İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Sedat Yücelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2574)

1. Başvuru, ortak alan niteliğindeki bağımsız bölümün bedeli

Başvuru No2015/2574Tarih9 Mayıs 2018Okuma13 dk · 2.524 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Sedat Yücelik Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/2574
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.524 kelime·13 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ortak alan niteliğindeki bağımsız bölümün bedeli

karşılığında diğer malikler adına özgülenmesine karar verilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Uyuşmazlık konusu 1147 ada 12 parsel numaralı ana taşınmaz

4/2/1941 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda bahçeli ahşap köşk vasfı

ile tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazın alanı 24/8/1959 tarihinde yola terk

edilen kısmın ifrazı sonucunda 2674 m2 olarak tashih

edilmiştir. Aynı tashihte beyanlar hanesindeki ahşap evin yıkıldığı ve yerine

9,7x12,90 m ebadına sahip kârgir bir ev inşa edildiği

belirtilmiştir.

9. Dava konusu ana taşınmaza ilişkin 15/8/1964 tarihli Şahsi

İrtifak Hakkı Sözleşmesi yapılmıştır. Tapu siciline tescil edilen bu sözleşmede

taşınmaz maliki K.M.B.nin 1356/2674 payını uhdesinde

tutarak taşınmaz üzerine inşaat yapılması amacıyla geri kalan payı A.B. ve C.A.ya devrettiği, K.M.B.nin uhdesinde kalan payın 400/2674 payının yeni

yapılacak binadan kendisine verilecek dört daireye, 956/2674 payının ise mevcut

villa (bahçeli kârgir ev) için tefrik edildiği

belirtilmiştir.

10. Başvurucuların bağımsız bölüm maliki oldukları 1147 ada 12

parsel numaralı ana taşınmazda 23/1/1968 tarihinde kat mülkiyeti tesis

edilirken 31 no.lu bağımsız bölüm 956/2674 oranında arsa paylı olarak bahçede kârgir ev

niteliğiyle tapuya bağlanmış ve 20/7/1999 tarihinde Ş.Ç. adına satış suretiyle

tapuya tescil edilmiştir.

11. Ş.Ç.nin 4/8/2005 tarihli

dilekçesiyle başvurucuların da aralarında bulunduğu diğer kat maliklerine karşı

açtığı davada, 31 No.lu bağımsız bölümün yeri ayrılmak ve sahibinin kullanımına

verilmek suretiyle ana taşınmaz üzerine otuz

bağımsız bölümden oluşan Ç.P. apartmanının inşa edildiği, kârgir evin ise irtifak hakkı tesisinden sonra yıkıldığı,

bir daha da yapılmadığı belirtilerek 31 no.lu bağımsız bölümün arsa payının

açıkta kalması nedeniyle bu bağımsız bölüm ve buna özgülenen 956/2674 arsa

payının iptaliyle belirlenecek rayiç bedeli karşılığında diğer kat malikleri

adına tesciline karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.

12. Kadıköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 9/6/2011 tarihli kararı ile

davanın kabulüne hükmetmiştir. Karar gerekçesinde; davacıya ait 31 No.lu

bağımsız bölümün fiilen mevcut olmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre fiilen

mevcut bulunmayan bağımsız bölüme arsa payı ayrılamayacağı ve davacının arsa

payına isabet eden kısmın ana taşınmazdan ifrazı da mümkün bulunmadığından

956/2674 arsa payının belirlenen rayiç değeri karşılığında diğer kat malikleri

adına tescili gerektiği belirtilmiştir.

13. Hüküm, temyiz edilmiş; Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

24/9/2013 tarihli onama ve 3/11/2014 tarihli karar düzeltme isteğinin reddi

kararları ile kesinleşmiştir.

14. Nihai karar başvurucular vekiline 6/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucular 4/2/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

15. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 5.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Anagayrimenkulde, kat mülkiyetine bağlanmamış veya lehine

kat irtifakı kurulmamış arsa payı bırakılamaz.”

2. Yargıtay Kararları

16. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20/6/2013 tarihli ve

E.2013/7611, K.2013/10776 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

''634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 5.

maddesi hükmüne göre bir anataşınmazda kat

mülkiyetine bağlanmamış veya lehine kat irtifakı kurulmamış arsa payı

bırakılamaz. Yine aynı Yasanın 10/2. fıkrasına göre, anataşınmazın

tümünün mülkiyeti kat mülkiyetine çevrilmeden o gayrimenkulün yalnız bir veya

birkaç bölümü üzerinde kat mülkiyeti kurulamaz.''

17. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1/5/2001 tarihli ve

E.2001/2644, K.2001/4360 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Bu durumda, var olmayan "kargir ev"e ayrılmış bulunan

956/2674 oranındaki arsa payının iptali ile Kat Mülkiyeti Yasasının 5.

maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "anataşınmazda

kat mülkiyetine bağlanmamış arsa payı bırakılamaz" emredici kuralı da gözönünde tutularak iptal edilen bu payın (uzman bilirkişi aracılığıyla

saptanacak değeri karşılığında) diğer bağımsız bölümlere arsa payları oranında

özgülenerek arsa paylarının yeniden düzenlenmesi suretiyle tapuya tesciline,

her bir bağımsız bölüme eklenen arsa payına isabet eden bedelin kat

maliklerinden alınıp payı iptal edilen malike ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

...

Davalılar ve karşı davacı vekilleri Kat

Mülkiyeti Yasasının 47. maddesine dayanarak, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş

olan ana taşınmazdaki 31 No. lu bağımsız bölümün

harap olduğunu ve anılan maddede öngörülen süreler içinde yeniden

yapılmadığını, böylece kat mülkiyetinin ortak mülkiyete dönüştüğünü öne

sürerek, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesini istemiş iseler de, yukarıda

belirtildiği üzere 31 bağımsız bölüm No. lu "kargir ev"in kat mülkiyeti

kurulmadan önce yıkılıp yok olduğu olgusu karşısında 47. maddenin burada

uygulanmasına olanak yoktur. Çünkü, anılan madde hükmü bir bağımsız bölümün kat

mülkiyeti kurulduğu tarihte var olup da sonrada harap olması durumuna özgü

düzenlemeler içermektedir. O nedenle mahkemece, ortaklığın giderilmesi istemine

ilişkin davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik

bulunmadığından.''

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin temel

amacı, devlet tarafından mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelere karşı

kişinin korunmasını sağlamaktır. Bununla birlikte Sözleşme'nin 1. maddesi

uyarınca her taraf devlet "kendi yetki

alanı içinde bulunan herkesin, Sözleşme'de tanımlanan

hakları ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlama" yükümlülüğü

altındadır. Bu genel nitelikli görevin yerine getirilmesi, Sözleşme ile güvence

altına alınan hakların etkili bir biçimde uygulanmasını sağlamak için bazı

pozitif yükümlülüklere yol açmaktadır (Ališić ve diğerleri/Bosna Hersek, Hırvatistan, Sırbistan,

Slovenya ve Makedonya Cumhuriyeti [BD], B. No: 60642/08, 16/7/2014,

§ 100; Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,

25/7/2002, § 96).

19. AİHM; Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,

özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyet

hakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiğini kabul

etmektedir. Devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyet haklarına

yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlaması gerekmektedir.

Bu bağlamda devlet, özellikle tarafların mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklar

yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkin bir yargısal mekanizma

oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevede oluşturulan yargı yollarında

ulusal mahkemeler de iç hukukta yer alan ilgili kanunlar ışığında makul ve adil

bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek durumundadır. Mahkeme, bu

gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirken uygulanan usulün bütününü

incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§

90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §

112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§

82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,

24/11/2005, § 134).

20. Bununla birlikte AİHM; iç hukukun yorumlanması ve

uygulanması konusundaki görevinin sınırlı olduğunu, ulusal mahkemelerin hukuk

kurallarının yorumlanması bakımından sahip olduğu takdir hakkına açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatası olmadıkça

karışamayacağını belirtmektedir (Anheuser‑Busch

Inc./Portekiz,

§ 83; Kushoglu/Bulgaristan, B. No: 48191/99, 10/5/2007,

§ 47).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 9/5//2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Mehmet Rehai Bavbek Yönünden

22. Başvurunun incelemesi devam ederken başvurucunun 1/9/2015

tarihinde öldüğü, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla

incelenen nüfus kayıtlarından anlaşılmıştır.

23. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılması hâlinde başvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği

Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması, temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun

incelenmesine devam edilebileceği öngörülmüştür.

24. Başvuru tarihinden sonra ölen başvurucunun mirasçılarının

makul bir süre içinde başvuruyu devam ettirme yönünde iradelerini Anayasa

Mahkemesine bildirmemeleri hâlinde anılan İçtüzük hükümleri uyarınca başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varılabilir (Asya Oktay ve diğerleri, B.

No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21). Somut olayda başvuruculardan Mehmet Rehai Bavbek, başvuru tarihinden

sonra 1/9/2015tarihinde ölmüş ancak mirasçıları makul bir süre içinde başvuruya

devam etme yönünde iradelerini bildirmemişlerdir. Başvurunun incelenmesine

devam etmeyi gerekli kılan ve İçtüzük'ün 80.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden biri de

bulunmamaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Mehmet Rehai

Bavbek yönünden başvurunundüşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Yönünden İnceleme

1. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucular, ana taşınmazda fiilen mevcut bulunmayan ve

956/2674 arsa payına sahip olan 31 no.lu bağımsız bölümün ortakalan

niteliğinde olup Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesinin E.1997/61 sayılı dosyasında bu

durumun tespit edilmiş olduğunu ve davacının bu durumu bilmesine rağmen

uyuşmazlık konusu bağımsız bölümü satın aldığını iddia etmişlerdir.

Başvurucular anılan nedenlerle bağımsız bölümün diğer kat malikler adına

bedelsiz olarak özgülenmesine karar verilmesi gerekirken haksız yere davanın

kabul edilip bağımsız bölüm ve buna isabet eden arsa payının rayiç bedeli

karşılığında özgülenmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal

ettiğini ileri sürmüşlerdir.

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddiaları yanında adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri

sürmektedir. Ancak başvurucuların temel iddiası, uyuşmazlık konusu ana

taşınmazdaki 31 no.lu bağımsız bölüm ve buna isabet eden arsa payının bedeli

karşılığında diğer kat maliklerine özgülenmesi nedeniyle mülkiyet haklarının

ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucuların makul sürede yargılanma

hakkı dışındaki bütün iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Bireysel başvuru, devlet tarafından kamu gücü kullanılarak bireylerin

temel haklarına yapılan müdahaleler sonucu meydana gelen hak ihlallerini

gidermek amacıyla ihdas edilmiş bir ikincil koruma mekanizması olmakla birlikte

kimi durumlarda özel kişiler arası ilişkiler sonucu özel kişilerin

birbirlerinin haklarına yaptıkları müdahalelerde devlete atfedilebilecek

sorumluluklar bulunabilmektedir. Bu durumlarda bireysel başvuru konusu yapılan

dava sadece adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmekle kalmayıp özel kişiler

tarafından başlatılan süreç sonucu etkilenen diğer haklar yönünden de

incelenebilir (Türkiye Emekliler Derneği,

B. No: 2012/1035, 17/7/2014, § 34).

29. Bu bağlamda devletin temel amaç ve görevlerini tanımlayan

Anayasa’nın 5. maddesi, kişinin temel hak ve hürriyetlerini sınırlayan

engelleri kaldırmayı, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamayı hukuk devletinin gereği olarak kabul etmektedir.

Bahsedilen Anayasa hükmünün gerekçesinde devletin hak ve hürriyetlerin

gerçekleştirilmesine yardımcı olması gereğinin benimsendiği ifade edilmiştir.

Anayasa’nın pek çok maddesinde düzenlemeye konu hakkın korunması ve

gerçekleştirilmesi için devletin alacağı tedbirlerden bahsetmektedir (Türkiye Emekliler Derneği, § 38).

30. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye

bağlanmıştır. Bu maddede bir temel hak olarak güvence altına alınmış olan

mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi yalnızca

devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.Anayasa'nın

5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin

pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41).

31. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek

sorumluluklarını da içermektedir (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. §§

18, 19).

32. Somut olayda ilk derece mahkemesi; tarafların iddiaları, bu

iddiaların ispatı amacıyla bildirdikleri deliller, tapu kayıtları ve taşınmazın

fiilî durumunun tespiti amacıyla yapılan keşif sonucu elde edilen bilirkişi

raporları ile tüm dosya kapsamını esas alarak değerlendirme yapmıştır. Mahkeme

bu değerlendirme sonunda davacıya ait 31 no.lu bağımsız bölümün fiilen mevcut

olmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre fiilen mevcut bulunmayan bağımsız bölüme

arsa payı ayrılamayacağı ve davacının arsa payına isabet eden kısmın ana

taşınmazdan ifrazı da mümkün bulunmadığından 956/2674 arsa payının belirlenen

rayiç değeri karşılığında diğer kat malikleri adına tesciline karar vermiştir.

Yargıtay, yerleşmiş içtihatları doğrultusunda ilk derece mahkemesinin yapmış

olduğu değerlendirmeyi usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

33. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olarak

önceden oluşturulan öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirli nitelikte olduğu

anlaşılan hukuksal çerçeve kapsamında delillerin değerlendirildiği ve hukuk

kurallarının yorumlanarak sonuca varıldığı görülmektedir (

bkz. §§ 12, 13). Dolayısıyla somut olayda devletin pozitif

yükümlülükleri kapsamında mülkiyetin kullanılmasına ve korunmasına yönelik

yeterli güvencelerin mevcut olduğu, bireysel başvuruya konu kararda yer verilen

tespit ve gerekçeler itibarıyla mülkiyet hakkının korunması yükümlülüğü

yönünden başvurucuların usule ilişkin güvencelerden etkin biçimde

yararlanmasının sağlandığı ve yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırının

aşılmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak yukarıda da değinildiği üzere

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyet yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddia yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

39. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 9 yıl 3 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir.

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

42. Başvurucular, ihlal tespitinde bulunulmasını talep etmiştir.

43. Başvuruda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

44. Başvurucuların tazminat talebi bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin

başvurucular Ali Sedat Yücelik ile Mine Adalı'ya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mehmet Rehai Bavbek

yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,

B. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucular Ali Sedat Yücelik ve Mine Adalı'ya MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 9. Sulh

Hukuk Mahkemesine (E.2006/1372, K.2011/748) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1. Ali Sedat

YÜCELİK

2. Mehmet Rehai BAVBEK

3. Mine

ADALI

Vekili

:

Av. Gökçe

TURAN ALTAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2574, 9 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucu Mehmet Rehai Bavbek Yönünden
  11. B. Diğer Başvurucular
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. Mehmet Rehai Bavbek
  14. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Yücelik
  22. Adalı
  23. Turan Altay
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2574
Tarih
9 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • M.a. Başvurusu (B. No: 2015/19048)
  • Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/12563)
  • Naci Beştepe Başvurusu (B. No: 2015/14665)
  • Fehmiye Baskın Başvurusu (B. No: 2014/9074)
  • Bülent Hatun Başvurusu (B. No: 2014/3536)
  • Akgün Canal Başvurusu (B. No: 2015/18748)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.