İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Demirol Başvurusu (B. No: 2013/7070)

1. Başvurucu, 20/6/2007 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk

Başvuru No2013/7070Tarih18 Haziran 2014Okuma11 dk · 2.129 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ahmet Demirol Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/7070
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.129 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 20/6/2007 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) açtığı borçlu olmadığının tespitine

ilişkin davada makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/8/2013 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 4/2/2014 tarihli

yazı ile görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 20/6/2007 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) Turkcell

İletişim Hizmetleri A.Ş. aleyhine açtığı davada, cep telefonundan görüşme

yapıldığı gerekçesiyle aleyhine tahakkuk ettirilen faturada belirtilen miktarda

borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 29/3/2012 tarih ve E.2007/618, K.2012/180

sayılı kararla; başvurucuya ait cep telefonu sim kartının kopyalanarak

yurtdışında konuşma yapıldığı, başvurucunun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle

davanın kabulüne, başvurucunun 20.886,30 TL borçlu olmadığının tespitine karar

verilmiştir.

9. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin

22/1/2013 tarih ve E.2012/6613, K.2013/340 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

10. Davalının karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 13/3/2013

tarih ve E.2013/14601, K.2013/11127 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

11. Karar, 15/8/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, 16/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

14. 9/6/1932 tarih ve 2004

sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu

bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası

açabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 16/8/2013 tarih ve 2013/7070

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından, cep

telefonuyla yurtdışında görüşmeler yapıldığı gerekçesiyle fatura tahakkuk

ettirildiğini, 20/6/2007 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) açtığı dava sonunda, anılan tutarda borçlu

olmadığının tespitine karar verildiğini, yargılamanın 5 yıl 9 ayda

sonuçlandığını, bu süre içinde anılan miktarı ödeyip ödemeyeceği konusunda

belirsizlik yaşadığını, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

17. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Başvurucu, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) açtığı borçlu olmadığın tespitine ilişkin

davanın 5 yıl 9 aylık makul olmayan bir sürede tamamlandığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

20. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

22. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

23. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

24. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

25. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca,

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, başvurucunun borçlu

olmadığının tespiti amacıyla açtığı davada, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

26. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

27. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

28. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

29. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

30. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup, somut

başvuru açısından bu tarih, başvurucunun Mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava

sürecini başlattığı 20/6/2007 tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman

icra aşamasını da kapsayacak şekilde uyuşmazlığın kesin olarak sona erme

tarihidir.

31. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

32. Başvuru konusu olayda, başvurucu aleyhine Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından, cep telefonuyla

yurtdışında görüşmeler yapıldığı gerekçesiyle 20.886,30 TL fatura tahakkuk

ettirilmiştir. Başvurucunun, 20/6/2007 tarihinde Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı davada, 4 yıl 9 ay 9 gün sonra, 29/3/2012 tarihli kararla

anılan tutarda borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Kararın davalı

tarafından 21/5/2012 tarihinde temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin

22/1/2013 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Davalının karar düzeltme

isteminin reddedildiği 13/3/2013 tarihinde hüküm kesinleşmiştir. Temyiz ve

karar düzeltme safhalarıyla birlikte Yargıtayda geçen

süre 9 ay 22 gündür.

33. İlk derece mahkemesince karar tarihi olan 29/3/2012

tarihine kadar toplam on dokuz duruşma yapıldığı ve duruşma aralıklarının

ortalama 3 ay olduğu anlaşılmaktadır.

34. Başvurucunun 8/10/2007 tarihli duruşmaya gelmediği ve

mazeret de bildirmediği, davalının da duruşmayı takip etmediği, bu nedenle dava

dosyasının 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’nun 409. maddesi gereği yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına

karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun 10/10/2007 tarihinde dava dosyasını

yenilemesi üzerine dosyanın kaldığı yerden devamına, yenileme dilekçesinin

taraflara tebliğine ve duruşmanın 30/11/2007 tarihine ertelenmesine karar

verildiği belirlenmiştir. Bu şekilde başvurucunun fiili nedeniyle yargılamanın

1 ay 22 gün uzadığı anlaşılmıştır. Yine başvurucunun, 17/7/2008 tarihli

duruşmaya katılmadığı, mazeret dilekçesi vererek duruşmanın ertelenmesini talep

ettiği, Mahkemece, mazeretin kabulüne ve duruşmanın 13/11/2008 tarihinde

ertelenmesine karar verildiği belirlenmiştir. Bu şekilde 3 ay 26 gün yargılama

süreci uzamıştır.

35. Başvurucunun 7/7/2009 tarihli duruşmaya mazereti

nedeniyle katılmadığı ve yeni duruşma gününün tebliğini talep ettiği, aynı

duruşmaya davalı vekilinin de katılmadığı, Mahkemece, tarafların mazeretlerinin

kabullerine, duruşma gününün başvurucuya tebliğine, duruşmanın 5/11/2009

tarihinde ertelenmesine karar verildiği, bu şekilde 3 ay 28 gün yargılamanın

uzadığı anlaşılmıştır. Ancak aynı duruşmanın ara kararında belirtilmemişse de

bu duruşmadan bir önceki ve bir sonraki duruşmalarda bilirkişi raporunun

beklenmesine karar verildiği, dolayısıyla 7/7/2009 tarihli duruşmada da

bilirkişi raporunun beklendiği açıktır. Bu şekilde başvurucunun fiilinin

yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiği söylenemez.

36. Başvurucunun, 5/10/2010 tarihli duruşmaya da mazeret

bildirdiği ve duruşmanın ertelenmesini talep ettiği, aynı duruşmaya davalı

vekilinin de mazeret beyan ettiği, Mahkemece, taraf vekillerinin mazeretlerinin

kabulüne, duruşmanın 10/2/2011 tarihine ertelenmesine karar verildiği, bu

şekilde 4 ay 5 gün yargılamanın uzadığı belirlenmiştir.

37. Yargılama sırasında 13/11/2008 tarihli duruşmada

bilirkişi raporu alınması için Ankara Nöbetçi Tüketici Mahkemesine talimat

yazılmasına karar verildiği, raporun gelmesinden sonra 24/2/2009 tarihli

duruşmada, raporun teknik yönden yetersiz olduğu gerekçesiyle üç kişilik

bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması için Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk

Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Raporun

gelmesinden sonra davalının rapora itirazı üzerine 11/5/2010 tarihli duruşmada

üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması için İstanbul Nöbetçi Asliye

Hukuk Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, 5/10/2010 tarihinde

raporun geldiği belirlenmiştir.

38. Mahkemece anılan raporun okunmasından sonra başvurucunun,

sim kartının kopyalandığı konusunda şikayetinin bulunup bulunmadığı Şanlıurfa

Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmuş, yazı cevabından sonra 31/5/2011

tarihinde, sim kart kopyalama işlemine ilişkin rapor alınması için Ankara

Nöbetçi Tüketici Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, anılan

raporun gelmesinden sonra davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Temyiz üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 22/1/2013 tarihinde hüküm onanmış,

13/3/2013 tarihinde karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından reddedilmiştir.

Bu kapsamda, ilk derece mahkemesinde yargılamanın başladığı 20/6/2007

tarihinden hükmün kesinleştiği 13/3/2013 tarihine kadar yargılamanın yaklaşık

altı yıl 5 yıl 8 sürdüğü belirlenmiştir.

39. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 59).

40. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

borçlu olunmadığının tespiti davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Bu süre içinde başvurucunun katılmaması

nedeniyle duruşmaların ertelendiği anlaşılmışsa da Mahkemece ertelemelerin uzun

aralıklarla gerçekleştirildiği ve aynı duruşmalarda davalı tarafın bildirdiği

mazeretlerin de kabul edildiği belirlenmiş olup, başvurucunun fiilinin

yargılama sürecinin uzamasına önemli bir etkisinin olmadığı görülmüş, davaya

bütün olarak bakıldığında, Mahkemece uzun aralıklarla duruşmalar yapıldığı,

birçok defa bilirkişi raporu alındığı ve bu kapsamda söz konusu yaklaşık altı

yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

41. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve 20.000,00 TL tazminat ödenmesini talep

etmiştir.

43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

altı yıllık yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararı karşılığında başvurucuya takdiren 4.150,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ahmet DEMİROL Vekili : Av. Nabi ÖZALP

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7070, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7070
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Ramazan İpek Başvurusu (B. No: 2012/1105)
  • Liberal Demokrat Parti Başvurusu (B. No: 2014/11268)
  • Veli Küçük Başvurusu (B. No: 2013/6099)
  • Mesude Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/2738)
  • Fatma Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/9785)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1957)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.