İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Boran Başvurusu (B. No: 2015/16263)

1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada

Başvuru No2015/16263Tarih12 Eylül 2019Okuma14 dk · 2.817 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Boran Başvurusu

Karar tarihi
12 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/16263
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.817 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada

usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirilmeyeceğini ifade

etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. 25/5/2010 tarihinde askere sevk edilen başvurucunun, zorunlu

askerlik hizmetini yaptığı sırada hastalanması üzerine 19/5/2011 tarihinde

tedavisine başlanmış, 26/8/2011 tarihli raporla verilen iki aylık hava değişimi

süresi sonunda Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisinin (GATA) 27/10/2011 tarihli

sağlık kurulu raporu ile başvurucu hakkında "1-Tüberküloz

periferik lenfadenopati

(TÜBERKÜLOZ LENFADENİT) 2-Spastik Parapleji (SPASTİK

PARAPAREZİ) 3-Polinöropati, tanımlanmamış" tanısı konulmuş ve "Askerliğe elverişli değildir" kararı

verilmiştir.

8. Afyonkarahisar Devlet Hastanesince düzenlenen 8/4/2014

tarihli sağlık kurulu raporunda, başvurucunun zorlukla ayağa kalktığı ve ayakta

durma pozisyonu elde ettiği, yardım olmaksızın yürüyemediği bulgularına yer

verilmiş, paraparezi

(geçirilmiş tüberküloz) teşhisi ile engel oranının % 60 olduğu

belirtilmiştir.

9. Başvurucu, yaşadığı sağlık sorununun askerlik görevinin sebep

ve tesiriyle meydana geldiğini belirterek vazife malulü sayılması ve aylık

bağlanması talebinde bulunmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Vazife Malullüğü

Tespit Kurulunun 22/9/2014 tarihli kararıyla başvurucunun talebi, hastalığın

görevi nedeniyle ve etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle reddedilmiştir.

10. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin

iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

Başvurucu dilekçesinde; askere gitmeden önce Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü

Verem Savaş Dispanseri tarafından yapılan taramada tüberküloz olmadığının

tespit edildiğini, bunun üzerine askere sevk edildiğini, acemi birliğinde iken

komando seçimi amacıyla sevk edildiği Kayseri Asker Hastanesince yapılan

muayene sonucunda askerliğe elverişli olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.

Başvurucu askerlik hizmetine devam ederken başlayan öksürük, ateş, hâlsizlik ve

gece terlemesi şikâyetlerinin artması üzerine sevk edildiği Elazığ Asker

Hastanesi tarafından 25/8/2011 tarihli raporla tüberküloz teşhisi konulduğunu,

usta birliğine katıldıktan sonra izin kullanmadığını, birlik dışına dahi

çıkmadığını, idarenin gerekli hijyen ve sağlık tedbirlerini almaması sonucu

hastalandığını, hastalığın oluşmasında hiçbir kusur ve kastının bulunmadığını

ifade etmiştir.

11. AYİM Üçüncü Dairesince yapılan yargılama dosyasına sunulan

Savcılık görüşünde başvurucunun sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş olan

maluliyetinin askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediği

hususunda yetkili bir sağlık kuruluşundan rapor alınması gerektiği

bildirilmiştir.

12. Anılan Dairenin 19/3/2015 tarihli kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinde AYİM İkinci Dairesinin 21/112012 tarihli ve E.2012/17,

K.2012/1077 sayılı kararında yer verilen GATA Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı

öğretim üyelerinin hazırladığı Tıbbi Kanaat Raporuna atıf yapılmıştır. Kararda

özetlendiği şekliyle raporda; çocukluk çağında vücuda alınan tüberküloz

basillerinin bağışıklık sistemi tarafından kontrol altında tutulabildiği ve

uzun süre vücudun çeşitli yerlerinde hastalık oluşturmadan kaldığı, daha sonra

henüz kesin olarak bilinemeyen nedenlerle özellikle bağışıklık sisteminin

baskılandığı durumlarda bu basillerin aktif hâle geçerek hastalık yaptığı,

Türkiye'de hastanın da dâhil olduğu yaş grubunu kapsayan erişkin tip akciğer

tüberkülozunun çoğu zaman bu şekilde ortaya çıktığı, ayrıca yaşamın herhangi

bir döneminde hasta kişilerle uzun süreli ve yakın temas sonucu basilin

alınması ile tüberküloz hastalığının oluşabildiği görüşlerine yer verilmiştir.

13. AYİM kararının gerekçesinde, benzer uyuşmazlıklarda Gazi

Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerine yaptırılan bilirkişi

incelemelerine de atıf yapılmıştır. Kararda özetlendiği şekliyle söz konusu

bilirkişi raporlarında; tüberkülozlu hastalarda hastalığın ne şekilde ortaya

çıktığının Türkiye’de ve dünyada günümüz koşullarında ayırt edilemediği,

hastanın tüberküloz basilini çok önceki yıllarda örneğin çocukluğunda almış

olabileceği gibi tüberküloz hastası olan bir koğuştan da almış olabileceği,

hastalığın oluşumunda bir dış etken olarak askerliğin sorumlu tutulmaması

gerektiği, davacının diğer askerlerle aynı koşullarda askerlik yaptığı da

bilindiğine göre tüberküloz hastalığından askerlik hizmetinin sorumlu

tutulmaması gerektiği yönünde kanaat bildirilmiştir.

14. AYİM ayrıca, kararına dayanak aldığı tıbbi kanaat ve

bilirkişi raporlarından hareketle hastalığın belirli bir zaman diliminde

oluştuğunu, davacının maluliyetine neden olan rahatsızlığın oluşumunda somut

bir olayın gerçekleşmediğini, aynı koşuldaki her askerin aynı şekilde

etkilenmesi hâli dışında kişinin bünyesinin zayıf olması nedeniyle meydana

çıkabilecek rahatsızlıkların vazifeden kaynaklanmış olduğunun kabulünün

8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun

öngördüğü esaslara uygun olmadığını belirtmiştir. Kararda sonuç olarak

davacının askerlik hizmeti sırasında malul olduğu anlaşılmakla birlikte

maluliyetinin oluşumunda görevin neden ve etkisinin ortaya konulamaması

nedeniyle tesis edilen işlemin hukuka uyarlı olduğu, dava dosyasında hastalığın

bizzat askerlik vazifesinin sebep ve tesiriyle oluştuğuna dair herhangi bir

bilgi ve bulguya rastlanılmadığından, durumun ayrıca bilirkişi marifetiyle

tespitine gerek görülmediği ifade edilmiştir.

15. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/9/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar 7/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 14/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 5434 sayılı Kanun'un "Vazife

malullüğü aylığı" kenar başlıklı 56. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah

altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil)

sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek

okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,

öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe

tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak

aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve

kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda

karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık

bağlanır."

19. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Vazife malûllüğü" kenar başlıklı 47. maddesi

şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında

sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü

hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük;

sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında

idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri

yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş

yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü

sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü

denir."

20. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

21. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, askerlik öncesinde tüberküloz hastası olmadığını,

sevk işlemleri öncesinde ve acemilik birliğinde yapılan sağlık muayenesinde

askerliğe elverişli olmadığına dair herhangi bir tanı konulmadığını

belirtmiştir. Sağlık raporlarını gözardı eden AYİM'in somut bilgi ve belge bulunmadığına dair kanaatinin

yerinde olmadığını ileri süren başvurucu, sağlam olarak askere gittiğine ve

hastalığının oluşmasında başkaca etken de bulunmadığına vurgu yaparak askerlik

hizmetinin sebep ve tesiriyle hastalığa yakalandığının kabulü gerektiğini, dolayısıyla

maluliyetine yol açan olayın askerlik hizmetiyle ilişkilendirilmemesinin hukuka

aykırı olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu bu çerçevede adil yargılanma hakkı

ile kanun önünde eşitlik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal

edildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun şikâyeti,

uyuşmazlığın esasına dair ileri sürülen iddianın etkin bir şekilde incelenmemesine

ilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

27. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,

20/9/2017, § 37).

28. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması

mümkün değildir (Mehmet Fidan, §

38).

29. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına

da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

30. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,

§ 19).

31. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili

de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm

aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil

yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B.

No: 2013/7727, 4/2/2016, § § 50,

51, 52).

32. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin, tarafların öne sürdüğü ve

esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme

görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz,

B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

33. Somut olayda başvurucu, 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi

uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle idareye yaptığı

başvurunun reddi üzerine idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. 5434 sayılı

Kanun'un 56. maddesinde; erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve

terhislerinde (serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında vazife malulü olmaları

halinde kendilerine belli bir miktar aylık bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

AYİM’in yorumuna göre sözü edilen kural, vazife

malullüğü aylığının bağlanmasını, silah altında iken veya celp ve terhis

nedeniyle sevk sırasında vazife malulü olma şartına bağlamıştır. AYİM bu

hükümden hareketle, askerlik sırasında ortaya çıkmış olsa bile hastalığın

askerlik öncesinde mevcut olan bir etkenden kaynaklanması durumunu vazife

malulü sayılmaya engel görmüştür. Maluliyet aylığı öngören kuralların yorumu ve

bu çerçevede maluliyet aylığının bağlanma koşullarının tespiti derece mahkemelerinin

görevindedir. Bu açıdan, AYİM’in askerlik öncesinde

mevcut olan bir etkenden kaynaklanan rahatsızlıkların askerlik döneminde ortaya

çıkması durumunda maluliyet aylığına hak kazanılmayacağı yolundaki kabulünden

ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı vurgulanmalıdır.

34. Bununla birlikte başvurucunun askerlik görevi öncesinde

sağlam olduğunu raporla belgelediği görülmektedir. İdarenin de aksi yönde bir

tespitte bulunmadığı dikkate alındığında başvurucunun hastalık nedeniyle malul

hâle gelmesinin askerlik görevinden kaynaklandığı yolundaki iddiasının temelsiz

olduğu söylenemez. Başvurucunun iddiasının temelsiz olmaması ispatlandığı

anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla bu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edici

kanıtların varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak başvurucunun

rahatsızlığının oluşmasının askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla

ispatlamasının güçlüğü de gözönünde

bulundurulmalıdır.

35. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerin

bilirkişi görüşüne başvurması, takdiri bir husus olup bu değerlendirme kural

olarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır. Bununla birlikte davanın

esasına müteallik iddiaların uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması adına yeterli

ölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamda taraflardan birinin diğerine

nazaran dezavantajlı bir konuma getirilip getirilmediği denetime açık

hususlardır (Yılmaz Özcan, B. No:

2015/12914, 15/11/2018, § 38).

36. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığı üzerine inşa ettiği

temel iddia, daha önce herhangi bir rahatsızlığı bulunmadığı hâlde askere

alınmasının ardından askerlik görevinin koşulları nedeniyle rahatsızlandığı ve

%60 oranında fonksiyon kaybı yaşadığıdır. Tüberkülozun, yaşam koşullarıyla

yakından ilintili bir hastalık olduğu dikkate alındığında başvurucunun

hastalığının teknik ve özel bilgi gerektiren tıbbi bir inceleme çerçevesinde

değerlendirilmesi ve başvurucunun içinde bulunduğu özel askerlik koşullarının

anılan hastalığa yol açıp açmayacağının incelenmesi gerektiği açıktır. Nitekim

yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı da sağlık kuruluşundan rapor aldırılması

gerektiği düşüncesinde olduğunu bildirmiştir. Başvurucunun, rahatsızlığının

askerlik görevinden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın ispatlaması

mümkün değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığa askerlik görevi

koşullarının neden olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca

varılması davalı idareye nazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesi

sonucunu doğurmuştur.

37. Buna göre 1602 sayılı Kanun'un tanıdığı imkânlar dâhilinde

sağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'in

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelik yeterli araştırma yapmadan,

genel kabule dayalı olarak ve maddi olayın koşullarını tam olarak ortaya koymadan

uyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir

konuma düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucuna

varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

40. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

41. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

42. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

43. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

44. AYİM'in usule ilişkin imkânlar

bakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve bu

durumun silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

45. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden

yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer kurumlardan farklı ve bireysel

başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması

gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının ortadan

kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren,

ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (karar AYİM Üçüncü

Dairesinin 19/3/2015 tarihli ve E.2014/1485, K.2015/428 sayılı kararına ait

dava dosyası ile ilgilidir),

D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Ahmet BORAN Vekili : Av. Halil ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/16263, 12 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahların
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/16263
Tarih
12 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa Kaya Başvurusu (B. No: 2015/19388)
  • Halil Özkan Başvurusu (B. No: 2015/17443)
  • Tuğrul Demir Başvurusu (B. No: 2015/11480)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Veli Çelebi Başvurusu (B. No: 2016/5785)
  • Erdal Kıran ve Orhan Kıran Başvurusu (B. No: 2015/17882)
  • İsmet Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/18466)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.