İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

F.ç. Başvurusu (B. No: 2014/8019)

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılma işlemine karşı açılan

Başvuru No2014/8019Tarih24 Mayıs 2018Okuma16 dk · 3.112 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm F.Ç. Başvurusu

Karar tarihi
24 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2014/8019
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.112 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılma işlemine karşı açılan

davaya dair yargılama sürecinde işleme temel olan normun Anayasa Mahkemesi

tarafından iptal edilmesine rağmen bu durum dikkate alınmadan hüküm verilmesi

nedeniyle suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin; Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin iki dereceli yargılama yapmaması, yapısal olarak bağımsız ve

tarafsız olmaması, uyuşmazlığa etkisi olan belgelerin incelettirilmemesi ve

yargılama sürecinde gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, 2010 yılında girdiği Kamu Personeli Seçme

Sınavında başarılı olmasının ardından 10/11/2011 tarihinde Deniz Kuvvetleri

Donanma Komutanlığı Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı emrine aday memur (garson) olarakatanmıştır.

7. Başvurucu 4/5/2012 tarihli tutanağa göre servis görevini

yerine getirirken lakayıt hâl ve hareketlerde

bulunduğundan bahisle 9/5/2012 tarihli işlemle uyarma cezası ile

cezalandırılmıştır.

8. Diğer taraftan 8/5/2012 tarihinde izinsiz, mazeretsiz göreve

gelmemesi nedeniyle başvurucuya 16/5/2012 tarihli işlemle 1/30 oranında

aylıktan kesme cezası verilmiştir.

9. Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olması durumu

gerekçe gösterilerek 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun 57. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâli uyarınca

30/5/2012 tarihli işlemle devlet memurluğundan çıkarılan başvurucu, uyarma ve

aylıktan kesme disiplin cezaları ile devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi

işlemine karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesi (Mahkeme) nezdinde

iptal davası açmıştır.

10. Mahkeme 22/5/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

11. Ret gerekçesinde öncelikle başvurucu hakkında tesis edilen

disiplin cezalarının yetkili amirler tarafından verildiği vurgulanmıştır.

Başvurucunun 4/5/2012 tarihli tutanağa göre servis görevi esnasında lakayıt davranışta bulunduğunu belirten Mahkeme 8/5/2012

tarihinde göreve gelmemesine ilişkin olarak da çelişkili ifadelerde bulunduğunu

ve mazeret olarak sunulan sağlık raporunda belirtilen rahatsızlığın

başvurucunun göreve gelip amirinden sevk almasına veya amirine bilgi vermesine

engel olmadığını tespit etmiştir. Adaylık sürecinde disiplin cezası alınmasının

657 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca sonuçları dikkate alındığında tesis

edilen devlet memurluğundan çıkarılma işleminin de hukuka uygun olduğu ifade

edilerek ret gerekçesi oluşturulmuştur.

12. Başvurucu 8/7/2013 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme

isteminde bulunmuştur.

13. Diğer taraftan karar düzeltme istemi hükme bağlanmadan önce

Anayasa Mahkemesi, Kırıkkale İdare Mahkemesi tarafından yapılan itirazı sonuçlandırarak

14/11/2013 tarihli kararıyla başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına

esas olan 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların

disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri

kesilir." ibaresinin iptaline karar vermiştir. İptal kararının

ilgili kısmı şöyledir:

"Kanun koyucu hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde

yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için disiplin

düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin

etmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları benimseyebilir. Ancak disipline

konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk

devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken

adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt

ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.

'Elverişlilik ilkesi', öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için

elverişli olmasını, 'zorunluluk ilkesi' öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen

amaç bakımından zorunlu olmasını ve 'orantılılık ilkesi' ise öngörülen yaptırım

ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.

İtiraz konusu kuralda disiplin cezası gerektiren farklı fiiller için

ayrım yapılmaksızın tek bir yaptırım benimsenmiştir. Diğer bir ifadeyle uyarma

cezasını gerektirecek bir fiil karşılığında uygulanacak yaptırım ile daha ağır

bir disiplin cezasını gerektirecek bir davranış aynı sonuca bağlanmıştır. Buna

göre bireyin kamu hizmetinde kalmasının, disiplin cezası gerektiren eylemlerin

ağırlığına uygun herhangi bir kademelendirme yapılmayarak, adil ve makul bir

denge gözetilmeksizin ölçüsüz bir biçimde memuriyetten çıkarılma yaptırımına

tabi tutulmasının hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır."

14. Anayasa Mahkemesinin kararı 28/2/2014 tarihli ve 28927

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

15. Başvurucunun inceleme sürecinde anılan Anayasa Mahkemesini

kararını da dosya içeriğine sunduğu karar düzeltme istemi, Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin (AYİM) 19/3/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

16. Kararın gerekçesinde; Anayasa Mahkemesi kararlarının geçmişe

yürümeyeceği, ceza mahkûmiyeti dışında kesinleşmiş bulunan hukuki durumlara

etki etmeyeceği vurgulanmış ve karar düzeltme istemine konu hükmün hukuka uygun

olduğu belirtilmiştir.

17. Başvurucu, karar düzeltme isteminin reddine dair kararı

14/4/2014 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 3/6/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 657 sayılı Kanun'un

"Adaylık süresi sonunda başarısızlık" kenar başlıklı 57.

maddesinin ilk cümlesinin 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun ile

değiştirilmeden önce yürürlükte bulunan hâli şöyledir:

"Adaylardan en geç iki yıl içinde devlet memuru olabilmeleri için

olumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin

onayı ile ilişikleri kesilir."

19.657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ilk cümlesinin 6111 sayılı

Kanun'la değişik ve devlet memurluğundan çıkarılma işleminin tesis edildiği

30/5/2012 tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir:

"Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin

amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri

kesilir."

20. 657 sayılı Kanun'un 57. maddesinin ilk cümlesinin 10/9/2014

tarihli ve 6552 sayılı Kanun'un 67. maddesi ile değişik ve günümüz itibarıyla

yürürlükte bulunan hâli şöyledir:

" Adaylık süresi içinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin

durdurulması cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya

yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir. "

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Suçların ve Cezaların

Kanuniliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılmasına esas olan

kanun hükmünün yargılama süreci tamamlanmadan Anayasa Mahkemesi tarafından

iptal edildiğini ve bu nedenle hakkında tesis edilen işlemin hukuki dayanaktan

yoksun hâle geldiğini belirterek suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir.

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren

başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

24. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

bağlamında Anayasa'nın 38. maddesine ilişkin inceleme yetkisi, anılan maddenin

norm alanına dâhil olan her türlü yaptırımı kapsayacak şekilde geniş olmayıp

Sözleşme çerçevesinde suç isnadı

olarak nitelenebilen yaptırımlarla sınırlı tutulmuştur. Diğer bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda Anayasa'nın 38. maddesi kapsamına giren

her türlü yaptırımın değil sadece Anayasa ile Sözleşme'nin ortak koruma alanına

giren suç isnadı sayılan

yaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğini denetleme

yetkisini haizdir (D.M.Ç, B. No:

2014/16941, 24/1/2018, § 33).

25. Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal

veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı

suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan

daha ağır bir ceza verilemez."

26. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden

dolayı cezalandırılamaz" denilerek suçun kanuniliği, üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri

ancak kanunla konulur" ifadesine yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir.

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan

"suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca hangi

eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir

kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi buna ilişkin kanunun

açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekir.

27. Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin olması, ihlal

iddiasının Sözleşme'nin 7. ve Anayasa'nın 38. maddesinin ortak koruma alanı kapsamında

değerlendirilebilmesinin ön şartıdır. Bu durumda bireysel başvuruya konu somut

olayda; devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi işleminin -suçlarda ve

cezalarda kanunilik ilkesine yönelik ihlal iddiası açısından- Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alıp almadığı belirlenmelidir.

28. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinden inceleme

yapılabilmesi için bir suç isnadının varlığı gerekir. Suç isnadının özerk bir

kavram olması nedeniyle bir isnadın Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesi

kapsamında olup olmadığının tespiti amacıyla üç ayrı kriter kullanılmaktadır.

İlk olarak isnadın ulusal ceza mevzuatında suç olarak düzenlenip

düzenlenmediğine bakılmalı ve isnat edilen eylem, ulusal ceza mevzuatında suç

addedilmişse yapılan isnat diğer kriterlerin uygulanmasına gerek kalmadan suç

isnadı olarak kabul edilmelidir (B.Y.Ç.,

B. No: 2013/4554, 15/12/2015, § 31).

29. İsnada konu eylemin ulusal mevzuatta suç addedilmediği

durumlarda ise eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp taşımadığı ile eylem

için öngörülen cezanın ağırlığı ve amacı dikkate alınacaktır. Bu bağlamda idari

yaptırımlara ilişkin bulunan isnadın cezai anlamda bir suç isnadı olup

olmadığının belirlenmesinde yaptırımın belirli bir grubu mu yoksa herkesi mi

bağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı içerip içermediği, ilgili eylemin

ceza hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan

usullerin ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi

faktörler dikkate alınacaktır (B.Y.Ç.,

§ 32).

30. Buna göre ceza hukuku anlamında suçun herkes tarafından

işlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç işleyişiyle veya bir meslek

grubunun faaliyetleriyle ilgili olan eylemler yalnızca belli sıfata, mesleki

unvana sahip kişiler tarafından işlenebildiğinden yalnızca belirli bir grubu

bağlamakta ve bu nedenle cezai anlamda suç niteliği taşımamaktadır. Diğer

taraftan bir yaptırımın ciddi şekilde caydırıcı olması veya yaptırımın

sonucunun belirli şartlar dâhilinde hürriyeti bağlayıcı ceza ile ilintilendirilmesi hâlinde cezai anlamda da bir suçun

mevcut olduğu kabul edilebilir (B.Y.Ç.,

§ 33).

31. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut başvuru

değerlendirildiğinde başvurucunun devlet memurluğundan ilişiğinin kesilmesine

neden olan disiplin cezası almış olma

hâlinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olmadığı

açıktır. Başvurucuya uygulanan devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi

yaptırımının 657 sayılı Kanun kapsamında uygulanabilecek ve adaylıktan asil

memurluğa geçiş için aranan şartlara dair bir düzenleme olduğu görülmektedir.

Devlet memurluğundan ilişiğin kesilmesi işlemini gerektiren hâlin aday memurlar

için söz konusu olduğu, bu grupta yer almayan kişileri ilgilendirmediği ve

yaptırımın hürriyeti bağlayıcı ceza sonucu doğurmadığı anlaşılmaktadır. Bu

nedenlerle başvurucuya yöneltilen isnadın idari yaptırım alanında kaldığı ve

başvurunun bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı konu

edinmediği açıktır.

32. Bu durumda başvurucunun ihlal iddiasının Anayasa'nın 38.

maddesi ile Sözleşme'nin 7. maddesinin ortak koruma alanı kapsamında dikkate

alınabilecek nitelikte olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B.

Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; yargılama sürecinde esasa dair iddialarının karşılanmadığını

ve gerekçesiz hüküm kurulduğunu belirterek adil yargılanma hakkı kapsamında

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

36. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

37. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

38.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

39.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

40.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

41. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

42. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 9)

görülmektedir. Ayrıca karar düzeltme aşamasında değerlendirme konusu hüküm ve

gerekçesinin uygun bulunduğu belirtilmekle birlikte başvurucunun dava konusu

işlemin Anayasa Mahkemesi kararı sonucu dayanaksız kaldığı yönündeki iddiasına

ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi

kararlarının geçmişe yürümeyeceği, ceza mahkumiyetleri dışında kesinleşmiş

bulunan hukuki durumlara etki etmeyeceği ifade edilmek suretiyle

başvurucunun kanuni dayanak

iddiasına yönelik bir gerekçeye yer verildiği görülmüştür. Bu hâle göre

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, kuruluşu ve yapısal sorunları nedeniyle davanın AYİM'de görülmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

45. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel

haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık

olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet

Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013,

§ 24).

46. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (Hakan Merdan,

B. No: 2014/15686, 30/10/2015, § 29).

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

D. İki Dereceli Yargılanma Hakkına İlişkin

İhlal İddiası

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu, AYİM nezdinde iki dereceli yargılama

yapılmamasının hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

49. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıraSözleşme’nin

ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

50. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün

2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış olup

başvuru konusu edilen sürecin ceza yargılamasına ilişkin olmadığı açıktır.

51. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM/İdare Mahkemesi/Hukuk Mahkemesi

nezdinde iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel

hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

§§ 42-45).

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkelerine İlişkin İhlal İddiası

1. Başvurucunun İddiaları

53. Başvurucu, uyuşmazlığa etkisi olan tüm bilgi ve belgeleri

inceleme imkânından yoksun bırakıldığını belirterek silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

54. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

55.Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı; kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların

bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüş

bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen,

B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

56. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

57. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin dördüncü ve devamı fıkralarında, dava

dosyasındaki bilgi ve belgelerin mahkemenin belirleyeceği çerçevede davacı

tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.

58. Başvuruya konu olayda dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvuru formunda

da belirtildiği üzere dava dosyasına konu olan bilgi ve belgeler başvurucunun

incelemesine sunulmuştur.Buna

göre AYİM tarafından başvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve

beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın

sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı

anlaşılmıştır. Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılan

uygulamanın tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna

ulaşılmıştır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.

59. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik

bilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,

B. 1. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianınkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Bağımsız ve tarafsız

mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İki dereceli

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

F.Ç.

Vekili

:

Av. Orhan

ÇELEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8019, 24 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Suçların ve Cezaların
  9. C. Bağımsız ve Tarafsız
  10. D. İki Dereceli Yargılanma Hakkına İlişkin
  11. E. Silahların Eşitliği ve
  12. A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik
  13. B. 1. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Çakmak
  20. Çelen
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8019
Tarih
24 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Emrah Demirtaş ve Zafer Demirtaş Başvurusu (B. No: 2015/5498)
  • U.d.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19352)
  • Ali Sedat Yücelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2574)
  • M.a. Başvurusu (B. No: 2015/19048)
  • Kamil Darbaz ve Gmo Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/12563)
  • Naci Beştepe Başvurusu (B. No: 2015/14665)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.