İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu (B. No: 2014/4397)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bir televizyon kanalının yayımlanmasına

Başvuru No2014/4397Tarih21 Eylül 2016Okuma15 dk · 3.046 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhittin Pirinççioğlu Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/4397
R.G. Tarih ve Sayı
14/10/2016-29857
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.046 kelime·15 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bir televizyon kanalının yayımlanmasına

idare ve gözlem kurulu tarafından izin verilmemesinin haber ve fikirlere ulaşma

özgürlüğünü ihlal ettiği iddilarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine Karabük

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 3/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 19/9/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 16/9/2014

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı

beyanlarını 29/9/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihinde "Devletin egemenliği

altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak

suçundan" Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak

bulunmaktadır.

9. Ceza İnfaz Kurumu merkezi yayın sisteminde hangi televizyon

kanallarının yayınlanacağının tespiti için hükümlü ve tutuklular arasında

yapılan anket çalışmasında bir televizyon kanalının yayınlanması da ilk 24

kanal içinde talep edilmiştir.

10. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (İdare

ve Gözlem Kurulu) 8/1/2014 tarihli ve K.2014/33 sayılı kararı ile hükümlü ve

tutuklulardan gelen anket sonuçlarına göre tespit edilen televizyon kanalına

ilişkin yaptığı değerlendirmede kanalın terör örgütünün yaptığı eylemler, terör

örgütünün kampları ve eğitimleri ile ilgili görüntü ve haberlere yer vermesi,

bu bağlamda devletin bölünmez bütünlüğüne yönelik yayınlar yapması nedeniyle ve

ceza infaz kurumunda terör suçundan ceza almış hükümlüler ile birlikte karşıt

görüşlü adli hükümlüler ve tutukluların da bulunduğu gözetilerek kanalda

yayınlanan görüntülerin infiale neden olmaması ve kurumun güvenliğini tehlikeye

düşürebilecek olaylara netice vermemesi amacıyla kanalın yayınlanmasına yönelik

talebin reddine karar vermiştir.

11. Başvurucu anılan karara karşı 10/1/2014 tarihinde Karabük

İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. Karabük İnfaz Hâkimliği 14/1/2014

tarihli ve E.2014/56, K.2014/59 sayılı kararı ile itirazı reddetmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

"Hükümlünün

dilekçesi ve dosya içeriğine göre; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile ilgili

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı hakkında Tüzük'ün

40/g maddesi gereğince "tehlikeli hali bulunan ya da örgüt mensubu olan

hükümlülerle ilgili olarak telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları

ve internet olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar

vermek" yetkisinin idare ve gözlem kurulu tarafından yapılabileceği, 5275

Sayılı Kanunun 67. Maddesi gereğince radyo ve televizyon yayınlarının izlenmesine

yönelik hakların örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceğinin

düzenlendiği, idare ve gözlem kurulu başkanlığının 08/01/2014 tarih ve 2014/33

sayılı kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından hükümlününitirazının

reddine ... karar vermek gerekmiştir."

12. Anılan karara yapılan itiraz da Karabük Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/2/2014 tarihli ve 2014/174 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

13. Karar, başvurucuya 27/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 21/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 67. maddesi şöyledir:

“(1) Hükümlü, ceza infaz kurumlarında merkezî

yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon

yayınlarını izleme hakkına sahiptir.

(2)

Merkezî yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınların

izlenmesini ve dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız

anten kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin

verilir. Bu cihazlar, bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına

kurumca satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından

getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

...

(4) Bu

haklar, tehlikeli hâlde bulunan veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından

kısıtlanabilir."

16. Anılan Tüzük'ün 40. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (g) bendi şöyledir:

"(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda

sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;

...

g)

Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak,

telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları ve internet olanaklarından

yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar vermek, "

17. 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 90. maddesi

şöyledir:

“(1) Hükümlü, kurumlarda merkezî yayın sistemi

bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak radyo ve televizyon yayınlarını

izleme hakkına sahiptir.

(2) Merkezî

yayın sistemi bulunmayan kurumlarda, yararlı olmayan yayınların izlenmesini ve

dinlenmesini engelleyecek önlemler alınmak suretiyle bağımsız anten

kullanılarak televizyon ve radyo izlenmesine ve dinlenmesine izin verilir. Bu

cihazlar, bedeli kendisi tarafından ödenmek koşuluyla hükümlü adına kurumca

satın alınır. Her ne biçimde olursa olsun dışardan gelenler tarafından

getirilen radyo, televizyon ve bilgisayarlar kuruma alınmaz.

...

(4) Bu

haklar, idare ve gözlem kurulu kararı ile tehlikeli hükümlü oldukları

saptananlar veya örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

(5)

İşlediği suçun nitelik ve işleniş biçimi göz önüne alındığında, toplum için

ciddi bir tehlike oluşturan, kurumdaki tutum ve davranışlarıyla, suç işlemek

amacıyla kurulan silâhlı örgütün yöneticiliğini

yapmaya devam eden, bu konuda herhangi bir yöntemle, kurum içi veya dışındaki

kişilere talimat veya mesaj veren hükümlülerin, idare ve gözlem kurulu

kararıyla televizyon yayınlarını izlemesine ve bilgisayar ile internetten

yararlanmasına izin verilmez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Hükümlü olarak ceza infaz kurumunda tutulan başvurucu, ceza

infaz kurumu idaresinin merkezi yayında hangi kanalların bulunacağına dair

yaptığı ankette bir televizyon kanalının da yayınlanması istenen kanallar

arasına girdiğini, ayrıca bu kanalın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)

tarafından denetleme imkânı olan bir kanal olduğunu ancak buna rağmen İdare ve

Gözlem Kurulunun keyfî kararı ile bu kanalın ceza infaz kurumunda yayınının

yasaklandığını, buna ilişkin yaptığı itirazların da sonuçsuz kaldığını

belirterek Anayasa’nın 10. ve 22. maddelerinde düzenlenen eşitlik ve haberleşme

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, kararın kaldırılması ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun haberleşme ve özel hayata saygı

hakkının ihlaline ilişkin iddiaları, şikâyet konusu olayın niteliğine uygun

olmadığından ve somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumundaki merkezi yayında

bir televizyon kanalının engellenmesine dair şikâyetçi olduğundan başvurunun

Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamındaki haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğü bağlamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

21. İfade özgürlüğü, insanın serbestçe haberlere, başkalarının

fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması

ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe

ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve

yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,

B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 40).

22. Bu bağlamda haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün norm alanı içinde olduğu konusunda hiçbir şüphe ya da anlaşmazlık

bulunmamaktadır (Kamuran Reşit Bekir

[GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 35). Bu bağlamda Anayasa'da ifade

özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılı düzenlemeler de yer almakla birlikte

mevcut koşullar altında başvurunun ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme

olan ve madde metninde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün, haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünü de kapsadığının açıkça düzenlendiği Anayasa'nın

26. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.

23. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda

yapılan ankette bir televizyon kanalının yayınlanmasının hükümlüler tarafından

istenmesine rağmen bu kanalın ceza infaz kurumunda yayınının yasaklanmasının

haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde, ifade özgürlüğünün iki aşaması

bulunduğu, bunlardan ilkinin kanaat oluşturma, bu kapsamda bilgi edinebilme,

bilgilere ulaşabilme, ikincisinin ise elde ettiği bilgiler dâhilinde kişide

oluşan kanaati her türlü araçla açıklayabilme özgürlüğü olduğu belirtilmiştir.

Diğer taraftan Bakanlık, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup olmadığı,

gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olup olmadığı, müdahalenin

meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiğini belirterek ve

cezaevlerinde düzenin ve disiplinin sağlanması çok önemli olduğundan kuralların

daha sıkı uygulanabileceğini ifade etmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı, hükümlülerin haklarının

sınırlandırılmasının yasal dayanağının olduğunu ancak idarenin uygulamasının keyfîlik içerdiğini, kendisi hakkında verilmiş herhangi bir

disiplin cezası olmamasına rağmen kanalın engellendiğini belirtmiştir. Bununla

birlikte başvurucu, anılan kanala ilişkin olarak RTÜK tarafından verilmiş bir

yasaklama kararı olmadığını, kanalda yayınlanan haber içeriklerinin güvenlik

tehlikesi oluşturacağının ise herhangi bir dayanağının olmadığını ileri sürmüştür.

26. Anayasa'nın "Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi

şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının

kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek

kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

27. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler. Bu bağlamda hükümlü ve

tutukluların ifade özgürlüğü de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır(Kamuran Reşit

Bekir [GK], § 43). Hükümlü ve tutukluların 5275 sayılı Kanun'un 67.

maddesi gereğince televizyon yayınlarını izleyebilmesi hususu da haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünün somut yansıması olarak ifade özgürlüğünün norm alanı

kapsamında kalmaktadır.

28. Öte yandan ceza infaz kurumunda bulunmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda

güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin

olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilecektir.

Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir

sınırlandırma makul ve ölçülü olmalıdır. Ancak hükümlü ve tutukluların ifade

özgürlüğüne yapılacak bir sınırlamada, ceza infaz kurumunda suçun önlenmesi,

düzenin ve disiplinin sağlanması açısından idarenin takdir marjı daha geniştir

(Kamuran Reşit Bekir, § 44).

29. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü mutlak bir hak niteliğinde değildir.

Sınırlanabilir nitelikte olmasına rağmen ifade özgürlüğünün demokratik

toplumlar için önemi gözetildiğinde sınırlamaların daha dar yorumlanması ve bir

sınırlamanın gerekliliğinin inandırıcı ve makul olması gerekmektedir (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003,

§ 129). Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki

ölçütler gözönüne alınmak zorundadır. Bu sebeple

ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13.

maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması

gerekmektedir (İbrahim Bilmez, B.

No: 2013/434, 26/2/2015, § 51).

30. Açıklanan ilkeler ışığında, başvuruya konu olayda ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

1. Müdahalenin Varlığı

31. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucunun ceza infaz

kurumunun güvenliği gerekçesiyle bir televizyon kanalının merkezi yayın

sistemine konulması engellenmiştir. Dolayısıyla başvurucnun

haber ve fikirlere ulaşmasının sınırlandırılmasının başvurucunun ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu açıktır.

2. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum

düzeninin ve lâik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

a. Kanunilik

33. 5275 sayılı Kanun'un 67. maddesi hükümlü ve/veya

tutukluların merkezî yayın sistemi bulunduğu takdirde bu sisteme bağlı olarak

radyo ve televizyon yayınlarını izleme hakkına sahip olduğunu belirtmiştir.

Anılan maddenin (4) numaralı fıkrası da bu hakkın örgüt mensubu hükümlüler

bakımından kısıtlanabileceğini ifade etmiştir. İdare ve Gözlem Kurulunun anılan

kararında da belirtildiği üzere Karabük T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

sadece adli tutuklu/hükümlüler değil başvurucu gibi terör örgütü üyeliğinden

ceza almış hükümlüler de bulunmaktadır. Bu kapsamda haber ve fikirlere ulaşma

özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olduğu açıktır.

b. Meşru Amaç

34. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesi

için Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen millî güvenliğin,

kamu düzeninin, kamu güvenliğinin, Cumhuriyet'in temel nitelikleri ve devletin

ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması; suçların önlenmesi,

suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş

bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile

hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama

görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarına yönelik olması

gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 57).

35. Başvuru konusu olayda, başvurucunun hükümlü olması nedeniyle

yukarıdaki paragrafta belirtilen meşru amaçların ceza infaz kurumunun kendi

koşulları açısından değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçevede, bir televizyon

kanalının başvurucu tarafından izlenmesinin engellenmesinin ceza infaz kurumu düzeninin

ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı ve bunun da Anayasa'nın ifade

özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna varılmıştır.

c. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve

Ölçülülük

36. İfade özgürlüğünün norm alanında bulunan haber ve fikirlere

ulaşma özgürlüğü mutlak bir hak olmadığından bazı sınırlandırmalara tabi

olabilir. Bununla birlikte bu sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesinin

güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük

ilkeleriyle bağdaşması gerekir. 1982 Anayasası'nda belirtilen “demokratik toplum düzeni” kavramı, çağdaş

ve özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik

toplum düzeni” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme'nin “demokratik toplum düzeninin gerekleri”

ölçütünün bulunduğu 8., 9., 10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Mehmet

Ali Aydın, § 65).

37. “Demokratik toplum

düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendilerini

göstermelerini gerektirmektedir. “Demokratik

toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir.Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en son çare

niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir

olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali Aydın,

§ 68).

38. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada esas

alınan bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate

alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş

olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında gereklilik ve ölçülülük arasındaki bu

ilişkiye dikkat çekmiş, amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin

bulunması gerektiğine karar vermiştir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §

93).

39. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında

getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin

elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir (Fatih Taş, §§ 92, 93)

40. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de konuyla ilgili ilk

kararlarından itibaren Sözleşme’nin 10. maddesinin ikinci fıkrasında geçen “gerekli” kavramını Anayasa Mahkemesinin

yukarıda belirtilen yaklaşımına benzer bir biçimde açıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı” ifade

etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 48). O hâlde ifade özgürlüğüne yargısal veya idari bir

müdahalenin, zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığına

bakılması gerekecektir. Bu çerçevede müdahale, meşru amaç taşıyan orantılı bir

müdahale olmalıdır. İkinci olarak müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının

gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır (Başka bir

bağlamda benzer bir değerlendirme için bkz. Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56).

41. Dolayısıyla yayınlarında terör örgütüne ilişkin görüntü ve

haberlere yer verdiği iddia edilen bir kanalın izlenmesinin engellenmesi

yoluyla ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin, ceza infaz kurumu güvenliğinin

tehlikeye düşürülmemesi şeklindeki meşru amaçla orantılı olduğunun kabulü

hâlinde başvurucunun talebinin reddine ilişkin gerekçelerin inandırıcı, başka

bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna varılabilir.

42. Son olarak Anayasa Mahkemesi kendi takdirini davada

uygulamadan önce müdahale ile hak arasında makul bir denge kurma konusunun,

öncelikle kamu gücünü kullanan makamlara ait olduğunun belirtilmesi gerekir. Bu

konuda devletin bir takdir yetkisi olduğu açıktır. Bu takdir yetkisinin

genişliği birçok unsura, özellikle de söz konusu faaliyetin niteliğine ve

sınırlamaların amacına bağlı olarak değişmektedir.

43. Somut olayda İdare ve Gözlem Kurulu 5275 sayılı Kanun'un 67.

maddesi uyarınca hükümlü ve tutuklar için merkezi yayın sisteminde yayınlanacak

24 kanalı belirleme yönünde bir anket yapmıştır. Bu anket kapsamında

başvurucunun da talep ettiği bir televizyon kanalı da bu kanallar içinde yer

almıştır. Ancak İdare ve Gözlem Kurulu anılan kanalın terör örgütünün kampları

ve eğitimleri ile ilgili görüntü ve haberlere yer vermesi ve ceza infaz

kurumunda terör suçundan ceza almış hükümlüler ile birlikte farklı görüşlere

sahip adli hükümlüler ve tutukluların da bulunduğu gözetilerek kanalda

yayınlanan görüntülerin infiale neden olmaması ve kurumun güvenliğini tehlikeye

düşürebilecek olaylara sebebiyet vermemesi amacıyla kanalın yayınlanmasına

yönelik talebin reddine karar vermiştir (bkz. § 10).

44. 5275 sayılı Kanun ve anılan Tüzük'te

ceza infaz kurumlarında merkezî yayında tutuklu/hükümlüler için yer alacak

kanalların nasıl belirleneceğine yönelik herhangi bir düzenleme

bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvuru konusu olayda İdare ve Gözlem Kurulu

yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen demokratik bir yöntemle

tutuklu/hükümlüler arasında bir anket yaparak merkezî yayında bulunacak

kanalları belirlemiştir. Ankette belirlenen kanalların ceza infaz kurumu

idaresi için mutlaka uygulanacağı yönünde herhang,

bir zorunluluk da bulunmamaktadır. Yasal bir zorunluluk olmayan anket

uygulamasının, İdare ve Gözlem Kurulunun merkezî yayına konulacak kanalların

belirlenmesindeki takdir yetkisini kullanırken yardımcı bir veri olarak

kullanılabileceği açıktır.

45. Ceza infaz kurumlarında düzenin ve güvenliğin sağlanması ve

bu hususu tehdit edecek her türlü uygulamanın engellenmesi idarenin görevidir.

Bu bağlamda İdare ve Gözlem Kurulu kararında belirtilen kanalın izlenmesine

izin verilmesi durumunda adli ve terör hükümlüleri arasında infiale neden

olabilme riski idarenin öncelikle gözetmesi gereken bir durumdur. Bu riskleri

önlemek ve ceza infaz kurumunda düzen ve disiplinin sağlanması için bir kanalın

merkezî yayına alınmaması makul karşılanmalıdır. Özellikle kanalın yayınını

talep eden terör suçundan hükümlü kişiler ile farklı görüşteki diğer hükümlüler

arasında yaşanacak bir çatışma ortamının ceza infaz kurumunun güvenliğini

tehlikeye düşürebileceği açıktır. Öte yandan RTÜK tarafından söz konusu kanalın

yasaklanmamış olmasının, tek başına ceza infaz kurumunda yayınlanması için

yeterli olduğu söylenemez. Nitekim ceza infaz kurumunun kendine has koşulları çerçevesindeİdare ve Gözlem Kurulunun yaptığı

değerlendirmenin RTÜK'ün yaptığı değerlendirmeden farklı olacağı yadsınamaz.

Merkezî yayında bulunacak diğer kanalların anket sonucuna göre belirlenmesi ve

tutuklu/hükümlülerin televizyon yayınların izleyebilmesi de gözetildiğinde

başvurucunun talebinin karşılanmaması; ceza infaz kurumlarında düzenin ve

güvenliğin sağlanması, dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması amacıyla

demokratik toplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında

değerlendirilmiştir.

46. Bu kapsamda başvurucunun ifade özgürlüğü sınırlanırken ceza

infaz kurumunda düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı ile kişilerin ifade

özgürlüğü arasında makul dengenin kurulmadığı da söylenemez.

47. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Muhittin

PİRİNÇÇİOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4397, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Pirinççioğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4397
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5167)
  • S.s. Başvurusu (B. No: 2014/5727)
  • Mustafa Nihat Behramoğlu Başvurusu (B. No: 2014/11299)
  • Salim Ercan Başvurusu (B. No: 2014/12791)
  • Süleyman Demir Başvurusu (B. No: 2014/7307)
  • Murat Yasa Kılınç Başvurusu (B. No: 2014/14146)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.