İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Bulut ve Ahmet Bulut Başvurusu (B. No: 2014/15696)

1. Başvuru, başvurucuların yakınlarının 1993 yılında güvenlik

Başvuru No2014/15696Tarih17 Mayıs 2016Okuma10 dk · 2.071 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Bulut Ve Ahmet Bulut Başvurusu

Karar tarihi
17 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/15696
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.071 kelime·10 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucuların yakınlarının 1993 yılında güvenlik

güçleri tarafından öldürüldüğü ve bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması

yapılmadığı nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 24/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine Şırnak

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 2014/15697 sayılı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte

bulunması nedeniyle 2014/15696 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve

başvurunun bu dosya üzerinden incelenmesine karar verilmiştir.

4 İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim sistemi aracılığıyla erişilen ceza soruşturması dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1945 doğumlu Ahmet Bulut 3/6/1993 tarihinde

hayatını kaybettiği ileri sürülen Hazım Bulut'un babası, başvurucu 1965 doğumlu

Ahmet Bulut ise aynı tarihte hayatını kaybettiği ileri sürülen Mehmet Bulut'un

kardeşidir.

7. Başvurucular, yakınlarının 3/6/1993 tarihinde güvenlik

güçleri tarafından Şırnak ili Uludere ilçesi Hilal Kasabası'nda geçici köy

korucularının ve diğer köylülerin gözleri önünde kurşuna dizilmek suretiyle

öldürüldüğünü ileri sürerek 5/6/2014 tarihinde sorumluların tespit edilerek

cezalandırılmalarına karar verilmesi talebiyle Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına

başvuruda bulunmuşlardır.

8. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı aynı tarihte başvurucuların

müşteki sıfatıyla ifadelerini almıştır. Başvurucu 1945 doğumlu Ahmet Bulut'un

ifadesinin ilgili bölümü şöyledir:

"03/06/1993 yılında Uludere ilçesi Hilal

Kasabasında kızım B.B. yaşıyordu.03/06/1993 tarihinde köye oğlum Hazım BULUT,

kız kardeşini görmek için Hilal Kasabasına gitmişti. Kasabaya bakan karakoldan

askerler kasabaya gelmiş ve kızımın eşi S. B.nin

evine gitmişler. Oğlum Hazım BULUT'u evden almışlar

ve yaya olarak karakola götürmüşler. Daha sonra askerler oğlumu kurşuna dizerek

infaz etmişler. Bugüne kadar korktuğum için hiçbir yere başvuruda bulunmadım.

Artık korkmadığım için bu olayı gerçekleştiren askerlerden davacı ve

şikâyetçiyim.

..."

9. Diğer başvurucu 1965 doğumlu Ahmet Bulut'un ifadesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"03/06/1993 yılında Uludere ilçesi Hilal

Kasabasında yaşıyordum. 03/06/1993 tarihinde köyümüze bakan karakoldan askerler

geldi. Askerler iki grup şeklinde bir grup bizim evimize diğer grupta kasabada

yaşayan S.B.nin evine gitti. Kapıyı askerler gelince

ben açtım. Buyrun komutanım dedim. Yakama yapıştı.

'Geceleyin teröristlere yardım ediyorsunuz' dedi ve vurmaya başladı. Bende öyle

birşey olmadığını söyledim. Ancak vurmaya devam etti

ve ayağım o günden bugüne sakat kaldı. Hep beraber dışarı çıktık. Diğer

askerler ağabeyim Mehmet BULUT'un evine girdi. Abim o

günlerde rahatsızdı. Yatağından kaldırıp dışarı çıkarttılar. S. B.nin evinden Hazım BULUT'u

aldılar. Hep beraber meydandaydık. Askerlerin başındaki komutan 'Hepiniz

Teröristsiniz' dedi. Telsizde birisiyle konuştu. Bizim bulunduğumuz yerin

teröristlerle dolu olduğunu söyledi. Telsizle konuşan diğer kişi orayı boşaltın

diye cevap verdi. Daha sonra askerler Mehmet BULUT ile Hazım BULUT'u yaya olarak karakola götürdüler. Evimin karşısında

bulunan Hoşa mahallesinden panzerlerle askerler benim ve ağabeyim Mehmet BULUT'un evini taradılar. İki ev köşesinden yıkıldı.

Evimizle karakol arasında yaklaşık dört kilometreydi. Mehmet BULUT ile Hazım BULUT'un karakolun yanındaki kooperatifin arkasına

götürdüler. Orada köy korucuları da vardı. Mehmet BULUT'la

Hazım BULUT'u tarayarak öldürdüler. Bugüne kadar

korktuğum için hiçbir yere başvuruda bulunmadım. Artık korkmadığım için bu

olayı gerçekleştiren askerlerden davacı ve şikâyetçiyim

..."

10. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 6/6/2014 tarihinde isnat

edilen eylemlerin Uludere ilçesinde gerçekleştirildiğinin ileri sürüldüğü

gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını Uludere Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

11. Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasında söz

konusu şikâyetlerin kasten adam öldürme ve mala zarar verme suçları kapsamında

olduğunu değerlendirmiş ve 25/6/2014 tarihli ve K.2014/230 sayılı kararıyla

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Müştekiler yapmış oldukları müracaat ile

03/06/1993 günü Uludere ilçesi Hilal Beldesinde Mehmet BULUT ve Hazım BULUT'un askerler tarafından infaz edildiklerini, ayrıca

askerler tarafından açılan ateş neticesinde evlerinin harap olduğunu belirterek

sorumlular hakkında şikayetçi olmuş iseler de,

Yapılan inceleme neticesinde, suç tarihinden

bu güne kadar lehe olan 765 s. Yasa'nın 448/1 ve 102/2 maddeleri uyarınca

zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla zamanaşımı nedeniyle,

Olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (karar

vermiştir)."

12. Başvurucuların anılan karara itirazı, Şırnak Sulh Ceza

Hâkimliğinin 11/8/2014 tarihli ve 2014/47 Değişik İş sayılı kararıyla kesin

olarak reddedilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Uludere Cumhuriyet Başsavcılığının

soruşturma dosyası, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve itiraz dilekçesi

birlikte değerlendirildiğinde; Uludere Cumhuriyet Başsavcılığının itiraza konu

kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, usul ve yasaya aykırı bir hal de

görülmediğinden itirazının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde

(karar verilmiştir)."

13. Nihai karar başvuruculara 25/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucular otuz günlük yasal süresi içinde 24/9/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

14. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

dava zamanaşımı sürelerini düzenleyen 102. maddesi şöyledir:

"Kanunda başka türlü

yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi

sene,

2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat

ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3- Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır

hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden

mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis

veya hapis yahud sürgün veya hidematı

ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim

cürümlerde beş sene,

5- Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz

liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

6- Bundan evvelki bendlerde

beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim

kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.

..."

15. 765 sayılı mülga Kanun’un

dava zamanaşımını kesen sebepleri düzenleyen 104. maddesi şöyledir:

"Hukuku amme davasının müruru zamanı,

mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar

müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun

hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden

itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı

ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesi ile baliğ olacağı müddetten fazla

uzatamaz."

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suçun işlendiği zaman

yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri

farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 17/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18. Başvurucular yakınlarının 3/6/1993 tarihinde güvenlik

güçleri tarafından geçici köy korucularının ve diğer köylülerin gözleri önünde

kurşuna dizilmek suretiyle öldürüldüklerini, 5/6/2014 tarihinde bu olaya

ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma

kapsamında herhangi bir araştırma yapılmayıp yalnızca müşteki sıfatıyla

ifadelerinin alındığını, soruşturma sonucunda gerçekleşen dava zamanaşımı

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini oysa olayda

dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma ve Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili

başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve manevi tazminat ile

yeniden soruşturma açılmasına karar verilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

20. Başvurucuların yakınlarının güvenlik güçleri tarafından

öldürüldüğü ve bu olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yapılmadığı

iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve

inceleme bu madde kapsamında yapılmıştır.

21. Diğer taraftan başvurucuların iddiaları ve başvuruya konu

soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler Anayasa'nın 17. maddesinin

maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda değerlendirme yapılmasına

imkân sağlayacak nitelikte kanıt unsuru içermemektedir. Bu şartlar altında

başvurucuların yakınlarının güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğü

iddialarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi ancak devletin etkili

soruşturma yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirip getirmediğinin tespiti

ile mümkün olabileceğinden başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin de

Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının etkili

soruşturma yürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak yapılması

gerekli ve yeterli görülmüştür.

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybeden veya kaybettiği iddia edilen kişi açısından bu hakka

yönelik bir başvuru ancak olay nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren yakınları

tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut

olayda başvurucular, öldürüldüğü iddia edilen kişilerin sırasıyla babası ve

kardeşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

23. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

24. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının

öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18, 19).

25. Diğer yandan ölümün nasıl gerçekleştiğine ve faillerinin

kimler olduğuna dair olay yerinden ya da ceset üzerinden elde edilebilen somut

bir bilginin bulunmadığı durumlarda daha çok önem arz etmekle birlikte olay

hakkında şüpheli herhangi bir şey görmesi ya da duyması olası kişilerin

ifadelerinin hiç alınmaması ya da çok geç alınması, yürütülen soruşturmada ölüm

olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan

önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır (Yavuz

Durmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 61; benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Sultan Dölek

ve diğerleri/Türkiye, § 72).

26. Bu kapsamda -özellikle de olayın gerçekleştiği zamanda ve

yerde- ilk anda yürütülecek soruşturma işlemleri çok büyük önem arz etmektedir.

Geçen zamanla birlikte kaçınılmaz bir şekilde delillerin kaybolması, tanıkların

yer değiştirmesi ve yaşananları hatırlamanın güçleşmesi gibi nedenlerle delil

toplama ve olayın gerçekleşme şeklini belirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır

(Yavuz Durmuş ve diğerleri, § 62;

benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Saygı/Türkiye,

B. No: 37715/11, 27/1/2015, § 48) .

27. Somut olayda başvurucular, yakınlarının 3/6/1993 tarihinde

güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü ileri sürmektedirler. Başvurucular bu

iddialarını 5/6/2014 tarihine kadar yetkili herhangi bir soruşturma mercii

önüne taşımaksızın beklemek suretiyle pasif bir tutum sergilemişlerdir.

Başvurucular iddia edilen olayın meydana geldiği tarihten yirmi yılı aşkın bir

süre geçtikten sonra etkili bir soruşturma yapılmasının mümkün olamayacağı bir

aşamada iddialarını soruşturma makamlarının bilgisine sunmuşlardır.

Başvurucuların şikâyetleri üzerine derhâl soruşturmaya başlayan Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından başvurucuların ifadeleri alındıktan sonra dava zamanaşımı süresinin aşılmış olduğu

gerekçesine dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

28. Başvurucular söz konusu şikâyetlerini zamanında ilgili

makamlara iletmemelerine gerekçe olarak "korkmalarını" göstermekte ve

bu konuda başkaca bir açıklama yapmamaktadırlar. Başvurucular şikâyetlerinde

güvenlik güçleri tarafından üstelik pek çok görgü tanığının olduğunu ileri

sürdükleri bir olayda yakınlarının yaşam haklarının kasten ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

29. Başvurucular yaşam hakkının güvenlik güçleri tarafından

kasten ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruya konu olaya ilişkin olarak

söz konusu olayın özelinde ve/veya genel olarak hangi nedenlerle ilgili

makamlara, bu kadar uzun bir zaman sonra üstelik olayı gören pek çok tanığın da

bulunduğunu ileri sürmelerine rağmen başvuruda bulunmadıklarını ortaya

koyamamışlardır. Hatta başvurularında bu konuda herhangi bir açıklamaya bile

yer vermemişlerdir. Başvurucular yıllar sonra başvurmalarına ilişkin olarak

sadece korkmalarını gerekçe göstermiş ancak bu korkunun hangi durumdan

kaynaklandığı, ne zamana değin devam ettiği, akabinde ne şekilde bu durumun

ortadan kalkıp Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdukları gibi hususlarda herhangi

bir açıklamada bulunmamışlardır.

30. Bu çerçevede 3/6/1993 tarihinde gerçekleştirildiği iddia

edilen olaya ilişkin 5/6/2014 tarihli şikâyet üzerine yürütülen soruşturma

sonucunda yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarının gerçekliğinin tespitinin

ve varsa sorumluların belirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının

sağlanamamış olmasında iddia edilen olay tarihi ile soruşturmanın başlatıldığı

tarih arasında geçen yirmi yılı aşkın sürenin etkili olduğu kuşkusuzdur. Anılan

zaman zarfında başvurucuların iddialarını -etkili soruşturma yürütülmesinin

mümkün olduğu bir dönemde ve bu konuda resen tespit edilmiş veya başvurucular

tarafından ortaya konmuş herhangi bir engelleyici durumun mevcudiyeti desöz konusu olmamasına rağmen- soruşturma makamlarının

önüne taşımamış olmamalarından bu makamların sorumlu tutulması dolayısıyla

yaşam hakkı bağlamında devlet tarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal

edildiğinin kabulü mümkün değildir.

31. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan etkili soruşturma (usul) yükümlülüğünün ihlal edilmediği açık

olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

17/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucular

:

1. Ahmet

BULUT

2. Ahmet

BULUT

Vekili

:

Av. Emirhan

UYSAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15696, 17 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Bulut
  18. Bulut
  19. Uysal
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15696
Tarih
17 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Nusret Konan Başvurusu (B. No: 2014/194)
  • Mürüvet Ceranoğlu Başvurusu (B. No: 2014/582)
  • Bülent Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2941)
  • Ersel Turhan Başvurusu (B. No: 2014/1191)
  • Zekayi Çelebi Başvurusu (B. No: 2014/5633)
  • Mehmet Baransu Başvurusu (B. No: 2015/7231)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.