İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abidin Aydın Tüfekçi Başvurusu (B. No: 2013/1315)

1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı

Başvuru No2013/1315Tarih15 Nisan 2015Okuma19 dk · 3.759 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abidin Aydın Tüfekçi Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2013/1315
R.G. Tarih- Sayı
20/6/2015-29392
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.759 kelime·19 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı

göreve gelmeme çağrısına katıldığını ve sevk alarak görevine gelmediğini, ancak

mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle ders ücretinin kesilmesi cezası

verildiğini, sendikal faaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin

toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğini

ileri sürmüş, yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 13/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/11/2014

tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 10/11/2014

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 7/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüş başvurucuya 12/1/2015 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015

tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Ankara İli Yenimahalle İlçesi Mimar Sinan

İnşaat Meslek Lisesinde öğretmen olarak görev yapmaktadır ve aynı zamanda

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) Ankara 2 No.lu Şube üyesidir.

9. Olayların geçtiği tarihte Milli Eğitim Bakanlığı

tarafından bir Ek Ders Ücret Yönetmeliği çıkartılmıştır. Sendikalar çıkartılan

yönetmeliğin öğretmenlerin ek ders ücretlerinde azalmaya neden olacağını iddia

etmiştir.

10. EĞİTİM SEN Yönetim Kurulu, 10/4/2007

tarihli kararı ile 25 Nisan 2007 tarihinde tüm ülke çapında “sevk eylemi” adı altında hastaneye gitmek

için sevk alınmasına ve işe gitmeyerek Bakanlığın Ek Ders ücretlerine ilişkin

uygulamalarını protesto etmek için bazı sendikal faaliyetler düzenlenmesine

karar vermiştir.

11. Başvurucu EĞİTİM SEN tarafından 25/4/2007

tarihinde düzenlenen etkinliklere katılması sebebiyle okutmakla yükümlü olduğu

iki ders saatinde derse girmemiştir.

12. Başvurucunun okutmakla yükümlü olduğu halde derse

girmemesi sebebiyle 10/6/1930 tarih ve 1702 sayılı İlk

ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun’un 21.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca “ders

ücretinin kesimi” cezası tesis edilmiştir.

13. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının

iptali istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

14. Ankara 10. İdare Mahkemesi 17/1/2008

tarih ve E. 2007/1307, K. 2008/105 sayılı kararı ile davanın reddine karar

vermiştir. İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun kendisine ayrılan ders saatinde

okulda olduğu halde derse girmediğinin sabit olduğu, kabul edilebilir bir

mazereti olmadığı halde başvurucunun derse girmemesi nedeniyle tecziyesinde

hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

15. Başvurucu tarafından karar temyiz edilmiş; Danıştay 12.

Dairesi, 2/2/2011 tarihli ilamı ile ilk derece

mahkemesi kararını onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 28/11/2012 tarihli ilamı ile reddedilmiş ve

14/1/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, 13/2/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun “Toplu eylem ve

hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Devlet memurlarının kamu hizmetlerini

aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya

görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte

Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu

doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır”.

18. 1702 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Ders ücretlerinin kesilmesi cezası şu

hallerde verilir.

1 - Kabule şayan mazereti olmadan derse

girmemek veyahut girdiği halde dersten başka bir şeyle meşgul olmak;

…

Derse gelmeyen veya dershanede dersten başka

bir işle meşgul olan muallimin maaşından kesilecek miktarı tayin için dört

hafta bir ay itibar olunarak muallimin maaş yekunu bir

ay zarfında girmeğe mecbur olduğu ders adedine taksim olunur ve boş geçen her

ders saati için muallimin maaşından bu miktarı ilk alacağı aylığından kesilir.

…

Mazeret sebebile

derse girmeyen muallimin mazeretini en çok üç gün zarfında ihbar ve bir hafta

içinde de ispat etmesi lazımdır.

Yoksa

ceza tatbik olunur.”

19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarih, 2009/63 Esas ve 2013/1998 Karar sayılı

ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“…

Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğu

sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003

tarihinde 1 gün göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

125/C-b maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti

önem taşımaktadır.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının

90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya

aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe

konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla

kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek

uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri

esas alınır.” hükmü yer almıştır.

Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü”nün

düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak,

dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar

kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların

kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak,

ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç

işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği,

bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları

veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar

konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.

Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve

Seyhan - Türkiye kararında (application no. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003

tarihinde KESK’in çağrısına uyarak, parlamentoda

tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzere

düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihinde

göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çok

küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya da

eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere

verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül

etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna

varmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’nin 11. maddesi

anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının

orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.

maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu durumda, davacının, sendikal faaliyet

gereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eyleminin

özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiili kapsamında

değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek

fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen

eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan

kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık

bulunmamıştır.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/4/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 13/2/2013 tarih ve 2013/1315 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı

“sevk eylemine” katılarak iki

saat derse girmediğini ve Milli Eğitim Bakanlığının çıkartmayı istediği ek ders

yönetmeliğine karşı okul içerisinde ve daha sonra da okul dışında faaliyette

bulunduğunu ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle hakkında ders

ücreti kesme cezası verildiğini belirtmiştir. Başvurucu, sendikal faaliyetlere

katıldığı gerekçesiyle ceza verilmesinin toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne

ilişkin Anayasa’nın 51, 53 ve 90. maddelerinde yer alan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Başvurucu, Anayasa’nın

51., 53. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme

özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Bakanlık

görüşünde başvurucunun dile getirdiği şikayetlerin Anayasa’nın 51., 53. ve 54. maddeleri ile Sözleşme’nin 11. maddesinde

tanımlanan, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin olduğu belirtilmiştir.

24. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini

dile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesi

bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

25. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiyle

cezalandırılması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu, olay tarihinde Milli Eğitim Bakanlığının

çıkartmayı istediği ek ders yönetmeliğine karşı okul içerisinde ve daha sonra

da okul dışında faaliyette bulunmak amacıyla, üyesi olduğu EĞİTİM SEN Yönetim

Kurulunun kararıyla alınan “sevk eylemine”

katılması nedeniyle cezalandırılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri

sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, AİHM’in

içtihatları hatırlatılarak başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiği

belirtilmiştir.

28. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler 18/9/2014 tarih ve 2013/8463 sayılı bireysel başvuru

kararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvuruda, sözü geçen kararda belirtilen

ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.

29. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini

korumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir

araya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”

kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlı

olarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenme

olarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunlu

olarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).

30. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak

amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir

bileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,

devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara

sahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını

amaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için

kolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan

örgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).

31. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,

kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika

hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya

gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız

bir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak

görülmektedir (Belçika Ulusal Polis

Sendikası/Belçika, B.

No: 4464/70, 27/10/1975, § 38).

32. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”

bölümünde, 51 ila 54. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Sendika kurma veya

sendikalara üye olma özgürlüğü hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yer

almaktadır.

33. Anayasa’nın “Sendika

kurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara

serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse

bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

…

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu

alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine

uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,

yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi

esaslarına aykırı olamaz.”

34. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak

ve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesi

ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgili

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı ile

tamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve

özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlar

tarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.

35. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem de

pozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,

bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yönelik

negatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alan

gerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan her

ne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,

korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı

korumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayı

güvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir.”

(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikası

ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).

36. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleri

arasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşın

devletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak da uygulanacak ölçütlerde de

bir değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatif

yükümlülüğü söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan

menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B.

No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58).

Anayasa Mahkemesi bu adil dengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu

gücünü kullanan organların bu alanda belirli bir takdir marjına

sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.

37. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa’da yer

alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.

maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama

sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların da

bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak

zorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminin

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.

maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).

38. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusu

olayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde

öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklı

sebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.

i. Müdahalenin

Mevcudiyeti Hakkında

39. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eylemine

katıldığı için kendisi hakkında ders ücretinin kesilmesi cezası verilmesinin

sendika hakkına müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Bakanlık görüşünde

bu tür cezaların sendika hakkına müdahale oluşturduğu ifade edilmiştir.

Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme

katılması nedeniyle cezalandırılması ile başvurucunun sendika hakkına yönelik

bir müdahale yapılmıştır.

ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere Dayanması

Hakkında

40. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 51. maddesinin

ikinci ve altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine

getirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkil

edecektir. Bu nedenle, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze

dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından

öngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

1. Müdahalenin Kanuniliği

41. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,

üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde, 1702 sayılı Kanun’un 21. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

2. Meşru Amaç

42. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel

ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunla

yapılmış olması gerekir.

43. Başvurucunun mazeretsiz derse girmemesi nedeniyle verilen

disiplin cezasının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşru

amaçları hedeflemediği söylenemez.

3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve

Ölçülülük

44. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalara

tabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41) Anayasa’nın 13.

maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

45. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk halinin gerekçesinde hak

ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik rejim anlayışına aykırı

olmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001

tarih ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin

Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde

ise Anayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkeler

doğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (Abdullah

Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).

46. “Demokratik toplum”

ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile AİHS’in bu

ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri

arasındaki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum

ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır

(benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976,

§ 49; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye, B.

No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).

47. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında

demokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin

özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum

düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve

özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik

toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla

sınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).

Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak,

kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale

getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı

arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).

48. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak da

sendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasal

demokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumun

temel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halka

açık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesi daha

önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık

fikirlilik olduğunu vurgulamıştır (Abdullah

Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95).

49. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,

hoşgörü ve açık fikirlilik gibi, demokratik toplumun temel ilkelerinin

korumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veya

demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkı

çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimi

Anayasal koruma altındadır. Söz konusu görüşler veya ifade biçimi yetkili

makamlarca kabul edilemez bulunsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal

özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemez ve

hatta onu tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik bir

toplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dile

getirilmesine imkan tanınmalıdır (Abdullah

Öcalan, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52).

50. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada

devreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı

ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir

ilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir

ilişki ve dengenin bulunup bulunmadığını inceler (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014,

§ 96).

51. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel

hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir (Sebahat

Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84;

B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 97). Bu sebeple sendika hakkına yapılan

müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,

gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

52. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacak

değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerinin

kararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunun

inandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır (Abdullah Öcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 98).

53. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,

Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğini

açıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcı

toplumsal bir ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve sendika

hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını

karşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale,

meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahalenin

haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve

yeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden Birleşik

Makedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95 29225/95, 2/10/2001, § 87).

54. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleri

çerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniyle

müdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamu

yararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezası

verilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkin

gerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna

varılabilir (bkz. Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014, § 57).

55. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığında

incelenmesi gerekir. Olay tarihinde Milli Eğitim bakanlığınca çıkartılmak

istenen ek ders yönetmeliğinin geri çekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM SEN

Yönetim Kurulunun 10/4/2007 tarihli kararı ile 25

Nisan 2007 tarihlerinde tüm ülke çapında işe gelmeme eylemi yapılmasına karar

verilmiştir. Adı geçen Sendika söz konusu eylemi “sevk eylemi” olarak isimlendirmiştir. Sendika üyeleri

sendikal faaliyetleri gerçekleştirmek için işe gitmedikleri veya işe gitseler

bile görevlendirildikleri işi yapmadıkları takdirde ceza almayı engellemek

amacıyla hastaneye sevk işlemi yaptırmaktadırlar.

56. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, önceden

bildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafından

itiraz edildiği de ileri sürülmemiştir. Başvurucu bu eyleme katılarak sendikal

hakkını kullanmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 58).

57. Başvurucu, EĞİTİM SEN’in

düzenlediği söz konusu eyleme katılması nedeniyle ders ücretinin kesilmesi cezası

ile cezalandırılmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında gerekse idari

yargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet

çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul

edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendika üyelerinin

sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli

sayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen,

idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak

mevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi

durumlarda sendikal hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidi

altında kaldıklarını not etmek gerekir (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 59).

58. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veya

gerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması hakkın özüne zarar vermesi

muhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakma

türü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelere

bağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarının

takdirindedir (Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014, § 60).

59. Başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu göz

önüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrum

bırakılamayacaklarını da not etmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik bir

toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı

sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 61). Başvurucunun bu türden sınırlamalara tabi

tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğu da ileri sürülmemiştir.

60. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucu

gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşru

sendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir

niteliğe sahiptir (bkz. Tayfun Cengiz, B.

No: 2013/8463, 18/9/2014, § 62; aynı yöndeki AİHM

kararları için bkz. Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 43).

61. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar hafif bir ceza olsa da

şikâyet edilen ders ücretinin kesilmesi cezasının “zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan” kaynaklanmaması

nedeniyle “demokratik toplumda gerekli

olmadığı” sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın

51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği

belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

63. Başvurucu hakkında verilen “ders ücretinin kesimi” cezasının sendika hakkını ihlal

ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin

iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

64. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Başvurucu ayrıca, avukatlık ücretlerini ve ödenen harç

ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmiştir.

65. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Sendika

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Sendika hakkına

yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Tespit edilen ihlal yönünden,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini

takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Abidin Aydın TÜFEKÇİ Vekili : Av. Mahmut Nedim ELDEM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1315, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35
  12. D. Ödemelerin, kararın tebliğini
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1315
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Jakop Gabriel Başvurusu (B. No: 2013/2392)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/4476)
  • Az. M. Başvurusu (B. No: 2013/560)
  • Kadir Sağdıç Başvurusu (B. No: 2013/6617)
  • Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/8756)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/3614)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.