İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Ece Başvurusu (B. No: 2014/2355)

1. Başvuru, köyün etrafında odun toplarken güvenlik güçlerince

Başvuru No2014/2355Tarih29 Eylül 2016Okuma11 dk · 2.198 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Ece Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/2355
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.198 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, köyün etrafında odun toplarken güvenlik güçlerince

açılan ateş sonucu başvurucunun babasının öldüğü dikkate alınmaksızın 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve açılan davanın

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/2/2014 tarihinde Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Şırnak ili Güçlükonak ilçesi Fındık köyünde ikamet

etmekte iken 1994 yılında babasının iki köylüsü ile birlikte köyün etrafında

odun toplarken güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğünü ve bu özel

durumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorunda

kaldığını iddia etmiştir.

7. Başvurucu 12/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

8. Komisyon 21/1/2011 tarihli ve 2011/3-147 sayılı kararında

başvurucunun talebi Kanun kapsamına girmediğinden, jandarmadan alınan yazılar

neticesinde köyün de boşaltılmadığı anlaşıldığından talebin reddine karar

vermiştir.

9. Komisyonun talebin reddi kararına karşı Mardin İdare

Mahkemesinde başvurucu tarafından dava açılmıştır.

10. Mardin İdare Mahkemesinin 30/12/2011 tarihli ve E.2011/894,

K.2011/2748 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

“...Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden,

davacının ikamet ettiği Fındık Köyü’ne ve köy halkına yönelik terör olaylarının

meydana gelmediği, davalı idarece Mahkememize sunulan listeye göre Fındık

Köyünün terör nedeniyle boşaltılan köyler ve mezralar arasında bulunmadığı, köyün

terör olaylarından dolayı boşaltılmadığı, Köyde 1990-1997-2000 tarihlerinde

Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca yapılan nüfus sayımında

1752-2583-2026 kişinin bulunduğu, köyde okulun açık olduğu ve eğitime devam edildiği,köyde olağan yaşamın sürdüğü, davacıların

malvarlığına ulaşımını engelleyen bir durumun bulunmadığı, bu durumda terör

olayları nedeniyle boşalmayan köyde davacıların terörden kaynaklanan herhangi

bir zararının bulunmadığı, dolayısıyla, davacıların 5233 sayılı Yasaya göre

ödenmesi gerekli bir zararının olmadığı anlaşıldığından, 5233 sayılı Yasa

hükümlerine göre yaptıkları tazminat başvurusunun reddi yönündeki dava konusu

işlemde yukarıda anılan mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık

bulunmamaktadır...”

11. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 13/11/2012 tarihli ve E.2012/5298, K.2012/10034 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 19/9/2013

tarihli ve E.2013/9595, K.2013/6004 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar

düzeltme kararı, başvurucuya 7/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 6/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

15. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen

nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa

ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, babasının 1994 yılında iki köylüsü ile birlikte

köyün etrafında odun toplarken güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğünü,

daha sonra can güvenliği kalmadığı gerekçesiyle köyden ayrıldığını, mal

varlığının zarar gördüğünü, mallarına ulaşımın ve mallarının kullanımının

engellendiğini, uğradığı zararların karşılanması amacıyla yaptığı başvurunun

reddedildiğini, ret kararına karşı açtığı davadan sonuç alamadığını, tazminat

talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18.Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve

açtığı davanın güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu babasının ölmesi

noktasındaki özel durumu nazara alınmaksızın kendisine yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

20. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz bir takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz bir takdir hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

§ 26).

21. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde açıkça terör dışındaki

ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında

kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları

zararların kapsam dışında olduğu belirtilmiştir.

22. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle

ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan

zararların yoğunluğu karşısında, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin

edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas

edilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda, güvenlik kaygısının yerleşim

yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim

yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyle

toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki

göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden

kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın

tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece

geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını

zorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen

boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle

5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak

bulunmadığı ilkesini benimsemişlerdir (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 89,90; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 84,85).

23. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin,

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadî bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen

hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek, açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna

varılmıştır (Sabri Çetin, B. No:

2013/3007, 6/2/2014,§§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/6/2011, § 88). Bu

konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber, derece

mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda, Anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında, farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

24. Başvurucunun, babasının güvenlik güçlerince ateş açılması

neticesinde öldüğü, yerleşim yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik

kaygısı nedeni ile terk ettiği noktasındaki özel durumunun nazara alınmasını

talep ettiği anlaşılmaktadır.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında yer alan hükümler gözetildiğinde, bireysel başvuruda bulunacakların,

başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle ya

kişisel olarak doğrudan etkilenmiş olması ya da başvurucu ile doğrudan mağdur

arasında şahsi ve özel bir bağın bulunması gerekir (bkz. Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B.

No: 2012/95, 25/12/2012, § 21)

26. Anayasa Mahkemesinin 4/5/2016 tarihli yazısı ile başvurucudan,

başvuru formunda ileri sürdüğü, iddialarını ispat etmeye yönelik, babasının

güvenlik güçlerince açılan ateş sonucu öldüğüne dair herhangi bir belgenin

dosyasında sunulmadığı, anılan iddiasını ispat etmeye yönelik detaylı bilgileri

içeren belgeleri Mahkemeye sunması istenmiştir.

27. Başvurucu 25/5/2016 tarihli dilekçesi ile can güvenliği

kaygısı ile köyünü terkettiğini anılan olaya ilişkin

belgeleri Şırnak İl Jandarma Komutanlığından dilekçe ile istediğini ancak

kendisine bilgi belge verilmediğini belirtmiştir.

28. Anayasa Mahkemesinin 9/6/2016 tarihli yazısı ile Şırnak İl

Jandarma Komutanlığından bölgelerinde belirtilen olayın yaşanıp yaşanmadığına

dair delil teşkil etmesi amacıyla bilgi belge istenilmiştir.

29. Şırnak İl Jandarma Komutanlığı 21/7/2016 tarihli dilekçesi

ile yapılan araştırma ve inceleme sonucu iddia edilen olaya ilişkin herhangi

bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını belirtmiştir.

30. Bu çerçevede, başvurucunun babasının güvenlik güçlerince

açılan ateş sonucu öldüğü iddiası hakkında, Anayasa Mahkemesi tarafından

başvurucuya ve Jandarmaya yazılan müzekkerelere cevap olarak başvurucunun,

olayın yaşandığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmadığı, Jandarmanın da

olayın gerçekleştiğine dair bir veriye ulaşamadığını belirttiği tespit

edilmiştir. Bu tespitler karşısında, başvurucunun taleplerinin 5233 sayılı

Kanun kapsamında değerlendirilebilmesinin, yerleşim yerlerini terör eylemleri

veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip

etmediği noktasında nesnel ölçütten farklı bir karine veya ölçüt arayışına

girilmesini gerektirecek boyuta ulaşmadığı anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddianın kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

32. Başvurucu, Komisyonca verilen kararın akabinde açtığı

davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığına

ulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum

kaldığını, zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal

edildiğinden şikâyetçi olmuş ise de yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve

lehe olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı

değerlendirilmiştir.

33. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi, bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

35. Başvurucu, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davasının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemesince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

36. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, dava dosyasında

yer alan bilgi ve belgelere göre başvurucunun ikamet ettiği Fındık köyüne ve

köy halkına yönelik terör olaylarının meydana gelmediği, idarece Mahkemeye

sunulan listeye göre Fındık köyünün terör nedeniyle boşaltılan köyler ve

mezralar arasında bulunmadığı, köyün terör olaylarından dolayı boşaltılmadığı,

köyde 1990, 1997, 2000 tarihlerinde Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca

yapılan nüfus sayımında yıllara göre 1.752, 2.583, 2.026 kişinin bulunduğu, köy

okulunun açık olduğu ve eğitime devam edildiği, köyde olağan yaşamın sürdüğü,

başvurucunun mal varlığına ulaşımını engelleyen bir durumun bulunmadığı, bu

durumda terör olayları nedeniyle boşalmayan köyde başvurucunun terörden

kaynaklanan herhangi bir zararının bulunmadığı dolayısıyla 5233 sayılı Kanun'a

göre ödenmesi gerekli bir zararının olmadığı anlaşıldığından 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre yaptığı tazminat başvurusunun reddi yönündeki dava konusu

işlemde mevzuat hükümlerine göre hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek

davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de

incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltme

talebi ise reddedilmiştir. Başvurucunun anılan iddialarına yönelik olarak bu

çerçevede Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Ahmet ECE Vekili : Av. Mehmet Ali KAHRAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2355, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2355
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Güven Demir Başvurusu (B. No: 2014/11041)
  • Yahya Özay Başvurusu (B. No: 2014/11141)
  • Hüseyin Demirdizen Başvurusu (B. No: 2014/11286)
  • Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2014/4397)
  • Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5167)
  • S.s. Başvurusu (B. No: 2014/5727)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.