADDE 16– (1) Özel eğitim hizmetleri kurulunun

görevleri şunlardır:

a) Özel eğitim değerlendirme kurulu raporu

doğrultusunda öğrencilerin resmî okul veya kuruma yerleştirilmesine karar

vermek ve gerekli özel eğitim tedbirlerini almak.

...

Özel eğitim değerlendirme kurulu

MADDE 19– (1) Eğitsel değerlendirme ve

tanılama hizmetlerini yürütmek üzere RAM’ın teklifi ve millî eğitim

müdürlüğünün onayı ile RAM’larda özel eğitim değerlendirme kurulu oluşturulur.

...

Özel eğitim değerlendirme kurulunun görevleri

MADDE 21– (1) Özel eğitim değerlendirme

kurulunun görevleri şunlardır:

a) Özel eğitime ihtiyacı olan bireyin eğitsel

değerlendirme ve tanılamasını yapmak.

...

Kaynaştırma yoluyla eğitim

MADDE 23– (1) Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel

eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de

sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul

öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri

esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır.

...

Özel eğitim okul ve kurumlarının açılması

MADDE 37– (1) Özel eğitime ihtiyacı olan

bireylerin eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte

kaynaştırma yoluyla sürdürmeleri esas olmakla birlikte, bu bireyler için

Bakanlıkça her tür ve kademede örgün ve yaygın özel eğitim okul ve kurumları da

açılır. Gerçek ve tüzel kişiler, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ve

öğretimleri için8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları

Kanunundaki esaslara uygun olarak özel okul veya kurum açabilirler.

..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Engellilerin Haklarına

İlişkin Sözleşme

24. 3/12/2008 tarihli ve 5825 sayılı Kanun'la onaylanması uygun

bulunan Birleşmiş Milletler “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”nin

ilgili kısımları şöyledir:

"Madde 2

Tanımlar

İşbu Sözleşme'nin amaçları açısından;

...

“Makul

düzenleme”, engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer

bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak

üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük

getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade eder.

...

Madde 24

Eğitim

1.

Taraf Devletler engellilerin eğitim hakkını tanır. Taraf Devletler, bu hakkın

fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için eğitim

sisteminin bütünleştirici bir şekilde her seviyede engellileri içine almasını

ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlar. ...

2. Taraf

Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlar:

...

(c) Bireylerin

ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır;

(d) Engellilerin

genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi

içinde ihtiyaç duydukları desteği almalıdır;

(e) Engellilere

yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirler, engellilerin tam

katılımı hedefine uygun olarak, akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda

sağlanmalıdır.

3. Taraf

Devletler engellilerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit

katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini

öğrenmelerini sağlar..."

2. Çocuk Haklarına Dair

Sözleşme

25. 9/12/1994 tarihli ve 4058 sayılı Kanun'la onaylanması uygun

bulunan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 23. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“...

2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel

bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği

ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan

çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana-babanın veya

çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın

yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.

3. Özürlü çocuğun, özel

bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2'nci fıkrası

uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana-babasının ya da çocuğa

bakanların parasal (mali)durumları göz önüne alınarak, olanaklar ölçüsünde

ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi

bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma

getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak

yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde

toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel

gelişmesini gerçekleştirme amacını güder..."

3. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 14. maddesi

şöyledir:

"Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır."

27. Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol’ün

2. maddesinin (P1-2) birinci cümlesi şöyledir:

"Hiç kimse eğitim

hakkından yoksun bırakılamaz."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre eğitim, modern

devletlerdeki en önemli kamu hizmetlerinden biridir. Bununla birlikte eğitim

yetkili organların bu hizmete ayırabilecekleri kaynaklar sınırlı olmasına

karşın organizasyonu karmaşık ve sürdürülmesi maliyetli bir faaliyettir (Ponomaryovi/Bulgaristan, B. No: 5335/05, 21/6/2011, §

55). Devlet, eğitime erişimi nasıl düzenleyeceğine karar vermek için eğitim

ihtiyaçları ile bunları karşılayacak sınırlı imkânlar arasında denge kurmak zorundadır.

Ancak diğer kamu hizmetlerinden farklı olarak eğitim, Sözleşme tarafından

doğrudan güvence altına alınmış bir haktır. Ayrıca, eğitim çok özel bir kamu

hizmeti olarak sadece ondan istifade edenlere doğrudan yararı olan bir hizmet

değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir hizmettir. Demokratik bir toplumda

insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve

temel bir rolü olduğu da aşikârdır (Velyo Velev/Bulgaristan, B. No: 16032/07, 27/5/2014, § 33).

29. AİHM, P1-2'nin uygulanması ve yorumlanması kapsamında

Sözleşme'nin tarafları bakımından uygulanabilir nitelikte olan uluslararası

hukukun her türlü kuralının ve ilkesinin gözönünde

bulundurulması ve Sözleşme’nin -mümkün olduğu ölçüde- parçası olduğu uluslararası

hukukun diğer kurallarıyla uyumlu biçimde yorumlanması gerektiğini

belirtmektedir (Catan ve diğerleri/Moldova Cumhuriyeti ve Rusya

[BD], B. No: 43370/04, 8252/05 ve 18454/06, 19/10/2012, § 136). Bu nedenle

Avrupa Sosyal Şartı veya Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme gibi

mekanizmalarda yer alan eğitim hakkına dair hükümler gözönüne

alınmalıdır (Şanlısoy/Türkiye (k.k.),

B. No: 77023/12, 8/11/2016, § 57).

30. AİHM, ayrıca Avrupa hukukunda ve uluslararası hukuktaki

gelişmeleri gözönünde bulundurmak ve -örnek olarak-

ulaşılması gerekli standartlar hakkında bu seviyede ortaya çıkabilecek ortak

görüşe göre hareket etmek gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu açıdan AİHM,

uluslararası belgelerde defalarca yer verilen eğitim hakkının uygulanmasında

kapsayıcılık ve ayrımcılık yapmama şeklindeki temel esasların önemine vurgu

yapmaktadır. AİHM bu çerçevede, kaynaştırma modelli eğitimin bu temel esasları

sağlamak için en uygun araç olarak kabul edildiği sonucuna vardığına dikkat

çekmektedir (Çam/Türkiye, B. No:

51500/08, 23/2/2016, § 64).

31. Öte yandan AİHM, Sözleşme’nin 14. maddesinin engellilerin

“tüm insan haklarını ve temel özgürlüklerini diğerleriyle eşit şekilde

kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını” sağlamak üzere engelli olan

kişilerin beklemekte haklı oldukları -“belirli bir durumda ihtiyaç duyulan,

ölçüsüz veya aşırı bir yük yüklemeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve

düzenlemeler” olarak ifade edilen- makul düzenlemeler bakımından söz konusu

metinlerde yer alan gereklilikler ışığında incelenmesi gerektiği kanısına varmaktadır.

AİHM'e göre, bu türden makul düzenlemeler haklı

gösterilemeyecek ve ayrımcılık teşkil eden olgusal eşitsizlikleri düzeltmeye

imkân vermektedir (Çam/Türkiye, §

65).

32. AİHM, buna karşılık engelli olan gençlerin eğitim

ihtiyaçlarını karşılamak için uygulanması gereken yöntemleri belirlemenin kendi

görevi olmadığını ve ulusal makamların ülkelerindeki dinamik kuvvetler ile

doğrudan ve sürekli temas hâlinde olmaları nedeniyle bu bağlamdaki yerel

ihtiyaçlar ve söz konusu durum hakkında karar vermek için ilke olarak

uluslararası yargıca nazaran daha iyi konumda olduklarını belirtmektedir.

Bununla birlikte AİHM, devletlerin seçimlerinin özel ve hassas bir durumda

oldukları gözardı edilemeyen engelli gençler

üzerindeki etkilerini dikkate alarak devletlerin bu alandaki seçimlerinde özen

göstermelerinin önem arz ettiği ve dolayısıyla engele dayalı ayrımcılığın makul

düzenlemelerin yapılmamasını da kapsadığı kanaatindedir (Çam/Türkiye, §§66,

67).

33. AİHM, Şanlısoy/Türkiye (§ 62, 63) kararında ilke olarak

Türkiye'deki mevzuatın engelli bireyler bakımından ayrımcılığa maruz kalmadan

eğitim hakkını teyit ettiği, engelli durumda olan her çocuğun devlet

okullarında veya özel okullarda kaynaştırma modelli eğitim ve yahut

ihtisaslaşmış kurumlarda özel eğitim alma imkânına sahip olduğu ve ayrıca

mevzuatın özel eğitim yapıları ve mekanizmalarının oluşturulmasına imkân

verdiği tespitini yapmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular;

i. U.D.K.nın özürlü vatandaşlar

için maddi açıdan daha külfetli olan eğitim ve rehabilitasyon sürecine

devamının sağlanmasının Anayasa'nın Başlangıç kısmında yer alan "Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak

ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak ... onurlu

bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve

yetkisine doğuştan sahip olduğu" şeklindeki hükmün gereği

olduğunu,

ii. U.D.K.nın özel eğitim

giderlerinin karşılanmaması nedeniyle sosyal devlet ilkesine aykırı

davranıldığını,

iii. Derece mahkemelerinin maddi tazminat talebinin

reddinde, başvurucuların çocuklarını destek eğitimi alması için herhangi bir

özel eğitim okuluna veva rehabilitasyon merkezine

göndermemiş olmalarını gözönünde bulundurmasının

çocuklarını bu tür özel eğitim okul ve merkezlerine gönderebilecek ekonomik

güce sahip olmayan aileler bakımından kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu,

iv. İlgili mevzuat dikkate alındığında maddi tazminat

taleplerinin temelsiz bir hak kazanma beklentisi olmayıp meşru bir beklenti

olduğunu ve bu talebin reddi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini,

v. Maddi tazminata ilişkin olarak derece mahkemelerinin

somut olayı ve delilleri değerlendirmesinde bariz takdir hatası olduğunu ve bu

nedenle adil yargılanma hakkının ve Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" kenar

başlıklı 40. maddesinin ihlal edildiğini,

vi. U.D.K. nın özel eğitime

ihtiyacı olan bir birey olarak, hukuka aykırı idari işlem nedeniyle ve ardından

bu işlemin doğurduğu zararların tazmini talebinin reddedilmesi neticesinde özel

eğitimden yararlandırılmamasından dolayı eğitim hakkının Anayasa'nın "Sosyal güvenlik bakımından özel olarak

korunması gerekenler" kenar başlıklı 61. maddesinin ve "Yargı yolu" kenar başlıklı

125. maddesinin "İdare, kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." biçimindeki

son fıkrasının ihlal edildiğini,

vii. Anayasa'nın 90. maddesi çerçevesinde Sözleşme'de korunan adil yargılanma, mülkiyet ve eğitim

hakları ile Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 23. maddesinde korunan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların şikâyetlerinin eğitim

hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Mevcut başvuru özürlü bir bireyin eğitimi ile ilgili

olduğu için bu incelemede Anayasa'nın özürlülere dair hükümler içeren ve

özürlülerin eğitim hakkını ilgilendiren diğer maddelerinin de dikkate alınması

gerekir.

37. Anayasa’nın "Eğitim

ve öğrenim hakkı ve ödevi" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

...

Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime

ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır."

38. Anayasa’nın "Cumhuriyetin

nitelikleri" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Türkiye Cumhuriyeti ... sosyal bir hukuk

Devletidir."

39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, ...

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

40. Anayasa’nın "Kanun

önünde eşitlik" kenar başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"... özürlüler... için

alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz."

41. Anayasa’nın "Devletin iktisadî ve sosyal ödevlerinin sınırları" kenar başlıklı 65. maddesi

şöyledir:

"Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda

Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri

gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir."

42. Anayasa Mahkemesi, önceki kararlarında eğitim hakkının ilk,

orta ve yükseköğrenim seviyelerini kapsadığına (Hikmet Balabanoğlu, B. No:

2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay,

B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 34), belli bir zamanda mevcut olan eğitim

kurumlarına etkili bir biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No:

2013/583, 10/12/2014, § 68) ve kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim

almasını engellememe şeklinde bir negatif ödev yüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527,

22/11/2017,§ 44; Yüksel Baran, B.

No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.

43. Mevcut başvuruda başvurucuların şikâyetlerinin belli bir

zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına -somut başvuru bakımından özel eğitim

giderlerinin karşılanmasına ilişkin sisteme- erişimin sağlanmasıyla ilgili

olduğu görülmektedir.

1. Genel İlkeler

a. Eğitim Hakkının Önemi

44. Eğitim, Anayasa tarafından doğrudan güvence altına alınmış

bir haktır. Ayrıca, eğitim çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan

faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir

hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı

için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 66).

45. Anayasa'nın 42. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun

bırakılamaz" denilmek suretiyle eğitim hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Bu maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan

eğitim hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin

müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Anayasa'nın 5. ve 42. maddeleri

uyarınca devletin eğitim hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri de

bulunmaktadır.

b. Özürlülerin Eğitim

Hakkı ve Devletin Bu Alandaki Pozitif Yükümlülükleri

46. Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri

arasında belirtilen sosyal hukuk devleti; insan haklarına saygılı, kişi hak ve

özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, kişilerin insan

onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, sosyal adaleti ve toplumsal

dengeleri gözeten devlettir (bkz. AYM, E. 2016/32, K. 2017/168,13/12/2017, §

6). Bu çerçevede özürlüler gibi dezavantajlı konumda olan kişilerin insan

onuruna yaraşır bir hayat sürmelerini amaçlayan düzenlemeler Anayasa'nın 2.

maddesindeki sosyal devlet ilkesinin bir sonucudur (AYM, E. 2006/101, K.

2008/126, 19/6/2008).

47. Öte yandan Anayasa'nın 5. maddesi, kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmayı, insanın

maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymaktadır. Buna göre

özürlülerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve hak ve özgürlüklere

ulaşmalarının önündeki her türlü engelin kaldırılması devletin anayasal bir

ödevidir. Anayasa'nın "Kanun önünde

eşitlik" ilkesini düzenleyen 10. maddesinin üçüncü fıkrasında

da özürlüler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı

belirtilerek Anayasa'nın 5. maddesiyle devlete yüklenen bu ödev

pekiştirilmiştir (AYM, E. 2012/102, K. 2012/207, 27/12/2012).

48. Eğitim hakkı bağlamında Anayasa'nın 42. maddesinin yedinci

fıkrasındaki "...Devlet, durumları

sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri

alır" şeklindeki hükümle devlete eğitim hakkı bağlamında

yüklenen bazı ödevlerin konuları vurgulanmıştır (AYM, E.1990/4, K.1990/6,

12/4/1990).Danışma Meclisinin anılan hükme ilişkin gerekçesinde;42. maddenin

amacına ulaşması için sakatlar, sağırlar, körler, dilsizler, vb. şahıslar için

okullar ve merkezler kurmanın gerekli görüldüğü belirtilmiştir.

49. Eğitim organizasyonu karmaşık ve sürdürülmesi maliyetli bir

faaliyet olmasına rağmen devletin bu hizmete ayırabileceği kaynaklar

sınırlıdır. Devlet, bireylerin eğitim ihtiyaçları ile bu tür ihtiyaçlara tahsis

edilecek kısıtlı kaynaklar arasında bir denge kurmak zorundadır. Anayasa'nın

65. maddesinde yer alan, devletin sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile

belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek

mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği şeklindeki hüküm de gözönünde bulundurulduğunda eğitim hakkı da dahil olmak

üzere sosyal ve ekonomik hakların gerçekleştirilmesinin ölçüsü konusunda,

yasama organının bir takdir yetkisi olduğu görülmektedir. Bu açıdan Anayasa'da "sosyal ve ekonomik hak" olarak

düzenlenen eğitim hakkı kapsamında devlete yüklenen pozitif yükümlülükler

yerine getirilirken, devletin mali kaynaklarının yeterliliğinin gözetileceği

açıktır (AYM, E. 2012/65, K. 2012/128, 20/9/2012).

50. Bu kapsamda özürlülerin eğitim hakkına ilişkin düzenleme ve

uygulamaların ülkemizin de taraf olduğu Engellilerin Haklarına İlişkin

Sözleşme'nin 2. maddesinde belirtildiği şekliyle -özürlülerin insan haklarını

ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya

bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan,

ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve

düzenlemeleri ifade eden- makul düzenleme kavramı ışığında değerlendirilmesi

gerekir.

51. Makul düzenleme kavramı çerçevesinde, özürlülere yönelik

eğitim hizmetlerinin sunumunda kullanılacak yöntemleri belirlemek Anayasa

Mahkemesinin görevi değildir. Bu konuda ne tür tedbirlerin alınması gerektiği

hakkında sorumlu ve yetkili otoriteler daha isabetli karar verebilecek

konumdadır. Bu nedenle hangi tedbirin uygulanacağının belirlenmesi hususunda

ilgili kamu makamların belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak anılan

takdir yetkisinin kullanımının toplumsal açıdan dezavantajlı bir gruba dahil

olan özürlü bireyler üzerindeki etkileri gözönünde

bulundurulduğunda sorumlu ve yetkili otoritelerin bu alandaki düzenleme ve

uygulamalarında özenli davranmaları beklenir.

52. Bu bağlamda devlet, özürlülerin eğitim hakkından etkili bir

biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere Anayasa'nın 65. maddesi çerçevesinde

mali kaynaklarının yeterliliğini de gözeterek kullanılacak araçları ve

yöntemleri seçme konusunda bir takdir yetkisine sahip olup Anayasa'nın 42.

maddesi bakımından devlete özürlü bireylerin özel eğitim kurumlarındaki

eğitimlerine ilişkin masrafları karşılama yönünde bir pozitif yükümlülük

yüklenemez.

53. Anayasa'nın ilgili maddeleri çerçevesinde devletin özürlü

bireylerin özel eğitim kurumlarındaki eğitimlerine ilişkin masrafları

karşılamak gibi bir pozitif yükümlülüğü bulunmamasına karşın ilgili mevzuatta

yer verilen düzenlemelerde (bkz. §§ 20-23) belli koşullar altında bu tür masrafların

devlet tarafından karşılanması gerektiğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

54. Bununla birlikte eğitimin bireyler bakımından bir hak

niteliği taşıdığı kadar organizasyonu karmaşık ve sürdürülmesi pahalı bir kamu

hizmeti olduğu hususu dikkate alındığında özürlü bireylerin özel eğitim

giderlerinin devlet tarafından karşılanmasına ilişkin süreçte meydana gelen her

türlü olumsuzluğun bireysel başvuru bağlamında eğitim hakkı açısından bir

ihlale sebebiyet vermesi düşünülemez. Ancak -her somut olayın kendine has

koşulları ışığında yapılacak değerlendirmeler çerçevesinde- kamu makamlarının

-mevzuatta öngörülen koşulları sağlayan- özürlü bireylerin özel eğitim

giderlerinin devlet tarafından karşılanmasına meşru bir temeli olmaksızın

ayrımcı bir nedenle veya öngörülemez veya keyfî hareketler sonucunda engel

olmaları ve bu durumda oluşan mağduriyetlerin tazmin edilmemesi durumunda

bireysel başvuru bağlamında eğitim hakkı ihlal edilmiş olabilir.

55. Öte yandan eğitim hakkı bağlamında makul düzenleme kavramının

gereklerine uygun tedbirlerin geliştirilmesi konusunda hareketsiz kalınması da

özür durumuna bağlı ayrımcılığı gündeme getirebilir ve Anayasa'nın 42.

maddesiyle bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan

ayrımcılık yasağına aykırılık oluşturabilir.

c. Özürlü Çocukların

Eğitimi Konusundaki Yasal Çerçeve

56. Hâlihazırda mevzuatta yer alan hükümler özürlü çocukların

ayrımcılığa maruz kalmadan eğitim hakkına sahip olduklarını belirtmektedir. Bu

bağlamda özürlü çocuklar, kişisel koşulları çerçevesinde ve yetkili ve sorumlu

otoritelerce yapılacak değerlendirmelere bağlı olarak kamu okullarında veya

özel okullarda kaynaştırma yoluyla ya da alanında ihtisaslaşmış özel eğitim

kurumları vasıtasıyla eğitim alma hakkına sahiptir. Öte yandan özel eğitime

ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan

akranlarıyla birlikte kaynaştırma yoluyla sürdürmeleri esastır. Bu konudaki

mevzuat hükümleri konuyu oldukça kapsamlı bir biçimde düzenlemiş ve özürlü

çocukların eğitimi sürecinde rolü olan kamu makamlarının yetki ve

sorumluluklarını detaylı bir biçimde belirlemiştir. İlgili mevzuat özürlü

bireylerin hem resmî kurumlarda eğitim almalarına hem de belli koşullar altında

özel eğitim kurumlarında aldıkları eğitime ilişkin masrafların devlet

tarafından karşılanmasına imkan veren karma bir model benimsemiştir (bkz. §§

20-23).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

57. Başvuru konusu olayda U.D.K. 2008 yılına kadar özel eğitim

desteğinden yararlanmıştır. 2008 yılında alınan sağlık raporu üzerine idari

makamlar tarafından 2008 ve 2009 yıllarında yapılan değerlendirmelerde,

birtakım bürokratik prosedürler gerekçe gösterilerek, U.D.K. hakkında özel

eğitim kararı verilmemiştir.

58. Başvurucuların 2008 yılındaki işlem nedeniyle 2008-2009 döneminde

maruz kaldıkları zararların tazmin edilmesi amacıyla açtıkları davada lehlerine

maddi tazminata hükmedilmiştir. İdarenin 2009 yılındaki işlemi ise

başvurucuların açtığı dava sonunda 30/9/2010 tarihli kararla iptal edilmiştir.

59. Başvurucuların 2009 yılındaki işleme dayalı olarak 2009-2010

dönemi için açtıkları tazminat davasında ise maddi tazminat talebi U.D.K.nın söz konusu dönemde destek eğitimi alması için

herhangi bir özel eğitim okuluna veya rehabilitasyon merkezine gönderilmediği,

dolayısıyla başvurucuların gerçekleşmiş maddi bir zararının söz konusu olmadığı

gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucuların manevi tazminat talebi ise idari

işlemin mevzuatın yanlış yorumlanmasından kaynaklanması, idarenin kusurunun

ağır veya bariz nitelikte olmaması, bunun yanında idarenin söz konusu istemi

reddederken art niyetli bir maksatla hareket ettiğine dair herhangi bir

bulgunun mevcut olmaması nedeniyle reddedilmiştir.

60. Derece mahkemelerinin iptal kararlarında tespit edildiği

üzere U.D.K.nın 2009-2010 döneminde özel eğitim

alamamış olması özürlü bireylerin özel eğitim giderlerinin devlet tarafından

karşılanmasını düzenleyen hukuki çerçeveye uygun düşmemiştir. Bununla birlikte

bir idari işlemin iptal edilmiş olması otomatik olarak bireysel başvuru kapsamındaki

temel hakların da ihlal edildiği şeklinde bir sonuç çıkarılmasına imkan vermez

(Özgür Gültekin, B. No:

2015/14209, 8/3/2018, § 28).

61. Anayasa Mahkemesi somut olay bağlamında U.D.K.nın

2008 yılı öncesi özel eğitim giderlerinin ilgili mevzuat çerçevesinde devletçe

karşılandığını ve 2008-2009 dönemindeki özel eğitim giderlerinin de açılan dava

sonucunda başvuruculara ödendiğini dikkate almaktadır.

62. İlave olarak başvurucular U.D.K.nın

2009-2010 dönemindeki özel eğitim giderlerinin karşılanmasına engel olan işleme

karşı itirazlarını iptal davası yoluyla derece mahkemeleri önünde ileri sürme

imkânına sahip olmuşlardır. Mahkemeler de anılan işlemi nispeten kısa

sayılabilecek yaklaşık bir yıllık bir yargılama süreci sonunda hukuka aykırı

bularak iptal etmiştir.

63. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi; U.D.K.nın

2009-2010 dönemindeki özel eğitim giderlerinin, 2009 yılında tesis edilen bir

hatalı işlem dolayısıyla karşılanamamasının, makul düzenleme kavramı ışığında

devletin eğitim hakkı alanındaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği ya

da özürlü bir birey olan U.D.K.nın eğitim hakkından

sistemli bir şekilde mahrum bırakıldığı şeklinde bir sonuca ulaşabilmek

bakımından yeterli olmadığı kanaatine ulaşmıştır. Anılan hatalı işlemin kamu

makamlarınca meşru bir temeli olmaksızın ayrımcı bir nedenle veya öngörülemez

ya da keyfî hareketler sonucunda tesis edildiği de söylenemez.

64. Başvurucular, iptal kararı kendilerine 22/11/2010 tarihinde

tebliğ edilmiş olmasına rağmen, özel eğitim değerlendirme kurulu raporları

davalı idarece her yıl Eylül ayında düzenlendiğinden, U.D.K. nin fiilen Eylül 2011 tarihine kadar özel eğitim

desteğinden faydalanamadığını ve 2010-2011 döneminde de herhangi bir özel

eğitim kurumuna devam edemediğini belirtmiş iseler de (§ 16) anılan döneme

ilişkin zararlarının tazmin edilmesi amacıyla herhangi bir idari ya da adli

yola başvuru yapıp yapmadıklarına dair bir beyanda bulunmamışlardır.

65. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı dikkate

alındığında Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu

ve bu kapsamda bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Recep KAPLAN Başvurucular : 1. U.D.K. 2. Ö.T.K. 3. K.H.K. Vekilleri : Av. Melek Neslihan ÖZFİDAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19352, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizli
  13. B. Başvurunun açıkça
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19352
Tarih
24 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Sedat Yücelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2574)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2015/19048)
  • Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/12563)
  • Naci Beştepe Başvurusu (B. No: 2015/14665)
  • Fehmiye Baskın Başvurusu (B. No: 2014/9074)
  • Bülent Hatun Başvurusu (B. No: 2014/3536)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.