İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan İpek Başvurusu (B. No: 2012/1105)

1. Başvurucu, tam ve daimi malûliyet yardımı yapılmamasına

Başvuru No2012/1105Tarih17 Temmuz 2014Okuma10 dk · 1.904 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan İpek Başvurusu

Bölüm
Birinci Bölüm
Karar tarihi
17 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2012/1105
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.904 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tam ve daimi malûliyet yardımı yapılmamasına

ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle

Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 14/12/2012 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 29/1/2014

tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 27/9/1996 tarihi

itibarıyla sözleşmeli uzman erbaş statüsünde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)

bünyesinde görev yapmakta iken 2011 yılında kendisine testis tümörü tanısı

konulmuş ve akabinde cerrahi müdahale ile testisleri alınmıştır.

6. GATA Sağlık Kurulunun 29/6/2011

tarihli raporu ile başvurucu hakkında “Türk

Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz.” kararı verilmiş ve bunun

üzerine başvurucunun sözleşmesi feshedilmiştir.

7. Başvurucu, Ordu Yardımlaşma Kurumundan (OYAK) maluliyet

yardımı alabilmek için başvurduğu OYAK Genel Müdürlüğü tarafından Gülhane

Askeri Tıp Akademisine (GATA) sevk edilmiş ve GATA Sağlık Kurulunun 14/10/2011 tarihli ek raporu ile başvurucunun “bu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen bir işle

meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalmadığı” yönünde karar

verilmiştir.

8. OYAK Genel Müdürlüğü, anılan karara dayanarak

başvurucunun tam ve daimi maluliyet yardımı talebini 2/11/2011

tarihli işlemle reddetmiştir.

9. Anılan işlemin iptali

istemiyle açılan dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üçüncü Dairesinin 4/10/2012 tarih ve E.2012/18, K.2012/1163 sayılı kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçe kısmı şöyledir:

“205 sayılı Kanun'da

yer verilen düzenleme uyarınca davacının tam ve daimi maluliyet yardımından

yararlanabilmesi için maluliyetine neden olan rahatsızlığının tedavisinin

mümkün olmaması ve bu rahatsızlık nedeniyle başka bir işle meşgul olma imkanının bulunmaması gerekmektedir. GATA Sağlık Kurulunun 14/10/2011 tarihli ek raporu ile davacının maluliyetine yol

açan rahatsızlık nedeniyle bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum

kalmadığı anlaşıldığından tesis edilen işlem tüm yönleri ile hukuka uyarlıdır.”

10. Bu karar 20/11/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından karar düzeltme

kanun yoluna gidilmemiş, 14/12/2012 tarihinde süresi

içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 3/1/1961 tarih ve 205 sayılı Ordu

Yardımlaşma Kurumu Kanunu'nun 26/a maddesi şöyledir:

" Maluliyet

yardımı aşağıdaki hallerde ödenir:

a)Tam ve daimi

malullük, üyelerden herhangi biri ister vazife dahili

ister vazife harici olsun, herhangi bir kaza,

hastalık ve sakatlık neticesinde bir işle meşgul olmak imkanından kati surette

mahrum kaldığı heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün ettiği takdirde

tam ve daimi malul addedilir.

Muvakkat ve kısmi

malullük ile muvakkat hastalıklar tam ve daimi maluliyet mefhumunun haricindedir.

Ancak, vücudun yarısının felci, iki kol veya iki bacağın, iki elin, iki ayağın

ve iki gözün, bir kol ile bir bacağın, bir el ile bir ayağın tamamıyla kaybı, tedavisi gayrikabil daimi hastalıklarla gayrikabili

tedavi olduğu heyet-i sıhhiye raporu ile tebeyyün edip Kurumca da vazifeye

devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar

tam ve daimi maluliyet hali olarak kabul edilir.

Hastalık sebebiyle

yapılacak tam ve daimi maluliyet yardımı, maluliyet halinin tespitinden bir

sene sonra ödenir.

Tam ve daimi

maluliyet yardımı 25 inci madde gereğince hesaplanan ölüm yardımı gibi hesap ve

tesviye olunur."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 17/7/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 14/12/2012 tarih ve 2012/1105 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, kanser rahatsızlığının kesin tedavisinin

olmadığını ve kanserli organın ameliyatla alınmış olmasının bu rahatsızlığın

bittiği anlamına gelmediğini, zira hastalığın yeniden nüksetme tehlikesinin

bulunduğunu, aksi durumun hakkında TSK'da görev yapamayacağına ilişkin kararın

verilmemesini ve sözleşmesinin feshedilmemesini gerektirdiğini, bilimsel açıdan

bakıldığında rahatsızlığının 205 sayılı Kanun'un 26. maddesinde yer alan "tedavisi gayrikabil daimi hastalıklar"

grubuna girdiğini, anılan madde kapsamında getirilen "bir işle meşgul olma imkanından kati

surette mahrum kalma" şeklindeki zorlaştırıcı koşulun

Anayasa'ya aykırı olduğunu, Mahkemenin bu nedenle Anayasa Mahkemesi'ne

Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunması ve sonuca göre hareket etmesi

gerekirken davayı reddettiğini belirterek Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

14. Başvurucu, testis kanseri teşhisi konularak geçirdiği

cerrahi operasyon sonrasında TSK ile sözleşmesinin feshedilmesi üzerine tam

maluliyet aylığı bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme), esas

itibarıyla medeni ve siyasal hakları güvence altına almakta; çalışma hakkı,

ücretsiz sağlık hizmetleri ya da belirli bir yaşam standardını sağlayabilmek

için devletten mali yardım talep etme hakkı gibi sosyal ve ekonomik haklar ise

bu güvence kapsamında yer almamaktadır. Bununla birlikte, Sözleşme’de

korunan hakların birçoğu sosyal ve ekonomik etki ve sonuçlar doğurduğundan bu

iki alanı birbirinden ayıran kesin bir sınır da bulunmamaktadır (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Airey/İrlanda, B. No: 6289/73, 9/10/1979).

16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de sosyal ve

ekonomik haklar bünyesinde yer alan sosyal yardımlarla ilgili ihlal

iddialarını, Sözleşmede korunan hakların niteliğine uygun düştüğü takdirde

Sözleşme kapsamındaki bu haklarla bağlantı kurarak inceleme yapabilmektedir.

AİHM, örneğin genel sağlık sigortası kapsamında tedavi giderlerinin tamamının

devlet tarafından karşılanmamasının kişinin yaşamını tehlikeye attığı

iddiasının yaşam hakkı kapsamında (Örnek için bkz. AİHM, Nitecki/Polonya, B. No: 65653/01, 21/3/2002);

bu durumun kişinin yaşam koşullarını gerekli asgari düzeyin altına indirdiği

iddiasının ise insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı kapsamında (Örnek

için bkz. Pancenko/Letonya, B. No:40772/98, 28/10/1999)

incelenebileceğini belirtmiştir.

17. Sosyal yardımlarla ilgili ihlal iddialarının mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine gelince; her şeyden

önce, mülkiyet hakkı mülk edinme hakkını korumamaktadır. Mülkiyet hakkına

ilişkin bu genel ilke sosyal yardımlar yönünden de geçerli olup, devletten

sosyal yardım talep etme hakkı Sözleşme’nin güvencesi altında değildir. Ancak,

eğer bir devletin sosyal yardım veya ödenek ödenmesini öngören bir mevzuatı

mevcut ise, bu mevzuatın gerekliliklerini yerine getirip söz konusu yardım ya

da ödeneği almaya hak kazanmış olanların mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya

değer menfaatlerinin olduğunun kabulü gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Stec ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD] [k.k.], B. No:65731/01 ve 65900/01, 6/7/2005,

§§54-56).

18. Anayasa ve AİHS'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir

kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, bu mülkte gelecekteki değer

artışını da içerecek şekilde mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle

korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Gelecekte elde edileceği iddia

edilen bir kazanç, kazanılmadığı veya bu kazanca yönelik icrası mümkün bir

iddia mevcut olmadığı sürece mülk olarak değerlendirilemez (Benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. Denimark Ltd/Birleşik Krallık,

B. No: 37660/97, 26/9/2000; Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35) (B.

No:2012/636, 15/4/2014, § 36).

19. Yukarıdaki hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir

"ekonomik değer" veya

icrası mümkün bir "alacak"

iddiasını elde etmeye yönelik "meşru

bir beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanında yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti,

makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal

mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu

gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa

sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya

sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir. (Bu konudaki AİHM

kararları için bkz. Kopecky/Slovakya, B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 52; Saghinadze/Gürcistan, B. No: 18768/05, § 103,

27/5/2010; SA Dangeville/Fransa, B. No: 36677/97, 16/4/2002, §§

44-45) (B. No:2012/636, 15/4/2014, § 37).

20. Aynı şekilde, koşula bağlı bir

alacağın koşulun gerçekleşmemesi nedeniyle sona ermesi durumunda (bkz. AİHM, Malhous/Çek Cumhuriyeti [BD],

B. No:33071/96, 13/12/2000 ) ve mevzuatın yorumlanış

ve uygulanış biçimine dair bir ihtilaf üzerine başvurucunun mülkiyete dayalı

iddialarının derece mahkemelerince reddedilmesi durumunda da meşru beklenti söz konusu olmaz (bkz. Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98, 28/9/2004, §

50).

21. Başvuru konusu olayda, başvurucu,

tam ve daimi malûliyet yardımı yapılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmekte ise de, başvurucunun yürürlükteki Kanunda öngörülen

tam ve daimi malûliyet yardımına hak kazanma koşulunu taşımadığı için bu

yardımdan yararlandırılmadığı, söz konusu yardıma hak kazanması gerektiği

yolundaki iddialarını da belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının

yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına

dayandırmadığı ve bu konuda açtığı iptal davasının derece mahkemesi tarafından

reddedildiği görülmektedir. Dolayısıyla, mülkiyet hakkı iddiasında bulunan başvurucu

yönünden sahip olunan mevcut bir mülkün ya da bu hakka dayalı meşru bir

beklentinin söz konusu olmadığı ve buna bağlı olarak mülkiyet hakkı bağlamında

korunması gereken bir menfaatin bulunmadığı görülmektedir.

22. Başvurucunun iddiaları esasen, tam ve daimi malûliyet

yardımına hak kazanma koşullarını düzenleyen Kanun maddesindeki başka bir

koşulun tarafına uygulanması gerektiği, AYİM’in esas

aldığı koşulun ise zorlaştırıcı ve Anayasa’ya aykırı olduğu hususlarına

ilişkindir.

23. Buna göre, başvurucunun açtığı iptal davasında

hükmedilecek karara bağlı olan ve ancak bu davanın kendisi yönünden olumlu

sonuçlanması halinde ileri sürülebilmesi mümkün olan mülkiyet hakkı iddiasının,

özünde hukuk kurallarının yorumlanmasına ve mahkeme kararının sonucuna ilişkin

olup adil yargılanma hakkı şikâyetine bağlı bir şikâyet olduğu anlaşılmaktadır.

24. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel

başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin

tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir

hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Başvuruya konu davada, Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi, başvurucunun tam ve daimi malûliyet yardımına hak

kazanıp kazanamayacağını dosyadaki bilgi ve belgeler ile ilgili mevzuat

çerçevesinde değerlendirmiş ve başvurucuya söz konusu yardımın yapılmamasına

ilişkin işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek ve Anayasa’ya aykırılık

iddiasını da “Ordu Yardımlaşma Kurumunun

Anayasa’nın 2. ve 60. maddeleri uyarınca 205 sayılı Kanun ile ve bu Kanun’un

1’inci maddesinde yazılı sosyal yardımları sağlamak maksadıyla kurulduğu,

hususi hukuk hükümlerine tabi, mali ve idari bakımdan özerk tüzel kişiliği haiz

bir kuruluş olduğu, Kanun koyucunun OYAK’ın kurulmasını sağlarken Devletin

Anayasa gereğince yapmakla yükümlü olup tam yapamadığı sosyal yardımı TSK

mensuplarının akçalı katkılarıyla kurulacak ek sosyal güvenlik kurumu

niteliğinde bulunan Ordu Yardımlaşma Kurumu vasıtasıyla gerçekleştirmeyi amaçladığı”

gerekçesiyle ciddi bulmayarak davanın reddine karar vermiştir.

27. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil

yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama

sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya

bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve

iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz

olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye

alınmamış eksiklik, ihmal ya da bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin

bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucu,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmamış olup, başvurucunun mahkemece hukuk kurallarının yorumlanmasının ve

verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği

anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle başvurunun “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 17/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Ramazan İPEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1105, 17 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No:33071/96, 13/12/2000 ) ve mevzuatın yorumlanış
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1105
Tarih
17 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Liberal Demokrat Parti Başvurusu (B. No: 2014/11268)
  • Veli Küçük Başvurusu (B. No: 2013/6099)
  • Mesude Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/2738)
  • Fatma Kalkan Başvurusu (B. No: 2013/9785)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1957)
  • Münis Düşenkalkar Başvurusu (B. No: 2013/1244)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.