İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/8756)

1. Başvurucu, idari para cezası

Başvuru No2013/8756Tarih15 Nisan 2015Okuma18 dk · 3.637 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
15 Nisan 2015
Başvuru Numarası
2013/8756
R.G. Tarih- Sayı
20/6/2015-29392
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.637 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, idari para cezası

verilmesine karşı yaptığı itirazın dosya üzerinden karara bağlandığını, keşif

ve bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki taleplerinin karşılanmadığını,

idarenin cevabının kendisine tebliğ edilmediğini, Mahkeme kararlarının yeterli

gerekçe içermediğini belirterek, adil yargılanma hakkının, çelişmeli yargılama

ve silahların eşitliği ilkeleri ile gerekçeli karar hakkını da içerecek biçimde

ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/12/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 14/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

12/12/2014 tarihinde edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı tarafından

11/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 23/2/2015

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

25/2/2015 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Altınova Belediye

Başkanlığınca, başvurucunun sahibi olduğu tersanedeki iki adet boya deposunun

kaçak yapı olduğu gerekçesiyle mühürlendiğine ilişkin 22/4/2013 tarihli yapı

durdurma tutanağı hazırlanmıştır.

8. Belediye Başkanlığının

24/4/2013 tarihli kararıyla da söz konusu kaçak yapılar (boya deposu/hangar) nedeniyle, 3/5/1985

tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. ile 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı

Kıyı Kanunu’nun 15. maddelerine göre, başvurucuya 15.276,80 TL idari para

cezası uygulamıştır.

9. Başvurucu 9/7/2013

tarihinde, söz konusu yapıların (sundurma)

onaylı yerleşme planında yer aldıkları ve boya holleri olarak

adlandırıldıkları, her halükarda 3194 sayılı Kanun’un

21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ayrı bir yapı ruhsatı gerektirmedikleri

gerekçesiyle para cezasına itiraz etmiştir. Başvurucu itirazını, sunmuş olduğu

evrak ile yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesine dayandırmıştır.

10. Yalova 1. Sulh Ceza

Mahkemesi, başvurucunun itirazına karşı ilgili idarenin yazılı görüşünü

almıştır. İdarenin görüşünün başvurucuya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

11. Sulh Ceza Mahkemesi,

6/9/2013 tarihli ve 2013/678 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun

itirazını reddetmiştir. Mahkeme kararının ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:

“İtiraz eden itiraz dilekçesinde özetle ve sonuç olarak: kendisi

hakkında haksız şekilde uygulanmış bulunan idari yaptırım kararının hukuka

uygun olmadığı iddiası ile kaldırılmasını talep etmiştir.

İdari yaptırımı uygulamış olan idare birimine itiraz dilekçesi tebliğ

edilmiş, itiraza konu olan tüm kayıt, tutanak ve evrak örneği ilgili kurumdan

getirilerek dosya içerisine konulmuştur.

İdari yaptırımı uygulamış olan idare birimi cevap yazısında özetle ve

sonuç olarak: İtiraz eden hakkında verilmiş bulunan idari yaptırım kararının

hukuka uygun olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini

bildirmiştir.

Dosya kapsamına göre: İtiraz edenin itiraz dilekçesi ve ekleri, idari

yaptırım kararını uygulayan idari birimin cevap yazası ve ekleri, idari

yaptırıma ilişkin düzenlenen tutanak, kayıt ve evrak örnekleri, dosya kapsamı

ile birlikte değerlendirildiğinde; itiraz eden hakkında verilmiş bulunan idari

yaptırım kararında herhangi bir hukuka aykırılık durumu tespit edilememiş

olması nedeniyle yerinde görülmeyen itiraz başvurusunun reddi yönünde karar

vermek gerekmiştir.”

12. Başvurucu, uyuşmazlık

konusunun karara bağlanabilmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması

gerekirken, sadece davalı Belediye tarafından sunulan evraka bakarak ve dosya

üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, söz konusu sundurmaların “boya deposu” veya “hangar” şeklinde nitelendirilemeyeceği,

onaylı yerleşim planında mevcut oldukları ve boya holü olarak belirtildikleri,

idarenin denetiminden birkaç gün sonra da söküldükleri ve sundurmaların 3194

sayılı İmar Kanunu uyarınca ayrı bir yapı ruhsatı gerektirmediği gerekçesiyle

karara itiraz etmiştir. Başvurucu, resen bulunacak nedenlerin de gözetilmesini

talep etmiştir.

13. Yalova 1. Asliye Ceza

Mahkemesi 25/10/2013 tarihli ve 2013/345 Değişik İş sayılı kararı ile İlk

Derece Mahkemesinin kararında ve hâkimin takdirinde usul ve kanuna bir

aykırılık bulunmadığını ve başvurucunun itirazının hukuki dayanaktan uzak olduğunu

belirterek itirazı reddetmiştir.

14. Nihaî karar, başvurucuya

7/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 4/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 3194 sayılı Kanun’un “Yapı ruhsatiyesi” kenar başlıklı 21.

maddesinin (1) – (3) numaralı fıkraları şöyledir

“Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı

maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.

Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden

ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı

artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi

olmaz.

Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme

ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve

kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre

belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru

etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir.”

17. 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Başvuru yolu”

kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları

şöyledir:

“(1) İdari para cezası … ilişkin idari yaptırım

kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. ...”

18. 5326 sayılı Kanun’un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı 28.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;

a) Yetkili olmadığının

anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,

b) Başvurunun süresi içinde

yapılmadığının, başvuru konusu idari yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde

incelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı

bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine,

c) (a) ve (b) bentlerinde

sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne,

Karar verilir.

...

(3) İlgili kamu kurum ve

kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu

idari yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi

ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu

kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idari yaptırım kararına

karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.

(4) Mahkeme, başvuruda bulunan

kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder; talep üzerine veya re'sen tarafları çağırarak belli bir gün ve saatte

dinleyebilir. Dinleme için belirlenen günle tebligatın yapılacağı gün arasında

en az bir haftalık zaman olmasına dikkat edilir. Dinleme sırasında taraflar

veya avukatları hazır bulunur. Mazeretsiz olarak hazır bulunmama, yokluklarında

karar verilmesine engel değildir. Bu husus, tebligat yazısında açıkça

belirtilir.

(5) Ceza Muhakemesi Kanununun

tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ile

ilgili olarak da uygulanır.”

19. 5326 sayılı Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi Kanununa göre

itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren en geç yedi gün

içinde yapılır.

(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.”

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Keşifte, tanık

veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler” kenar başlıklı 84.

maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.

…

4) Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına

neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 15/4/2015 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 4/12/2013 tarihli ve 2013/8756 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, idari para

cezasının suç isnadı niteliğinde olduğunu, itirazının duruşma açılmaksızın

karara bağlandığını, idarenin sunmuş olduğu görüşün kendisine tebliğ edilmediğini,

Derece Mahkemelerinin kararlarının tatmin edici olmadığını, kararlarda yasal

hükümlerin somut olayla bağlantısının kurulmadığını ve iddialarının

karşılanmadığını, keşif yapılmasına ve bilirkişi dinlenmesine yönelik

taleplerinin cevapsız bırakıldığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan adil yargılanma hakkının, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerini de içerecek biçimde ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden

yargılanma talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucu, idari para

cezasına ilişkin yargılamanın cezai bir karakter taşıdığını ve bu kapsamda adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir.

a. Adil Yargılanma Hakkının Uygulanabilirliliği

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

(3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir…”

25. 30/11/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

26. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Bkz. Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”

29. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Bkz. Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

30. Sözleşme’nin 6. maddesindeki

“cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkeme tarafından davasının …

görülmesini istemek hakkına sahiptir” ifadesi ışığında değerlendirildiğinde, kabahat eylemleri

nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkların da adil

yargılanma hakkının koruma alanı içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır (Bkz. Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 26; aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Hüseyin

Turan/Türkiye, B. No: 11529/02, 04/03/2008, §§ 17-21).

b. Kabul Edilebilirlik

31. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, başvurucunun “mahkeme

kararlarının gerekçelendirilmesini” ve “delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının uygulanması ve derece

mahkemelerinin uyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına”

yönelik şikâyetlerine ilişkin olarak görüş sunulmasına gerek duyulmadığı

bildirilmiştir. Bu kapsamda, başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğu, 13/6/2013 tarihli ve

2013/1235 başvuru numaralı (İbrahim Ataş)

ile 21/11/2013 tarihli ve 2013/723 başvuru numaralı (Lokman Sapan) kararlara atıf yapılmıştır.

32. Bakanlık görüşünde duruşmalı yargılama hakkıyla ilgili olarak,

AİHM’in ilgili içtihatlarına değinilmiş ve Jussila/Finlandiya davasında, geleneksel anlamda

ceza hukuku kategorisinde değerlendirilemeyecek mahiyette olan idari para

cezaları, gümrük veya rekabet hukukuyla ilgili yapılan yargılamalarda duruşma

yapılmasına gerek olmayabileceğinin hatırlatıldığı belirtilmiştir. Bakanlık

görüşünde ayrıca, başvurucunun 9/7/2013 tarihli itiraz dilekçesinde duruşma

talebinde bulunmadığının altı çizilmiştir.

33. İdarenin görüşünün tebliğ edilmemesine ilişkin olarak, bu

belgelerden hangisine ulaşılmış olsaydı Mahkeme önünde dile getirilemeyen hangi

ilave tezleri ileri süreceği hususunda başvurucunun bir açıklamada bulunmadığı,

bazı belgeleri başvurucunun bilmeme imkânının olmadığı ve diğer belgelerin ise

cezai işlemin esasını etkiler nitelik taşımadığı ileri sürülmüştür.

34. Başvurucu, Bakanlık görüşünde ileri sürülen hususlara

karşı çıkmıştır.

35. Açıkça dayanaktan yoksun

olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre, başvurucunun iddialarının

tümünün hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiş ve

bu çerçevede incelenmiştir.

37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne (Bkz. § 31 ve 32) karşı

beyan dilekçesinde duruşmalı inceleme ve kararların gerekçeli olmasının da adil

yargılanma hakkının unsurları arasında yer aldığını, yaptırıma konu

sundurmaların taşınabilir olup olmadığının ve niteliklerinin 3194 sayılı Kanun‘a

aykırılık taşıyıp taşımadıklarının bilirkişi ve keşif incelemesi yapılarak

değerlendirilmesi gerekirken, sadece dosya üzerinden inceleme yapılmasının adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini bildirmiştir. Başvurucu, itiraz dilekçesinde

duruşma talebinin bulunmadığı yönündeki Bakanlık görüşüyle ilgili olarak ise

Kabahatler Kanunu uyarınca hâkimin de resen tarafları duruşmaya

çağırabileceğini belirtmiştir.

35. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir."

38. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri

sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue

ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesi'nin görevi kapsamında olmayıp,

Mahkemenin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup

olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir

yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların

sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini

sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu

anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Bkz. Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd. Şti.,

B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

39. Diğer yandan, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen yargılamanın

açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Özellikle ceza davalarında yargılamanın

duruşmalı ve aleni yapılması silahların eşitliği ilkesinin ve savunma

haklarının güvencesini oluşturur (Bkz. Nevruz

Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).

40. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “aleni yargılama” hakkının tanınması,

zorunlu olarak “sözlü yargılama”

hakkını da içerir. Bununla birlikte, söz konusu yükümlülük, taraflara mutlak

bir hak tanımamaktadır. Dolayısıyla, taraflardan birinin şüpheye yer vermeyecek

şekilde bu hakkından feragat etmesi ve sözlü yargılama yapılmasında kamu

yararının bulunmadığı hallerde yargılama dosya üzerinden de sonuçlandırılabilir.

İkinci olarak, dava dosyası ve tarafların yazılı görüşleri temelinde çözüme

kavuşturulamayacak hukuki ve olgusal sorunların bulunmaması gibi istisnai

durumlarda da sözlü yargılamadan imtina edilebilir (Aynı yöndeki AİHM kararları

için bkz. Jussila/Finlandiya [BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006, § 41; Eksert Turizm Taşımacılık Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ve Diğer 7 Başvuru/Türkiye [k.k.], B. Nos: 40988/06 vd.,

2/7/2013; ve Hakansson ve Sturesson/İsveç, B.

No: 11855/85, 21/2/1990, § 66).

41. Başvurucu idari para cezasına ve İlk Derece Mahkemesinin

kararına karşı yaptığı itirazlarda ısrarlı biçimde, müeyyideye konu

sundurmaların onaylı yerleşim planında yer aldıklarını ve 3194 sayılı Kanun’un

21. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca da ayrı bir yapı ruhsatı

gerektirmediklerini ileri sürmüştür. Belediyenin ise yapıların müeyyideyi

gerektiren kaçak yapı olduğunda ısrar ettiği anlaşılmaktadır. Başvurucu, uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulması için duruşmalı yargılamanın yanı sıra keşif yapılmasını

ve bilirkişi raporu alınmasını da talep etmiştir. ‘

42. Anayasa Mahkemesi, idari para cezasının uygulandığı

yapıların onaylı yerleşim planında bulunup bulunmadıkları ve yapılmalarının her

hâlükârda izne tabi olup olmadığı

hususların taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasını oluşturduğunu ve

başvurucuya buna ilişkin delillerini sunma ve iddialarını dile getirme imkânı

tanınması gerektiğini değerlendirmektedir.

43. Yalova 1. Sulh Ceza Mahkemesi, başvurucunun itirazını

muhatap Altınova Belediye Başkanlığına tebliğ etmiş, ancak Kanun’un amir

hükmüne aykırı biçimde, gelen görüş yazısını ve eklerini başvurucuya

iletmemiştir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Asliye Ceza Mahkemesine verdiği

itiraz dilekçesinde idarenin Sulh Ceza Mahkemesine sunduğu görüşün kendisine

tebliğ edilmediği hususunu dile getirmediğinin farkındadır. Ancak, tebliğ

eksikliği neticesinde, başvurucu karşı iddialarını en azından yazılı olarak

sunma hakkından mahrum kalmıştır. Bu nedenle, yargılamanın esasına etkili iddia

ve delillerin dile getirilmesine olanak tanıyacak diğer imkânların başvurucuya

tanınıp tanınmadığının daha dikkatli incelenmesi gerekmektedir.

44. Adalet Bakanlığının görüşünde atıfta bulunduğu, Jussila/Finlandiya kararında başvurucu, vergi

cezasını kesen görevlinin yazılı beyanının mahkemece alınmasını ve kendisine

tebliğini sağlamış, bu beyana karşı cevap vermiş ve kendi seçtiği bilirkişiye

hazırlattığı mütalaayı dosyaya sunabilmiştir (Bkz. yukarıda anılan Jussila/Finlandiya [BD], § 11).

Bununla birlikte, eldeki başvuruya konu davada başvurucuya, idarenin görüşüne

karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamıştır. Dolayısıyla, atıf yapılan AİHM

kararının koşulları somut olaydakinden farklılık arz etmektedir.

45. Diğer yandan Bakanlık görüşünde, başvurucunun dosya

üzerinden yargılama yapıldığı şikâyetine ilişkin olarak, para cezasına itiraz

dilekçesinde başvurucunun duruşma talebinde bulunmadığı belirtilmiştir.

46. Bununla birlikte başvurucu, uyuşmazlığın çözümünde etkili

bir delil olarak keşif yapılmasını talep etmiştir. Ayrıca, sözlü yargılama

hakkını, salt adliye binalarındaki duruşmalara hasretmek, bu hakkın kapsamının

ve anlamının sınırlandırılması sonucuna yol açacaktır. Tarafların, mahkemenin

huzurunda iddia ve savunmalarını dile getirebilmesine olanak tanıyan keşif

usulü, sözlü yargılama hakkının sağlanmasına da hizmet edecektir.

47. Bu bakımdan, 5326 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca,

5271 sayılı Kanun’un keşif ve bilirkişiye ilişkin hükümleri idari itiraz

usulüne de uygulanır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 84. maddesinde ise keşif

esnasında “şüpheli, sanık, mağdur ve

bunların müdafii ve vekili”nin hazır bulunabileceği ve

keşif tarihinden haberdar edilecekleri öngörülmektedir.

48. Somut olayda, hem uyuşmazlığın karara bağlanmasına

yardımcı olacak hem de sözlü yargılama hakkına olanak tanıyacak keşif talebi

ise cevapsız bırakılmak suretiyle reddedilmiştir.

49. Başvurucu, Sulh ve Asliye Ceza Mahkemelerinin

kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğinden de şikâyet etmiştir.

50. Anayasa’nın 141. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

51. Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin, adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (Bkz. Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 49).

52. Anılan kural uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri,

dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin

değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını,

uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir

yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu

gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve

makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının

ihlalinden söz edilemez (Bkz. İbrahim Ataş,

B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).

53. Makul gerekçe, davaya konu olay ve olguların mahkemece

nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal

düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm

arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava

yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini

anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş,

hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri

özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve

buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (Bkz. İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013,

§ 24).

54. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber, bu hak yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir. Ancak, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış

olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra, kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, bu hakkın ihlal

edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür

kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul

edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olacaktır. Bu halde, üst dereceli

mahkeme tarafından benimseme yöntemiyle önceki mahkeme kararının gerekçesinin

kabul edildiği değerlendirilmektedir (Bkz. Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Ltd. Şti.,

B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26; aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Van de Hurk/Hollanda,

B. No: 16034/90, 19/4/1994, § 61).

55. Başvurucu, Derece Mahkemelerinin kararlarının tatmin

edici olmadığını, kararlarda yasal hükümlerin somut olayla bağlantısının

kurulmadığını ve iddialarının karşılanmadığını ileri sürmektedir.

56. Yalova 1. Sulh Ceza Mahkemesi kararında, idari para

cezasının hangi nedenle verildiğine dair bir açıklamaya yer verilmemiş, Altınova

Belediye Başkanlığının yaptırım kararının tarih ve sayısına atıf yapmakla

yetinilmiştir.

57. İddia ve savunma bakımından ise başvurucunun, kararın “hukuka uygun olmadığını” iddia ettiği ve

idarenin de yaptırımın “hukuka uygun olması”

nedeniyle itirazın reddini talep ettiğine yer verilmiştir. Mahkemenin de

itirazın reddine karar verirken, dosya içerisindeki bilgi ve belgeleri

belirttikten sonra, “idari yaptırım

kararında herhangi bir hukuka aykırılık durumu tespit edilememiş”

olması dışında bir gerekçeden bahsetmediği anlaşılmaktadır.

58. Mahkemelerden, kişilerin tüm iddialarına ayrıntılı

biçimde cevap vermeleri beklenilemez. Ancak, uyuşmazlığın çözümüne yönelik

esaslı unsurların gerekçe haricinde bırakılmaması gerekmektedir.

59. Eldeki başvuruya konu yargılama bakımından, idari

yaptırımın uygulanmasına sebebiyet veren yapıların gerçekten onaylı yerleşim

planında yer alıp almadığı ve 3194 sayılı

Kanun’un 21. maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca ayrı bir izne tabi olup olmadıkları hususlarının, uyuşmazlığın esasını

oluşturdukları ve Mahkeme kararlarında karşılanmaları gerektiği açıktır.

60. Bununla birlikte Mahkemenin kararlarında, idari

yaptırımda bir hukuksuzluk bulunmadığı yönündeki genel bir ibare haricinde,

muhatap idarenin başvurucunun iddialarına karşı ne şekilde bir savunma

yaptığını gösteren ve Mahkemelerin neden başvurucunun savlarını kabul

etmediğine, yapıların onaylı yerleşim planında bulundukları ve izin

gerektirmedikleri yönündeki itirazlarının nasıl karşılandığına dair bir gerekçelendirmeye

yer verilmemiştir.

61. İlk Derece Mahkemesinin kararı bu haliyle, itiraza konu

olayların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve

hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyma ve olaylar ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterme gereksinimini karşılamamaktadır. Üst mahkemeye yapılan

itirazın reddinde de belirtilen eksiklik giderilmemiştir. Belirtilen hususlar

dikkate alındığında, Derece Mahkemelerinin kararlarının yeterli

gerekçelendirmeyi içermediği anlaşılmaktadır.

62. Yukarıda açıklanan hususlar bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine güvence altına

alınmış olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

63. Başvurucu, yeniden

yargılamaya karar verilmesini talep etmiştir.

64. Adalet Bakanlığı yazısında,

başvurucuların taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

65. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

66. Mevcut başvuruda,

hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla, ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan “hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı”nın

İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Yalova 1. Sulh Ceza

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 15/4/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Okan TAŞDELEN Başvurucu : Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş. Vekili : Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8756, 15 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. B. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8756
Tarih
15 Nisan 2015

İlgili Kararlar

  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/3614)
  • Yüksel Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/13319)
  • F.h.h. Başvurusu (B. No: 2013/1419)
  • Bayram Özkaptanoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1015)
  • Abdulselam Tutal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2319)
  • Bejdar Ro Amed Başvurusu (B. No: 2013/7363)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.